27 Mart 2017

Aşkın Kitabı 2

Eşim Belkıs'a:
Hayat arkadaşıma
Şiir arkadaşıma

Nizar


2

sevgilim soruyor bana:
ne fark var benle gök arasında?
aranızdaki tek fark sevgilim
unutuyorum göğü
sen gülünce


Nizar Kabbani
Çeviren: Mehmet Hakkı Suçin

Aşkın Kitabı 3

3

aşk aya yazılmış güzel bir şiirdir
ey sevgilim
aşktır resmedilen ağaç yapraklarına
aşktır nakşedilen serçelerin tüylerine
yağmur damlalarına
fakat bir erkeği severse bir kadın
elli taşla taşlanır
memleketimde


Nizar Kabbani
Çeviren: Mehmet Hakkı Suçin

Tesellim Olan

Sen nasıl teselli edebilirsin beni
sen, tesellim olan?
Varlığının özünü sevdiğim
küçük ayaklarının izlerini bıraktın
ruhuma
kıyıların ıslak kumlarında kalan

Gunnar Ekelöf
Çeviri: Hüseyin Baş

26 Mart 2017

Jübile

kanıyor içimde güneşe bakan güller
biliyorum sözcüklerin eğimini
beni bu odaya gömen şeyin de adı var
her gün bakar gölgesiz bir eşikten
bir istavroz çıkarıp zamana karşı

biliyorum saflığın karmaşayı beklediğini
sunulmuş armağanlar gibi kıyıda unutulan
bir hıncı bileyen anılarla kabarır yelkeni

yoruldum her şeye bir anlam bulmaktan
günü sularla anmaktan gülü kuşkuyla
terk edip mavi sözleri saten bir tene
kusuru aramaktan kusuru sevmekten
derim ki teşnedir ruhum gelmeyen cevaplara
adım geçmez bir kadının rüyalarında
geçer zaman göğün çeperinden
ayılır orada bir suskunun depremi

kimsiniz
bu boşluğu dolduran kim
gövdem mi soyunuyor anlamından

yoktur ruhun çeperinde bir mazi
yaşadım işte acı çektim yaşlandım
bu muydu herkesin benden beklediği

yok sesimle yankılanan bir yüz
mutsuz bir hayat tuhaf ilkeler filan
hatta bir ara bir dantel cumhuriyeti
hep gitmek terbiyesi iş ki marifet
kalmadı kimseye diyeceğim yalan
gitmeliyim kalmaktan iyidir çünki

kanıksıyorum demek gittikçe
bana şair diyorlar bilge diyorlar aydın filan
genç kadınlarda bir ilgi bir ihtimam
unutulmuş arkadaşlardan ortak ani talebi
oysa odalarda yankılanan bir sessizlik gibi
aynı yüze döküldüm bunca sene sonunda
beni yok sayan bir dilin içine süzülerek
efendiye sokuldum beni gör ben de varım diyerek
bıraktım annemin sesinde kamaşan dilimi

dürüst olmalıyım ey Türk şiiri
ne ben sarıldım sana ne sen sevdin beni
hükmetmek için senin gemsiz atına
rüzgârla anılmış olmalıyım
yoksa bilinir senin sözlüğündeki adım
Ortaşark'ta bir topluluk ve ondan olan kimsedir

şimdi yakanı bırakıyorum, çünki seni yendim
arıttım benimmiş gibi bütün sözcüklerini
buymuş demek bana yaşattığın cehennem
buymuş demek benden sakındığın özgürlük
ama sevdim seni çünki köleler severler
bir beyaz yüzde bir gölge gibi dururken
elleri olsun isterler uzun çarşılarda marifetli

burada ayrılıyor yolumuz Türkçeciğim
süzülmek için göğe salınan kanatlarla
bir sağa bir sola kolan vururken serseri
bir asinin gölgesiymişim biliyorsun
yakışmam artık kendi üstüme bile

öyleyse suya dönmeli çünkü suya dönmek iyidir
o suda bir elma boyuna soyunur
estirir rüzgârını kuzeye doğru
çünkü kuzeye esmek iyidir
çıkmak için bir masalın geçmiş kipinden!

Selim Temo
Jübile / agorakitaplığı / 2017

Orpheus'a Soneler XX

Yıldızların arası, ne kadar uzak; ama ondan çok daha uzak,
bu dünyadaki öğrenme süreci.
Biri, mesela, bir çocuk ... bir sonraki, bir ikincisi -,
Ne denli düşünülemez uzaklıkta birbirinden.

Kader, o ölçer bizi belki de varoluşun mesafesiyle,
bize yabancı görünse de;
düşüne ne çok mesafe var yalnızca genç kızla erkeğin arasında
o ondan kaçar ya da öyleymiş gibi yaparsa..

Herşey uzak -, ve çember kapanmıyor hiçbir yerde.
Bak tabağın içinde, neşeyle hazırlanmış masada,
garip duruyor balığın suratı.

Balıklar konuşmaz ... , demişti bir zamanlar. Kim bilir?
Ama yok mu sonunda bir yer, balıkların orada
dili olsun, o dil hiç konuşulmasa da?

Rainer Maria Rilke
Çeviren:Yüksel Özoğuz

Orpheus'a Soneler XI

BAK gökyüzüne. Hiçbir takımyıldızı var mı adı "süvari" olan?
Çünkü bu tuhaf bir biçimde mal olmuş bize
bu gurur dünyadaki. Ve bir ikinci kişi
onu yürüten ve tutan ve onu taşıyan.

Değil mi öyle, ele geçirilmiş ve ehlileştirimiş,
varlığın bu güçlü doğa parçası?
Yola çıkış ve dönüş. Yine de anlatır bir dokunuş.
Yeni uzakları. Ve bir oluverir her ikisi.

Ama gerçekten öyle mi? Veya her ikisi de
kastetmezler mi aynı yolu, beraber gittikleri?
Masa ve çayır ayırır onları adlandırılamaz biçimde.

Bir aldatmacadır yıldızların bağı.
Bir süreliğine sevindirsin bizi yine de
inanmak bu görünüme. Bu yeterli yine de.

Rainer Maria Rilke
Çeviren:Yüksel Özoğuz


24 Mart 2017

Korku Çiçekleri

Ne peygamber-, ne de can çiçekleri
Ne de buhûrumeryem;
Hep korku çiçekleri
Oldu saksılarımızı süsleyen.

Ürkek bezgin baktığımız göklerden
Yarınlara güvendi umduğumuz.
Çocuklar, evler ve ekmek...
Ama mutlu muyuz?

Zehirli, yeşerirse toprakta
Bir tohum, içtiği baldıranlardan
Açar korku çiçekleri, yozlasmış tür.
Yeni aşı ister, budamak ister
Bizden geçmiştir.

Vardığımız her çizgi bir duvar kesildi
Kaygan küfler aşamayınca.
Ve ne olur bilirsin
Ve güzeldir dünya...
Yaşamayınca..

Behçet Necatigil