21 Mayıs 2013

Urla

Nasıl ki
Kalkar, doğup büyüdüğün şehre
Gidersin bir gece
Ve bakarsın temelinden yıkılıp yeniden o şehir
Ve yakalamaya çalışırsın geçen yılları
Onları yeniden bulmanın umudu içinde

Yorgo Seferis
 (1 temmuz 1950  İzmir günlükleri)

Somut Şiiri

Şiir bir emekçidir
Hep güzel şeyler üretir
Bir yerde rastlarsan ona
Gir koluna bize getir

Halim Şefik Güzelson


Ama gene de üzülüyorum

geçmiş dönmez, mümkün değil, yas tutulacak bir şey yok bunda.
her devrin kendine ait bir güzelliği var.
ama gene de üzülüyorum işte. artık yemek yiyemeyeceğiz
aleksandr sergeyeviç’le, yar meyhanesi’ne gidemeyeceğiz iki kadehliğine.

artık el yordamıyla dolaşmamız gerekmiyor sokaklarda.
otomobiller hazır, roketler hazır uçurmak için bizi uzaklara.
ama gene de üzülüyorum işte, bir tek troyka bile kalmadı moskova’da
ve hiç olmayacak bundan sonra da. ne yazık ki işte böyle.

peki, yerlere kadar eğiliyorum aklın kıyısız denizi huzurunda,
akılcı, tecrübeli asrımızı seviyorum.
ama gene de üzülüyorum işte. putlar hâlâ put,
bizler köleyiz yine.

itinalıydık zaferimizi dökerken,
tamam, her şeyi keşfettik: limanlar güvenli artık, ışık da var...
ama gene de üzülüyorum işte zaferlerimizin
kaideleri zaferlerimizden daha yüksek.

geçmiş dönmez. mümkün değil. sokağa çıkıyorum,
aniden karşımda nikitskiye vorota.
bir troyka duruyor, aleksandr sergeyeviç gezmeye gidiyor.

Bulat Şalvoviç Okucava

                                                     

yeniden merhaba diyeceğiz

yeniden merhaba diyeceğiz
kırılgan bulutlar yer yeryüzüne küserdi
yeni bir ayrılık işaretiydi yağmur
eskiden kaçarcasına yağarken hüzne

kaybolan hayatlardan ürperiyorum
yüreğim buruk sevdam yaralı
hesapsız zamanın
dipsiz kuyusuna atılmış sevmeler
yüzünde kırılgan hayaller
amaçsızca taşınan sinenin kafesinde

şehrin sokaklarında bir eskici dolaşır
yitik bir kuşağın anılarını toplar
boş hayatlar hurdalığını doldurur sessizce
yüzlerinde mutluluk maskesi
hayalsiz yaşamların nihayetinde
gelip geçen bir rüzgar gibi
bir yerlerde umut saklı belki

tomur tomur yeni yaşamlar
ütopyanın gücünde
aşkın şehrinde
sevginin sıcaklığıyla harmanlanarak canlanır

yitmek yok ey sevgili
gitmek yok böyle umarsızca
yine gelecek bahar
o zaman haykıracağız
kelepçesiz türküleri
inancın ışığı çıkaracak bu kör kuyulardan
çok uzak diyarlardan duyulacak
haykırışlarımız
kol kola
yürek yüreğe
yeniden merhaba diyeceğiz aşka
hayatta güzel olan her şeye

Ergin Doğru


Zamanın Ritmi

Saklı bir şey vardır her insanın içinde,
Biliyor musun arkadaş, ne olduğunu onun?
Dayanandır o, bir milyon yıldır darbelere
Ve sonuna dek de dayanacak olan.

Önce doğdu o, takvimlerden,
Ve büyüdü ötesinde yaşamın,
Kesti zehirli sarmaşıklarını şeytanın
Bir bıçak gibi, dehşetli yangın.

Oydu harlayan ateşleri, yokluğunda ateşin
Ve tutuşturdu aklını insanın,
Su vererek çeliğine kurşunlanmış yüreklerin,
Başladığı andan beri zamanın

Süzüldü sularından Babil'in,
Kayıplardayken herkes,
Haykırdı kıvranarak ıstırapla,
Ve gerildi kanayarak çarmıha.

Aslan ve kılıçla öldü Roma'da,
Küstah, zalim düzende,
Ölümcül kelime Spartaküs olduğunda,
Appian Yolu boyunca.

Yürüdü Wat Tyler'in yoksullarıyla,
Korku saldı efendiye ve krala,
Süslenmişti onların ölümcül bakışlarıyla,
Hep yaşayan bir şeymişçesine.

Gülümsedi kutsal masumiyette,
Geçmişin conquistador'larından evvel,
Mütevazı, uysal ve bihaber,
Altının ölümcül kuvvetinden.

Taştı hazin Paris sokaklarından geleceğe,
Ve bastı köhne Bastille'i,
Yürüdü üzerine engereğin başının,
Ve parçaladı onu, altında topuklarının.

Düştü kan içinde, Bufalo Çayırları'nda,
Ve açlıktan öldü yağmur aylarıyla,
Gömüldü kalbi Yaralı Diz'e,
Ama gelecek yine, yeniden doğmaya.

Çınladı haykırışları Kerry gölleri boyunca,
Diz çökmüşken toprağın üzerinde,
Ve düştü bir muhteşem direnişte,
Vurduklarında onu soğukkanlılıkla.

O her umut ışığında vardır,
Ne mesafe tanır, ne de sınır,
Doğmuştur kızılda ve karada ve beyazda,
Orada tüm ulusların içinde.

Yatar ölmüş kahramanların kalplerinde,
Haykırır tiranların gözlerinde,
Yetişmiştir yüksek doruklarına dağların,
Ve gelir oturmaya göklerin karşısında.

O aydınlatır, bu hapishane hücresini,
O çakar, şimşek gibi kudretini,
O, "yıldırılamaz düşünce"dir arkadaşım,
Ve o düşünce der ki: "Ben haklıyım!"

Long Kesh Cezaevi Kompleksi, H-Blok


Sevgili Dost, Yoksa Görmüyor Musun

Sevgili dost, yoksa görmüyor musun
Ne varsa gördüğü gözlerimizin
Yansısıdır sadece, gölgesidir
Gözle görülmeyenin
Sevgili dost, yoksa duymuyor musun
Bu kulak tırmalayan uğultusu yaşamın
Bozulmuş bir yankısıdır sadece
Yüce bir uyumun
Sevgili dost, yoksa sezmiyor musun
Tüm dünyada tek bir şeyin var olduğunu:
Yüreğin yüreğe
Dilsiz bir selamla söylediğidir bu..


Vladimir Solovyev

Eski Şarkılar

Bir gün döner gelirse
Ona ne söylemeli?
- Dersin ki bekleyerek,
Kapadı gözlerini.
Ya yine o sorarsa
Beni hiç tanımadan?
Belki bir derdi vardır,
Ona kardeşçe davran.
Nerde diye sorarsa
Ne cevap vereyim ben?
- Ver altın yüzüğümü,
Hiç birşey söylemeden.
Ya derse ki salonda
Neden yok hiç kimseler?
- Açık kalmış kapıyı,
Sönmüş lambayı göster.
Ya o zaman derse ki
Nasıl oldu ölü mü?
- Belki ağlar, korkarım,
Söylersin güldüğümü.


Maurice Maeterlinck