29 Temmuz 2015

Kalabileceği, gizli bir yeri olmalı

Kalabileceği, gizli bir yeri olmalı,
Her insanın.
Kimsesi olmadığında gidebileceği.

Anılarını değiştirebilmeli,
Her insan.
Geleceği olmadığında seçebileceği.

Rüyalarını unutabilmeli,
Her insan.
Kimsesi kalmadığında sevebileceği.

Bir şiir yazmalı,
Her insan.
Anlamı kalmadığında okuyabileceği.

Uzak bir dağda, bir ağaç dikmeli,
Her insan.
Kimsesi olmadığında özleyebileceği…

Sahir Üzümcü

24 Temmuz 2015

Genç çocuk ona demeti uzatırken eli kızın serin ve ıslak eline değmişti

Delikanlı, demetini vermek için her zamanki yere geldiği vakit, kızı, kendisini bekler buldu. O da ıslanmıştı. Kim bilir ne zamandan beri, belki de yağmuru, bahçenin çiçekleri kadar hoş karşılatan bir gönül ürpertisi ile buracıkta bekliyordu.

Genç çocuk ona demeti uzatırken eli kızın serin ve ıslak eline değmişti. Onların küçük mâcerâlarının büyük vuslatı her zaman bu idi ve bu kaldı.

*

O gün akşama doğru yağmur dindi ve güneşin ateş başı, tekrar tabiatı ısıtıp kuruttu. Zaman oldu; yazlar lışa döndü, kışlar baharların koynunda ılındı, gülüp söyleyen günler, hastalıklı güzlerin pençesinde solup sarardı. Hulâsa aylar ayları, yıllar yılları kovaladı. Böylece de delikanlının ilk aşk tezâhürleri, mâsum bakışmalar, ferâgatli sözleşmeler, çiçek ve nâme kapılarına paslı birer kilit takarak, onu, sayısını bilmediği mâcerâlara ititp yuvarladı. Böylece, erginlik çağı, ona taarruz ve ihtiras senelerini yaşatırken, eli, birçok sıcak, kokulu, fettan kadın elleri sıktı. Ammâ gene de, bir zamanlar çit arkasından değdiği serin, titrek ve mâsum eli unutamadı.


Sâmiha Ayverdi / Yusufçuk

Başarısız oldum..

Ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyun eğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? Bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu ‘başarı’—-ben’im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim bir şey. Karşılığında kim olduğumu verdiğim bir ‘kimlik’… Bunu kabul etmedim—Şunu bilmeni istiyorum: Pişman değilim; hiç de pişman olmadım. Ama şunu da bil ki, öyle gururlu falan da değilim-olmadım. Kendimden hiç nefret etmedim; ama bir türlü beğenemedim de kendimi. Çok acı çektim ama başkalarına da çok acı çektirdim. Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim-hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…

Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum-uyuşamadık. Hepsi bu…

Oruç Aruoba

18 Temmuz 2015

...

Babamın kabrini  ziyaretimizde kızımın yakaladığı bir an. Babamla dargın ayrılan annemin mezarının başında duruşu.

15 Temmuz 2015

- "just you"-

Mimozaları bekleyemedin
mi?

A
ça
cak
lar - dı...

Oruç Aruoba
Geç Gelen Ağıtlar / Metis

Özlem hüzünlüdür – hüzün de özlemli

33.

Özlem, batmış, ama aydınlığı hâla süren güneş gibidir-
bu yüzden akşamüstü saatleri, hüzün saatleridir.
Özlemin ayrılmaz ikiz kardeşidir hüzün:
kendi kendilerini çelen iki duygu olarak, hep,
biribirlerini çekerler-
Özlem hüzünsüz edemez; her hüznün de,
şurasında burasında, bir özlem, gizli, durur,
kıpırdanır.
Özlem hüzünlüdür – hüzün de özlemli.


Oruç Aruoba