11 Eylül 2014

Askerin Karısı

Mum yanar, çekili perdenin yanında,
Gözüne bir damla uyku girmemiş bu kadının daha;
Üzerine eğilir beşiğin (bir başına),
O biçare biri, O biçare biri.
Yuvayı koruyan eşinin perdesidir
Birkaç paçavradan oluşan.

Komşunun çocuğu bir güzel giyinir,
Düzenli idman yapar ve iyi beslenir.
Nedir fark bunlar arasındaki (Ben hüzünlenirim)
Neyi varsa ötekinin yoksun bırakılmıştır hepten.
Bir askerin çocuğu giyinmiş paçavralar (ve kırgınlık)
Niçin yaşamalı bütün bunlardan sonra?

İki gündür bir lokma koymadı ağzına kadın,
İki çocukla, durup dinlenmedi hiç;
Biri on yaşında, kızı uyuyor,
Ötekisi uyanık ve inliyor acıyla.
Kız ağlıyor anasının sütü için, zayıf düşmüş,
Bu başka bir üzüntüdür, (içini burkar insanın).

Kadın her şeyin farkındadır ama ortam acımasız
Neyi okusa, sıkıntılardır soluğundan girip çıkan;
Beli bükülüyor, sırtındaki bunca yükten,
Bu yuvada solmuştur yaşama umudu;
Yine de çalışır erkek gibi;


O kadın didinir, yine de.

Nima Yusiç

10 Eylül 2014

Solarken

karaya çekilmiş, çürümeye terk edilmiş
yaşlı bir gemi iskeleti gibi direniyorum zamana
şimdi kimsenin hatırlamadığı
alelade bir törenle sudan çıkarıldım
üstelik hemen kıyısına oturtuldu gövdem suyun
kederli şarkılar düz onları söyleyeceğim
acıdır insanın yanıbaşındakine özlemi

ölüme alışmak kolay seni öldü bilmeli
dalga sesleri yalan, deniz fenerleri yalan
çıkıp gidesim yok, gökte ağaç izleri
yüzmeye bir uzuv bırakmamış kimseler buna
sanki bir adım daha atsam ağlamayı bırakacağım
uzun denizler aşasım var boğazlardan geçesim var
elimin uzanmadığı dallara konan kuşlara selam ederim
ölüme kavuşmak kolay, seni öldü bilmeli
seni öldü bilmeli, şükredecek haldeyim


Alper Gencer

"...sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah'a arz ediyorum."

قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi ve a’lemu inallâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

"Ben" dedi, "sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum. Hem sizin bilemediğiniz birçok şeyi Allah tarafından vahiy yolu ile biliyorum." (Yusuf-86)

Kur'ân hüzünle nazil oldu, onu okurken ağlayınız. Ağlayamıyorsanız, ağlar gibi okuyunuz.

Hz. Muhammed (S.A.V.)
(İbn Mâce, İkametüssalah, 176)

Mutluluk Cesaret İster

Puşkin, Hallac-ı Mansur, Ameriko Vespuçi
Ne diyorduk, mutluluk biraz da cesaret ister
Balığa çıksan sandalsız dönmeyi göze alacaksın
Elmas yontmaya kalksan taşın dağılması da var
Çünkü mutluluk biraz da cesaret ister,
Nice keşşaf saklıyor okyanuslar bağrında


James Dean, Mayakovski, Marilyn Monroe
Evlat, kılıcı zamanında indirmeyi bil
Karşında kara zırhlar, zehirli mızrak
Birden, sırtlan kafesleri de açılabilir
Tam önünde parlayabilir güneş
Ne uygun bir duvar arayacaksın sırtına
Ne akşamın kuytusuna sığınacaksın
Kalbin iyi bir hedef olmalı meydanın ortasında


Ne sheriff korkutacak seni, ne apaçi çığlıkları
Büyük kanyon'u gece yürüyüşüyle aş
Dudaklarını kum fırtınalarından kavruk
Toprağını işgale uğramış bulursan korkma
Yer tutmasın yüreğinde ne yılgın ne telaş
Pusulasız bile kalsan gece okyanuslarında


Bu yüzden mutluluk güneşin düellosunda
Yerinde duramıyor altımda atım
Dilimde saman çöpü toprağı hatırlatan
Kara gözlükler takmadan yangınlar geçtim
Kabzasına bir çentik daha isteyen
Buyursun karşıma çıksın,
Döndüm !


Sevişmeye de hazırım
Büyük düellolara da !


Erol Çankaya

Yase'de Aralık Ayı

O Ekim, bahçenin yanındaki
Uzamış kuru otların üzerinde söylemiştin,
Özgürlüğü seçtiğinde,
“Bir gün yeniden…belki on yıl sonra…”

Üniversiteyi bitirdikten sonra bir ara
Görmüştüm seni. Gariptin.
Ben de bir şeylere takmıştım kafamı.

Şimdi on yıl, hatta daha çok zaman
Geçti: her zaman biliyordum
nerede olduğunu-
Sana gelebilirdim de
Sevgini yeniden kazanma umuduyla.
Hâlâ evli değilsin.

Gelmedim.
Kendi başıma yapmam gerekiyordu yapacağımı.
Bunu başardım.

Yalnız düşlerde, bu şafaktaki gibi,
Tehlikeli, ürkütücü yoğunluğu
Aklıma geliyor, tenimi sarıyor
Genç aşkımızın.

Başkalarının can attığı,
İmrendiği bir şey vardı bizde;
On dokuz yaşımızla geride bıraktık onu.

Sanki birçok hayat yaşamışım gibi
Çok yaşlı hissediyorum şimdi kendimi.
Belki de hiç bilemeyeceğim artık
Deli olduğum için mi,
Yoksa yazgımın isteğine uyarak mı
bunları yaptığımı.


Gary Snyder

Şiir Gibi Cevap


Eski sevgiliyi unutmanın en iyi yolu ne?

Niye unutalım ki?
O da güzel bir hatıra.
Niçin unutulsun?
İnsan unutmak için sevmez ki.
Unutmamak için sever.

Taneler

nar’dan dökülen taneler sanıyorduk
kendimizi, kim bilir kimin için
düpedüz oyalanıyorduk hüzün ve kederle
dilini ısırıyordu ağaç bizi görünce
hayatın yalanını yüzüne vurmamak için
sustuk. sabrımız sınadı dilimizi. meğer
içimiz bir deniz gibi gidip gelirmiş
acının yüreğine

adını bilmediğimiz taneler sessizce
birer çocuk gibi düş evimizden çıkıp gidermiş
dip odalarda sevişen kelebekler
hangimiz aşk burada yoktur dese de
inanmaz bize. bunun için ağaçlar kuşsuz
sokaklar uykusuz birer çocuktur bu yüzden

gelip bizi bulan hüznün durağı yoktur
ona çıkılan her yolculuk insanın içinde başlayıp
içinde son bulur
bu kupkuru yağmur, ıslatır insanı bazen…

bazen de insan nar’ın ta kendisi olur
ve arar bulur yalnızlığını kalabalık bir yerde


M. Sadık Kırımlı