Ölüm ara sıra yokluyor beni
Oturuyor geçip karşıma
Daha diyor, daha vaktin gelmedi
Sonra dönüp gidiyor başkasına
Ama herzaman bu böyle olmaz
Çocuklar, ihtiyarlar, tazeler
Görüyorum gider arasıra bekleşir
Hacıbayram önünde cenazeler
Birgün beni de alıp gidecek
Ne işine yararım bilmem
Tanrı katında utangaç beceriksiz
Zayıfım cehenneme giremem
Tanrı görünce beni
Azraile kızacak
-Niye getirdin bu çocuğu, diyecek
Daha gün görmemiş, cahil, habersiz
Çok vakti varmış yaşayıp sevişecek
Azrail kızarıp bozararak
- Efendimiz bir yanlışlık oldu, diyecek
Yeniden dünyaya getirecek değil ya
Alıp cehenneme girecek
Zebaniler de beni görünce şaşarlar birden
- Bre azrail getirilir mi buraya, derler
Böylesi, kırlarda gezip tozmalı
Gül koklamalı
Okşamalı güzel kadınları birer birer
Akşamları seyretmeli gün batarken
Pencereye vuran yağmuru geceleri
Sırtüstü uzanıp kitap okumalı
Sağmalı ak koyunlar gibi düşünceleri
Denize karşı durmalı mahzun
Kır atlar üstünde kuş gibi uçmalı
Kederlenirse sevinirse
Keyfince kendinden geçmeli
- Al götür getirdiğin yere bırak, derler
Şaşırır azrail mahçup
Geri getirse, adet değil
Bir yana gizleyemez korkusundan
Elimden tutar öyle
O benden utanır, ben ondan
Cahit Külebi
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
25 Aralık 2016
Müzmin Bir Şaire
Bir Beyaz Rustan kapmış
Bir Tepebaşı otelinde Şiiri
Gayrı ne permanganat ne antibiyotik
Bir akıntıdır gidiyor sittin senedir
Gözünden yaş geliyor su dökerken bile
Belini doğrultmak için Türk Şiirinin
Çekiyormuş bu çekilmez çileyi,
Yoksa çaldığı gibi başından büyük bir taşa
Kırarmış çoktan
Pelikan marka dolma kalemini
Bakarak bu Çağdaş ve de Cardaş Şaire
Hiç de zührevi değilmiş meğer Zühre!
Can Yücel
Bir Tepebaşı otelinde Şiiri
Gayrı ne permanganat ne antibiyotik
Bir akıntıdır gidiyor sittin senedir
Gözünden yaş geliyor su dökerken bile
Belini doğrultmak için Türk Şiirinin
Çekiyormuş bu çekilmez çileyi,
Yoksa çaldığı gibi başından büyük bir taşa
Kırarmış çoktan
Pelikan marka dolma kalemini
Bakarak bu Çağdaş ve de Cardaş Şaire
Hiç de zührevi değilmiş meğer Zühre!
Can Yücel
Aşklar Aşklar İçinde
(yüzündengölgesigeçiyorbüyükbirkuşun)
i.
ırmak
1. sen bir sorusun bir yaprağın sorduğu.
(biri bu , ötekisi yüzün)
2. bir ırmağa bakıyoruz bir ırmaklara çıkıyoruz.
(yüzün, kalan bir yaz gibi anlatıyor kendini)
3. dün bazı sulara eğildim, bazı aşklara
(fırtınanın içinden gelen bir ses midir şiir)
4. ben ki kapanık, solgun bir kış günüyüm.
(düşünde denizler, çan sesleri)
ii.
yaprak
1. nesneleri mi düşünür bilge epikuros
(pusatsız, yalın, som aşkı)
2. hem yaprak da yaşar yalnızlığı
(harlı bir aşk da)
3. de ki; böyle böyle öğrendik ama
(damımıza vuran bir akşamüstü güzelliği)
4. hem aşk da gölge ister.
(sık sık sorgulamak için -o da- kendini)
iii.
yüz
1. sabahları gri şiirler mi yazılır
(dedim ya, bende bir ırmağın yüzüdür yüzün)
2. böyle hep yüzüne getirip bırakıyorum işte
(olur olmaz bütün sözcükleri)
3. bu ben zayıfın sen tut elinden, sen katlan ona
(onu sen götür)
4. sen ki bir çiçeğin sesisin şimdi
(ben aşkla çılgına dönmüş bir kumaşçıyım)
iv.
(gelecek'tiraşkondanötetarihyoktur)
aşkta ve acıda
1. bu senin vaktin onu uzatıyorsun bana
(aşkta ve acıda)
2. ben ki savrula savrula yaşadım
(anka ki, bütün yaşları yaşadım)
3. şimdi sen galata'da bir sinagogdasın işte
(ve tüylü bir şeftali gibi ağzın)
4. aşklar ki deniz resimleri gibidir.
(yaşarken bilinmek ister)
v.
akşamım ben
1. akşamım ben
(kirpiğinden tam öperken)
2. senin gövden yeni süren çayırlar mıdır
(eğildim öyle buldum)
3. bakardım su altındaki ovalardır göğsün
(bakardım suyun sağ eli)
4. akşamım ben.
(ağzının ipek terkisinde)
vi.
sürgün
1. benim zamanım bir ikindi zamanıdır
(kitaplarda, akşamlarda)
2. pis bir kış geçirdim ağzından uzak
(ağzının gönderine çek beni)
3. aşklar da sürülmüş müdür
(sordumdu bir zaman)
4. bunlar senin uyandığın saatler içindir
(de ki; gelecek'tir aşk.)
vii.
(karanlığımdabiralatgibiboynun)
sesler
1. günün eli elimizde yürüyoruz.
(saatleri, atları, kırlangıçları geöiyoruz)
2. mutsuz zamanlarda buluştuk.
(zaman, onu unutma)
3. sesler de yaşamış mıdır?
(sözlüklere baktım geçmiyor)
4. anımsa, anımsamamak için vardır bu dünya.
(zamana bizden bir ses gelir düşer)
viii.
ben gelirdim
1. biliyor musun sen bir şiire girmek gibisin.
(eflatun bir şiire)
2. ben gelirdim.
(bir yağmur sesinin yanı sıra yağardı)
3. sanki çin'li bilge fuke'ydim
(gecede çan çala çala giden)
4. gelirdim senin kara saçların, kırmızı yüzünde
(isli çıplaklığının düğümünde dönerdim)
ix.
ölümlerde aşklarda
1. sevgilim çekilen bir deniz hüznüyüz biz
(ilk batıklarla geçmiş yaşamı)
2. bizim değil, homeros'undur bu dünya
(mı diyordu ölü yorgo seferis)
3. sanki bu dünyada yaşamamışız gibi biz bu aşkı
(sanki bir anıdır o artık)
4. bunlar bir hüzne götürmek için değildir seni
(ölümlerde, aşklarda)
x.
(biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı)
ben ki
1. bir sürgünlüktür aşk
(sevgilim, birden böyle dedim)
2. buğulu sesin, kirpiklerin
geceme düştü durdu
3. ben ki hala eskisi kadar yaralıyım
ben ki günlerimde aşklarla büyüdüm
4. bir sürgünlüktür aşk
(bütün kitaplarda)
xi.
iyi gül
1. gözlerini düşündüm
gözlerini, gözlerini, gözlerini
2. gördüm oradaydı hep o iyi gül
(aşkın eğdiği)
3. oradaydı sonra orada
gördüm gök bahtiyar
4. böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde
kuruttum böyle bir uzak rüzgarda kendimi
xii.
yaşamış olan
1. burda kapanıyor işte
yüzünle başlayan bir med zamanı
2. taşlar demirler yosunlarız şimdi
rüzgarın denizin getirip yıktıkları
3. ey sası çağ!
"yaşamış olan ölüdür şimdi"
4. biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı
(gelecek'iz şimdi)
İlhan Berk
i.
ırmak
1. sen bir sorusun bir yaprağın sorduğu.
(biri bu , ötekisi yüzün)
2. bir ırmağa bakıyoruz bir ırmaklara çıkıyoruz.
(yüzün, kalan bir yaz gibi anlatıyor kendini)
3. dün bazı sulara eğildim, bazı aşklara
(fırtınanın içinden gelen bir ses midir şiir)
4. ben ki kapanık, solgun bir kış günüyüm.
(düşünde denizler, çan sesleri)
ii.
yaprak
1. nesneleri mi düşünür bilge epikuros
(pusatsız, yalın, som aşkı)
2. hem yaprak da yaşar yalnızlığı
(harlı bir aşk da)
3. de ki; böyle böyle öğrendik ama
(damımıza vuran bir akşamüstü güzelliği)
4. hem aşk da gölge ister.
(sık sık sorgulamak için -o da- kendini)
iii.
yüz
1. sabahları gri şiirler mi yazılır
(dedim ya, bende bir ırmağın yüzüdür yüzün)
2. böyle hep yüzüne getirip bırakıyorum işte
(olur olmaz bütün sözcükleri)
3. bu ben zayıfın sen tut elinden, sen katlan ona
(onu sen götür)
4. sen ki bir çiçeğin sesisin şimdi
(ben aşkla çılgına dönmüş bir kumaşçıyım)
iv.
(gelecek'tiraşkondanötetarihyoktur)
aşkta ve acıda
1. bu senin vaktin onu uzatıyorsun bana
(aşkta ve acıda)
2. ben ki savrula savrula yaşadım
(anka ki, bütün yaşları yaşadım)
3. şimdi sen galata'da bir sinagogdasın işte
(ve tüylü bir şeftali gibi ağzın)
4. aşklar ki deniz resimleri gibidir.
(yaşarken bilinmek ister)
v.
akşamım ben
1. akşamım ben
(kirpiğinden tam öperken)
2. senin gövden yeni süren çayırlar mıdır
(eğildim öyle buldum)
3. bakardım su altındaki ovalardır göğsün
(bakardım suyun sağ eli)
4. akşamım ben.
(ağzının ipek terkisinde)
vi.
sürgün
1. benim zamanım bir ikindi zamanıdır
(kitaplarda, akşamlarda)
2. pis bir kış geçirdim ağzından uzak
(ağzının gönderine çek beni)
3. aşklar da sürülmüş müdür
(sordumdu bir zaman)
4. bunlar senin uyandığın saatler içindir
(de ki; gelecek'tir aşk.)
vii.
(karanlığımdabiralatgibiboynun)
sesler
1. günün eli elimizde yürüyoruz.
(saatleri, atları, kırlangıçları geöiyoruz)
2. mutsuz zamanlarda buluştuk.
(zaman, onu unutma)
3. sesler de yaşamış mıdır?
(sözlüklere baktım geçmiyor)
4. anımsa, anımsamamak için vardır bu dünya.
(zamana bizden bir ses gelir düşer)
viii.
ben gelirdim
1. biliyor musun sen bir şiire girmek gibisin.
(eflatun bir şiire)
2. ben gelirdim.
(bir yağmur sesinin yanı sıra yağardı)
3. sanki çin'li bilge fuke'ydim
(gecede çan çala çala giden)
4. gelirdim senin kara saçların, kırmızı yüzünde
(isli çıplaklığının düğümünde dönerdim)
ix.
ölümlerde aşklarda
1. sevgilim çekilen bir deniz hüznüyüz biz
(ilk batıklarla geçmiş yaşamı)
2. bizim değil, homeros'undur bu dünya
(mı diyordu ölü yorgo seferis)
3. sanki bu dünyada yaşamamışız gibi biz bu aşkı
(sanki bir anıdır o artık)
4. bunlar bir hüzne götürmek için değildir seni
(ölümlerde, aşklarda)
x.
(biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı)
ben ki
1. bir sürgünlüktür aşk
(sevgilim, birden böyle dedim)
2. buğulu sesin, kirpiklerin
geceme düştü durdu
3. ben ki hala eskisi kadar yaralıyım
ben ki günlerimde aşklarla büyüdüm
4. bir sürgünlüktür aşk
(bütün kitaplarda)
xi.
iyi gül
1. gözlerini düşündüm
gözlerini, gözlerini, gözlerini
2. gördüm oradaydı hep o iyi gül
(aşkın eğdiği)
3. oradaydı sonra orada
gördüm gök bahtiyar
4. böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde
kuruttum böyle bir uzak rüzgarda kendimi
xii.
yaşamış olan
1. burda kapanıyor işte
yüzünle başlayan bir med zamanı
2. taşlar demirler yosunlarız şimdi
rüzgarın denizin getirip yıktıkları
3. ey sası çağ!
"yaşamış olan ölüdür şimdi"
4. biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı
(gelecek'iz şimdi)
İlhan Berk
23 Aralık 2016
Bu dünyadan ayrılmak o kadar çetin bir iş ki!
Hâlbuki sadece birkaç yıl önce ölmüştün
Temiz bir yüz, açık tenli eller, hepsi yok oldu şimdi
Bu dünyadan ayrılmak o kadar çetin bir iş ki!
Geride bırakmak zor
Ama sonunda huzura kavuşuyor insan
Çiçekler var mezarının kuzeyinde
Taze Jiangnan karları üzerini kaplamış.
Bai Juyi
Çiçek Olmayan Çiçek / Dergâh Yayınları
Çeviren: Engin Yurt
Temiz bir yüz, açık tenli eller, hepsi yok oldu şimdi
Bu dünyadan ayrılmak o kadar çetin bir iş ki!
Geride bırakmak zor
Ama sonunda huzura kavuşuyor insan
Çiçekler var mezarının kuzeyinde
Taze Jiangnan karları üzerini kaplamış.
Bai Juyi
Çiçek Olmayan Çiçek / Dergâh Yayınları
Çeviren: Engin Yurt
22 Aralık 2016
Gölgeler Aşmakta Bizi
Bir gün karşılaşacağız,
kağıttan bir kayık ile
nehirde küllenen bir karpuz gibi.
Dünyanın erinçizliğini
içimizde yaşatacağız. Avuçlarımızla
güneşin ışığını karartacağız ve el fenerıyle
yaklaşacağız.
Günlerden birinde rüzgar
estiği yönde durağan olacak.
Kayın yapraklarını gönderecektir
eşikte duran pabucumuza.
Kurtlar masumluğumuzun
peşine düşecektir.
Kelebekler yanaklarımıza
kendi tozunu dökecektir.
İhtiyar bir nine her sabah
bekleme odasında masalımızı anlatacaktır.
Şimdi dediklerim bile
önceden söylenmiştir: rüzgarı bekliyoruz
Hudut kapısındaki iki bayrak gibi.
kağıttan bir kayık ile
nehirde küllenen bir karpuz gibi.
Dünyanın erinçizliğini
içimizde yaşatacağız. Avuçlarımızla
güneşin ışığını karartacağız ve el fenerıyle
yaklaşacağız.
Günlerden birinde rüzgar
estiği yönde durağan olacak.
Kayın yapraklarını gönderecektir
eşikte duran pabucumuza.
Kurtlar masumluğumuzun
peşine düşecektir.
Kelebekler yanaklarımıza
kendi tozunu dökecektir.
İhtiyar bir nine her sabah
bekleme odasında masalımızı anlatacaktır.
Şimdi dediklerim bile
önceden söylenmiştir: rüzgarı bekliyoruz
Hudut kapısındaki iki bayrak gibi.
Bi Şeyim Yok
Ben iyiyim
Odadan odaya yaşıyorum burada
Bahar falan geliyor dışarıdaki otlara
Birden hafifliyor havalar pencereden dolunca
Gözlerini kısmış bir yalnızlıkta köpüren çaylar
Adımın terkisinde dul kalmış aşklar
İyiyim, bi şeyim yok
Öyle büyük kelimelere de ihtiyaç duymuyorum
Gülümsüyorum halime herkes uyuyunca
Topuğu çıkmış bir kadının elinden tutuyorum düşlerimde
Birbirimizi anlamaya yetiyor bu
Hem kimse bir şey getirmeyecek bana
Bendeki neyse onu yaşayacağız onunla da
Böyle iyiyim, bi şeyim yok
Kalbim çok hızlı çarpıyor sevgilim
Bakışlarım titrese de sana bakınca
Harfsiz bir ayna sanki ben beyaz yüzün
Gecikmiş bir sadelik ikimiz arasında
Bunu da seviyorum kıssadan hisse gibi
Durmadan bir yürüyüşü koyuyorum ortaya
Çok hızlı yutuyorum merdivenleri
İyiyim, incinecek kadar…
Kimseye verilmiş bir sözüm yok
Kimseyi beklemiyorum
Cumartesi ikindilerine benziyor hayatım
Bazen gökyüzü damlıyor kâğıtlarıma
Bazen kan bağıyla bağlanıyorum kaderime
İyiyim, hiç bi şeyim yok
Süleyman Unutmaz
“Selamun aleyküm. İnşallah Allah'a emanet olun. Ben iyiyim. Bunlar ihanet etse de inşallah alemlerin Rabbi, karşılık olarak cenneti verecek. Allah'a hamdolsun. Yok, bir sıkıntı yok elhamdülillah. Allah böyle diledi, böyle olacak. Benim tek üzüldüğüm sizlersiniz. Siz üzüleceksiniz ben üzülüyorum. Allah'a emanet olun"
Odadan odaya yaşıyorum burada
Bahar falan geliyor dışarıdaki otlara
Birden hafifliyor havalar pencereden dolunca
Gözlerini kısmış bir yalnızlıkta köpüren çaylar
Adımın terkisinde dul kalmış aşklar
İyiyim, bi şeyim yok
Öyle büyük kelimelere de ihtiyaç duymuyorum
Gülümsüyorum halime herkes uyuyunca
Topuğu çıkmış bir kadının elinden tutuyorum düşlerimde
Birbirimizi anlamaya yetiyor bu
Hem kimse bir şey getirmeyecek bana
Bendeki neyse onu yaşayacağız onunla da
Böyle iyiyim, bi şeyim yok
Kalbim çok hızlı çarpıyor sevgilim
Bakışlarım titrese de sana bakınca
Harfsiz bir ayna sanki ben beyaz yüzün
Gecikmiş bir sadelik ikimiz arasında
Bunu da seviyorum kıssadan hisse gibi
Durmadan bir yürüyüşü koyuyorum ortaya
Çok hızlı yutuyorum merdivenleri
İyiyim, incinecek kadar…
Kimseye verilmiş bir sözüm yok
Kimseyi beklemiyorum
Cumartesi ikindilerine benziyor hayatım
Bazen gökyüzü damlıyor kâğıtlarıma
Bazen kan bağıyla bağlanıyorum kaderime
İyiyim, hiç bi şeyim yok
Süleyman Unutmaz
“Selamun aleyküm. İnşallah Allah'a emanet olun. Ben iyiyim. Bunlar ihanet etse de inşallah alemlerin Rabbi, karşılık olarak cenneti verecek. Allah'a hamdolsun. Yok, bir sıkıntı yok elhamdülillah. Allah böyle diledi, böyle olacak. Benim tek üzüldüğüm sizlersiniz. Siz üzüleceksiniz ben üzülüyorum. Allah'a emanet olun"
21 Aralık 2016
Ne bir mezar taşı istiyordu ne de herhangi bir yazı
Vasiyetinde, bir ağaç gölgesinin altında huzur ve karanlık içinde uyuyarak dinlenmek istemişti. Ne bir mezar taşı istiyordu ne de herhangi bir yazı.
Eduardo Galeano / Aynalar
Eduardo Galeano / Aynalar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bercestelerim
Ağlamak Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal S...
-
Bir yağmur damlasına çizdim o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü… Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları Özkan Mert Her yağ...
-
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yab...
-
Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin...
-
Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap ...
-
Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Kon...
-
Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vur...
-
Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir...
-
sarıp sarmaladı bizi kanatlarıyla bezginlik; beşikten mezara başımızın ucundan ayrılmadı hiçlik * kadınlar az şey beklemiyor sizden ...
-
Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boy...





