ses düşer, anlam kırılır, haz adidas çantalara tıkıştırılır
beni sevmen karşılığında bile fikrimi değiştirmem
bir selam göndererek dostlara
kendime devam ederim
bütün ortalamaları birden değiştirir bu
bina temelden çürükse, kanser sıranız geldiyse
çok kalamam
birkaç soru cevaplayıp giderim
bir doğru bütün yanlışları götürür bu dükkanda
anlam herkesin ortak suçudur, kabul
ama sen yandaki dünyanın müşterisisin güzelim
beni tanımayanlarla konuşmam
senin bir şeyi sevmen çimlerle çok ilgili
ne çok çim ekiyorlar, senin bir şeyi sevmenle mi ilgili
çim devrimi gibi bir sonuç bir şeyi sevişinde
üçüncü dünyacı
okul sonuncusu
o eşsiz sonunculuk
bir belkiden güzel bir adam tamamlayan
aşevlerinin kapılarına asan poetikasını
şiirden hayat kadar anlayan
(“hiç ölüm emri vermemişler şiirden anlamaz”)
garson değiştir şu her şeyi
sen kal!
kalbi tabaklara taşıyan bir kaşık al
esmerlik bitirilmiş kitaplar arasında
düzeltilmeyi reddeden şiir sertliğinde
kullanılmayan kederler çekmecesinde
sehpanın üstünde eskimiş huzursuzluk
portmantoda, Şemsiyenin yanında seni bekleyen sevinç
beni bekleyen ödül: “akşama görüşürüz”
Osman Konuk
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
05 Temmuz 2012
Kor Düşseydi
kor düşseydi keşke yüreğime,
bu yine anlaşılır olurdu.
içimde suyu kesilmiş bir fıskiye
birdenbire buruşup soldu.
hoşçakal diyebildim güçlükle,
sesimi iğneden geçirerek.
dönüp arkamı yürüdüm,
adım adım gittikçe küçülerek.
sen bana bir gurbet sundun,
buğulu çocuk gözlerinle.
öpüp başıma koydum,
Metin Aktıok
bu yine anlaşılır olurdu.
içimde suyu kesilmiş bir fıskiye
birdenbire buruşup soldu.
hoşçakal diyebildim güçlükle,
sesimi iğneden geçirerek.
dönüp arkamı yürüdüm,
adım adım gittikçe küçülerek.
sen bana bir gurbet sundun,
buğulu çocuk gözlerinle.
öpüp başıma koydum,
Metin Aktıok
Yakınma
sözde beni sevdin, ne uydurma bir sevgiydi o öyle,
bir kırlangıcın göle dalması denli kısa,
meltem denli süreksiz. ne bir gölge,
ne bir ışık bırakmadan -kayan bir yıldız gibi-
gitti sevgin. hiç umursamadın
kayıtsızca çözdün halatlarımı.
ılık düşlerle şişen ak yelkenlerle
denizleri aştım, tepeleri, ırmakları,
karanlık geceye girdim mavi bulutlar içinden.
hem kendimi, hem yolumu yitirdim.
ölümsüzlük olduğunu düşündüm bu anın
gümüş yıldızların da gözlerin.
güldün o zaman, beni uyandırdı gülüşün,
aklım başıma geldi bir anda.
benden ne istiyorsun şimdi söyle.
cennetimin kapısını sımsıkı örttüğün bir sırada?
Sun Yu-T'ang
türkçesi: gürkal aylan
bir kırlangıcın göle dalması denli kısa,
meltem denli süreksiz. ne bir gölge,
ne bir ışık bırakmadan -kayan bir yıldız gibi-
gitti sevgin. hiç umursamadın
kayıtsızca çözdün halatlarımı.
ılık düşlerle şişen ak yelkenlerle
denizleri aştım, tepeleri, ırmakları,
karanlık geceye girdim mavi bulutlar içinden.
hem kendimi, hem yolumu yitirdim.
ölümsüzlük olduğunu düşündüm bu anın
gümüş yıldızların da gözlerin.
güldün o zaman, beni uyandırdı gülüşün,
aklım başıma geldi bir anda.
benden ne istiyorsun şimdi söyle.
cennetimin kapısını sımsıkı örttüğün bir sırada?
Sun Yu-T'ang
türkçesi: gürkal aylan
Aşklar Şiirle Kanar
kimse taşıyamaz aşk acısını
yüreğe saplanan bir şiir kadar
insanoğlu içindeki yangını
söndüreyim derken daha çok yanar
yalansız her aşkta şair kanı var
aşklar şiirle kanar...
ve kimse kilitleyemez yüreğini
ölümcül aşkına olsa da gaddar
şiirin yazgısı düşsel intihar
acıya bulanmış şairler yazar
aşklar şiirle kanar...
aşk mıdır her işin başı ve sonu
şiir mi her gizi çözen anahtar
kırık bir hayatın aşk olduğunu
dile getirsem de bu neye yarar
odur anılara yağan sıcak kar
aşklar şiirle kanar...
Ahmet Necdet
yüreğe saplanan bir şiir kadar
insanoğlu içindeki yangını
söndüreyim derken daha çok yanar
yalansız her aşkta şair kanı var
aşklar şiirle kanar...
ve kimse kilitleyemez yüreğini
ölümcül aşkına olsa da gaddar
şiirin yazgısı düşsel intihar
acıya bulanmış şairler yazar
aşklar şiirle kanar...
aşk mıdır her işin başı ve sonu
şiir mi her gizi çözen anahtar
kırık bir hayatın aşk olduğunu
dile getirsem de bu neye yarar
odur anılara yağan sıcak kar
aşklar şiirle kanar...
Ahmet Necdet
Eskimeyen Yüreğim
ey balıkçı teknelerinin acemi binicisi
yorgun kırlangıç
uzunca tutup soluğunu
susar gibi söylemeyi bilen
yorgun toprağım:
çiçekler azalmakta.
biraz da bundan açtığımız ayraç
susmanın çağı gelmeden
saksılarla oynuyoruz bir parça
çocukları büyütüyoruz.
ah nasıl aktarabilirim şiirime
kuşların uçmasını?
deniz
sanki deniz gibi kokuyor.
ha geldi
ha gelecek beklediğim gemi:
ya bir yolcum var
ya binip ben gideceğim.
Bilgin Adalı
yorgun kırlangıç
uzunca tutup soluğunu
susar gibi söylemeyi bilen
yorgun toprağım:
çiçekler azalmakta.
biraz da bundan açtığımız ayraç
susmanın çağı gelmeden
saksılarla oynuyoruz bir parça
çocukları büyütüyoruz.
ah nasıl aktarabilirim şiirime
kuşların uçmasını?
deniz
sanki deniz gibi kokuyor.
ha geldi
ha gelecek beklediğim gemi:
ya bir yolcum var
ya binip ben gideceğim.
Bilgin Adalı
04 Temmuz 2012
Giz
senin yanındayken
bir şeyler akıyor içimden,
çağlayanlar gibi,
tutku mu desem, coşku mu desem.
eve dönerken
bir şeyler dönüyor içimde,
gün batıyormuş gibi-
hüzün mü desem, korku mu desem.
Fang Vei Teh
bir şeyler akıyor içimden,
çağlayanlar gibi,
tutku mu desem, coşku mu desem.
eve dönerken
bir şeyler dönüyor içimde,
gün batıyormuş gibi-
hüzün mü desem, korku mu desem.
Fang Vei Teh
Yalnızlık
yalnızlık,
ay ışığının ağaç gölgelerini serptiği bir kaldırımda,
suskun ve engin gecenin içinde, ağır ve yalnız kendi ayak seslerini dinlemektedir.
yalnızlık,
duvar saatinin ve kandilin önünde,
aceleci tik taklara ya da zamanın sürüklenişine kulak vermektir.
yalnızlık,
gözler açık, sırtüstü uzanıp,
yanan yüreğinin zorlu atışlarını dinlemektir.
yalnızlık,
ne terk edilmiş evin açık kalmış penceresi,
ne de insan gölgesi bile olmayan göl ya da kurbağa sesleri.
yalnızlık,
ay ışığının ağaç gölgelerini serptiği bir kaldırımda,
suskun ve engin gecenin içinde, ağır ve yalnız kendi ayak seslerini dinlemektedir.
yalnızlık,
duvar saatinin ve kandilin önünde,
aceleci tik taklara ya da zamanın sürüklenişine kulak vermektir.
yalnızlık,
gözler açık, sırtüstü uzanıp,
yanan yüreğinin zorlu atışlarını dinlemektir.
yalnızlık,
ne terk edilmiş evin açık kalmış penceresi,
ne de insan gölgesi bile olmayan göl ya da kurbağa sesleri.
yalnızlık,
kederli ve insansız bir dünya değil
ama kalabalığın biçimlendirdiği bir çöldür.
ama kalabalığın biçimlendirdiği bir çöldür.
yalnızlık,
dünyayı aşan ve uzaklaşan bir düşünce değil
ama insanların tutkulu aşkıdır.
ey benim yalnızlığım,
sevmemek elde değil, yalnızlığı.
Yi Men
(türkçesi: aydın ergü)
dünyayı aşan ve uzaklaşan bir düşünce değil
ama insanların tutkulu aşkıdır.
ey benim yalnızlığım,
sevmemek elde değil, yalnızlığı.
Yi Men
(türkçesi: aydın ergü)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






