Ana içeriğe atla

Mehmet Başkak: Çocuklarınızı Korumanın En İyi Yolu, Çocuklarınızla Kaliteli Vakit Geçirmektir

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, tehlikeli sanal oyunlarla başa çıkmak için beş yol öneriyor:

FARKINDA OLUN

Çocuklara cazip gelebilecek en son sosyal medya trendleri veya uygulamaları hakkında kendinizi eğitin. Öğretici kaynaklardan yararlanın. Mavi Balina, 48 Hour Challenge dahil bütün oyunlardan haberdar olun.

ÇOCUKLARINIZIN NE DİNLEDİĞİNİ VE İZLEDİĞİNİ TAKİP EDİN

Kapalı kapılar ardında çocuklarınızın ne dinlediğini ve izlediğini takip etmek zordur. Fakat şu da bir gerçek ki çocuklarınız ilk olarak sizi izliyor ve dinliyor. Sigara içiyorsanız bırakmanın bir yolunu bulun. Instagram, Twitter gibi sosyal medya hesaplarında zaman geçiriyorsanız, çocuklarınızı aklınıza getirin ve bu huyunuzu bırakın.

ÇOCUKLARINIZLA SAKİNCE KONUŞUN

‘Bu tür oyunlar tehlikelidir’ veya ‘hayatını karatır’, tarzı yaklaşımlarla iletişime geçmeyin. Çocuklarınıza açık uçlu sorular sorun ve gerçekten söyleyeceklerini sonuna kadar dinleyin.

ANNE VE BABALARDAN OLUŞAN BİR AKADAŞ TAKIMI KURUN

Çocuklara ve gençlere ebeveynlik yapmak gerçekten zorlu bir iştir. Bu zorlu işle başa çıkmak bir omza, desteğe, ihtiyacınız olacaktır. Ayrıca arkadaş sayınız arttıkça, çocuklarınıza göz kulak olacak insan sayısı da artacaktır.

ONLARA VAKİT AYIRIN

Para kazanmak zorunda olan ebeveynler olarak hayatımızın çoğu meşgul bir şekilde geçiyor. Aile yemekleri, film geceleri, aile bisiklet gezintileri veya diğer düzenli aktivitelerle onlara zaman ayırdığınızdan emin olun. Arabada, telefonunuzu kırmızı ışıkta kontrol etmek yerine, onu kapatıp yere koyun. Bir konuşma başlatın veya bir soru sorun. Çocuklarınızın tutkuları hakkında konuşun. Onları heyecanlandıran şeyleri öğrenin. Bu göz kamaştırıcı anlar çocuklarınız için gerçekten önemlidir.

Mehmet Başkak


Mavi Balina, önce hipnoz ediyor sonra öldürüyor

SANAL HİPNOZLA BEYİNLERİNİ YIKIYORLAR

Çocuklar ebeveynlerinden yeterince sevgi ve ilgi alamadıklarında, kendilerinden intihar etmelerini isteyen zayıf bir ilgi olsa bile onlara ilgi gösteren herkese karşı savunmasız kalırlar.

Buradaki en önemli unsur, çocukların önce kabul edilebilir tekliflerle, daha doğrusu direktiflerle oyuna dahil edilmesi ve sonraki adımlarda her söyleneni yapmaya koşullayan bir sanal hipnoz sürecine sokulması. İlk sorular itaat etmeye eğilimli, sorgulamayan, bilişsel becerileri yeterince olgunlaşmamış çocukları seçmeye yönelik. İlk sorulardan sonra ise oyun üzerinden gittikçe derinleşen bir sanal hipnoz süreci oluşur. Burada aslında önemli olan oyun oynamak değil; oyunun, oyuncunun risk içeren emirleri sorgulamadan uygulamasına yönelik, kötü amaçlı telkinlerle kurgulanmış olması. Basit adımlardan, zor adımlara doğru gelişen bir süreç söz konusudur. Körpe zihinlerin kendilerini öldürmeyi dahi oyunun bir parçası gibi düşünmelerini sağlayan bir algı 50 adımda inşa edilir. Oyunda subliminal (bilinçaltına hitap eden telkinler) de kullanılıyor.

Çocuklar, sonuncusu intihar etmek olan kendilerinden istenen 50 görevi yaparken, beyinleri yıkanmış bir duruma gelir. Bu şekilde intihar etmeleri gerektiğine, çünkü öbür tarafta onları daha iyi bir hayatın beklediğine veya intihar etmezlerse başlarına ya da ailelerinin başına kötü bir şey geleceğine inandırılırlar.

Oyunun arkasındaki kişiler, ergenlerin zihinlerini olabildiğince savunmasız hale getirmek için çeşitli yöntemler kullanıyor. Oyunun yöneticileri, gençlerin akıllarını kontrol edebilmek için sofistike psikoloji yöntemleri kullanıyor. Kurbanlarını internette sosyal medya gruplarından seçiyorlar, en savunmasız gençleri seçip, seçilenleri özel bireyler olduklarına inandırıyorlar. Sonra onlara intihar görevini vermeden önce 50 gün boyunca liste tutuyorlar. Bu süre zarfında, kurbanlar, çeşitli sembolleri vücutlarına keserek çizip, yöneticiye bir resim veya video göstererek sadakatlerini kanıtlıyorlar. Gençleri sabahları 04:20'de uyandırarak gün boyu mantıklı kararlar almalarını engelliyorlar ve onları yoruyorlar. Gençlere korku filmleri, intihar ve imha sahneleri göstererek dünyanın giderek kötüleştiğine inandırıyorlar.

Kaybeden, yalnız hisseden, depresyondaki ve umutsuz gençler bu tür oyunlara karşı savunmasız kalıyor.


ÇOCUKLARINIZLA KALİTELİ VAKİT GEÇİRİN

Mavi Balina veya diğer tehlikeli oyunlardan çocuklarınızı korumanın en iyi yolu, çocuklarınızla kaliteli vakit geçirmektir. Çocuklarınızla ne kadar çok vakit geçirirseniz, çocuklarınızın Mavi Balina ve diğer tehlikelerden etkilenme ihtimalleri azalacaktır. Mavi Balina’yla daha önce karşılaşmamış olsalar bile, kendilerine zarar verme eğilimli olan çocuklar genel olarak ailelerinden ilgi görmediklerini hissediyorlar.

İlgi görmediğini düşünen, arkadaş edinmekte zorluk çeken, odalarına kapanıp ya bilgisayar başında ya da telefon başında saatler geçiren çocuklar sanal tehlikelere karşı savunmasız. Özellikle bu yapıdaki çocuklara karşı aileler daha dikkatli olmalı ve çocuklarla güvene dayalı bir paylaşım ilişkisini kurmalıdır.

Gençleri tiyatroya, sanata, spora yönlendirin. Böylece internette geçirecekleri vakit azalacaktır.

Ebeveynler çocuklarıyla konuşmalı ve kendi seçimlerini yapabileceklerini ve hayır demenin yollarını tartışabileceklerini vurgulamalıdır. Her şeyden önemlisi de onları yargılamamaya çalışın.

ÇOCUĞUNUZU AKRAN BASKISINDAN NASIL KORURSUNUZ?

Doğru zamanda çocuğunuzla konuşun. İlla ki bir tören şeklinde “konuşmamız gerekiyor” diyerek özel bir ortamı zorlamaya gerek yok, aynı ortamı paylaşmak, onun hoşlandığı bir şeyleri birlikte yaparak akışında bir sohbeti geliştirmek gerekiyor. Çocuğunuz bunun bir sorgulama değil bir konuşma olduğunu hissetmeli.

Konuşmak demek, sizin sürekli art arda nasihatleri sıralamanız anlamına gelmiyor, art arda kuralları, doğruyu yanlışı dikte etmek anlamına gelmiyor, ergenler bu tür durumlarda genellikle tepkisel olur ya da kendilerini kapatırlar. Onu dinleyin. Yalnızca onunla konuşmaktan kaçının. Endişelerini ve deneyimlerini dinleyin. Onun endişelerini anlayın. Yoksa kendini rahatsız eden şeylerden bahsetmeye isteksiz hale gelir. Ona ‘hayır’ demenin yollarını öğretin. Eğer hayır demekte zorlanırlarsa, çocuklarınıza her zaman gelip sizinle konuşabileceklerini söyleyin. Çocuğunuzla iletişim sorunları yaşıyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz.”

Mehmet Başkak

BUNLARI ÇOCUKLARINIZA ÖĞRETİN


Hipnoz Uzmanı Başkak, çocuk istismarı ve cinayetlerini önleyici tedbirleri 8 madde halinde şöyle sıraladı:

6-7 yaşlarına kadar bütün çocuklar ebeveynler tarafından  bilgilendirilmediği her konuda etkiye açıktır, maruz kaldığı her mesaj hipnotik telkin etkisinde ve ikna edicidir. Kötü niyetli büyüklere inanmaları an meselesidir.

Çocuklarla 3-4 yaşlarından başlayarak basit, net ve yaşlarına uygun bir dille bedenleri hakkında bilgi verilmeli; gerekirse konu hakkında uzmanlardan destek alınmalı.

Ebeveynlerinin yanında bir kez görmesi bile çocuğun, birinin sözlerine inanması için yeter sebeptir. “Güvenilir insan” olarak algılanan kişinin sözleri anında hipnoz etkisi gösterecektir. “Anne/babamızın izin vermediği her yer güvensiz ve her kişi yabancıdır” anlayışı çocuklara telkin edilmelidir.

Otorite figürüne karşı çocuklar zayıftır; büyük abi, abla, amca, öğretmen, komşu vs dahi olsa, anne/babanın izni olmaksızın çağrılan bir yere gitmemeleri, çocuğa öğretilmelidir. Aksi halde çocuk savunmasızıdır.

Çocuklar Oyuna karşı dirençsizdir ve oyun oynayan bir çocuğun zihni hipnoz durumundadır. Bedenin bir oyuncak olmadığı çocuğa öğretilmelidir. Bedendeki özel bölgelerin, özel olduğu ve o bölgelere dokunulmasının yanlış olduğu ve hangi bölgelere dokunmanın “kötü dokunuş” olduğu çocuğa uygun üslupla öğretilmeli; ebeveyne/öğretmene vs haber verilmesi gereken bir durum olduğu da anlatılmalı.

Arabaya binmek, arabasını sürdürtmek vs gibi çocuğa cazip gelen hobiler; cep telefonu, dijital  oyun makineleri kandırma için bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu tür durumlara karşı titiz ve dikkatli olmalı, kontrolümüz dışında gelişebilecek bu durumlara karşı aileler uyanık olmalıdır.

“Sır” olgusuna karşı çocuk zihni zayıftır ve “aramızda kalsın, sırrımız olsun” şeklindeki sözler çocuk zihninde hipnotik telkin etkisindedir. Çocuklara koşulsuz kabul gördüğü ve nelerin sır konusu olamayacağı anlatılmalıdır. Habersiz bir yere gitmesinin ya da mesela özel bölgeye dokunuşun sır kapsamında olmayacağı ve haber vermesi gerektiği anlatılmalıdır.

Çocuk istismarı ve cinayetleriyle ilgili meslek grupları başta olmak üzere, aileler, okuldaki görevliler ve toplumun her kesimi “çocuk hipnozu” ve “çocuk zihninde hipnotik kabul oluşturan sistemler” konusunda eğitilmeli ve bu bakış açısıyla mevcut bilinçlendirme sistemleri geliştirilmelidir.

Mehmet Başkak


Çocuğunuz narsist mi?

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, narsistliğin bir kişilik bozukluğu olduğunu ve temellerinin çocuklukta atıldığını bildirdi. Çocuklarının normal bir gelişim süreci geçirmediğini düşünen anne ve babaların endişelenmekte haklı olduklarını kaydeden Başkak “Çocukların narsist olup olmadığının nasıl anlaşılacağı” ve yapılması gerekenlerle ilgili şu bilgileri verdi:

BENMERKEZCİLİK AZALMIYORSA

Küçük çocuklar, gelişimlerinin doğal bir parçası olarak bencildirler, çünkü ihtiyaçlarının karşılanması için bencil davranmaları gerekir ve başka insanların ihtiyaçlarını ve isteklerini anlayamazlar. Ergenlik dönemlerine geldiklerindeyse çocuklar, bağımsızlık mücadelesi verdiklerinden, tipik olarak benmerkezcidirler. Benmerkezciliğin büyüdükçe azalması gerekir. Azalmıyorsa sıkıntı vardır.”

ÖZGÜVEN NARSİSTLİK DEĞİLDİR

Bir çocukta özgüvenin sağlıklı seviyelerde olması çocuğun ailesi ve toplum tarafından sevildiğine ve kendisine değer verildiğine dair inancını gösterir, bu nedenle çocuk kötü davranılmayı hak etmediğini düşünür ve bu tür davranışlara karşı daha dirençlidir. Kısaca, özgüven sahibi olmak benmerkezci olmak değildir.”

EMPATİ HİSLERİ GELİŞMİYORSA

“Çocuklukta tipik olarak görülen benmerkezciliğin, yetişkinlikte yerini zihinsel sağlığa bırakması için değişime uğraması gerekmektedir. Hem aile hem de toplum içinde uyumlu davranışlar sergileyebilmeleri için, çocukların başka insanların bakış açılarını görebilme ve onların yaşadıkları acılar karşısında empati yapabilme kabiliyetlerini giderek geliştirmeleri gerekmektedir.”

NARSİSİZMİN SİNYALLERİ!

Klinik Psikolog Mehmet Başkak, narsistik kişilik bozukluğunun yetişkinler için konulan bir tanı olduğunu belirtirken, çocukluk dönemine ait risk grubu hakkında ise şunları söyledi:

| Israrla insanları rahatsız edici ve bezdirici davranışlar sergileme, örneğin (kendi anne-babaları ve başka yetişkinler de dahil olmak üzere) insanlarla dalga geçme, onları tehdit etme, aşağılama.

| Israrla ve başkasının zarar görüp görmediğini önemsemeden kazanma isteği.

| Israrla kendi çıkarı için yalan söyleme. Yalan söylediğini kabul etmeme, yalanlarını başkasının hatası olarak gösterme, yalanlarını yüzüne vuran kişilere saldırma.

| Kendisini egoist bir bakış açısıyla aşırı derecede değerli görme.

| Başkalarının ihtiyaçlarından çok kendi ihtiyaçlarının karşılanması konusunda ısrarcı olma.

| Şartlar ne olursa olsun her zaman özel bir muamele görme ve istediklerini elde etme hakkı olduğunu düşünme.

| Eleştirilmeye, yanlışının söylenmesine ya da üzülmeye karşı agresif davranışlar sergileme

| Kötü sonuçlar için ısrarla başkalarını suçlama.

| İnsanlarla işbirliği yapmaktan ziyade onlarla rekabet içine girme.

| Kendi isteklerinin yerine getirilmesi, gerçekleşmesi uğruna ailesi dahil etraftakilerin kötü duruma düşmesini, üzülmesini hiç umursamama.

NE YAPMALIYIM?

Psikolog Başkak, çocuğu narsist olanların yapması gerekenleri de şöyle anlattı:

| Çocuğunuza empati yapmayı öğretin.

| Kaba ya da baskın karakter özelliklerine kıyasla dürüstlük ve kibarlık gibi karakter özelliklerine değer verdiğinizi gösterin.

| Çocuğunuzun özel muamele bekleyen davranışlarını değiştirmeye çalışın ve ona prensmiş, prensesmiş gibi özel muamelede bulunmayı bırakın.

| Açgözlülük ve hırslı olmayı onaylamadığınızı gösterin.

| Israrlı bir biçimde çocuklarınıza hep diğer insanların da hakkını, hukukunu ön plana koymasını öğretmeye gayret edin. (Narsist kişiler yaptıkları bir şeyi genelde başkalarına faydası olması için yaptıklarını söylerler ama aslında onu kendi çıkarları için yaparlar).

| Sağlıklı bir özgüven gelişimini destekleyin.

| Çocuğunuzun kendi problemleri ve başarısızlıkları yüzünden başka insanları haksız yere suçlamasına izin vermeyin.

| Çocuğunuzun davranışlarında bu özelliklerin çoğunu gördüğünüzde, bir uzmandan profesyonel yardım almaktan çekinmeyin, bilgi ya da yardım arayışında olmak bir güçlülük göstergesidir, zayıflık değil.

Mehmet Başkak


Yapılan bir araştırmaya göre Türk anneler itaatkar, Avrupalılar ise bağımsız çocuk yetiştiriyorlar.

**

Sağlıklı bir anne-çocuk ilişkisinin temeli, annenin ruh sağlığı ve çocuğa karşı davranışlarına bağlıdır.

**

Eskiden çocuğun evliliğin sürmesini sağladığını düşünürlerdi. Şimdi ise bu durumun değiştiğini düşünmek mümkün. Aileye bir çocuk gelmesiyle evlilikteki dengeler değiştiğinden çiftler bazen yeni düzene alışamayıp tercihini boşanmaktan yana kullanıyor sevgili dostlarım.

Ebeveyn olunca karı koca olmayı unutmak… Çocuk sonrası ilişkilerin bozulmasının büyük sebeplerinden biri bu. Eskiden insanlar kendilerini tamamen çocuğa adar, ona göre hayatını şekillendirirlerdi. Artık kendi isteklerimizi ve özel hayatımızı göz ardı etmek istemiyoruz.

Sadece ebeveyn değil birer birey olduğumuzun farkında olduğumuz için de istiyoruz ki ilgi görelim, sevilelim, onaylanalım… Bireysel alanını koruyup, sorumlulukların dengeli biçimde paylaşıldığı, empati ve vefanın olduğu her ailede çocuklar ailenin gücü kuvvetidir.

Eşlerin birbirlerine de zaman ayırması, çocuksuz da vakit geçirmeleri, çocuklarla şenlenen evi bir yuva sıcaklığına dönüştürmeyi kolaylaştırır. Selam olsun sizlere

@HipnozAkademisi 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

SEVİNÇLER BİZİMLE GELMEZ

Sevinçler, yaşandıkları günlerin Taşınmazlarıdır, hepsi  Hepsi ardımızda kalır. Kimi sevinçler daha yüksektir  Ne zaman başımızı çevirsek  Eski siyah beyaz bir film gibi titrek, Geçmiş günlerin doruklarında  Bir anıt misali görünür.  Sevaplar, yol arkadaşlarımız  Hayat yolunda yan yana yürürüz  Vicdan azapları başımızın belası,  Çıkış kapısı yolunda bu âlemin  Bizden hızlı yürürler önümüzde;  Ölüm kapısına bizden önce varır,  Alaycı bir bakışla beklerler bizi...  Ne sevinçler, ne kitaplar  Yanımızda sadece  Sevaplarla azaplar. Hüsrev Hatemi 

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

DERTLİ YILLAR

I Demiryolu kenarı, o ahşap evde  Oturduk bir süre ve bundan böyle  Hayat uzayıp gidecek gibiydi  Demiryolu misali önümüzde.  Neydi o garın adı, sen girdin...  Kapısına dayanmıştım yağmurda  Sen içeride, terk edilmiş, boş  Korkunç ve ürpertici vitraylı  Paslanmış raylı garda kaldın. Musiki sevkiyle bu gölgelikteyim  Burda biraz vakfe mümkün mü beyim? Güzel de olsa güz hüzünlüdür;  Haydi bu sararmış tomarı sar da,  Beni en dertli yırlarla çağır.  Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır. II İnceldi keder, inceldi inceldi...  Geçti iğnesine günlerin  Ve oyasını işledi kalbimize.  Tez silindi tezhibi, laciverdi,  Sevincin, neşenin, bahtın  Bilmem saadeti resmetti mi Abidin Bey, Hayyam! Sen elemin takvimini yapar mısın? III Uzaklaş ama yavaş, bu ne telaş?  Bana bir yaklaşan var sen giderken...  Bana dönük olmalı gözlerin,  Uzaklaş ama yine bana dönük...  En sönük ışık bile fazla artık. Ardımda ...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim

Terk ettim aklımı, her yerde kalbim vardı! Engin Turgut Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım. Felix Arvers Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı. Soldu, günden güne sessiz, soldu! Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!” Tâ içindendi gelen hıçkırığı, Kalbinin vardı derin bir kırığı. Yahya Kemal Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!.. Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum. Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!.. Çisel Onat Parmaklıklar ardına konmalı laleler tehlikeli hayvanlar misali; Açılmışlar bazı dev Afrika kedilerinin ağzı gibi, Ve farkındayım kalbimin: açılır ve kapanır Kızıl goncalar kâsesinin bana duyduğu saf sevgiden. Sylvia Plath duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum Özdemi...

ÇÜNKÜ ER YA DA GEÇ ALIR AŞK ÖCÜNÜ KENDİSİNDEN

199  Yazık! Kadınların aşkı! Sevgili  Ve korkulu bir şey olduğu bilinir ya  Çünkü bu kumara sokarlar varlarını yoklarını  Ve yitirdiklerinde onlara anımsatmaktan başka  Bir işe yaramaz yaşam geçmişin acılarını,  Bir kaplan sıçrayışı gibidir öç almaları da,  Ölümcül, çabuk ve yırtıcıdır, ancak çektikleri işkenceyi  Unutamadıkları için, duyarlar içlerinde, verdikleri cezayı. 200 Haklıdır da kadınlar, çünkü dürüst değildir erkekler  Erkeklere karşı sık sık, kadınlara karşıysa her zaman,  Kadınların değişmez yazgısı hep aldatılmaktır  Ağlayan kalpleri yitirir umudu tanrılaştırdıkları erkekten  Ve sonunda para tutkusu onları satın alır  Bir evlilikte - nedir ki geriye kalan?  Değer bilmez bir koca, vefasız bir sevgili sonra  Dikiş nakış, bakıcılık ve dua ederken biter her şey sonunda. 201 Kimi bir sevgili edinir, kimi içkiye, kimi dine  Vurur kendini, kimi eviyle barkıyla ilgilidir, dağıtır kimi,  Kimi kaçar...