08 Nisan 2013

Şimdi Sevişme Vakti

Çıplak heykeller yapmalıyım
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için.
Ey önünden geçen ak sakallı kasketli
Yırtık mintanından adaleleri gözüken
Dilenci.
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım. Resimlerden.

Şu oğlan çocuğuna bak.
Fırça sallıyor
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dörtyüzbin tekliğinden
On kuruş verecek.

Seni satmam çocuğum
Dörtyüzbin tekliğe.
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin.

Söylemeliyim.
Yok
Yok... meydanlarda bağırmalıyım
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu.

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.
Baygınlık getiren şiirler.
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor.
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını.
Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
O biçimsiz Bizans şarkısı.


Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam?
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu.

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere.
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan'dan
Orhan Veli'den
Yunus'tan, Yunus'tan...

Sait Faik Abasıyanık

Mektup


I

Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık

Yağmurlu güvertedeki türküm
Sana yaklaşmaya vesiledir
Yoksa canım, seni unutmak için değil.
Senden sonra ancak anlaşılır
İnsanoğluna öğretilen yalanlar.
Senden sonra anlaşılır ancak
Boşluğu herşeyin.
Seninle beraberdir dolu kadehler
Şaraplar seninle aziz
Cigaralar seninle tüter
Ocaklar seninle yanar
Yemekler seninle yenir.

II

Senden bahis açılmadıkça susmak isterim
Senden bahis açılmaya vesiledir.
Kınalıada, vapur, deniz, yunus
Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi
Niye böyle oldu
Neden kitapları severdim?
Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
Yoksa neye yarardı bu garip şehir?
Burada senin doğduğun bana malumdur
Yoksa sever miydim minareleri
Süleymaniye'yi?
Sen gavur olduğun halde.

Sait Faik Abasıyanık

07 Nisan 2013

Sarah Blasko - All I Want

Tüm İstediğim

Başka bir aşık istemiyorum
Bu yüzden direnmeyi bırak
Yanımda hiç bir oda yok
Aşk aramıyorum
Burada olacağım de, burada olacağım
Ama anlamanın hiç bir yolu yok

İstediğim tüm şey
İstediğim tüm şey
İstediğim tüm şey
Kendimi bile bilmediğimde

Başka bir partner istemiyorum
Bu yüzden uğraşma ve tılsımı bozma
Ben kendimi bile anlayamıyorum
Bu yüzden yardım edebileceğini düşünme
Olayları söylediğimde ve gördüğümde
Bunu söylemenin hiç bir yolu yok

Kimse yalnız olmak istemez
Ama ne yapmam gerek?
Sadece dürüst olmaya çalışıyorum
Seni incitmek de istemiyorum
Orada olacağım zaman, orada olacağım
Kulağa karışık geldiğini biliyorum

Ama tüm istediğim
Tüm istediğim
Tüm istediğim
Tüm istediğim
Tüm istediğim
Bak, tüm istediğim
Tüm istediğim
Bir gün kendimi öğrenmek


All I Want

I don't want another lover
So don't keep holding out your hands
There's no room beside me
I'm not looking for romance
Say I'll be here, I'll be here
But there's no way you'd understand

All I want
All I want
All I want
When I don't even know myself

I don't want another partner
So don't try and break the spell
I can't even understand me
So don't think that you can help
When I say things and see things
That's no way on earth to tell

What I want
What I want
What I want
'Cos I don't even know myself

No-one wants to be lonely
But what am I to do?
I'm just trying to be honest
I don't want to hurt you too
When I'll be there, I'll be there
I know I sound confused

But all I want
All I want
All I want
All I want
All I want
See, all I want
All I want
Is to one day come to know myself

O, Gelsin Üstümü Örtsün

Eski bir magirus bulsam girip içine ağlarım
Ne yana dönsem karanlık
bu ne biçim cumartesi
İçimde bir gölge
Bilmiyorum neyin lekesi

Soğuk
Ve yorgunum
Gitmeliyim
Ama yorgunum
Susmalıyım artık
-ki dinleyen de kalmadı!-
Çok yorgunum

Boş bir vagon bulsam girip içine ağlarım
Tersiz ve telaşlıyım
Yolun sonuna doğru
Kopup dört yana dağılan
Tesbih parçaları gibiyim

Ama işte
Umut bu
Bitsin deyince
bitmiyor
Ömür gibi
Bitsin demek
Günah gibi

Kırık bir sandal bulsam girip içine ağlarım
Bütün unutulmuşluklarımı
Tek bir gecede unutup
Kabul eder mi beni
Tahta
Su
Ve karanlık

Uygunsuzum
Ve uykusuz
Kesilsin artık sesim
O, gelsin
Üstümü örtsün..

Ali Lidar


06 Nisan 2013

Kalk Gidelim

Kalk gidelim,
geçmiş bekliyor bizi
gidelim toz tutmuş hatıraların
koyu gölgeli mevsimine
nasılsa yerimiz kalmadı bu şehirde

Bakışlarımızı çalıyor katil şehrin
uğultusu
Gidelim,
kan bulaşmadan
Kelimelerimize
Vakit kalmadı aşka ve hayata

Gidelim kelimelerin anayurduna
Susmayı deneriz belki şiirlerin
koynunda
Yorgun adımlarla geçip gidelim
bizi içlerine almayan şehirlerden
Geçip gidelim sevdiklerimizin
Düşlerinden

Şehmus Ay

zamanlar sorular

Annem tuz almaya gönderdi beni
O gün bugündür eve dönmedim
sokakları çocuk adımlarıyla
caddeleri suçlu telaşıyla geçtim
zamana açılıyordu bütün pencerelerim
anıya dönüşebilecek kelimelerle kurdum
şiirlerimi
kaybolduğum bütün dağlarda
bulutlar annemin yüzüne benziyordu

sokağa çıkmanın yasak olduğu günleri bıraktım
uçurumların çekimine kapıldım
dağların çağrısına uydum
başka çağlara açılıyordu okuduğum
kitaplar,
defterlerimde iç çeken ormanlar
şiirler bambaşka bir hayatın sözleriyle
büyüyordu içimde

düşlerimle uykusu kaçtı sabahların

uykusuz bir ormana vardığımda
ağaçlar kardeş saydı beni
dallara takıldı sözlerim
dikenlere anlattım hayatımı
sonra, çok sonra
ateş sınadı beni
su sevdi
hiç bilmediğim cevaplar öğretti
toprak

hiç tatmadığım acılara doğru koştuğumda
anladım:

Bazı zamanların soruları zor olur
Zor olur bazı soruların zamanları.

Şehmus Ay





Uyarı Levhası

Günler bir bir dökülüyor hayatımdan
Dedim yaşamak bir ihtimalse
Biraz tuz biraz ekmek
Kullanışlı kelimeler alayım yanıma
Ama izler hiçbir yere çıkmıyor


Yolda kaldım
Yolda kaldım


Sesim kararmış yangınlardan
taşların arasında durmadan
ağladım
arınmak için aşk ölmek için bahane
unutuşa elverişli zamanlardan
Gölgesinde büyüdüğüm ağacın
yaşındayım
Ama yollar hiçbir şehre çıkmıyor
izler hiçbir yere götürmüyor


Yolda kaldım
Yolda kaldım

Şehmus Ay