24 Ağustos 2014

Habersiz

Çocuk uykusunda gülüyor
Yılların acı çığlığından habersiz
Elleriyle oynuyor karanlıklar
Sessiz sessiz.
Ah bebem
Rüzgâr saçlı bebem
Bilsen insanların hâlini bir
Bu kara yalnızlıkta körelen
Işık benimdir.
Bu uzayıp giden yolda
Ağlayıp ağlayıp da
Aklımı sokmuşum girdabına
Yaşamanın.
Çocuk uykusunda gülüyor
Yılların acı çığlığından habersiz
Elleriyle oynuyor karanlıklar
Sessiz sessiz.


Alaaddin Özdenören

22 Ağustos 2014

Nişanlı Koltuğu

bir gelinliği diler kız
eldivenli ellerinde usul açan bir gül

/yıllarca ben
yalnız akan serin bir ırmaktım
uyanır bir su Şafağında kalkarım
örterim üstüme aşkın sıcaklığını/

kadına beyaz yakışır hasrete siyah
billûrdan bir anı
sessizliğe ulayan sigara dumanları
eflatuni bir aşka kapıdır
koltuklar ayrı ayrı

konuşsak bile-
bir sükuneti soluruz
yaklaşır ellerimiz- ürperir
henüz
dokunulamayan bir hayatı


Hüseyin Atlansoy

Ağlasak

Hüzne giden bir hazzın içinde bulsam seni
Bana ürkek ve mahçup, dolu gözlerle baksan.
Yüzüne vuran mehtap göz yaşlarında yansa
En derin bir hüzn ile sen ağlasan ağlasan.

Her şeyin ve her şeyin uzağında yalnız,
Yarı bir aydınlıkta baksam sana ve baksam
Solgun yüzünde aşkın seyr etsem elemini,
En derin bir hüznile ben ağlasam, ağlasam.

Celal Sılay

sadece edip cansever kalsa şairlerden

                                                                          cansever'in "salıncak"ına hayranlıkla

bu gerçekten böyle mi olur allahım gerçekten kaldıramaz mıyız ölümü bir süreliğine
ikinci bir emre kadar vazgeçemez miyiz aklımızın çeperlerinden, suratımızın asıklığından
bi yolu yok bi yolu yok bi yolu yok diye üç kez korkutarak bağırdığında meleklerin
aziz petrusa, tebernuşa, ebuzere aliye soracaklarım bittiğinde, kapandığında defterim
dönecek bir evim, uğrayacak bir arkadaşım, elini tutacak bir kadınım kalmadığında
özlemediğimde şurup kokan, tütsü kokan bir çeşit şehvet, bir çeşit şiddet kokan
özlemediğimde artık şair nedimin çıkmaz sokağındaki o küçücük pencereyi


bu gerçekten böyle mi allahım, denizlerle karaların, mutsuz kadınlarla mutsuz adamların, batıyla doğunun yerlerini değiştirmeyi erteleyemez misin bi süreliğine
prozac ve concerta olmadan dünyamızda kalabilme fikrine ısındıramaz mısın kalbimi
ranayla mesela aramızın daha şahane olmasını annesiyle de elbette iyi olmasını hep
benim için dua edenler var allahım, elimi tutarken sokakta olduğumu unutmayanlar var
yani bizim de kendimize göre çeşitli iyiliklerimiz mebzul miktar pişmanlığımızın yanı sıra


bu gerçekten böyle mi allahım, sana bir adım atsam kıyağın büyüğünü yapar mısın bana
çok çabuk geçmemi sağlar mısın bu olup bitenleri, bir salıncak indirir misin gökten
hem biliyorsun benim de adım ismail, o ipek gömleğim arkadan yırtılmadı fakat
bilincim açıktı kalbim yaralıydı derim ama sanırım bunu mazeret olarak kabul etmezsin
bi salıncak gökten: öyle aman aman bir şey olmasına gerek yok özenmene falan

olur mu


İsmail Kılıçarslan
ikindi yağmuru, 23

Bana Şiir Gönder

Eski bir sevdayı bıraktım
Ölü bir kelebeği rüzgara bırakır gibi
Denizler kirlendi
Ben de kirlendim.

İşte birlikteyiz seninle
Ama yalnızlığın güneşi bir ağaç gibi sarkıyor üstüme
Şimdi seninle sevişiyoruz sanma
Yalnızlığımla sevişiyorum.

Günahkarım
Cehennemdeyim
Sevgilim
Bana şiir gönder…

Osman Serhat Erkekli

İzdiham

Ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç
Herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır
Sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham
Terkedilmiş bir evin ilk günü kadar ağır.

Ali Ayçil

seslerine yaprak hışırtısı karışan kızlar

yorgunluktan yaratılmış bütün kızlar
kat kat kestirip kuaförde kabuslarını
ay ışığından rujlar sürüyorlar
dünyanın jelatinini açmadan yaşlanıyor hepsi

gece bu şarkıyı giyin, cebine doldur konuştuklarımızı
caminin önündeki güvercinlere at sözlerimi
kanatları delinecektir kuşların
depremde atılan çığlıklara benziyor bu aşk
göçük altında nasıl bekler insan
öyle bekliyorum çağırmanı

dağcı düşeceğini bilerek tırmanıyor zirveye
seslerine yaprak hışırtısı karışıyor terk edilmiş kızların
dağınık mısralarla makyaj yapan kızlar
mahvolmak için acele ediyor işte

sevgilim neden uzaklara bakıyorsun
kimse ölecek kadar uzun yaşamıyor

Ayşe Sevim