Ne biliyor musun?
Sığınılacak çocukluğumu özlüyorum..
Orada bir yerlerde beni beklemiyor oysa..
Geriye dönüş kapıları çoktan kapandı..
Ne eski mahallemiz tanıdıklarla dolu,
ne yeni hayatlarımız güvenli..
Sır gibi alemde, sırdan bihaber kaybolup gidenlerdenim..
ağzımın tadı acılaşınca, ölümüm gelir aklıma..
sırlar doludur, tıpkı varoluşum gibi..
Köklerinden gövdesine sular salınan ağacın,
vakti gelince hazanı yaşaması gibi,
an geçmiyor ki kurumayayım..
gelişen her şey, bir öncekini yok saydırdı
ve insan yok artık..
kuş seslerini duymak istiyorum,
bu dehlizden kurtulmak,
hayatımın anlamını bulmak için
hayatın dışında solumak istiyorum..
işte bu yüzdendir yalnızlığım,
küçük bir balığın suda yüzüşü gibidir,
kalabalıklarda boğulur,birkaç dostla ölürüm,
Rabbimin verdiğini ancak yalnızlığımda görürüm..
Ve beni duyduğunu bilirim.
Herşeye rağmen beni sevdiğini,
benden yana umutlu olduğunu bilirim..
Benim de TEK umudum O'dur..
Sibel Alırkan Kuruca
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
11 Nisan 2013
Kalbim Uzun Menzilim Benim
Ben ona dedim ki
Suyun üç hali var
Dördüncüsü sensin.
Taşların saltanatında
Bir gönül iklimiyim
Ağzımda esensin.
Rüzgârla yaprağın aşkı
Neyse dört mevsim
Öyle süreceksin.
Eşiğinde duracağım
Yıpranmış ve kirli
Kirpiğinle sileceksin.
İnsan adım atmazsa
Gidemez ki iyiliğe
Hüznümü düzeltensin
Benim geldiğim geçmiş
Çok açık bir yazıdır
Parmağınla okuyansın.
Zamanı saymayı
Yeniden öğreniyorum
İbresin çekisin yelkovansın.
Kalbim
Uzun menzilim benim
Yolumu karşılayansın.
ben ona dedim ki
Bütün kuşlar tünedi
Göğsümdeki tek kanatsın.
Şükrü Erbaş
Suyun üç hali var
Dördüncüsü sensin.
Taşların saltanatında
Bir gönül iklimiyim
Ağzımda esensin.
Rüzgârla yaprağın aşkı
Neyse dört mevsim
Öyle süreceksin.
Eşiğinde duracağım
Yıpranmış ve kirli
Kirpiğinle sileceksin.
İnsan adım atmazsa
Gidemez ki iyiliğe
Hüznümü düzeltensin
Benim geldiğim geçmiş
Çok açık bir yazıdır
Parmağınla okuyansın.
Zamanı saymayı
Yeniden öğreniyorum
İbresin çekisin yelkovansın.
Kalbim
Uzun menzilim benim
Yolumu karşılayansın.
ben ona dedim ki
Bütün kuşlar tünedi
Göğsümdeki tek kanatsın.
Şükrü Erbaş
size bakmanın tarihi
size bakmanın tarihi! Siz
bir gonca kadar kendiliğinden
yazılmış olmalısınız
derin, korkunç ve ergen
kalbim, sevdalara sığmayan kalbim
bir dağı içeriyor geçerken
siz o dağa sanki kış
ve sanki bıldır yağan karsınız
umarsız sözcüklere bulanmış
size bakmanın tarihi! Siz
bir keteni köpürten yaz
ve inanılmaz
yalnızlıklarsınız: sadece
sizin olan o vahim, o beyaz
ve kuytu gurbet sesleriyle
işlenmiş yazdıklarınız
ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz
kimbilir hangi sevdalara dolanmış
size bakmanın tarihi! Bir
kalbime güvensem sizi hep
okurdum ben.. . ama nedense
hep aynı hüzün ve
hep aynı tutkuyla
bakmayı bilmediğimden, ne yapsam
bir ilenç, bir kargış
gibi ardımsıra geliyor şairliğim
o solgun yolculuğa adanmış
Hilmi Yavuz
bir gonca kadar kendiliğinden
yazılmış olmalısınız
derin, korkunç ve ergen
kalbim, sevdalara sığmayan kalbim
bir dağı içeriyor geçerken
siz o dağa sanki kış
ve sanki bıldır yağan karsınız
umarsız sözcüklere bulanmış
size bakmanın tarihi! Siz
bir keteni köpürten yaz
ve inanılmaz
yalnızlıklarsınız: sadece
sizin olan o vahim, o beyaz
ve kuytu gurbet sesleriyle
işlenmiş yazdıklarınız
ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz
kimbilir hangi sevdalara dolanmış
size bakmanın tarihi! Bir
kalbime güvensem sizi hep
okurdum ben.. . ama nedense
hep aynı hüzün ve
hep aynı tutkuyla
bakmayı bilmediğimden, ne yapsam
bir ilenç, bir kargış
gibi ardımsıra geliyor şairliğim
o solgun yolculuğa adanmış
Hilmi Yavuz
Çöl öyküsü
çöl denilen o öyküyü
yazmak için konuşurken
sustum içimdeki türküyü.. .
anlasın doğan gün seni:
bir aşk ötekinden mi kalır?
ah, şiirin altın tüyü!..
hangi yalnızlık kapatır beni
var mıdır iyi bir gül, ki kovsun
o yazın içindeki kötüyü?
Hilmi Yavuz
yazmak için konuşurken
sustum içimdeki türküyü.. .
anlasın doğan gün seni:
bir aşk ötekinden mi kalır?
ah, şiirin altın tüyü!..
hangi yalnızlık kapatır beni
var mıdır iyi bir gül, ki kovsun
o yazın içindeki kötüyü?
Hilmi Yavuz
Dağ Rüzgarı
kaderde senden ayrı düşmekte varmış
doğrusu bunu hiç düsünmemiştim
seni tanımadan
hele seni böyle deli divane sevmeden önce
yalnızlık güzeldir diyordum
al başını kaç bu şehirden
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git
git gidebildiğin yere diyordum
oysaki senden kaçılmazmış
bilmiyordum!
yine de dayanmaya çalışıyorum işte
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
herşeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur
sen ol yeterki bu zaman icinde
ben olmasamda olur
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun
çaresizliğim gün gibi aşikar
su olup çesmelerde akan güzelliğin
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran
sen güneş kadar sıcak
tabiat kadar gerçek
sen bahcelerde cicek actiran
sudan havadan günesten yüce varlık
sen o tek sevgi içimde sen
görebildiğim o tek aydınlık
bir nefeste benim için al
havasızlıktan öldürme beni
bulutlara yildizlara benim için bak
susadım diyorsam bir yudum su işmelisin
ben yorulduysam sen oturmalısın
ellerim sevilmek istiyor
saçlarım okşanmak
dudaklarım öpülmek istiyor
anlamalısın
ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok
kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin
kaç gecedir uykusu yok
gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok
anladım
sensiz yaşamanın dünyada imkani yok
beni bunca saracak ne vardı
kanıma girecek
gözbebeklerime oturacak
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı
hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı
güzelliğini hiç bilmeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece
gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim...
Ümit Yaşar Oğuzcan
doğrusu bunu hiç düsünmemiştim
seni tanımadan
hele seni böyle deli divane sevmeden önce
yalnızlık güzeldir diyordum
al başını kaç bu şehirden
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git
git gidebildiğin yere diyordum
oysaki senden kaçılmazmış
bilmiyordum!
yine de dayanmaya çalışıyorum işte
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
herşeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur
sen ol yeterki bu zaman icinde
ben olmasamda olur
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun
çaresizliğim gün gibi aşikar
su olup çesmelerde akan güzelliğin
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran
sen güneş kadar sıcak
tabiat kadar gerçek
sen bahcelerde cicek actiran
sudan havadan günesten yüce varlık
sen o tek sevgi içimde sen
görebildiğim o tek aydınlık
bir nefeste benim için al
havasızlıktan öldürme beni
bulutlara yildizlara benim için bak
susadım diyorsam bir yudum su işmelisin
ben yorulduysam sen oturmalısın
ellerim sevilmek istiyor
saçlarım okşanmak
dudaklarım öpülmek istiyor
anlamalısın
ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok
kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin
kaç gecedir uykusu yok
gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok
anladım
sensiz yaşamanın dünyada imkani yok
beni bunca saracak ne vardı
kanıma girecek
gözbebeklerime oturacak
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı
hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı
güzelliğini hiç bilmeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece
gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim...
Ümit Yaşar Oğuzcan
Aşk bir mücadele değil âhenktir
Gerçek aşk sevgilinin bütün kusurlarını görür ve sever.. Aşk inanmanın şiiridir. Aşk şüphe etmez. Aşk kıskanmaz. Aşk iğrenmez. Aşk çirkin bulmaz. Aşk küçümsemez. Aşk bencilliğin, kendini sevgiliden daha üstün görmenin, buhranın ve kötümserliğin tam zıddıdır. Aşk istemez, yalnız verir. Aşk bir mücadele değil âhenktir.. Aşk bunun için ilâhidir.. Gerçek aşkın bir tek değişmez vasfı vardır: tükenmezlik.. Aşk engellere ve hücuma uğradıkça kuvvetlenen ihtirastır. Rakipsizdir, yenilmez.. Aşk kendi saadetini bir başkasınınkine feda etmektir.. Mârifet bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en mâsum, en kudretli ve en muhteşem cinayet.
Aşkın tam bir tarifi yapılamaz. Şiir de böyledir. Yapılmış ve yapılacak tariflerden her biri, denizden alınmış bir kova suya benzer. Hiç şüphesiz bu, deniz suyudur, fakat deniz değildir. Aşkı denize, tarifi de kovaya benzetirseniz elde edilen şey, aşkın bir halini izahtan ibaret kalır. Enginsiz, kıyısız, renksiz, dalgasız, derinliksiz bir izah.
Aşkın tam bir tarifi yapılamaz. Şiir de böyledir. Yapılmış ve yapılacak tariflerden her biri, denizden alınmış bir kova suya benzer. Hiç şüphesiz bu, deniz suyudur, fakat deniz değildir. Aşkı denize, tarifi de kovaya benzetirseniz elde edilen şey, aşkın bir halini izahtan ibaret kalır. Enginsiz, kıyısız, renksiz, dalgasız, derinliksiz bir izah.
Peyami Safa
Yanyana Dalgınlık
gözlerine bakıyorum
denizden çıkarılmış bir tabaktaki kuş resmi
dağınık köy evleri gibi orda burda
sepetteki sümbül soğanı gibi gölgeli
yüreğimiz öylesine aşmış ki düşüncemizi
yarışı başlatan tabanca sesi gibi
dudaklarımız koşuya çıktıktan sonra
duyuyoruz söylediklerimizi
denizden çıkarılmış bir tabaktaki kuş resmi
dağınık köy evleri gibi orda burda
sepetteki sümbül soğanı gibi gölgeli
yüreğimiz öylesine aşmış ki düşüncemizi
yarışı başlatan tabanca sesi gibi
dudaklarımız koşuya çıktıktan sonra
duyuyoruz söylediklerimizi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






