14 Temmuz 2015

Geç Gelen Ağıtlar

Bir Ada istedin kendine
Hiddetli Deniz'le çevrili
Dingin Güneş'in ısıttığı
Huzurlu dinlenme yeri

Yetemedim sana.
Ben olmalıydım
o
yer :
arayıp bulmalıydım -
ama
yer
yar
ıl
dı -
yetişemedim
           - son
           ra:
gittin.

Ye
te
me
di
m.


Oruç Aruoba

12 Temmuz 2015

Gülüşün

İstersen yoksun bırak beni ekmekten,
yoksun bırak beni havadan, ama
yoksun bırakma beni gülüşünden.

Yoksun bırakma beni gülden,
kopardığın süsenden,
sevincinde ansızın
çağıldayan sudan,
seni apansız doğuran
gümüş dalgadan.

Savaşımım amansız, ve dönüyorum
yorgun gözlerle
ara sıra değişmeyen
görünüşüne toprağın,
fakat gülüşün vardığında,
yükseliyor göğe ve arıyor beni,
ve açıyor benim için
bütün kapılarını hayatın.

Sevgilim, bu en karanlık zamanda
yayılıyor gülüşün,
ve birden görüyorsun
kanımın püskürdüğünü
caddedeki taşlara,
gül, çünkü
ellerim için gülüşün
serin bir kılıç olacak.

Güzün denize yakın
yükseltecek gülüşün
köpükten çağlayanını,
ve güzde, sevgilim,
beklediğim çiçek gibi
arzulayacağım gülüşünü,
o mavi çiçeği,
ses veren anayurdumun gülünü.

Gecede gülüşün,
gündüzde, ayda,
gülüşün
adanın dolambaçlı sokaklarında,
gülüşün seni seven
bu hantal erkekte;
fakat açtığımda
ve kapattığımda gözlerimi,
uzaklara gittiğimde,
geri döndüğümde,
esirge benden ekmeği, havayı,
ışığı, ilkbaharı,
fakat gülüşünü asla,
yoksa ölürüm ben.


Pablo Neruda

Öğle Rakıları

Buyurun içelim birer kadeh
Güzeldir öğle rakıları efendim
Unutulmaz
Bir kadından söz eder gibi
Utangaç, gizli yasak
Burası Arnavutköy efendim,
Eskiden ne güzel yerler vardı
Bir şilep geçiyor, bir tanker,
Bu Tarsus gemisi bizim
Karadenizden, seferden dönüyor
Sağlığa içelim, iyiliğe
Mutluluğa diyemem, dilim varmaz
Bugünlerde pek mutlu olanımız yok

Bakın denizin mavisi bitti
Çerçöp döküyorlar, ne derler
Çevreyi kirletiyorlar
Görgüsüz oldular çok
İttihatçılardan bu yana
Bet bereket kalmadı
Enver Paşa'nın mı dediniz,
Hayır, Naciye Sultan'ın
Kuruçeşme'deydi bilmezsiniz,
Kömür mezarlığı bütün kıyılar
Tekel mekel, Galatasaray adası
Onlar da öyle efendim,
Hoyrat, ne oldum delisi
Boğaz da kalmadı artık
Beşiktaş'tan başlardı
Bebek de bitti
Ya şu yeni yetmeler efendim
Boğazlı oldular
Yahya Kemal Beyle evet
Dalgın sular, körfez, martılar
Kalmadı efendim kalmadı
Saat başına efendim

Birkaç yunus geçerdi
Ne mi oldu, öldüler

Bilir misiniz efendim öğle rakıları
Yani resimlere benzer gündüz gözüyle
Gündüz gözüyle bakılan
Yeni resimlere inanmazsınız
Bir Asmalımescit meyhanesinde, Pera'da
Biraz küf, mazi, mahrem kokan
Biraz Tünel, Sait Faik, Mösyö Rober
Kimler yoktu buralarda
Kimler gelip geçmedi
En iyisini Fikret Adil bilirdi
Kitaplarında kaldı
Siyah-beyaz bir fotoğraf oldu

Beyoğlu geceleri mi
Kalmadı efendim nerde
Hani karanfilli Ümit Deniz
Her masada bir damla gözyaşı
Her yudumu zehir Cahit Irgat
Hacıağalardan bu yana
Dünya savaşından sonra
Her şey bitti
Yok caddeyi kebir
Banka banka banka
Sakal sakal sakal
Neden mi öğle rakıları
Gündüz gözüyle efendim
Bir kadehin özgürlüğü
Nalçalı kundura uygun adım
İçki, kadın, porselen
Ses, söz, şarkı
Her şey bunadı efendim
Ben de bunadım.

Mehmed Kemal
Öğle Rakıları / Broy Yayınları / İstanbul 1987

Ayakların

Yüzüne bakamadığım anlarda
bakarım ayaklarına
Ayakların yay kemikli
küçük, pek. 
Bilirim ki taşırlar seni,
ve tatlı ağırlığın yükselir üzerlerinde
Belin ve göğüslerin
çifte ergunavisi memelerinin
yuvaları gözlerinin
demin uçuşup giden
geniş ağzın, meyveden, kızıl saç örgülerin,
küçücük burnum benim
Ama ayaklarını severim ben
yalnızca çünkü onlar yürüdü
üzerinde toprağın ve üzerinde rüzgarın ve üzerinde suların,
beni bulana kadar.

Pablo Neruda

Karalamalar

Henüz başlamamıştık
Bitirmişler

*

Sorularınızdan anladım
Eksiklerdi engellerim

*

Söz kolay
Şakımışım kuş gibi

*

Altı yıl köpeğinim dedindi
düzyollarda
Altmış yıl hayali bir sese havladım

*

Engebe en gebe
Şimdi başlayabilirim

*

Bileğin diyorum
Sol bileğin
Yüzüme sürerdin
Vedalaşırdık
Damarın damarıma
Bana bıraktığın buydu

*

Sarışındı öfkeli dağlardı
Öte yanı dingin

*

Mavi boncuklar taşırdı
Kadınlar için
Kendini biricik
Sanan kadınlar

*

Ben yoktum
Ben hiç yoktum
Elden ne gelir
Gitsemdi kalsamdı
Köle
Çocuklardan
Çocuklarla kaldım
Korudum kolladım birer birer uçtular
Cezaevleri mi hastaneler mi

*

Yürüyorum
Kimselere değmeden
Kokularını duymadan
Onlar insan gibi kokmuyorlar
Kokularına korkularına
tutsak olmuşlar

*

Birileri sarıp sarmalamak
istiyor beni
Uyku vaktin geldi
Uyuya uyuya ölmelisin

*

İnadın anlamı yok
Ölünüyor
Ben bilmezden geliyorum

*

Ben bu dünyanın Alevisi olmalıyım
Yana yana tükenmediğime göre

*

Ahparig
Boylu boyunca
Yatırıldığın yer
Ömründe tek dinlenceydi
Dünyaya baktın ilk kez
Duru kaygısız
Soluğun bile ağırdı
Bıraktın gitsin
Ahparig


Ankara, 2015

Gülten Akın
kitap-lık Dergisi Mayıs-Haziran 2015

Bi daha yıkıldım kitapçı

Denizin gökyüzünün fotoğrafını çekiyordum
Sonra kendimi çektim bikaç
Sonra... gözlerimdeki anlamı merak ettim
Poz vermeden çektim sonra
Bununla karşılaştım
Bi daha yıkıldım kitapçı

Betül Gezen


30 Haziran 2015

Aramızdaki

Sevgilim sevgilim
kuzey sanrısı gibidir
geceyi beşe filan böler
sonra ayılar hüzünden ölmez
sevgilim sevgilim
açlıktan ölür onlar

işte bundan ötürü
hüznü artık bir ayıya bıraktım
sevgilim sevgilim
bir ayıya
ister ormanda kullansın
ister buzdağında

hayatın kutlu olsun sevgilim
ki sana değişe değişe aktım
kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-uykusuz kalır mı onlar bilmem aslındasevgilim
sevgilim
bir orman gibi çoğal aramızda
sen çoğal aramızda
şehirden bir çocuk olarak şurda burda
bir sabuntozu markasında köpürerek
çınarın tutsaklığını
ve menekşenin sevincini yaşa
sevgilim sevgilim
hüzne yer var hayatımızda


Turgut Uyar