04 Şubat 2014

Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır

Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Mutluluk gönüldeki hazinede kalmıştır

Bilinçten başka bir şey tanımaz akıllılar
Başıboşluğun keyfi divanede kalmıştır

Boşuna mescitleri dolaşma sofu dostum
Aradığın aydınlık meyhanede kalmıştır

Can vermeyi bilmeyen bülbül sussa ne olur
Aşkların pırıltısı pervanede kalmıştır

Açınca yüreğimi güldü bana, dedi ki:
N’olmuş yine Esrar’a efsanede kalmıştır

Esrâr Dede

Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma

Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Zencîri kırar bu dil-i dîvâne dokunma

Gül-berk misâli ciğerim pâreliyorsun
Ey bâd-ı seher, o gül-i handâne dokunma

Feryâd-ı ene’l- hakeder âvâz-ı tanîni
Fâş etmesin esrârını, peymane dokunma

Bünyân-ı nizam-ı felek ol kuy-ı beladır
Âlem yıkılır bu dil-i vîrâne dokunma

İçtikleri hep hunı ciğerdir fukara
Şeyha kerem et hatırı rindane dokunma

Eğlenceleri zülf-ü dil aram-ı elemdir
Dinle ne siyah gûndur o efsâne dokunma

Şâhım senin esrâr sadâkatli kulundur
Lûtfeyle o derviş-i perîşâne dokunma

Esrâr Dede

Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül

Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Kattı arakla gül-şeker minâ-yı mâlâmâle gül

Ebre düşüp berk-i şafak jale ne renge döndü bak
Güya mukattar gülerek doldurdu câm-ı âle gül

Bülbül olup yâre zenân görmüş tecelliden nişan
Her şahtan eylemiş ayan bir âteş-i cevvale gül

Geh naz edip mestur olur alâyişe mağrur olur
Bilmez sonu mecbur olur çent ruze bir ikbale gül

Bülbül yeter zar eyleme Esrâr’ı bîzâr eyleme
Bîhude ısrar eyleme guş etme ahu mâle gül

Esrâr Dede

02 Şubat 2014

Yankı

Her kelimenin iki anlamı olduğunu
bilmiş, baştan beri üçüncüyü aramıştı.
Ama bu bir şey değildi asıl aradığının
yanında : Başka bir düzen olsun istemişti
seslerin arasında, harflerle renklerin
birbirlerini itmedikleri bir dengeydi
ısrarla kovaladığı. Yıldan yıla dile
yüklediği zalim işi dizmişti kafasında,
ışığa ve karanlığa, sessizliğe ve uğultuya
verdiği değerleri elden geçirmişti tek tek.
Heceden heceye dörtnala ilerlemişti bakışı,
cümleden cümleye tekinsiz bir başdönmesiyle
geçmişti: Bir an boyu elinde tuttuğu kelime
onu kavururken durmuş, gözlerini uzağa,
sonsuz bir boşluğun ardında beklettiği
sonsuz bir aynaya dikmişti.

"Ben yoksam" demişti oradaki yüz, "siz
bekleyin".

Enis Batur

Bir Hastalıktan Sonra

I
Bir hastalıktan sonra,
Mektup yazdım eşe dosta
-İadeli taahhütlü-
Ve yıldırım telgraf çektim yare
-Cevaplı-
Neler olmuş Rabbim, neler.
Ben tüberkülozdan yatarken, hastanede
Dostlar unutmuş adımı,
Yar kocaya gitmiş…

III
Ve dünyamız Rabbim
Bir hastalıktan sonra
Eskisi gibi değil.

Rüştü Onur

Okuntu

Mevsimlerden denizi,
inceliklerden en çok geçmişi özlediniz.
Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca
bizim gibi kaçmadınız.
Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız.
Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız.

Şimdi sizi çok özlemişiz.
Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız.

Adnan Azar

Ulak

Yıldan yıla geçerken
hikâyeler topladım evlerde,
çıkından çıkına doldum taşırdım
hiçbir yere sığmayan
ölüm dirim haberlerini,
çıkamadığım yokuşları
bağışlıyorum giremediğim
çıkmazları : Doydum
gezdiğim caddelerde
kovandan kovana delik deşik
götürdüğüm uğultulara.
Bir kül ki boşuna : Ben
unutsam, kimse hatırlamaz.

Belki de yenilenmeli ağaçlar.
Boyalar devşirilmeli
mevsimin yapraklarından,
haşarı erguvandan.
Yepyeni fırçalar alınmalı çarşıdan,
insan eliyle germeli bezi tahtaya :
Herkes kendine görülmemiş
bir düş aramalı.

Sen, penceredeki suskun kadın :
Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum.

Enis Batur