18 Nisan 2021

Çoğalan

                          -babama ve amcama-

insan bir yorgunluktur sevgili babacığım
bunu sen söylemedin, kimseler söylemedi
bir sabah
bas ucumda kitaplar, masamda şiirlerim
gönlümde genç sevdaların haylaz kırgınlıkları
eldivenlerim içinde kımıldayan güllerle
ben yazdım hayatimin sağır duvarlarına.


ben yazdım
dikenli, uzun yollardan dolaştırdım özleri
binlerce dudak değmiş tılsımlı kelimeler
kul etti giysilerimi avucumdan dağıldı
sonra bir bahar geçti küflü kaldırımlardan
sahi, bir bahar miydi o yağız ergenliğim
kiralık pencerelerden gökyüzüne baktığım
içime konan serçeler, kitaplardaki efsun
balkonuma uzanan dal, sahi bir bahar miydi?

annem
sütten bir ikon gibi hayat damarlarımda
oğluna uzun bir ağıt olduğunu söylüyor
manasız buluyorum bütün ayinlerimi
gözlerimi afyon gibi içime çekiyorum
rahibeler görüyorum meryem güzelliğinde
ağır taş merdivenlerde baharı gözlüyorlar
bir kapı aralanıyor badem çiçeklerinden
küçük bir tufan alıyor çiçekleri, baharı
annem bir rüya oluyor, benimle konuşuyor.

bir ressam anlamayacak benim bildiklerimi
çünkü ben
gölgeleriyle oynayan büyümüş bir çocuğum
renklere kan veren damar benden alındı çünkü
gözlerime `çerçeveli` bir gözlük geçirildi
körelmiş bir hançerle kestim duygularımı
yemiş çaldım bahçelerden açlığım bastırınca
ürkütüp yalnızlığı `zeytin gözlü yar`çaldım.

bir irem hırsızıyım
sabık bir müntehirim sevgili babacığım
annemin bir meryem gibi sükunla emzirmesi
senin siyah saçlarımda defineler araman
gün geçtikçe ağırlaşan yorgunluğum içindi
aradım mevsimleri baharı bulamadım
-insan bir yorgunluktur sevgili babacığım-
bunu sen söylemedin
ben yazdım duvarlarıma külden avuçlarımla
kapandım yazılara
ellerini aradım.

Mehmet Aycı

Çocukluğuma Dönüş

Dalsam çocukluğumun eğri sokaklarına
Büyüyen yanım beni arayıp bulamasa
Girsem büyük dünyama birden ufalsa masa
Değse alnım annemin ıslak dudaklarına

Binsem günlerin bana kurduğu salıncağa
Gizlensem mor salkımlı çardağında sevincin
Şeytan uçurtması gibi seyirtsem sola-sağa
Beni yakalamak istiyenleri şaşırtmak için

Yatsam sırtüstü ak hamağına bulutların
Düşmek korkusu kalksa düşüncenin ağına
Yaşamak bıraksa beni sımsıkı tutacağına
Ve kırılsa içimde bir ayna gibi yarın!..

Sedat Umran

Habersiz

Çocuk uykusunda gülüyor
Yılların acı çığlığından habersiz
Elleriyle oynuyor karanlıklar
Sessiz sessiz.
Ah bebem
Rüzgâr saçlı bebem
Bilsen insanların hâlini bir
Bu kara yalnızlıkta körelen
Işık benimdir.
Bu uzayıp giden yolda
Ağlayıp ağlayıp da
Aklımı sokmuşum girdabına
Yaşamanın.
Çocuk uykusunda gülüyor
Yılların acı çığlığından habersiz
Elleriyle oynuyor karanlıklar
Sessiz sessiz.

Alaeddin Özdenören

Bir Gün Ölürüm

Uzak, solgun çocukluğum;
Akşam alacası, kasaba,
Çatılarda kargalar,
Hüzünlü gençliğim;
Sabahçı kahveleri,
Umutsuz aşklar.
Bir anı tüneği şimdi
Yaşadığım geçmiş yıllar.

Ben derim ki;
Ömrüm, ömrüm!
Mumlar neden eriyip sönerler de
Tersine doğru yanmazlar
Uzayarak yeniden
Ve insan doğmak ister mi
Bir daha ölmek için?

Ölümü arayarak geçti
Bunca yılım.
... annem
Beni komşunun oğlu kadar seven,
Yok olan babamdı belki
Ölüm tutkumu pekiştiren.

Elbet bir gün ölürüm.
Ömrüm, ömrüm
Ve yanan mum,
Kara bir fitil bırakan ardında.
Ne kadar benziyor birbirine.

Zifiri karanlık gece.
Mum bitti, yanmadı tersine.
Beyaz mürekkeple yazdım
Bu şiiri karanlığın üstüne.

Ben derim ki;
Geçip gider zaman.
Geri alınmaz bazı şeyler.

Ömrüm, ömrüm
Ve yanan mum biter.

Soğur cehennem bile!

Metin Altıok

Ben Şiirlerimdeki Adam Değilim

Ben şiirlerimdeki adam değilim
Benim değil şiirlerimdeki yüz
Söyledimse de bazı şeyleri, 
Bazılarını gizledim

Mümkün mü söylemek her istediğini
Der geçersin, ne gereği var şimdi
Kimi zaten söylenmemeli
Ya zehirlersem birini

Hakkında hiç konuşmadıklarımızsa
Her birimizin ısrarla
Küçümsenir ve yaratırlar
Şu yüceltilen yönlerimizi

Ve sırası gelmeyecek şeyler var
Vaktiyle atlanmıştır çünki
İşte onlar.. asıl önemlisi

Ben böyle iyi etmemişim Cahit abi
Hecelerine bölüp seçmekle kelimeleri
Çar Birinci Nikola yanımda ne ki
Şiir aceleci, ben bu yaşıma gelmişim

Daha bilmiş ve kabul etmiş değilim gerçeği
Alıp götürdü ama çoktan yaşama kuvvetimi
Bitirdi erdemlilik, bitirdi beğenilme isteği
Ve daha acısı var, söylemeyeyim

Memnunum
Bilerek kötülük etmemekle
Kendimden başka bir kimseye
Varsa başka bir hayat, onda hakkım var
Affettiğimi kim söyledi
Kötülüğüne kötülükle karşılık vermediklerim

Olduğundan fazla göstermek istedim 
Sevdiklerime sevgimi, yalan değil ki
Ama masum sayılır
Gördüm sevme yetimi güçlendirdiğini

Her şeyi söyleyebilirim
Az değil yitireli umutlarımı
Tasam yok gölgesi düşecek diye 
Birkaç şiirime cürümlerimin

Kime neyi ne diye itiraf edeyim
Anlatsam bir anlayan çıkar mı ki
Batakhanelere sızan ezan sesinin
Yüreğe nasıl işlediğini
Bana kalırsa daha yücedir onun hissi
Bir cami avlusunda beklemekten namaz vaktini

En fenası şu
Başkalarına bölüştürdüm
Kendime göstermekle mesul olduğum
Dürüstlükle iyi niyeti
Nerde görsem tanıdım cesareti
Korkakça tedbirlerle yönettim kendimi

Yaş otuz beş
Üstüne bir on yıl daha koy o benden
Selamlaşarak geçtiğini görüyorum iki bulutun
Budur işte hayatımın varsa bir tesellisi
‘Yeter ki gün eksilmesin penceremden’
Biliyorum bunu diyeceğini
Ama çok seneler geçti üstünden

Cevdet Karal



Uzaklaşacaksın

Uzaklaşacaksın benden, biliyorum
Adım atar gibi çocukluktan ergenliğe
Gelişip serpilecek bahanelerin

Ben sevgine layık değilim!
Bu olacak ilk söyleyeceğin,
Belki farkında değilsin
Bununla ne demek istedin

Gün gelecek, yeter diyeceksin
Gözümü güneşe benzettiğin,
Kırılsam da altta kalır mıyım,
Gece göğünü yırtan şimşeğim!

Sen karanlık birisin diye,
Ekleyeceksin sözlerine,
Hiç reva mı beklemek
Yarın kırışacak yüzüme,
Yatağında üzgün bedenimi
Isıtmıyor gözüm, güneşse de

Yaz ve kış gibiyiz, diyeceksin
Sen yaşlandın, ben gencim
Hesabını tutmaya başlayacaksın
Bana cömertçe verdiklerinin

Bilmem hükmün ne olur o gün,
O beni sevmekle yetindi,
Ben hayatımı verdim mi dersin
Bir cimrinin avucu gibi kalbi,
İşte bunu demenden çekinirim
Onu sımsıkı kapalı tuttuysam
Sen oradan hiç çıkma istedim

Yavaşça uzaklaşacaksın benden
Katlanılmaz bulacaksın, biliyorum
O çok iyi dediğin yönlerimi
Susuyorsam, konuş diyeceksin
Başına mı yıkıldı dünya senin
Konuşsam, azar gibi sitemin,
Gören olmuş mu bir çiçeğin
Yerini aldığını, onun isminin
İşte mutluluk diye verdiğin!

Adı kolayca anılır şimdi
Gülüşünü benzettim diye
Bana savaş açtığın kişinin
Yılların hatırı yok mu dersin
Seven kadın incitmemeli
Bir erkeği kendisi gibi seveni

Ne desem boşuna artık
Mademki ayrılacağız
Bu kaçınılmazmış aşkta
Onu ölüme bıraksak ya

Cevdet Karal


Son Konuşma

Kitabımı bitirdim
Böylece bitiyor benim
Çoktandır bitirdiğim
Hayatım da
Sanki bir ilaç biriktirmişim
Her uykusuz gecenin sonunda

Genç yaşta bile
Aksini düşünmedim asla
Ölümden bahsederken
Yalan karışmadı yazdıklarıma

Biliyorsun,
Dindar biri sayılmam yaşadığım hayatla
Çok az eğildi alnım
Ahşap masama korkuyla yapışmaktan başka
Gerçi az şey değildi
Onca günah arasında inancını korumak da

Beni sevdiğini anlamak için
İnkâra kalkışmak, Tanrıyla bir oyunmuş aramda

Merak edenler çıkacak
Geride bıraktığım kelimeyi
Bir anlamını söyleyeyim
Sadece bir kez yaşananların hepsi
Seni yaralamışsa
Dönüp değiştiremezsin ki

Belki de cesaret işi
Bir yolunu bulur tersine çevirirsin
O en acı veren deneyimlerin özlerini
-Benim için mümkün değildi
Yaşamın iyi kalplilikle verdikleriyse
Yeni günler için esinler seni
Varsa ertesi sabaha uyanma isteğin

Zayıfların
Zayıflığı üstünde dönüyor dünya
Bunu bilmeni isterim
Ve adalet vaat ediyor Tanrı daima
Şu var ki, ikisi bir araya
Gelmemişler hiç hayatla

Ve iyiler, iyiliğin gücüyle
Üstünlük taslar sana
Yaralar, yargılar hatta
Tanrıdan rol çalmış maskelerinin
Açığa çıkardığı
İkiyüzlü bakışlar ve imalarla
Bu nasıl inanmışlıksa

Ölmek
Ebediyen kaybetmek
Bir kadın tarafından
Sevilme ihtimalini
Başka bir şey değil aslında
Buydu söyleyeceklerimin en önemlisi

Bir kadın…
Dürüst olmak gerekirse
Sevmesini umduklarının hepsi
Umutsuz bir şarkıda farklı değil ikisi

Az önce iyiyim dedin
Ben de benzer şeyleri
Geç oldu artık
Üzülme bunu bulduğunda

Cevdet Karal