05 Şubat 2023

KONUŞMADAN ÖNCE DÜŞÜN

Konuşmadan önce düşün;
Gereği var mı?
Şefkat barındırıyor mu?
Kimseyi incitebilir mi?
Sessizliği bozacak kadar değerli mi?

Lao Tzu

HEYECAN

Sensation

Mavi bir yaz akşamı, buğdayların 
İçinden geçip çimenlere, otlara 
Basarak, yele verip saçlarımı, dalgın, 
Merhaba diyeceğim Patikalara !

Ne bir laf edecek ne düşüneceğim, 
Ve sonsuz bir aşk dolduracak içimi; 
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim, 
Mutlu, bir kadınla birlikteymiş gibi.

Mart 1870 

Jacgues Prevert
Çeviren: Yakup Yaşa 

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

Épitaphe

Mezarlığa uzanan kenar mahalleden, 
Bin bir hayal içinde her geçtiğimde, 
Tahta haçlarla, künyelerini bekleyen 
Çok sayıda taş mezar ilişirdi gözüme.

Uçup gittin yavrucuğum, ve karanlık 
Ördü ağını umudu tükenen ruhuma. 
Ah, adın kalbimden hiç çıkmayacak, 
Bir mezar taşına kazınmışçasına.

1877

François Coppee
Çeviren: Yakup Yaşa 

GÖL VE SÖĞÜT

Le lac et le saule

Yalnızlık şu derin gölün 
En tatlı, en sadık misafiri : 
Ne o güzel söğüdü ne kendisini
Bir an olsun terk etmiyor hüzün.

Karışır hüzünleri birbirine, 
Durgun ya da canlı anlarında, 
Soğuk havalarda, yağmurda, 
Güneşte, rüzgârın pençesinde.

Nerede bir eğlence görseler, 
Birlikte hemen koşar giderler. 
Kuşların keyfi yerinde ağaçta,

Göl sürekli ağaca, rengarenk 
Balıklarıyla; ağaç ise konuk 
Kuşlarıyla hava atıyor ona!

Maurice Rollinat
Çeviren: Yakup Yaşa 

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

L'épitaphe

Bir gün fâni dünyadan göçüp 
Gidersem, tabutumu örtüp 
Şöyle yazın mezar taşıma 
"Burda, bahtsızların piri yatıyor, 
Şu kara yerde ne güzel uyuyor 
Şimdi, oysa ne acılar çekmişti, 
Hayattayken ölmekti tek isteği; 
Gece gündüz daima sürükledi 
Peşinden o gün görmemiş deli, 
Kadersiz yüreğini, kırık kalbini. 
Ne hüzün dolu, ne zor günlerdi, 
O ne kâbustu, o ne beter zulüm. 
Yaşasın Ölüm! Yaşasın Ölüm !"

Maurice Rollinat
Çeviren: Yakup Yaşa 

04 Şubat 2023

ŞİİR SANATI

Art poétique

              Charles Morice'e

Musiki, her şeyden önce musiki, 
Bunun için Tekli Mısradan şaşma, 
Daha basit olur, sanki erir havada, 
Bırak ağdalı, alengirli söyleyişi.

Kelimelerini seçerken de yanılgı
Hakkın olsun, müsterih olasın. 
En güzeli dumanlı olandır şarkının, 
Hem Açık seçik hem Kapalı.

Tül ardındaki güzel gözler gibi
Olmalı. Gün işığı titremeli şiirinde,
Güpegündüz ılık sonbahar göklerinde, 
Ak yıldızların büründüğü mavi !

Zira Ayrıntının peşindeyiz hâlâ, 
Sadece ayrıntı, Renge ne gerek! Ah !
Ayrıntı baş göz eder bir tek 
Rüyayı düşle, kavalı boruyla !

O öldüren Nükteyi bırak !
Mavinin gözlerinden yaş getiren 
O berbat Fikir ve pis Gülüşten 
Uzak dur, alayı çürük sarımsak !

Şu Belagatin tutup boynunu kırsan !
Ne iyilik yaparsın, el atmışken, 
Azıcık da şu Kafiyeye dur desen, 
Zapt edilir mi, önünü almazsan ?

Kim icat etmiş şu illet Kafiyeyi !
Hangi sağır velet ya da hangi çılgın 
Zenci sarmış başımıza, eğenin 
Altında gıcırdayan şu kof sahte inciyi?

Her daim biraz daha Musiki ! 
Kanatlanan bir şey olmalı mısran, 
Bir gönülden kalkıp başka göklerin 
Başka sevdaların peşine düşmeli.

Mısran nane ve kekik kokuları 
Saçan sabırsız sabah rüzgârına 
Karışan hoş bir icat ve macera 
Olsun... Gerisi laf kalabalığı.

Paul Verlaine
Çeviren: Yakup Yaşa 

SON UMUT

Bir ağaç var mezarlıkta, 
Uzayıp gider gönlünce, 
Dikilmemiş yasa, kedere, 
Sallanır küçük bir kaya boyunca.

Bu ağaca, hem yaz hem kış 
Gelip konar bir kuş, 
Acıklı şarkısını söyler durur. 
O ağaç ve o kuş ikimiziz:

Sen hatıra, ben ise yokluk, 
Zaman geri gitse de, yazık, 
Yine başımı dizlerine koysam !

Ah, yaşamak mı! Güzelim, ne çare,
Düştü canıma soğuk ölüm...
Söyle bari kalbinde miyim?

Paul Verlaine
Çeviren: Yakup Yaşa