10 Temmuz 2013

Çayhane

Çayhanedeki kız
Eskisi gibi güzel değil.
Ağustos yıpratmış onu.
Merdivenlerden öyle ürkek çıkmıyor artık;
Evet, o da orta yaşa gelecek,
Ve bizlere serpiştirdiği gençlik ışığı
Çöreklerimizi getirirken
Artık serpilmeyecek.
O da orta yaşa gelecek.


Ezra Pound


Sarı Asma Kuşu

Girdi şafak ülkesine sarı asma kuşu.
Dürdü türküsü geceyi.
Bitti artık her şey.

René Char

Biçimsel Paylaşım

I
İmgelem yetisi, arzunun sihirli ve yıkıcı güçlerinden yararlanarak, eksik kalmış
birçok kişiyi, tümüyle doyurucu bir varlık biçiminde geri gelmelerini elde etmek
için gerçeklikten dışarı atmaktan ibarettir.


III
Şair, ayrım gözetmeden bozgunu zafere, zaferi bozguna çevirir, O, yalnızca
göğün şiir kitabı üstüne titreyen doğumöncesi imparator.


V
Güvensizliğin sihirbazı şairin kendine edindiği doyumlarından başka bir şeyi
yoktur. Kül hep bitmemiştir.


X
Şiirin önceden kestirilenden ayrılmaz, ancak henüz biçimlenmemiş olması
yerinde olur.


XIII
Öfke ve gizem sırasıyla onu kendilerine çektiler ve eritip bitirdiler. Ardından
taşıranotundan can çekişmesini sona erdiren yıl geldi.


XVI
Şiir, her zaman biriyle evlidir.


XVIII
Yumuşat sabrını, Prensin anası. Ezilenin aslanını emzirdiğin gibi eskiden.


XXX
Şiir, arzu olarak kalmış arzuyla gerçekleştirilen aşktır.


XXXIV
Bilinmeyen bir varlık, belirsiz bir varlıktır, işe el koyarak iç sıkıntımızı ve
yükümüzü atardamar şafağına çevirebilir.
Şair, sağlığını her gün masumluk ve bilinç, aşk ve hiçlik arasına serer.


XXXIX
Şair, yerçekiminin eşiğinde, yolunu örümcek gibi gökyüzünde kurar.
Bir kısmı kendi içinde saklıyken başkalarına işitilemedik ve son derece
görünür kurnazlığının ışıkları içinde görünür.


XLV
Şair, fırlatan bir varlığın ve alıkoyan bir varlığın oluşumudur. Erkek
sevgiliden boşluğu, kadın sevgiliden ışığı ödünç alır. Bu biçimsel çift,
bu nöbetçi çift ona dokunaklı bir biçimde sesini verir.


XLIX
Şair, kanıtların her çöküşüne bir gelecek tufanıyla karşılık verir.


René Char

Ne Varsa

Ne varsa güzel olan insanoğlunda
Gençlikmiş sözde, öyle diyorlar
Yürekteki ateş, kavgadaki inat
Çok sürmez, yiter gidermiş, geçtikçe yıllar.
Kalmazmış bu atılganlıklar yaşlandığımızda
Yorulurmuşuz yollardan, binbir kaygıdan
Bir kayıtsızlıktır gelir çökermiş
Bir agırbaşlılık, bir tevekkül -düşman başına!
Ne ün, ne onur, ne birşeyden incinme
Hiçbir şey farketmezmiş, öyle diyorlar
Ayırmadan hatta dostu düşmandan
Çagırırmışız kimi olsa meclisimize
Böyle olacaksa eğer birgün halimiz
Böyle örülecekse eğer hayatın ağı
Varsın bugünden olsun her ne olacaksa
Atıvereyim de kendimi yardan aşağı.


Resul Hamzatov

Karasevda

Kardeş, sen ki ışığa sahip, benimkini ver bana.
Kör gibiyim. Yürüyorum tereddütlü ve yordamsızım.
Fırtınalar ve ıstıraplar altındayım
Düşlere körüm, ahenk delisiyim ayrıca.


Şudur derdim: Düşlemek. Şiir
Demirden bir gömlek, bin iğneli, yaralayıcı,
Ruhumun üstünde taşıdığım. Dikenler -ki kanlı-
Düşmesine karasevdamın damlalarının, izin vermededir.


Ve gidiyorum işte böyle, kör ve deli, bu kekre dünyadan;
Çok uzun olduğunu düşünüyorum yolun kimi zaman,
Kimi zamansa çok kısa...


Ve bu cesaret duraklayışında ve can çekişmede,
Kederlerle doluyum, zar zor taşımada.
Duymuyor musun düşmesini, karasevdamın damlalarının öylece?


Rubén Dario

Güz Dizeleri

Düşüncem burculanır sana doğru gitti mi,
iner dibe o tatlı bakışının altında.
Ak, çıplak ayakların aşağ'da köpük gibi,
yeryüzü sevincidir gülen dudaklarında.

Kısa bir büyü vardır geçici sevgilerde,
ki acıya sevince eşit son verse gerek.
Bir saatti, karlara bir adı yazdım yerde,
bir dakikaydı, kumda sevgimi söyleyerek.

Dökülüyor kavaklı yola sarı yapraklar,
içinde sevgililer gidip gelirken yine.
Ve güzün kadehinde belirsiz bir şarap var,
ki güllerin, ey bahar, düşecektir içine.

Rubén Dario

Şiir

Hiç bilmezler kadrini senin, ey kutsal şiir!
Soysuzlaştıralım şunu, derler,
alırlar ayaklar altına seni,
bir güzel çiğnerler.
Kulak ver şu imansız papazların çığlıklarına:
Yokmuş farkın bir beyzadenin salonundan,
yaldızlı, göz kamaştıran, baktıkça bakılan.
Ama o salona kimler girer?
Yalnız cilâlı ayakkabısı olan.
Yalancı dudaklar, susun!
Kesin sesinizi yalancı peygamberler!
Şiir hiç de bir salon değil,
kibar takımının çene çalmaya geldiği.

Bütün insanlara açık bir kapı o,
mutlulara, mutsuzlara açık bir kapı.
Yani, kutsal bir tapınak,
yalınayakların da girebileceği.


Sándor Petofi