Eski çağlardan beri insanın hayatını kültürel olarak zenginleştiren, modern hayatla beraber unutulan ‘sükunet’ yaşlanmayla birlikte daha mı kolay anlaşılır. Ya da azalan arzular, seçenekler, hormonlar, artan tecrübeyle birlikte sükuneti doğal olarak mı davet eder? Felsefeci, yazar Wilhelm Schmid, yaş almaktan ziyade insanın hakikat olarak gördükleriyle ve onları kabullenmenin ardındaki sırla sohbet ediyor.
Onu her gece aynı pozisyonda, hep aynı koltukta karşısındaki mavi ışıklı kutuya dalgın bakarken görüyorum. Onları ayırabilecek hiçbir kuvvet yokmuş gibi birbirlerinin hayaline sarılmış öyle sessizce oturuyorlar. Koyu lacivert sabahlığı, ensesine gevşekçe tutuşturdu dağınık, beyaz topuzu, hayat belirtisi göstermekten ürken ifadesiz yüzü, sınırlı bir hayatı ‘sonsuzluk’ hissiyle esnetiyormuş duygusu veren kıpırtısızlığıyla beni biraz hüzünlendiriyor. Ama ümit veren bir ışığı da var karşı pencerede boyaları eprimiş bir tablo gibi asılı duran bu görüntünün. İtalyan yazar Svevo’nun yaşlılık tecrübelerini aktardığı ‘Boş Zamanlarım’da andığı doktorun benzetmesini hatırlıyorum onu seyrederken; “İhtiyarın vücudu hangi yana devrileceğini bilmediğinden ayakta durur” diyordu. Geleceği, loş bir odanın perdelerinden sızan kızıl gölgelerde hayal etmek bazen iç burkucu olabiliyor ama hakikate dokunun merhametli bir yanı da var. Yaşlı komşumun mağrur duruşu, biraz sıkıntılı görünmekle beraber modern insanın kaybettiği ‘sakin olma’ hissini, onun etrafında çiçeklenen ‘sükunet’ iklimini de düşündürüyor. Ve bugünlerde başucumda duran kitabı.
Daha önce ‘aşk’ ve ‘mutsuz olmak’ hakkındaki denemelerini de ilgiyle okuduğum Wilhelm Schmid, ‘Sakin Olmak’da doğal akışına bırakamadığımız yaşlanma sürecinde, hayat ileriye doğru yavaşlayarak akarken ihtiyaç duyduğumuz sakinliği kazanmayı bir erdem olarak da sorguluyor. Felsefeci Schmid, her ne kadar “olaylara itidalle bakmak yaşlanmanın en büyük imtiyazlarındandır” diyorsa da atmış yaşına geldiğinde sakin kalamadığını da itiraf etmiş. Ama “insan hissettiği yaştadır” türünden fiyakalı cümlelere cevabı net; “insan genellikle hissettiğinden daha yaşlıdır” diyor. Bu denemelerde, yaş almaktan ziyade insanın hakikat olarak gördükleriyle ve onları kabullenmenin ardındaki sırla sohbet ediyor. Yaşlanma sürecinin zıddına bir hayat kurmaya çabalamak yerine hayatın kendisiyle birlikte bir ‘yaşama sanatı’ keşfetmek kendi bireysel ve toplumsal anlamını da yaratıyor.
Schmid isabetli bir tercihle tabiattan örnek vermiş. “Doğa yaşamın geçip gitmesine ve yeni bir yaşamın doğmasına mani olmayarak kendisi ebediyen genç kalır…Yani iyi kötü serpilebilen bitkiler gibi, kendisi için ve başkaları için çiçek açmaya devam etmek, ayrıca solmaya da razı olmak…Hayatın kemale ermiş dolgunluğunu tecrübe etmek ve onun zamansal sınırını sükunetle kabullenmek”. Peki çok eski çağlardan beri insanın hayatın kültürel olarak zenginleştiren, modern hayatla beraber unutulan bu kavram sahiden yaşlanmayla birlikte daha mı kolay anlaşılır. Ya da azalan arzular, seçenekler, hormonlar, artan tecrübeyle birlikte sükuneti doğal olarak davet eder mi?
Sanmıyorum; onun daha ilk denemesinde hatırlattığı gibi, kutuplaşan duygular doğal çelişkileriyle esas yüzünü gösterir. Korku ve umut, mutluluk ve acı benzeri medcezirli haller, ‘hayat ve ölümün’ arasında salınmanın da provasıdır bana göre. Orada devreye giren ürkütücü hesaplar bazen pişmanlıklarla birlikte (istesem yapabilirdim, hala vaktim var mı, artık değer mi vb) insanın sükunetini sinsice çalmak için kapıda bekler. Henüz hafıza gücünü yitirmeden, ilk karanlık çocukluk anılarından itibaren biriktirdiklerimizle yüzleşebilmek ve onlara rağmen sakin kalabilmek o kadar kolay değil tabii. Hafızamızın ve arzularımızın da bizden bağımsız kendi iradesi var çünkü.
Hazzı özlememek
Neyse ki en acı olayları en derine kaydedebilen hafıza aynı zamanda unutabilme ve hatırladıklarını yeniden kurgulayabilme yeteneğine de sahip. İnsana bahşedilen en büyük hediyelerden biri bu bence. Gençliğin küstah ve şuursuz tavrı, yaşlılığın tecrübesiyle yer değiştirdiğinde insanın yüreğini sıkıştıran o kesif bezginlik hissi öyle kolayına geçmiyor elbet. Schmid’in ‘hala’ diye adlandırdığı, genellikle olumsuz anılan bu dönemde hayatın sadeliğine ve tercihleri bilinçli hale getiren olgunluğuna şükretmek gerekiyor belki de. Hala birilerini mutlu edebilme, arzusu mesela. Yaşlanırken çocuklukta yaşadıklarımıza benzer bir tür muhtaçlık, ‘çaresizlik’ hissiyle tekrar karşılaşmamızın kıymetli bir anlamı olmalı, diye düşünürüm ben. ‘Kundaktan kundağa’ uzanan geniş çemberin ucunda yaşadıklarımızı kainatın önemli bir parçası kılan sebepler vardır mutlaka.
Biliyorum bu satırları okuyanlar, henüz o ‘hala’ aşamasına gelmeden nasıl bu kadar rahat yazabildiğimi sorgulayacak. Onlara kısaca ve kibarca şunu söyleyebilirim; Yazı henüz yaşamadan yaşamayı hatta’ yaşlanmayı’ da mümkün kılar ve hayatı böyle hissetmek ve ifade etmek alışkanlık olur bazen. Ama unutmayın insan kuytusunda kıymetli bir mücevher gibi sakladığı kederine, acı çekmeye, tembelliğe ve kendisine zarar veren daha pek çok tuhaf duruma alışabiliyor. Schmid, yaşlılıkta ‘alışkanlıkların’ o kadar kötü olmadığını da hatırlatıyor. “Yaşama sanatı alışkanlıkların bilinçli iradesidir” diyor. Ona hak veriyorum, değiştirmenin güç olduğu koşullarda direnmek yerine tanıdık ağaçların köklerine tutunmak ‘köksüzlüğe’ meyleden zor süreçte şifa da olabilir.
Hazların zevkine daha çok varmak kısmı yeterince berrak değil mi? Hayat yokuş aşağı daha hızlı akmaya başladığında bazı anların tekrarlanamaz olacağı bilinci ruhu karartmak yerine aydınlatır. Ilık bir yaz akşamı baygın bir ıhlamur ağacının altında sükunetle oturmak sadece ‘şimdiyi’ esneten o anı değil geçmişi hatırlamayı da muhtemel ıstırabına rağmen zevkli hale getirebilir. Seneca’nın söylediği gibi “Hiçbir hazzı özlememek alır hazların yerini”. Tamam itiraf ediyorum, böyle münzevi bir halin tadını çıkarabilmek yazmak kadar kolay değil. Yine de hatıra ve özlem kırıntılarıyla genişleyen anın içine ateş karşısında gevşeyen tembel bir kedi misali uzanmak hazzın ömrünü de uzatır. Her an haz peşinde koşup hızla yorulmaktan iyidir.
Neşeli bir tefekkür
Merak etmeyin, bu yazının muradı yaşlanmadan ‘yaşlılık’ güzellemesi yapmak değil. Schmid’in modern ölümcül günahkar diye tanımladığı ‘depresyonun’ ve onunla karıştırılan ama daha ziyade yaşlılıkta insanı melankoliye sürükleyen yalnızlığın, içsesini dinlemenin, hayata rikkatle temas etmenin, tefekkürün, ölümle ‘dostane’ bir ilişki kurmanın o kadar da fena olmadığı ihtimalini paylaşma çabası. Biliyorum, her hayat hikayesi kendi inancı, dinamikleri ve tecrübeleriyle şekillenir. Ama eğer her şeyin geçip gitmesinin önüne geçilemiyorsa, yaşlanmak adı verilen bu tabii döngüyü tevekkülle karşılamak doğum sancısını andıran ölüm acısını, dünya ağrısını biraz olsun hafifletmez mi?
Yazarın dediği gibi yaşlılıkta bile hayatı ‘kuşbakışıyla’ görebilmek mümkün değil ama bazı hatlar giderek belirginleşiyor, hayatın karmaşık yumağı usulca çözülüyor. Bu kadarını durduğum yerden anlıyorum. Belli bir yaştan sonra - mutlaka yaşlılık olması gerekmiyor- bir tür hesaplaşma başlıyor, bu da kaçınılmaz. Varlığın sorgulanması, bu hayatı nasıl yaşadığımıza dair sorular her koşulda eksik kalacağı gerçeğini yok etmez ama geride bırakacaklarımızı tasavvur edebilmek açısından iyi olabilir. Schmid’in hatırlattığı gibi kurcalamayı neşeli bir tefekküre dönüştürebilmek mümkün. Eğer bunu içtenlikle becerebilirsek hayatı kendi sorularımız ve itiraflarımızla anlamlandırdığımız o keskin yüzleşme sürecinde daha sakin olabiliriz belki.
Ancak dediği gibi sükunetin de nefes alması gerekir. Sakin olmaya verilen molalarda gençler gibi hırçınlaşmak da kaçınılmaz çelişkilerden biridir. O ‘sükunet mesafesini’ yaşlılığa direnmeden kırıp çocuklaşmak, sonra yine o dingin alana çekilip dünyayı dışarıdan seyrederek huzur bulmak sahiden bir tür ‘ustalık’ gerektiriyor galiba.
Sizi bilmem ama ben herhangi bir dönemi tekrar yaşamak isteyenlerden değilim. Bütün sıkıntılarına rağmen ‘anın ve hayat çizgisinin’ biricikliğine inanırım. Hüznü heybesinde taşıyan neşeli çoban misali bütün duyguların zıddıyla bir arada yaşanması gerektiğini düşünürüm. Hayatın hassas terazisinde eksik kalanların kıymetini ancak böyle kavrayabiliyorum çünkü.
Ve hayat korkulan ve anlamsızlaştırılan ‘ölümle’ anlam kazanıyor yeniden. Yaşamın sınırlılığı, başkalarının hatıralarında, ruhunda, bedeninde yenilenip ebedileşme ihtimaline rağmen bizi ‘daha iyisini’ bekleme saçmalığından kurtarıyor. Malum, ölüme hazırlanmak üzerine çok kesin sözler söylenebilecek bir mesele değildir. Ama eğer seçme şansım olsaydı son gün gelip çattığında Schmid gibi sıradan, sevdiğim bir gün gibi yaşayabilmeyi isterdim. Yağmur sonrasının rayihasıyla tüten bir avuç toprak, limon kokulu yaprakları ürperten serin bir rüzgar, sevdiğim bir şiirin eksik hatırladığım mısraları, taze bir bahar kokusu ve yaraları iyileştiren ‘insan olma’ mucizesine derin şükranla…
*Sakin Olmak – Wilhelm Schmid / İletişim Yayınları – Çev. Tanıl Bora
A. Esra Yalazan
Kaynak: http://t24.com.tr/yazarlar/esra-yalazan
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
17 Mart 2015
15 Mart 2015
Pencerelerden seyret içlerine girme
Tugay Kaban'a küçük bir pencere
Pencerene kar buğusu bıraktım
Belki adımı yazarsın diye
Belki beni çizersin diye
Pencerene kar buğusu bıraktım
Ahmet Erhan
Gözleri terkedilmiş bir evin pencereleri gibi bomboştu, gözlerin ışığı sönmüştü.
Cengiz Aytmatov – Elveda Gülsarı
Bu yüzden daracık bir yer seçeriz korunmak için
kendi sınırsızlığımızdan. Belki de bu yüzden
burada oturuyorum ben, bu pencere önünde,
…..bakmak için
gemicilerin rıhtımda, kaldırım taşlarında kalan
ayak izlerinin bir peri masalındaki sıra sıra,
dikdörtgen aylar gibi yavaş yavaş silinişine.
Yannis Ritsos
Hâl
Pencereme vurmayın, ödüm patlayabilir;
Dokunmayın, vücudum boşluğa kayabilir…
Necip Fazıl Kısakürek
Seni bir çok daha görmek için
Dallarına basıp yaylandığım
Şiiri katıksız dolambaçsız
Bir önsöz olsun diye yazdığım
Senin adınla karıştırıp
Adını yüreğimin canına
Kazıdığım ve şimdi bir akşamüstü
Penceremden ansızın görünmeyen
Çamağacına
Onat Kutlar
Pencereme dolanma ayışığı
Rüzgarın soluğuyla titreye titreye
Ağaçların hatırını sor
- Yoksul ve kimsesizdirler
Denizlerin dibinde oynaşıp duran
Balıkların sırtlarını ışıt
Ahmet Erhan
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
Cahit Sıtkı Tarancı
dünyanın soluğudur kar yağarken pencere
silinen bir vazoya tozun konması gibi
ey dokunma duygusu
sensin bu bahçenin sahibi.
İbrahim Tenekeci
Boş düşlerle beslemişiz kalplerimizi,
Kalpler saldırganlaşmış bu yüzden;
İçimizdeki kin daha yoğun
Duyduğumuz sevgiden; Ey bal arıları
Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.
William Butler Yeats / Penceremin Yanındaki Sığırcık Yuvası
Bir pencere, bakmaya
Bir pencere, duymaya
Bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi
Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.
Yalnızlığın küçücük ellerini
Cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla
Dolduran bir pencere
Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine
Bir pencere, yeter bana
Furuğ Ferruhzad
Bir şey söyle bana
Teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
Ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
Bir şey söyle bana
Kıyısındayım pencerenin
Ve güneşle bağlantıda…
Furuğ Ferruhzad
Pencereyi aç
Sesin sarsın dünyayı
Duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır
Arkadaş Zekai Özger
Karşılıklıydı pencerelerimiz seninle
evlerimiz sırt sırta binmiş
bi ben geldim, sizin cama sen yoktun
bi sen geldin,
benim pencerem kapalı ..
bakamadık sokaklara, insanlara bir gözle.
Benim penceremin önünden kuşlar uçtu
Sen yakalayamadın hiç
Senin pencerenden geçtiyse uzun trenler
Ben hiçbirine el sallayamadım
...
Sırt sırta yapsak da evlerimizi
Biz bir pencereden yakalayamadık
akıp giden hayatı…
Akide Ufuk Türkelli
sımsıkı kapatmış olsak da
bizi ürperten anıları hayatımızın
eski defter ya da kuzeydeki pencere
Murathan Mungan
unutma sana yolladığım mendili (adını işlemiştim)
kırmızı yaşmağı (nişanesiydi bekaretimin..)
ilk dizesini, sana yazdığım son şiirin (seni seviyorum demiştim…)
yüzünde ağarttığım geceyi (sabahında pembe gül dermiştin…)
kahvaltıda yediğim iki zeytin tanesini (gözlerine benzettiğim)
rengi değişmeyen zakkum çiçeğini (aşktı yani; kendimi zehirlemiştim…)
unuttuklarımı da unutma sakın! (hepsini sana vermiştim…)
ikilemlere düşme sakın!
cık gel beklerken seni
beklemediğim zamanında saatlerin…(şimdi değilse bile yarın!)
penceredeyim!…
Tayyibe Atay
Yorgun dünyanın içine girme. O girdaplı su kimleri yuttu bir bilseydin korkardın. Sen sen ol, âlemin penceresinden seyret yine âlemi. Bir tren vagonundaymışsın misali daya başını cama, akıp giden görüntüler nehrini izle bir seferi gibi…
Mustafa Ulusoy
Erlerle etme pencerelerden alış veriş
Dadına gâhi yardım edüb sen de gör ki iş
Yağ bağlasun yüreği ninenin karış karış
Dek dur küçükden evde oturmaklığa alış
Olma sokak süpürgesi kadın kadıncık ol
Enderûnlu Vâsıf
Bir tambur bir yalnızlığı anlatıyorsa
O ışıksız pencereden
Ben onu bile bile duymuyor gibiyim.
Erdem Bayazıt
Pencere, korunun rüzgârıyla öpecek ensenden.
Şükrü Erbaş
Ya da bir düşte yürüyor gibi
Islak mavi bir sabahtı, açtınız pencerenizi
Şöyle bir gerindiniz, gökyüzüne baktınız
Tutarak sapından bembeyaz bir karanfili
Sevinçle okşadınız
Ve içerde kahvaltınız bekliyordu sizi
Öyle ki, kahvenizi içiyordunuz, birazdan çıkacaktınız
Tam o sıra kapının zili
Tuhaf şey .. Bu saatte .. kim olabilir ki
Ve işte az önce aldınızdı gazeteleri
Öyleyse?
Yaktınız bir sigara daha, kapıya yöneldiniz
Bırakıp masaya kahvenizi
Kilidi çevirdiniz, açtınız kapıyı
Usulca
Bir kurşun!
Edip Cansever
kalbimden kalbin havalanıyor
bilmediğim bir kuş
sabaha kadar ayrılmıyor pencereden
Derya Önder
Vaktiyle İzmir’e gitmiştim
Ömrümde ilk defa
Aşıklık yüzünden.
Şehre girerken ışıklar uçuşuyor
Rüzgar okşuyordu saçımı tren penceresinde,
Kalbim bir bayrak gibi çırpınıyordu.
Cahit Külebi
Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O geçen ben değildim.
Özdemir Asaf
söylüyorum, iki cihanda mutsuzum, insanım
tenhalaşıyorum bir yılan ıslığına dönüşüyor sesler
pencerem kırılıyor,işte, armağan diyorum sana
savrulup düşen kan taneleri, konuk olduğun kalbim
Tuğrul Keskin
Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,
Perdenin son kez kapanması gibi,
Kapanmalıydı gözlerim.
Dursun Ali Erzincanlı
Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
A. Kadir Bilgin
Sabah olmuştu, ve penceremin kepenkleri arasından
Gönderiyordu ilk ışıklarını güneş
Kör karanlık odama;
Uykum daha hafiflemişken
Ve daha da tatlılıkla gözlerimi gölgelerken,
Beliriverdi yanıbaşımda ve baktı yüzüme
o kadının hayâli
Giacomo Leopardi
Bir şey söyle bana
Teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
Ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
Bir şey söyle bana
Kıyısındayım pencerenin
Ve güneşle bağlantıda…
Furuğ Ferruhzad
İçerde
Pencere, en iyisi pencere;
Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
Dört duvarı göreceğine
Orhan Veli
Önünde yalnızım pencereciğin,
Ne bir konuk, ne bir dost bekliyorum.
Sergey Yesenin
-her zaman paylaşılan duygular vardır
yeri gelince ölümler de paylaşılır
bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya-
Haydar Ergülen
Tipi var dışında penceremin
Sobaya karşı elimde kadehim
Balıkçı sandalım yağmurda ne yapıyor
Uykusunda güz nehrinde sürükleniyor.
Du Mu
başını yastıklardan kaçıran uykulu başını cümle odalardan
hep kumlar vardı çünkü uykuya yaklaşırken
üzülecek ve sevinç duyacak yerlerde
dudakların içinde kulak yollarında
adamın öldürülüş sesi
sofadan sokak kapısından
pencereden kumluğa okyanusa
ahrete olan dostluğumuza yakınlığımıza
Cahit Zarifoğlu
Sokaklar pencereler baksın diyedir birbirine
Dertleşsin diye
Gonca Özmen
akşam üstleri uzatıp başını pencereden
Ayten Mutlu
bir rüzgârdı, kapandı pencereler
son sesleri bunlar ezgimizin
duyuyor musun?
gidiyorum
kal, demiyorsun
şimdi bozkırlarda usul usul ağlayan
kahır yüklü ağır bir tren gibiyim
kimsesiz bir aşkın ayak izinden
uzak yıldızlara doğru yol alan
ve gittikçe ırayan
ve gittikçe ırayan
Ayten Mutlu
Güzleri kullanırdı o kadar sevmese de
Dünyayı kullanırdı açıp da penceresini sonsuza
Su içse suya benzerdi biraz
Konuşsa
Üç beş kişi birikirdi herhangi bir köşebaşında
Yolu düşse de başka mor-sarı bir akşam kahvesine
Ne kadar eşleşirdi Van Gogh’un bakışıyla.
Edip Cansever
Tam pencereme yakın bir dut ağacı vardı. Ay ışığı dut yapraklarından süzülür, odaya pâre pâre dökülürdü. Aşağı yukarı yaz kış pencereyi açık bırakırdım. Ne serin, ne tuhaf rüzgârlar eserdi. Vapurlarda da çalıştığım için, rüzgârların kokularından lodos, poyraz. karayel, günbatımı diye tefrik eder, tanırdım. Ne rüzgârlar battaniyemin üzerinden acayip birer rüya gibi gelip geçtiler.
Sait Faik
Sessiz biri gelir de başını vurur lalelerin:
Kim kazanır?
Kim kaybeder?
Kim koşar pencereye?
Kim o kadının adını en önce söyler?
Paul Celan
Ilık bir süzülüşle
Geri dön hayat,
Bırakma yeryüzü salına
tünemiş pek kara kuşlar
Örtsün bakışımı,
Görmek acısı sürsün
pencere tutsağının
Düşsün hayatı suya…
Nilgün Marmara
Pencereye yaklaşıp hafifçe camı tıklattı.
– Kim o? dedi içerden bir ses.
– Benim Bibican, benim. Aç kapıyı.
İçeride bir ışık yandı ve cam hafifçe aydınlandı.
Cengiz Aytmatov / Elveda Gülsarı
Mutfağa girmiş, pencereyi açmış el sallıyor utanmaz.
Vüsat O. Bener
Adını gömleğimize işleyerek sevdiğimizin,
bir gül yaprağını saklayarak defter içinde,
balkonlara pencerelere dizerek saksılarımızı,
kamyonumuza teknemize ad koyarak arifane,
tüterek tütünümüzle kasketimizin altında,
denizlerle bulutlarla türkülerle kayıp ağarak…
Dinçer Sümer
Eskisi gibi değilim artık ben
Artık olamam hiçbir zaman da
Yazım,o güzelim baharım da
Uçup gitti işte pencereden
Aşk,yalnız sendin sultanım benim
Tanrılar içinde senin kölendim
Dünyaya gelebilseydim bir daha
Daha bir dört dönerdim etrafında
Clement Marot
Ben de bir evim, ruhumun penceresi
gözlerimi yalnız bırakın, derdim, nasıl
yalnız bıraktıysanız o evi birlikte;
bakalım açılır mı ikinizden bir bahçe
Haydar Ergülen
Kafes, mahpus kuşun gözüne karanlık görünür; her tarafı pencere olmuş, ne faydası var?
Hâfız-ı Şîrâzî
Çünkü pervâne, gün ışığına meftun olduğundan lambaya açılmış bir pencere zannederek kendini ateşe atar, ıstırap çeker. Fakat oradan biraz uzaklaşıp karanlığa düşünce tekrar lambaya atılır. Eğer lambanın ateşinin yaktığını tespit eden bir ruhu olsaydı, bir kere zarar verdikten sonra, kendisini aynı acıya sürüklemezdi.
İmam Gazzâlî, Mişkâtü’l-Envâr
Allahtan pencereler açmışlar içi sıkılan evlere
pencereler olmasaydı
nasıl gezerlerdi
karanlıklarda
ayağa kalkmış büyük böcekler
nasıl tırmanırlardı
merdivenlerden
Asaf Halet Çelebi
saldığım denizi aşmak için
kayıklar kırpardı seccadeden
geceyi çağırarak pencereden
kurumu derleyerek bacadan
Sezai Karakoç
Bence o çocuk öyle gülmemeli
Ay kar gibidir pencerede
Ergin Günçe
“Akşamları biraz geç gel yahu, bir erkek dolaşmak istemez mi, dedim. Ben çok yaşlı olan anneannemle meşgulüm. O da, istifa etmek üzere maliye’den. Bağını koparmasın istiyorum. Hiç arkadaşı yok çünkü. ‘Peki’ dedi. İlk gün dönüş saati geldi, altıyı çeyrek geçti, ortada yok. Normalde akşam altıda evde olur. Ertesi gün altıyı yirmi geçiyor, sonra altı buçuk… Bir gün odayı havalandırayım dedim, yaz. Toz aldım, bezi silkelemek için pencereden eğildim ki, kapının önünde oturmuş saatin dolmasını bekliyor.”
Tomris Uyar
Şu senin alçaktan sesin var ya
Pencereler var burnumun kemiğinde sızı.
Aşklar var unutulmamak için,
Boğulmak için ilk sevgili.
Cemal Süreya
Hiç çıkmamak halinde ve ölgün
Birileri çıkıyordu
Geceden kalma bir lamba yanıyordu, açık
Bir pencerenin sokağa doğru içinde
Bu uyum korkunçtur Yakup!
Edip Cansever
vagon penceresinden ayın gözlerinde doğduğu
o kız çocuğu sabaha karşı gizlice üşümüştür
dudakları masmavi dağ istasyonlarının soğuğu
Attila İlhan
Bir pencere sokağa girdi girecek
Edip Cansever
Ve işte, orada, evlerin sonuncusunda,
Bir genç kız bakıyor penceresinden, bakıyor merakla;
Saklamaya çalışıyor gözyaşlarını,
Sarı menekşeler ve gül yapraklarıyla.
Johann Ludwig Uhland
Sirkeciye kar yağarken pencereden
Senin sokaktan geçtiğini düşlemek güzeldi
Murat Solgun
Çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel
Edip Cansever
Açılmaz ne bir yüz, ne bir pencere,
Tevfik Fikret
Ölüm bazen, geceleyin tüm pencerelerden yükselen bir sessiz harftir
Murat Özel
Pencereyi açmalıyım… Menekşelerin başucunda güneşin doğuşunu beklemeliyim. Hava aydınlanır aydınlanmaz su isteyecekler benden… Kadife saçlı güzel çiçekler…
Zehra Betül
Herkes gider
Ne?
Bilmiyor muydun sanki
Sevgili kalbim!
Neden hala apartman boşluğunun
gün ışığı görmeyen penceresinde
kuş sesleri beklersin..
Ali Lidar
Gözlerimin önünde hep aynı beyaz ev.
Her dağ yamacına kurduğum,
Beliren her su kenarında,
Pembe damlı, yeşil pancurlu, balkonlu,
Balkonuna tırmanan sarmaşık.
Gece, pencerelerinden sızacak ışık,
Kışın tütecek bacası.
Ziya Osman Saba
Garibin anası pencerelerden
Yanık türkülerle yollara bakar.
İncecik yüzünde her akşam üstü,
Çizgi çizgi, nokta nokta bir efkar.
Yavuz Bülent Bakiler
Sıralanmış saksılar vardı
limana bakan
penceremizin önünde
ve çiçekler arasında
ekmek kırıntıları serpen
martı yüzlü
bir anne
Sunay Akın
Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
Geceme gündüzüme
Gözlerin
Lale Devrinden bir pencere
Ellerin
Baki’den Nefi’den Şeyh Galib’den
Kucağıma dökülen
Altın leylak
Sezai Karakoç
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek…
Sezai Karakoç
Yaşlanıyorum pencereden her bakışımda
Didem Madak
acaba zamanı gelmedi mi
bu küçük pencerenin ardına kadar açılmasının
ve gökyüzünün yağmasının
ve insanın kendi cenazesinde gözyaşı dökerek namaz kılmasının?”
Furuğ Ferruhzad
Bahçemdeki dut ağacı
vurdu ince dallarıyla penceremin camına,
bir Beşiktaş tramvayı geldi aldı beni,
bir Beşiktaş tramvayı götürdü sana.
A. Kadir
Yolda, adımlarımı çağıracak geriye
Aralık duran kapım, belki dönerim diye
Penceremde buğudan bir damla yaş donacak
Sabri Esat Siyavuşgil
Penceremden gördüm
uzak kıyılarda batan güneşin bayramını.
Pablo Neruda
Bu yolun sağında yükselen
Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
Bahçesinde iri yedi veren,
kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
Rıza Polat Akkoyunlu
Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür dönedolana
Ağladığım yer penceresi midir?
Cahit Sıtkı Tarancı
Sen gelmedin,güz erken geldi
gölgem pencere önlerinden
ara sokaklarına düştü karasevdanın
Refik Durbaş
bir pencere aslı gibidir yani, açılır uzak bir iskeleye
yakın dursan biraz daha, kendini, hayatı sevdirsen
üç gün geçti, üç yıl geçti sanki içimden
Onur Caymaz
özledim herhangi bir sabahını
saçlarım taflan ya da lale
mutlu anılar da biriktirdim
her istasyon mavi bir pencere
Hüseyin Avni Cinizoğlu
Şimdi Çemberlitaş’ta bir ev
Miniminnacık öyle durur
Penceresinde küçük bir kız
Saadeti yüzünden okunur.
Ali Püsküllüoğlu
Bir odamız vardı etrafı sarmaşık
Bostanlara bakan penceremiz
O güller kadar taze
Ben ona deli gibi âşık
Oktay Rıfat Horozcu
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Yavuz Bülent Bakiler
Ve dedim onlara:
Kim bir bahçe görürse tahtanın hafızasında
Ebedî, coşku ormanının esintisinde kalacaktır yüzü
Kim dost olursa hava kuşuyla
Düşü olacak dünyanın en huzurlu düşü
Zamanın parmak ucundan ışık toplayan
Açar âh ile pencerelerin düğümünü
Sohrab Sepehri
Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede
Eskidir geçmiş zaman esvapları eski
Görmüşlüğüm var bu kadını! Ama nerde
Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki
Gerard De Nerval
bir pencere açılsa unutulmuş şarkılar
çocuk bahçelerinden nasıl yankılanırlar
Attila İlhan
Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede
Ahmet Muhip Dıranas
Geceleri evimdeyim, rahatım yerimde
(Bir de sıkılınca pencereyi açabilsem)
ah… Başımı kaşımak, çiçek koparmak
El sıkmak istiyorum arada bir.
Melih Cevdet Anday
Gözlerimi pencerelerinize dikiyorum
Oda oda sessizlik bir çıt yok
Yavrularınızla uykulardasınız.
Muammer Baran
Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen
Sûr üç gece önce üflenmiş
Üç gece önce korkunç aydınlanmıştır gökyüzü
Anne, “oğlum” diyerek uykusundan
Ve korkuyla pencereye: “hayrolur inşallah”
Dilek Kartal
Pencereden bakarken gördüğüm tek şey: Hüzün
Nurullah Genç
Fabrikada pencereler, tavana yakın,
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Öldüğüm gün
Sokağımdan bir kadın geçsin istiyorum
Güzel ya da çirkin
Ama karalara bürünmüş bir kadın
Kalabalık görünce evin önünü
Gözlerini kaldırıp pencereme bakmalı
Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı
Erdoğan Tanaltay
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
Bir kadın kimbilir kimin karısı
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.
Cemal Süreya
Sonraysa
uyandığında
yeniden
kapamak pencereyi
ve sarmak seni
öpücükle
örtmek seni
ve seni
keşfetmek
Erich Fried
Sürekli düşünüyorsun,inatçı ,saklı, gizli
Pencereye bakıyorsun, sıkıntı var gözlerinde
Her şeyden çok severdin beni hani ?
Kendin söylemiştin ya geçen sene
Maria Pawlikowska
bakacaksın pencerende bir ay çöreği
geceden birikmiş avuçlarında kokusu
özlediğin çiçeklerin,sen de bana döneceksin.
Koray Feyiz
Pencereme çarpar durur kar,
Çınlar, şıngırdar sessiz gümüş.
Pencereme çarpar durur kar,
Kar gibi bembeyaz oluverdi düş.
Rauf Parfi
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
Turgut Uyar
Ancak sen tazelikte gül yaraşır pencereme;
Uykusuz gecelerimde kokusunu duyduğum.
Cahit Sıtkı Tarancı
yeni farkettiğim pencere önü çiçeğim!
kış gelmiş sen karşılamışsın… ben evde yoktum
Şükran Belen
insan ellerini yüzünü yıkamalı
birlikte porselen bir çaydanlıktan
dışarıyı seyretmeli dışarıda pencereden yağmur
içerde, içerde olmanın sıcaklığı
içerde içeriyle evli kızlar dışarıda aşık
evet bir kız dışarıyı seyreder ama evde oturur
evet bir ev içeridedir dışarıda yağmur
yine de namaza durmalı
yine de bir kızı öperek uyandırmalı
Eren Safi
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
Şükrü Erbaş
Otobüsün penceresinden
Küçük kafeye baktı
Nirvana – Bukowski – Tom Waits
Güz geldi, kapa
pencereleri
Ruhun üşüyebilir
Refik Durbaş
Güvercin
Pencerede kopan alkış
Melih Cevdet Anday
Yosun tutmuş pencere pervazındaki
Aşınmış taş gibi suskun -
Archibald Macleish
Seni karanlıkta yatırıyorlar
Korkuyorsun geceden
Bakıp bakıp pencereden
Yatağına sokuluyorsun.
Behçet Necatigil
Bir pencere mi bu ,
Usulca kapanan ardımdan?
Detlev Von Liliencron
Yeniden döneceğim baba ocağına,
Yadırgı bir sevinçle avunacağım,
Ve yeşil bir akşam, altında pencerenin
Koluyla mintanımın kendimi asacağım.
Sergey Yesenin
dışarda fırtına var:
bütün pencereleri açın!
Selim Temo
ve sen gelirsin şafağın ilk rengiyle
penceremde kuş olmaya
Gültekin Emre
İşte… Yazın hışırdayan sıcak soluğu
Bayram gibi sarıyor pencereyi.
Ben çoktan sezmiştim bu
Aydınlık günü ve boş evi.
Anna Ahmatova
Garip Kişi
Bir akşam ilk olarak ağladım,
Bekar odamın penceresinde.
Hani ev bark? Hani çoluk çocuk?
Ne geçti elime bu hayatın
Meyhanesinde, kerhanesinde?
Yatağım her gece böyle soğuk.
Saadet bu ömrün neresinde?
Cahit Sıtkı Tarancı
nasıl da sevinirdim
ilkokul pencerelerine bayrak asarken
doğduğum kazanın
her bayram öncesi süslenmesine
Sunay Akın
Ve geçiyordu bahar o yemyeşil düş
Penceremden sesleniyordu yüreğime:
“Bak
Hiçbir zaman ilerlemedin
Battın sen!”
Furuğ Ferruhzad
sen yenisin galiba; diyalektiği ve aşkı şaka sanıyorsun
kış serçesi gibi pencere önlerinde telaş yapıyorsun
Sezai Sarıoğlu
Bu ara hep tedirginim,
bir pencerenin açılışını bekliyorum şimdi
arkandan gideyim
ya da parçalanayım diye üzgün kaldırımlarda.
Efrain Huerta
Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…
Ayrıldılar…
Nazım Hikmet Ran
geleceğim.
ve her duvarın başına bir karanfil dikeceğim.
her pencerenin altında bir şiir okuyacağım.
Sohrab Sepehri
yürümeyi severim sonsuza açılan pencere gibi
o geçer gider usulca yanımdan
Betül Tarıman
Kapatır son pencereyi de.
Xavier Villaurrutia
İşte bu varlıklar
Pencerelere giysiler diken iğnenin
deliklerine giriyor
Orada gemiler ve erkek geyik boyunları
orada at sırtları, birine bindim
ve mesafelerin hurmasını silkeledim.
Bilmem neden ağlıyordu o pencere
Uzayın ona mavi mendilini uzattığını gördüm
ayın bulutlarla örtülürken
el-Hamra’da yarattığı
harikaları anlatıyor şu pencere de.
Ancak düş gemilerinin sığabildiği
göller misali pencereler
pencereler – yıldızların kulaklarında küpeler.
Boşluk el-Hamra’nın alfabesine
yaraşmayan bir sözcük.
Adonis
Sen, sevgili, daima hasretle seyrettiğim
bahçelersin sen. Bir kır evinde
açık bir pencere – -, ve sen daha yeni
atmışsın adımını dışarı, dalgın düşünceli
Rainer Maria Rilke
Ne ağzımda acı tadı kahvenin ne penceremde güneş takvimleri
Süleyman Unutmaz
Kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime
açılan pencereleri,
Murathan Mungan
masum bir aldanıştı hayat pencerelerde
Nurullah Genç
Kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin
Siyah tüylü martılar yorgun pencerelerde
Benimle ağlayacak benimle güleceksin
Nurullah Genç
Söyleyeyim mi, alacakaranlıkta dar sokaklardan gittiğimi
Ve pencerelerine yaslanmış, gömlek kolları kıvrık
Yalnız erkeklerin pipolarından yükselen dumanları seyrettiğimi? …
T.S.Eliot
kuşlar alıştı pencereme
Arif Ay
Eskiden beri alışkınım pencerede
Suyun ya da ormanın uğultusuna
Çabucak uyudum böylece
Yatıp kaldım onun uzun saçlarında
Bertolt Brecht
Sen benimle gidiyordun
Beni okuyordun
Karaağaçlardan âşık serçeleri
Sabahın penceresine davet ediyordun
Gece tekrarlanırken
Gece tamamlanamazken
Sen karaağaçlardan âşık serçeleri
Sabahın penceresine davet ediyordun
Furuğ Ferruhzad
Geçip giden evsiz bir sokak durup baktı da pencereme
yüzünde donmuş bir gülümseme
nasıl da içli, sessiz,
nasıl da ince, ürkek,
dokunsam parçalara ayrılacak.
Oya Uysal
Odamın penceresi yok -daha iyi-
Kendime bakıyorum ben de
Kendimden sarkmış kollarıma
Kendimden damıtılmış gözlerime
-Bakmıyorum, duyuyorum onları sadece-
Böylesi iyi, çok iyi
Edip Cansever
İşin doğrusunu bu kıza anlatamam;
İçtiğimiz su acı,
Gördüğümüz düşler felaket düşü,
Pencereden uzan da bak,
Bak da ağla;
Bir yatakta sekiz kişi…
Haydi seni aldık, diyelim;
Dokuz kişi bir yatağa sığıştık,
Nefes nefese…
Verem olduk, temsil;
Ne halt ederiz gayri?
İlişme bize,
Bozma keyfimizi;
Havalanmış mahalle kızı.
Metin Eloğlu
bir pencere açmalıyım yalnız kalan çocuğuma
Mehmet Efe
Ellerim evcil bir hayvandır artık,
Yalnızlığı seyrederken, düşer pencerelerden.
Tenine veda…
Köksal Özyürek
Başka biri olacaksın istemesen de
Bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
Tüketecek ömürlerini birer birer
Değişecek yeri bir dolabın, pencerede bir çiçeğin
Ataol Behramoğlu
Penceresiz perdesiz bu çift yataklı
Bu karanlık yatak odalarından
Yıldım demeninde bir anlamı yok.
Şükrü Erbaş
Kar yağdı durmadan üç gün üç gece,
Yaslandı duvarlara, kapıları zorladı,
Pencerelerden baktı ev içlerine.
Metin Altıok
perdeyle pencerenin arasına saklanmak
Necmi Zeka
Pencerede küçük bir radyom var,
Şarkıları güzeldir
Gel, kesmezse; el’gitarımdan
Sana şarkıları ben söylerim…
İbrahimî Feyzullah Yalçın
Yanılsama yansır içinde bir vapur penceresinin
Ahmet Güntan
Çiçekle Konuşma
Artık ne pencerem var seni koyacak
Ne masam,
Sevgilim de yok bu şehirde
Çiçek seni alıp ne yapsam?
Cahit Külebi
Gece seni birdenbire hatırladım
Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar
pencereden dışarıya öyle baktım
Dışarda seni benden ayıran hayat
Arif Damar
Nedir ki bu mavilik deme
Pencerenden görebildiğin kadar
Göğün kıymetini bil
Oktay Rifat
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
Murathan Mungan
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Cemal Süreya
Pencereleri düşünüyorum,
yağmurlu günlerimizi,
seni.
Cevat Çapan
Açık da olsa kapalı da pencerelerden ne isterseniz onu görürsünüz.
...
Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir Ömür hanım… İki kanadı vardır, istekten ve korkudan; çarpar durur bir ömür içimizde…
Şükrü Erbaş
en sevdiğim pencerem yitti
Enver Ercan
ah sevgilim ne diyecektim ben sana
aç pencereyi ve dışarıya bak
son gecemizde kar altında kuğular
Akgün Akova
Bütün suçu üstlenir lavanta kokulu bir pencere
Hüseyin Şahin
Her acının sonunda açık bir pencere vardır,
aydınlık bir pencere.
Paul Eluard
Resmim,
zayıf yüzlü, gülümsemeye yakın neredeyse
hastane penceresine dayalı
ahşap ve toz kokan bir gecede çekilmişti.
Birhan Keskin
Kimsesiz odamda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!
Necip Fazıl
Nasılsa her yürek
kendi penceresinden sever göçmen kuşları.
Almila Alp
Yanar
Sobasında
Yalnızın
Üşüyen
Bakışları.
Lambasında
Karanlığa donuk
Bir ışık
Titrer
Sönük-sönük.
Penceresi
Dışına kapanmıştır,
Kapısı
İçine örtük.
Özdemir Asaf
Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
A. Kadir Bilgin
Bir ağaç olsaydım ben,
Açık pencerene,
Yeni bir dal uzatır,
Seni meyvalarımı toplamaya,
Davet ederdim…
Hacı
yalnızlık,
ne terk edilmiş evin açık kalmış penceresi,
ne de insan gölgesi bile olmayan göl ya da kurbağa sesleri.
Yi Men
Ne aklıma gelse bir bakıyorum unutmuşum
tren penceresinden bir tarla
eskiyip atılmış bir gömlek, hiç unutmam
Turgut Uyar
Geçmişin aralanan penceresinden savrulurken efkârımın kara tülleri…
Buket Cihan Temür
Şiirden bir gölge çıktı.
Penceredeki çiçeğe su verdi.
Enes Kiseviç
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekşelerinde her akşam
Ahmet Hamdi Tanpınar
Son karşılaşmanın şarkısıydı bu
Dönüp bir kez daha baktım karanlık eve;
Yatak odasının penceresinde
Mumlar, kayıtsız, sarı bir ışıkla parlıyordu…
Anna Ahmatova
kalbimden kalbin havalanıyor
bilmediğim bir kuş
sabaha kadar ayrılmıyor pencereden
bir sırra erer gibi söylüyor:
sen ey kuşkusuz keder
seviştir bizi
Derya Önder
Bir zamanlar akşamları beraber
Doğayı seyrettiğimiz pencereler
Şimdi aydınlanıyor yabancı bir ışıkla
Stefan George
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar
Cahit Sıtkı Tarancı
Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
Yannis Ritsos
Sen neden durgunsun böyle
Sen neden bu kadar kasvetlisin
Aç sen pencereleri
Ve baharlara
İnan sen
Ferîdûn-i Muşîrî
Hatıralar lafa tutuyor insanı
bir sokağın başında
birdenbire büyük bir dalgınlık oluyor hayat
eski bir yaz açıyor pencerelerini
şimdi yağmurunda üşüdüğün sonbahara
Murathan Mungan
Pencereden göründüğü kadarmış hayat
Bıraktığın gibi duruyor tablada sigaran
Sekseninci sayfadaki Gorki
Ve penceredeki karın
Seni bekliyorlar, dönmeni
İsmail Uyaroğlu
Nasıl değişti erkeklerin hali
Anlayamadım kızım
Artık Sâlah Birsel bile geçmez
Penceremden sanırım.
Sâlah Birsel
Akşam bırakıp gidecekler,
biliyorum
küçük pencerelerinden gizlice seyredecekler.
Benim küçük tanrılarım,
belki de ay ışığında tanrıları gibi görecekler.
Ömer Nazmi
Ne sorular sorardım düşünüyorum da
Pencereme yansıyan yaz akşamlarında
Şükran Kurdakul
Ardına kadar açtım penceremi.
Nasıl beklediğimi bilirsin
Unutma e mi?
Bir beyaz kedi gibi gel pencereme
Öyle sessiz gir içeri.
İlhan Demiraslan
Serpilirken pencereme avuç avuç kar…
İçerimde hicranlardan bir nehir akar…
Karların da lambam gibi rengi sarıdır…
Onlar yırtık bir mektubun parçalarıdır:
Rüzgâr, sana yazdığımı geri getirdi…
Pencereden dondurucu bir nefes girdi…
Bu ara hep tedirginim,
bir pencerenin açılışını bekliyorum şimdi
arkandan gideyim
ya da parçalanayım diye üzgün kaldırımlarda.
Efrain Huerta
kış serçesi gibi pencere önlerinde telaş yapıyorsun
Sezai Sarıoğlu
Evin içinde uçsam
Kapılara duvarlara çarparım…
Ama sen yüreğime, ruhuma
Bir pencere oldun
Osman Serhat Erkekli
pencerede oturmuş
yaşlı adam
gözleri yorgun
saçları ak
ağzı kötümser
kimin yolunu bekler
ölümünden başka
Attila İlhan
Penceremde sayıklıyor bir sardunya
Nergihan Yeşilyurt
Sen, penceredeki suskun kadın :
Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum.
Enis Batur
Ama ben avlum hakkında ve pencereden görebileceğiniz
nehir hakkında yazmak isterim.
Zvonko Maković
Kimdi o çocuk ben dediğim
O delikanlı ben miydim gerçekten
Şimdi bir tren penceresinden
Başka yaşamlara bakar gibiyim
Ataol Behramoğlu
titrek bir mum ışığı kadar mahzun
yarısı kapalı bir pencereden geliyor bir türkü
Ömer Faruk Toprak
Bakacak arkamdan mutfak penceremiz.
Balkonumuz geçirecek beni çamaşırlarıyla.
Ben bu avluda bahtiyar yaşadım bilemediğiniz kadar.
Avludaşlarım, uzun ömürler dilerim hepinize…
Vasfi Mahir Kocatürk
“Rıza Tevfik’e bir şiir vermiştim, beğenmemiş. Masasının üstüne koymuş. Pencereden gelen cereyanla şiir uçmuş. Ali İlmi Fani Bey’e; “Çocuğun şiirini de uçurduk, ne diyeceğiz?” demiş.”
Cemil Meriç
Dört yaşındaydım. Bir yaşındaki kardeşim Kemal ölmüş. Babam kollarındaki bir yastığın üzerinde taşıyor onu. Ardında bir kalabalık. Ağır ağır ilerliyorlar. Ben penceredeyim. Kış.
Cemal Süreya
Ve hangi pencereye dayanmış da
bakıyorum habire gömülen zamana?
Pablo Neruda
Ben meyhanenin penceresindeyim
İçerde ve kar içindeydim
Bir demet gül içindeydim
Güle gömülüydüm
Kana.
Edip Cansever
“Sirkeciye kar yağarken pencereden
Senin sokaktan geçtiğini düşlemek güzeldi”
Murat Solgun
Yeni bir dize’yi pencereden uzatıp, güneşe doğru
tuttunuz mu akşam üzeri, hava esintiliyse eğer,
pır pır ettiğini görürsünüz ışıltılar saçarak yer yer.
Sait Maden
ona açılan pencereleri kapatın
Tuğrul Keskin
Birden,
ardına kadar açık pencerelerden
beline kadar sarkar,
Aşk..
Üryan
Penceresinde benim perdelerim,
Etajerinde kitaplarım olsa.
Cevdet Kudret Solok
Bana Bulaşmasın
Yağmur çiseliyor ya
bana bulaşmasın der gibi
çekinerek bakıyor penceredeki saksı
kente uzak, kırlara yabancı
Kemal Özer
Kudüs’te yağmura açarlar kadınlar pencerelerini
Ahmet Ada
Küçük pencereli karanlık dar odalarda
Cahit Zarifoğlu
Boynunda kan torbası
geçer balkonlardan
koşuşuruz pencerelere
şimdi başka balkonlarda
Nuri Pakdil
Bir dokun bin ah işit pencereden
Nurullah Genç
pencere kenarında yağmuru seyrettik yalnızlığımla,
Pelin Onay
her zaman bir aralık var
pencere ile görmek arasında
niçin bakmadım niçin
bir adam yağmurlu ağaçların altından geçerken baktığım
gibi?
Furuğ Ferruhzad
Ey yağmurda açılan pencerelerin komşuları
Onu bağışlayın
Onu bağışlayın
Çünkü büyülenmiş
Furuğ Ferruhzad
Yağmurlar daha çok pencereler içindi
Afşar Timuçin
yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden;
Adnan Özer
Bir pencere açıldı kitabımın sayfasında
El sallayarak sen göründün,
…
Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları…
Nahit Ulvi Akgün
bu pencerenin ardındaki karanlıkta
bir çiçeği dalından koparır gibiler
dinle, duyuyor musun?
Mensur Ovci
“Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak” Cahit Zarifoğlu’nun vefatından bir süre önce hastahane penceresinden bakarak söylediği söz.
Penceremi titreştiren ışık ile abdest alırım.
Sohrab
Penceremden geceleyin giren Kelebek–sanıyor musun burada yaşam bulacaksın?
Oruç Aruoba
Karşılıklı oturmuş bir çift, ikisi de sağına ve uzaklara bakmakta. Sanki kadın "gönül penceresinden"i, erkek "çaldığım kapılar"ı mırıldanmakta.
?
Hüzün kaçıyor penceremden koşarak
Ölüm kayboldu geceye karışıp
Bir kolunda gözyaşı diğerinde acıyla
Kaan İnce
Birazdan alnını dayar cama gelgiti bekler keder daralır pencereler içine kapanır oda.
Oya Uysal
Birden pencere açılacak
annem beni çağıracak
Tadeusz Rózewicz
Ortalık karardıktan sonra pencereden yıldızları izliyorum.
Umut etmiyorum,kızmıyorum, üzülmüyorum.
Sadece h a t ı r l ı y o r u m.
Alper Canıgüz
Beyaz şehrin akşamından geceye doğru
Her şeyden vazgeçmenin arifesinde
Vazgeçilmişliğin ertesinde
Bir pencerenin altında dikilip kaldığında
Soğuk, hançer gibi sokulur bağrına.
Uğultu sarar geceyi, toprak kımıldar; dal kımıldar, damar kımıldar…
Beklersin,
Pencereden bir hayal gibi gözüksün.
Bir peri gibi görünüp kaybolsun perdelerde.
Soğuk zannetsin. İçi titresin senin gibi.
Adige Batur
Çarşaflarımı denetliyorlar ben yokken. Pencereme konan kuşları
takibe alıyorlar. Tek kişilik bir içbükey zaman bile
bırakmıyorlar bana.
Murathan Mungan
-her zaman paylaşılan duygular vardır
yeri gelince ölümler de paylaşılır
bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya-
Haydar Ergülen
Bu gökyüzü
Her gün böyle değildir Saint-Antoine’in üstünde
Belli sevişme vakti
İşte pencereler ilk kollarını açtı
Karıncalar yuvalarından çıktı
Yosunlar uyandı
Gerildikçe gerildi gökyüzü
Dikiş diken kız penceresinde ilk kez mutlu
Denize bakan evler kahveler ilk kez mutlu
İlhan Berk
Hırsız
pencereden giren mehtap
bu evde hırsız var
mehtapta
pencerede oturmuş
beni görüyorum
kapıyı çalsam
içerden ben çıkacağım
içerden çıkacak beni
ne kadar görmek istiyorum
penceredeki beni uyandırmalıyım
içerde hırsız var
içerdeki hırsızın
ben olacağımdan korkuyurum
Asaf Halet Çelebi
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bugünlerde
Cemal Süreya
alnımı dayadığım pencereden dışarıyı seyrediyorum
Adonis
İşte pencerenin camında yavaştan biriken buğu gibidir-gözünü tamamiyle kapayacak körlük-: görüşünü tamamiyle örtmeye yönelmiştir; ama açık bakışının da hangi noktada olanaklı olduğunu (bahar’ın ne zaman ve nasıl geleceğini) sana bildiren, gene, odur…
Oruç Aruoba
Sevdiği olmalı insanın,
Eski ahşap pencereye hayat veren çiçek gibi..
Tufan Genç
sen aklıma düşünce bir rüzgar
duyarım dolar içime
ve göğsümde bir pencere hızla çarpar.
Metin Altıok
Pencerede sapsarı bir limon görüntüsü
Edip Cansever
Baba yaşamadaydı geçmiş zamanı
Bir pencere açık dururdu düşüncesinde
Bir kadın eşsiz elbiselerinin içinde
Ne uzun zaman sevmişti onu
Sabahattin Kudret Aksal
çocuğu babasına baktıran bir pencere
babasını getiren sürgülü bir kapı var mı
babasını kucaklayan, ertesi günü olan?
Mehmet Efe
Kalkıp pencereden hayata bakacağım…
Şükrü Erbaş
Biliyor musun kalbim artık
Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde
Titrek kanatlarıyla umudun
Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına
Gelmene yakın saatlerde.
Şükrü Erbaş
Evin içinde uçsam
Kapılara duvarlara çarparım…
Ama sen yüreğime, ruhuma
Bir pencere oldun
Osman Serhat Erkekli
Bir gün çıkıp geleceğim
Görünce pencerende ‘yeşil panjurları’
Yüreğim daha bir bende
Çekip gideceğim.
Naim Kandemir
sabahın yanağı penceremde
Emre Gümüşdoğan
Kenar mahallelerin geri dönüş saatleridir şiir. Kasaba kahvehanelerinde, dışarıya hiç bakılmayan pencerelerdir.
Şükrü Erbaş
Pencereme selâm ver
Ey sevgilim
Ey sevgilim
Ebdulrehman Mizûrî
pencere, pençesindedir günün
pencere, pençesindedir güneşin
ah
yetmez gücüm!
Ketayun Amuzegar
Pencereden göründüğü kadarmış hayat.
Bejan Matur
uzakları seyrediyorum buğulu pencereden,
ince bir ışık demeti düşüyor buruşuk
masa örtüsüne,
Osip Mandelstam
penceredeyiz sarmaş dolaş,kendimizi seyrediyoruz sokaktan:
vakt erişti, herkesler bilsin bunu!
artık çiçek açma zamanıdır taşın,
yüreğinse tedirginlik zamanı.
zamanıdır, zamanı gelmenin.
artık zamanıdır.
Paul Celan
baktım eve, sensiz boşluğuna
yürekler acısı pencereler var yalnız artık
...
işte bak, seni yalnız bir ev gibi bekliyorum
hem dönmelisin bana görüşmeli oturmalıyız
eğer dönmezsen rahatsız olur pencerelerim de.
Pablo Neruda
Pencereden çekildim.
Günlerdir ilk olarak güldüm, gülümsedim
Yıllardır ilk olarak
Sanki ilk gözyaşının tarihini buldum, üstünü çizdim.
Edip Cansever
Elime ne geçtiyse
Açtım pencereleri dışarı attım.
Edip Cansever
Bir pencere çarpıyor
Viran yüreğimde
Sıvalar dökülüyor
Pervazından.
Metin Altıok
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
Murathan Mungan
ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
Turgut Uyar
rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık
atilla ilhan
Önünde yalnızım pencereciğin,
Ne bir konuk, ne bir dost bekliyorum.
Sergey Yesenin
Bir gün yaslanmak istesen pencereye
Diz çökmek istesen nafile
İş işten geçmiş olacak
Oktay Rıfat Horozcu
-yalnız bir kadın
duruyor pencerede;
durmadan yağmur.
Suiha
Dün, hani birisi adını söylediğinde
yanımda yüksek sesle,
bir gül düşmüştü sanki
açık bir pencereden içeri
Wislawa Szymborska
Bu nemli, bu bunaltıcı gecelerde, pencerenin
Önündeki dallardan bir kafes örerim kendime
Ahmet Erhan
Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
sevdalar geçit vermez gözbebekleri
akşam bir esmerliğe doğru yol alırken
pencere pervazlarına otururlar
İhsan Fikret Biçici
Ve penceredeki karın
Seni bekliyorlar, dönmeni
İsmail Uyaroğlu
Söylemek istediğim korkak fısıltılar değil karanlıkta
Gündüzdür söz konusu olan ve ardına kadar açık pencere
Furuğ Ferruhzad
Karanlık pencereden boğuk bir soluk giriyor,
denizin tüm üzüncünü bilen adamdan gayri
kimse dinlemiyor onu.
Cesare Pavese
Bu yapayalnız insan böylece
Kapatır pencereyi
ve sıcak tutar kendisini.
Yukio Tsuji
Şaşkın sığırcık kuşunu hatırlıyorum
İki yıl önce tam bu odaya girivermişti
Nasıl gizlice süzüldük ve bir pencereyi açtık
...
Havalanıverdi bir sandalyenin arkasından
Dümdüz uçup doğru pencereyi buldu
Dünyanın pervazında kayboldu
Richard Wilbur
ama bir defa koklatın sert içkileri
pencereden dışarı atmaya başlarım insanları
kim olursa olsun fırlatırım dışarı
bunu yaptım daha önce
ama siz aşk nedir bilmezsiniz
...
haydi bakalım gösteriye başlayalım
ne dediğimi hatırlıyorum
ama bir tek atacağım yalnızca
ne de güzel tadı var şu meretin
haydi uzatmadan bitirelim bu işi
yalnız bundan sonra kimse durmasın
açık pencerenin yanında
Charles Bukowski
Antik şömine üstündeki tabloda anlatılan,
Sanki bir pencereydi ormana açılan,
Thomas Stearns Eliot
Sokağı ve denizi isterim pencereden
Oktay Rifat
Geldiğimde rüzgâr dolu iki konağa
Günlerce uyudum
Kilimler ve bakırlar arasında.
Rüzgârı sevebilirdim
Kapılar ve pencereler olmasa
Bejan Matur
Ağustos Konuğu
Odama bir an giren uçucu bir böcek
Arıdan irice, kanatları renkli
Dolaştı bir süre, vızıldamadan.
Sonra bulup yolunu pencerenin
Çıkıp gitti
Bir öykü çeviriyordum Çehov`dan
Masamda bira bardağı
Odam, kitaplarım,olağan dünyam
Tül perdede ağustos ışınları
Tanık oldu yaşamıma
Bu uçucu böcek, sadece bir an
Çıkıp gitti sonra
Tıpkı yaşamıma bir an katılan
Sonra yitip giden bir sevgili gibi
Ataol Behramoğlu
Yıldızlarla dost eden küçük pencere
Her akşam gönlümün dilediği yere
Götüren sihirli araba .
Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
rüzgarı saçlarımı dağıtan sokak
Ve ey saçı ak gönlü ak
Anneciğim pencerede ağlayan .
Ah biliyorum güç gelecek sizlere
Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere…
Ataol Behramoğlu
Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Ahmet Muhip Dıranas
Aralamış pencerenin perdesini
yaprak güzeli
Uzanmış bakıyor saf saf
bir çocuk gibi
Söyle diyor haydi
bir şiir yaz
bırak tembelliği
A. Kadir Paksoy
Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor
Nuri Can
pencereler şaşkın
perdeler bir uzak yol kadar uzun
Edip Cansever
Pencereden sarkıtılmış bir sepet
Edip Cansever
ah bırak bu açık pencerenden
rüyaların ipkeleri üzerinde uyuyarak
ışıltılı bir kanatla uçayım
dünyanın hisarlarından geçeyim
Furuğ Ferruhzad
Annem tuz almaya gönderdi beni
O gün bugündür eve dönmedim
sokakları çocuk adımlarıyla
caddeleri suçlu telaşıyla geçtim
zamana açılıyordu bütün pencerelerim
anıya dönüşebilecek kelimelerle kurdum
şiirlerimi
kaybolduğum bütün dağlarda
bulutlar annemin yüzüne benziyordu
Şehmus Ay
Bir gölge gibi düştüm ardına yıllardan beri
Sordum seni şehir şehir
Şimdi her gece yarısı rüzgâr değildir
Pencerene vuran benim.
Yavuz Bülent Bâkiler
karşı pencerenin perdesi çekiliyor
Metin Fındıkçı
Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar
Necati Cumalı
Sabahları açık penceremin soluduğu kent
Murathan Mungan
Başka kapılarda, başka pencerelerde aynını arar.
Ama bilmez başkalarda hiç aynılık bulunmaz.
Pişman olur, geri döner bir zaman sonra.
Öyle yenik, öyle mağlup döner ki hem de…
Artık kafese girmeye bile razı olmuştur.
Şanslıdır…
Eğer geri döndüğünde açık bir pencere
veya aynı evde, aynı kişileri bulabilirse…
Eğer terkettikleri taşınmamış,
Aynı yerde kalabilmişse…
W. Generous Blackstone
itfaiyenin sesine, pencereye koşardım
çocukluğum boyunca hep yoldaydım
Pentti Saarikoski
kar sevincin büyüsünü serperek karanlık denizlere
çocuk düşlerimize oturtuyor akşamın hüznünü
ipekle sargılanan yıllan getiriyor penceremize
bin bir nakış ekliyor yaşamı havalandıran şarkılara.
Ahmet Özer
hangi yüze baksan perdeleri çekili pencere
Yücel Kayıran
Furuğ Ferruhzad
bir evi soymuşcasına pencereden atlar gibi
bu nasıl bir gidiş böyle..?
Pelin Onay
Gözlerinin mavi limanında
Denize doğru açılır bir pencere
Nizar Kabbani
Yüzünü akşamın göğsüne gömmüş bir bulut,
incecik ağladı penceremde
serinlik birdenbire.
Oya Uysal
Ansızın patlayan bahara bir pencere açmışız gibi
Erdem Beyazit
Kilitliyoruz ya biz kapılarımızı, pencerelerimizi artık,
Kapılar, pencereler de artık açılmıyor yüzümüze…
Sahir Üzümcü
Koyu yeşillikler içindeki evin
gözümüze çarpıveren
sarı sıcak penceresi gibi.
Oruç Aruoba
İbrahim bey bu gece eve gelmedin
Kaç kez açıldı senin için kimdir o penceresi
İbrahim Tenekeci
ister içinden bakılsın ister dışından,
bütün pencereler
birer yalnızlıktır ev denen yalnızlığın yüzünde.
Hasan Ali Toptaş
Korkabilmeli insan delirmek üzere olduğundan
Şakağına bir soğuk metal dayayabilmeli, çekemese bile tetiği
Sonra açıp pencereyi,incir ağaçlarına bakabilmeli
Ezan sesiyle kendine gelebilmeli, bir kez olsun..
Dilek Kartal
Bu mektup belki de pencerene konan son güvercin.
Cemil Meriç
Ve kırlarınızın üstünden mevsimlerin geçişini
kabul ettiğiniz gibi, aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de onaylıyacaksınız.
Ve kederinizin kışını da, pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
Halil Cibran
Ne veda ne de ağaç!
Uyumuştu pencereler ardındaki kösnüler
Uyumuştu tüm ilişkiler
Uyumuştu pencereler ardındaki ihanetler
Uyumuştu bilimadamları!
Mahmut Derviş
Ve açıp kapanan yalnızlık penceresinin saf sesini.
Sohrab Sepehri
her zaman bir aralık var
pencere ile görmek arasında
niçin bakmadım niçin
bir adam yağmurlu ağaçların altından geçerken baktığım
gibi?
Furuğ Ferruhzad
nasıl anlamsız bir ışık belirdi küçük pencereden
niçin bakmadım?
biliyordu tüm mutluluk anlarını
yıkılacak senin ellerin
ve ben bakmadım
açılan penceresinden saatin
yaslı kanarya dört kez ötünceye kadar
ötünceye kadar dört kez
sonra o küçük kadınla karşılaştım
gözleri simurg’un yuvası kadar boş
salınan kalçalarıyla yürüyüp götürdü
kızıllığını göz kamaştıran düşlerimin
kendisiyle birlikte gecenin yatağına…
yeniden tarayabilecek miyim
saçlarımı rüzgarla?
menekşeler dikebilecek miyim yeniden bahçelere?
ve pencerenin ardında duran
gökyüzüne sardunyalar dizebilecek miyim?
acaba yeniden dansedebilecek miyim kadehler üstünde?
kapı zili çağıracak mı beni yeniden bir bekleyişe?
Furuğ Ferruhzad
O kıyısız gökyüzü nasıl sığar küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pencereye…
Şükrü Erbaş
Sekseninci sayfadaki Gorki
Ve penceredeki karın
Seni bekliyorlar, dönmeni
İsmail Uyaroğlu
Nasıl değişti erkeklerin hali
Anlayamadım kızım
Artık Sâlah Birsel bile geçmez
Penceremden sanırım.
Sâlah Birsel
Akşam bırakıp gidecekler,
biliyorum
küçük pencerelerinden gizlice seyredecekler.
Benim küçük tanrılarım,
belki de ay ışığında tanrıları gibi görecekler.
Ömer Nazmi
Ne sorular sorardım düşünüyorum da
Pencereme yansıyan yaz akşamlarında
Şükran Kurdakul
Ardına kadar açtım penceremi.
Nasıl beklediğimi bilirsin
Unutma e mi?
Bir beyaz kedi gibi gel pencereme
Öyle sessiz gir içeri.
İlhan Demiraslan
Serpilirken pencereme avuç avuç kar…
İçerimde hicranlardan bir nehir akar…
Karların da lambam gibi rengi sarıdır…
Onlar yırtık bir mektubun parçalarıdır:
Rüzgâr, sana yazdığımı geri getirdi…
Pencereden dondurucu bir nefes girdi…
Sabahattin Ali
içeri hava ve güneş ışığı bırakan pencere,
Masuma Ahadova
Karın kapattığı yollarda
Yalnızca serçelerin kanat izleri
Bir tek pencere görünmüyor ufukta…
Şükrü Erbaş
Boğaz’ın bir kıyısında, aydınlık
Pencerelerde -her bulutun yolu-
Bir mevsim, seninle başbaşa kaldık,
Yaşadıkdı bir zaman İstanbul’u.
Ahmet Muhip Dıranas
Ruhumuz Boğaz’da, o eski yerde,
Yeni akımları umursamadan,
Bir hayalet gibi pencerelerde
Ne denli beklese de.. hiç bir zaman.
Ahmet Muhip Dıranas
Kalktım pencereyi açtım. Şu sıkıntılı hava dağılsın.
Yusuf Atılgan
Bu ara hep tedirginim,
bir pencerenin açılışını bekliyorum şimdi
arkandan gideyim
ya da parçalanayım diye üzgün kaldırımlarda.
Efrain Huerta
kış serçesi gibi pencere önlerinde telaş yapıyorsun
Sezai Sarıoğlu
Evin içinde uçsam
Kapılara duvarlara çarparım…
Ama sen yüreğime, ruhuma
Bir pencere oldun
Osman Serhat Erkekli
pencerede oturmuş
yaşlı adam
gözleri yorgun
saçları ak
ağzı kötümser
kimin yolunu bekler
ölümünden başka
Attila İlhan
Penceremde sayıklıyor bir sardunya
Nergihan Yeşilyurt
Sen, penceredeki suskun kadın :
Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum.
Enis Batur
Ama ben avlum hakkında ve pencereden görebileceğiniz
nehir hakkında yazmak isterim.
Zvonko Maković
Kimdi o çocuk ben dediğim
O delikanlı ben miydim gerçekten
Şimdi bir tren penceresinden
Başka yaşamlara bakar gibiyim
Ataol Behramoğlu
titrek bir mum ışığı kadar mahzun
yarısı kapalı bir pencereden geliyor bir türkü
Ömer Faruk Toprak
Bakacak arkamdan mutfak penceremiz.
Balkonumuz geçirecek beni çamaşırlarıyla.
Ben bu avluda bahtiyar yaşadım bilemediğiniz kadar.
Avludaşlarım, uzun ömürler dilerim hepinize…
Vasfi Mahir Kocatürk
“Rıza Tevfik’e bir şiir vermiştim, beğenmemiş. Masasının üstüne koymuş. Pencereden gelen cereyanla şiir uçmuş. Ali İlmi Fani Bey’e; “Çocuğun şiirini de uçurduk, ne diyeceğiz?” demiş.”
Cemil Meriç
Dört yaşındaydım. Bir yaşındaki kardeşim Kemal ölmüş. Babam kollarındaki bir yastığın üzerinde taşıyor onu. Ardında bir kalabalık. Ağır ağır ilerliyorlar. Ben penceredeyim. Kış.
Cemal Süreya
Ve hangi pencereye dayanmış da
bakıyorum habire gömülen zamana?
Pablo Neruda
Ben meyhanenin penceresindeyim
İçerde ve kar içindeydim
Bir demet gül içindeydim
Güle gömülüydüm
Kana.
Edip Cansever
“Sirkeciye kar yağarken pencereden
Senin sokaktan geçtiğini düşlemek güzeldi”
Murat Solgun
Yeni bir dize’yi pencereden uzatıp, güneşe doğru
tuttunuz mu akşam üzeri, hava esintiliyse eğer,
pır pır ettiğini görürsünüz ışıltılar saçarak yer yer.
Sait Maden
ona açılan pencereleri kapatın
Tuğrul Keskin
Birden,
ardına kadar açık pencerelerden
beline kadar sarkar,
Aşk..
Üryan
Penceresinde benim perdelerim,
Etajerinde kitaplarım olsa.
Cevdet Kudret Solok
Bana Bulaşmasın
Yağmur çiseliyor ya
bana bulaşmasın der gibi
çekinerek bakıyor penceredeki saksı
kente uzak, kırlara yabancı
Kemal Özer
Kudüs’te yağmura açarlar kadınlar pencerelerini
Ahmet Ada
Küçük pencereli karanlık dar odalarda
Cahit Zarifoğlu
Boynunda kan torbası
geçer balkonlardan
koşuşuruz pencerelere
şimdi başka balkonlarda
Nuri Pakdil
Bir dokun bin ah işit pencereden
Nurullah Genç
pencere kenarında yağmuru seyrettik yalnızlığımla,
Pelin Onay
her zaman bir aralık var
pencere ile görmek arasında
niçin bakmadım niçin
bir adam yağmurlu ağaçların altından geçerken baktığım
gibi?
Furuğ Ferruhzad
Ey yağmurda açılan pencerelerin komşuları
Onu bağışlayın
Onu bağışlayın
Çünkü büyülenmiş
Furuğ Ferruhzad
Yağmurlar daha çok pencereler içindi
Afşar Timuçin
yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden;
Adnan Özer
Bir pencere açıldı kitabımın sayfasında
El sallayarak sen göründün,
…
Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları…
Nahit Ulvi Akgün
bu pencerenin ardındaki karanlıkta
bir çiçeği dalından koparır gibiler
dinle, duyuyor musun?
Mensur Ovci
“Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak” Cahit Zarifoğlu’nun vefatından bir süre önce hastahane penceresinden bakarak söylediği söz.
Penceremi titreştiren ışık ile abdest alırım.
Sohrab
Penceremden geceleyin giren Kelebek–sanıyor musun burada yaşam bulacaksın?
Oruç Aruoba
Karşılıklı oturmuş bir çift, ikisi de sağına ve uzaklara bakmakta. Sanki kadın "gönül penceresinden"i, erkek "çaldığım kapılar"ı mırıldanmakta.
?
Hüzün kaçıyor penceremden koşarak
Ölüm kayboldu geceye karışıp
Bir kolunda gözyaşı diğerinde acıyla
Kaan İnce
Birazdan alnını dayar cama gelgiti bekler keder daralır pencereler içine kapanır oda.
Oya Uysal
Birden pencere açılacak
annem beni çağıracak
Tadeusz Rózewicz
Ortalık karardıktan sonra pencereden yıldızları izliyorum.
Umut etmiyorum,kızmıyorum, üzülmüyorum.
Sadece h a t ı r l ı y o r u m.
Alper Canıgüz
Beyaz şehrin akşamından geceye doğru
Her şeyden vazgeçmenin arifesinde
Vazgeçilmişliğin ertesinde
Bir pencerenin altında dikilip kaldığında
Soğuk, hançer gibi sokulur bağrına.
Uğultu sarar geceyi, toprak kımıldar; dal kımıldar, damar kımıldar…
Beklersin,
Pencereden bir hayal gibi gözüksün.
Bir peri gibi görünüp kaybolsun perdelerde.
Soğuk zannetsin. İçi titresin senin gibi.
Adige Batur
Çarşaflarımı denetliyorlar ben yokken. Pencereme konan kuşları
takibe alıyorlar. Tek kişilik bir içbükey zaman bile
bırakmıyorlar bana.
Murathan Mungan
-her zaman paylaşılan duygular vardır
yeri gelince ölümler de paylaşılır
bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya-
Haydar Ergülen
Bu gökyüzü
Her gün böyle değildir Saint-Antoine’in üstünde
Belli sevişme vakti
İşte pencereler ilk kollarını açtı
Karıncalar yuvalarından çıktı
Yosunlar uyandı
Gerildikçe gerildi gökyüzü
Dikiş diken kız penceresinde ilk kez mutlu
Denize bakan evler kahveler ilk kez mutlu
İlhan Berk
Hırsız
pencereden giren mehtap
bu evde hırsız var
mehtapta
pencerede oturmuş
beni görüyorum
kapıyı çalsam
içerden ben çıkacağım
içerden çıkacak beni
ne kadar görmek istiyorum
penceredeki beni uyandırmalıyım
içerde hırsız var
içerdeki hırsızın
ben olacağımdan korkuyurum
Asaf Halet Çelebi
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bugünlerde
Cemal Süreya
alnımı dayadığım pencereden dışarıyı seyrediyorum
Adonis
İşte pencerenin camında yavaştan biriken buğu gibidir-gözünü tamamiyle kapayacak körlük-: görüşünü tamamiyle örtmeye yönelmiştir; ama açık bakışının da hangi noktada olanaklı olduğunu (bahar’ın ne zaman ve nasıl geleceğini) sana bildiren, gene, odur…
Oruç Aruoba
Sevdiği olmalı insanın,
Eski ahşap pencereye hayat veren çiçek gibi..
Tufan Genç
sen aklıma düşünce bir rüzgar
duyarım dolar içime
ve göğsümde bir pencere hızla çarpar.
Metin Altıok
Pencerede sapsarı bir limon görüntüsü
Edip Cansever
Baba yaşamadaydı geçmiş zamanı
Bir pencere açık dururdu düşüncesinde
Bir kadın eşsiz elbiselerinin içinde
Ne uzun zaman sevmişti onu
Sabahattin Kudret Aksal
çocuğu babasına baktıran bir pencere
babasını getiren sürgülü bir kapı var mı
babasını kucaklayan, ertesi günü olan?
Mehmet Efe
Kalkıp pencereden hayata bakacağım…
Şükrü Erbaş
Biliyor musun kalbim artık
Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde
Titrek kanatlarıyla umudun
Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına
Gelmene yakın saatlerde.
Şükrü Erbaş
Evin içinde uçsam
Kapılara duvarlara çarparım…
Ama sen yüreğime, ruhuma
Bir pencere oldun
Osman Serhat Erkekli
Bir gün çıkıp geleceğim
Görünce pencerende ‘yeşil panjurları’
Yüreğim daha bir bende
Çekip gideceğim.
Naim Kandemir
sabahın yanağı penceremde
Emre Gümüşdoğan
Kenar mahallelerin geri dönüş saatleridir şiir. Kasaba kahvehanelerinde, dışarıya hiç bakılmayan pencerelerdir.
Şükrü Erbaş
Pencereme selâm ver
Ey sevgilim
Ey sevgilim
Ebdulrehman Mizûrî
pencere, pençesindedir günün
pencere, pençesindedir güneşin
ah
yetmez gücüm!
Ketayun Amuzegar
Pencereden göründüğü kadarmış hayat.
Bejan Matur
uzakları seyrediyorum buğulu pencereden,
ince bir ışık demeti düşüyor buruşuk
masa örtüsüne,
Osip Mandelstam
penceredeyiz sarmaş dolaş,kendimizi seyrediyoruz sokaktan:
vakt erişti, herkesler bilsin bunu!
artık çiçek açma zamanıdır taşın,
yüreğinse tedirginlik zamanı.
zamanıdır, zamanı gelmenin.
artık zamanıdır.
Paul Celan
baktım eve, sensiz boşluğuna
yürekler acısı pencereler var yalnız artık
...
işte bak, seni yalnız bir ev gibi bekliyorum
hem dönmelisin bana görüşmeli oturmalıyız
eğer dönmezsen rahatsız olur pencerelerim de.
Pablo Neruda
Pencereden çekildim.
Günlerdir ilk olarak güldüm, gülümsedim
Yıllardır ilk olarak
Sanki ilk gözyaşının tarihini buldum, üstünü çizdim.
Edip Cansever
Elime ne geçtiyse
Açtım pencereleri dışarı attım.
Edip Cansever
Bir pencere çarpıyor
Viran yüreğimde
Sıvalar dökülüyor
Pervazından.
Metin Altıok
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?
Murathan Mungan
ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
Turgut Uyar
rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık
atilla ilhan
Önünde yalnızım pencereciğin,
Ne bir konuk, ne bir dost bekliyorum.
Sergey Yesenin
Bir gün yaslanmak istesen pencereye
Diz çökmek istesen nafile
İş işten geçmiş olacak
Oktay Rıfat Horozcu
-yalnız bir kadın
duruyor pencerede;
durmadan yağmur.
Suiha
Dün, hani birisi adını söylediğinde
yanımda yüksek sesle,
bir gül düşmüştü sanki
açık bir pencereden içeri
Wislawa Szymborska
Bu nemli, bu bunaltıcı gecelerde, pencerenin
Önündeki dallardan bir kafes örerim kendime
Ahmet Erhan
Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
sevdalar geçit vermez gözbebekleri
akşam bir esmerliğe doğru yol alırken
pencere pervazlarına otururlar
İhsan Fikret Biçici
Ve penceredeki karın
Seni bekliyorlar, dönmeni
İsmail Uyaroğlu
Söylemek istediğim korkak fısıltılar değil karanlıkta
Gündüzdür söz konusu olan ve ardına kadar açık pencere
Furuğ Ferruhzad
Karanlık pencereden boğuk bir soluk giriyor,
denizin tüm üzüncünü bilen adamdan gayri
kimse dinlemiyor onu.
Cesare Pavese
Bu yapayalnız insan böylece
Kapatır pencereyi
ve sıcak tutar kendisini.
Yukio Tsuji
Şaşkın sığırcık kuşunu hatırlıyorum
İki yıl önce tam bu odaya girivermişti
Nasıl gizlice süzüldük ve bir pencereyi açtık
...
Havalanıverdi bir sandalyenin arkasından
Dümdüz uçup doğru pencereyi buldu
Dünyanın pervazında kayboldu
Richard Wilbur
ama bir defa koklatın sert içkileri
pencereden dışarı atmaya başlarım insanları
kim olursa olsun fırlatırım dışarı
bunu yaptım daha önce
ama siz aşk nedir bilmezsiniz
...
haydi bakalım gösteriye başlayalım
ne dediğimi hatırlıyorum
ama bir tek atacağım yalnızca
ne de güzel tadı var şu meretin
haydi uzatmadan bitirelim bu işi
yalnız bundan sonra kimse durmasın
açık pencerenin yanında
Charles Bukowski
Antik şömine üstündeki tabloda anlatılan,
Sanki bir pencereydi ormana açılan,
Thomas Stearns Eliot
Sokağı ve denizi isterim pencereden
Oktay Rifat
Geldiğimde rüzgâr dolu iki konağa
Günlerce uyudum
Kilimler ve bakırlar arasında.
Rüzgârı sevebilirdim
Kapılar ve pencereler olmasa
Bejan Matur
Ağustos Konuğu
Odama bir an giren uçucu bir böcek
Arıdan irice, kanatları renkli
Dolaştı bir süre, vızıldamadan.
Sonra bulup yolunu pencerenin
Çıkıp gitti
Bir öykü çeviriyordum Çehov`dan
Masamda bira bardağı
Odam, kitaplarım,olağan dünyam
Tül perdede ağustos ışınları
Tanık oldu yaşamıma
Bu uçucu böcek, sadece bir an
Çıkıp gitti sonra
Tıpkı yaşamıma bir an katılan
Sonra yitip giden bir sevgili gibi
Ataol Behramoğlu
Yıldızlarla dost eden küçük pencere
Her akşam gönlümün dilediği yere
Götüren sihirli araba .
Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
rüzgarı saçlarımı dağıtan sokak
Ve ey saçı ak gönlü ak
Anneciğim pencerede ağlayan .
Ah biliyorum güç gelecek sizlere
Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere…
Ataol Behramoğlu
Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Ahmet Muhip Dıranas
Aralamış pencerenin perdesini
yaprak güzeli
Uzanmış bakıyor saf saf
bir çocuk gibi
Söyle diyor haydi
bir şiir yaz
bırak tembelliği
A. Kadir Paksoy
Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor
Nuri Can
pencereler şaşkın
perdeler bir uzak yol kadar uzun
Edip Cansever
Pencereden sarkıtılmış bir sepet
Edip Cansever
ah bırak bu açık pencerenden
rüyaların ipkeleri üzerinde uyuyarak
ışıltılı bir kanatla uçayım
dünyanın hisarlarından geçeyim
Furuğ Ferruhzad
Annem tuz almaya gönderdi beni
O gün bugündür eve dönmedim
sokakları çocuk adımlarıyla
caddeleri suçlu telaşıyla geçtim
zamana açılıyordu bütün pencerelerim
anıya dönüşebilecek kelimelerle kurdum
şiirlerimi
kaybolduğum bütün dağlarda
bulutlar annemin yüzüne benziyordu
Şehmus Ay
Bir gölge gibi düştüm ardına yıllardan beri
Sordum seni şehir şehir
Şimdi her gece yarısı rüzgâr değildir
Pencerene vuran benim.
Yavuz Bülent Bâkiler
karşı pencerenin perdesi çekiliyor
Metin Fındıkçı
Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar
Necati Cumalı
Sabahları açık penceremin soluduğu kent
Murathan Mungan
Başka kapılarda, başka pencerelerde aynını arar.
Ama bilmez başkalarda hiç aynılık bulunmaz.
Pişman olur, geri döner bir zaman sonra.
Öyle yenik, öyle mağlup döner ki hem de…
Artık kafese girmeye bile razı olmuştur.
Şanslıdır…
Eğer geri döndüğünde açık bir pencere
veya aynı evde, aynı kişileri bulabilirse…
Eğer terkettikleri taşınmamış,
Aynı yerde kalabilmişse…
W. Generous Blackstone
itfaiyenin sesine, pencereye koşardım
çocukluğum boyunca hep yoldaydım
Pentti Saarikoski
kar sevincin büyüsünü serperek karanlık denizlere
çocuk düşlerimize oturtuyor akşamın hüznünü
ipekle sargılanan yıllan getiriyor penceremize
bin bir nakış ekliyor yaşamı havalandıran şarkılara.
Ahmet Özer
hangi yüze baksan perdeleri çekili pencere
Yücel Kayıran
taştan bir duvarın içinde
iki tutsak pencere
iki yorgun iki yalnız
biri sen biri ben.
Ardalan Serferaz
Dünya bir penceredir
her gelen bakar gider
Mani
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle
Ahmet Telli
“sıkıcı bir mevsim” diyor annem bir sabah
kabuğuyla ısırılması gereken bir elmadır hayat, diyorum
ona
pencere kenarında dantel örüyor komşu kadın
şarkı söylüyor…
Sohrab Sepehri
Ve yalnızlık penceresinin sükutun eli ile açılıp kapanmasını
Sohrab Sepehri
Gitmeliyim bu gece
ben bütün açık pencerelerden bu bölgenin
insanları ile konuştum,
ama zamana benzer, tek kelime bile duymadım.
Sohrab Sepehri
o çok sevdiğin korkularını
her mevsime açık pencerenden içeriye bırakarak
içimdeki her şeyden habersiz çocukluğumu yanıma alarak gidiyorum
Pelin Onay
Ayışığı tutkal gibi
Yapışıyor pencereme
Açamıyorum perdeleri
Ahmet Erhan
Pencereniz sıkısıkıya kapalı, kapınızda
Enis Batur
annem pencereleri sardunyalara bakan bahçeli bir evdi
Sema Enci
kıralım demir parmaklı pencereleri
önlerine ortanca saksıları yerleştirelim
A. Kadir Bilgin
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Edip Cansever
Bir kumru konar her sabah pencereye
İbrahim Sadri
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
Nazım Hikmet
Ey mutluluğun sâde ülkesinin sakinleri
Ey yağmurda açılan pencerelerin komşuları
Onu bağışlayın
Onu bağışlayın
Furuğ Ferruhzad
pencereye gittim kalkıp çalışma masamdan
iki sevgiliden söz ediyordu ağaçlar fısıldaşarak bahçede
Akgün Akova
Bir pencereden ansızın bir hazin şarkı başlar…
Turgut Uyar
Bu gece bir konuk gelecek sana
Itır kokulu gün odana indiğinde
Pencerende solgun yüzüyle belirecek
Sana bu gece bir konuk gelecek
Haydar Ergülen
Gören kim gecede pencereye dayalı,
Dalgın kendi aleminde sessiz ağladığını?
Biz hepimiz tarifsiz yalnızlıklar içindeyiz.
Dagmar Nick
sen ulu çınarlar ortasında, sevdalı serçeleri
pencerenin gün ışığına çağırırdın
gece yinelendiğinde
gece bitmediğinde sen
ulu çınarlar ortasında, sevdalı serçeleri
pencerenin gün ışığına çağırırdın.
bir evi soymuşcasına pencereden atlar gibi
bu nasıl bir gidiş böyle..?
Pelin Onay
Gözlerinin mavi limanında
Denize doğru açılır bir pencere
Nizar Kabbani
Yüzünü akşamın göğsüne gömmüş bir bulut,
incecik ağladı penceremde
serinlik birdenbire.
Oya Uysal
Ansızın patlayan bahara bir pencere açmışız gibi
Erdem Beyazit
Kilitliyoruz ya biz kapılarımızı, pencerelerimizi artık,
Kapılar, pencereler de artık açılmıyor yüzümüze…
Sahir Üzümcü
Koyu yeşillikler içindeki evin
gözümüze çarpıveren
sarı sıcak penceresi gibi.
Oruç Aruoba
İbrahim bey bu gece eve gelmedin
Kaç kez açıldı senin için kimdir o penceresi
İbrahim Tenekeci
ister içinden bakılsın ister dışından,
bütün pencereler
birer yalnızlıktır ev denen yalnızlığın yüzünde.
Hasan Ali Toptaş
Korkabilmeli insan delirmek üzere olduğundan
Şakağına bir soğuk metal dayayabilmeli, çekemese bile tetiği
Sonra açıp pencereyi,incir ağaçlarına bakabilmeli
Ezan sesiyle kendine gelebilmeli, bir kez olsun..
Dilek Kartal
Bu mektup belki de pencerene konan son güvercin.
Cemil Meriç
Ve kırlarınızın üstünden mevsimlerin geçişini
kabul ettiğiniz gibi, aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de onaylıyacaksınız.
Ve kederinizin kışını da, pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
Halil Cibran
Ne veda ne de ağaç!
Uyumuştu pencereler ardındaki kösnüler
Uyumuştu tüm ilişkiler
Uyumuştu pencereler ardındaki ihanetler
Uyumuştu bilimadamları!
Mahmut Derviş
Ve açıp kapanan yalnızlık penceresinin saf sesini.
Sohrab Sepehri
her zaman bir aralık var
pencere ile görmek arasında
niçin bakmadım niçin
bir adam yağmurlu ağaçların altından geçerken baktığım
gibi?
Furuğ Ferruhzad
nasıl anlamsız bir ışık belirdi küçük pencereden
niçin bakmadım?
biliyordu tüm mutluluk anlarını
yıkılacak senin ellerin
ve ben bakmadım
açılan penceresinden saatin
yaslı kanarya dört kez ötünceye kadar
ötünceye kadar dört kez
sonra o küçük kadınla karşılaştım
gözleri simurg’un yuvası kadar boş
salınan kalçalarıyla yürüyüp götürdü
kızıllığını göz kamaştıran düşlerimin
kendisiyle birlikte gecenin yatağına…
yeniden tarayabilecek miyim
saçlarımı rüzgarla?
menekşeler dikebilecek miyim yeniden bahçelere?
ve pencerenin ardında duran
gökyüzüne sardunyalar dizebilecek miyim?
acaba yeniden dansedebilecek miyim kadehler üstünde?
kapı zili çağıracak mı beni yeniden bir bekleyişe?
Furuğ Ferruhzad
O kıyısız gökyüzü nasıl sığar küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pencereye…
Şükrü Erbaş
İki Pencere
Taştan bir duvarın içinde
iki tutsak pencere
iki yorgun iki yalnız
biri sen biri ben.
Kara taştan bir duvar
soğuk eğri büğrü taştan…
Vurulmuş sessizliğin kilidi
yorgun dudaklarımıza.
Kıpırdayamıyoruz
duvarın ağırlığı altında.
Aşkımız bizim
bir var oluş öyküsüdür, bir bakışma öyküsü, ah!
Daima boş
elimle elinin arası.
geçer aynı acıyla
gecemiz gündüzümüz seninle benim.
uzak bir mesafe değil aramızdaki
ama çok fazla yine de!
Rüzgarın şefkatli elleri birleştirir bizi yalnız.
Daima tutsak kalsak bile
yaşamalıyız yine de.
Bizim için ölüm ayrılıktır sadece;
ölürüz ayrılırsak, ah
Keşke yıkılsa bu duvar
biz de ölsek birlikte.
Tutuşsak başka bir dünyada el ele.
Belki orada
yer yoktur sevgisizliğe kalplerde
ve yoktur pencereler arasında artık duvar.
Ardalan Serferaz
iki tutsak pencere
iki yorgun iki yalnız
biri sen biri ben.
Kara taştan bir duvar
soğuk eğri büğrü taştan…
Vurulmuş sessizliğin kilidi
yorgun dudaklarımıza.
Kıpırdayamıyoruz
duvarın ağırlığı altında.
Aşkımız bizim
bir var oluş öyküsüdür, bir bakışma öyküsü, ah!
Daima boş
elimle elinin arası.
geçer aynı acıyla
gecemiz gündüzümüz seninle benim.
uzak bir mesafe değil aramızdaki
ama çok fazla yine de!
Rüzgarın şefkatli elleri birleştirir bizi yalnız.
Daima tutsak kalsak bile
yaşamalıyız yine de.
Bizim için ölüm ayrılıktır sadece;
ölürüz ayrılırsak, ah
Keşke yıkılsa bu duvar
biz de ölsek birlikte.
Tutuşsak başka bir dünyada el ele.
Belki orada
yer yoktur sevgisizliğe kalplerde
ve yoktur pencereler arasında artık duvar.
Ardalan Serferaz
12 Mart 2015
Aşk Şiirleri
I
Ne zaman insana rastlasam
Fısıltılarım ve gülüşlerimle eğlenirler
Garip yolculara acırlar
Delikanlıyı harcarlar
Hoş gör sevgilim
Görmüyorlar seni, ardımdan yürüyorsun
Hoş gör
2
Bana seni görmeyi öğret
Sen bende iken
Bana seni sarmayı öğret
Ben sende isem
Nasıl edeyim de hüznünü
Sevinç edeyim
Sana iyilikler dilerim
Tut elimden akıyor sana
Nehir gibi
Yüce aşk, kutsal kelime
3
Ömrüm boyu kanadım
Kanım çoşkun aktı
Olduğum yere kanadım
Kanım bir hengame
Yine de gururum bende kaldı
Çünkü ağıtlarımı paylaştın
Kutsadın şarkılarımı
4
Seni seviyorum
Fısıltıyla, "seni seviyorum"
Haykırışla "seni seviyorum"
Zamanın başı ol
Mekanın sonu
5
Elin bende
Gözün bende...
Memleket bir katar
Zamanın yitik ufkunun ardında kaybolan
Geriye bir toz girdabı
ve gazete paçavraları
Geriye bir kadın ve erkek, dönüyorlar
Kuşatılmış, yığınla bavul
Hüzün yüklü, bekliyorlar
Ne zaman insana rastlasam
Fısıltılarım ve gülüşlerimle eğlenirler
Garip yolculara acırlar
Delikanlıyı harcarlar
Hoş gör sevgilim
Görmüyorlar seni, ardımdan yürüyorsun
Hoş gör
2
Bana seni görmeyi öğret
Sen bende iken
Bana seni sarmayı öğret
Ben sende isem
Nasıl edeyim de hüznünü
Sevinç edeyim
Sana iyilikler dilerim
Tut elimden akıyor sana
Nehir gibi
Yüce aşk, kutsal kelime
3
Ömrüm boyu kanadım
Kanım çoşkun aktı
Olduğum yere kanadım
Kanım bir hengame
Yine de gururum bende kaldı
Çünkü ağıtlarımı paylaştın
Kutsadın şarkılarımı
4
Seni seviyorum
Fısıltıyla, "seni seviyorum"
Haykırışla "seni seviyorum"
Zamanın başı ol
Mekanın sonu
5
Elin bende
Gözün bende...
Memleket bir katar
Zamanın yitik ufkunun ardında kaybolan
Geriye bir toz girdabı
ve gazete paçavraları
Geriye bir kadın ve erkek, dönüyorlar
Kuşatılmış, yığınla bavul
Hüzün yüklü, bekliyorlar
Şiirler Okudum Bugün
Şiirler okudum bugün türkçemin ormanlarında,
Adım adım dizelerle içimde direncim, sevincim ve acım,
Çocuklaştım, aldım da gövdemi salladım dallarında
İlkgençlik suyunu yakmış gür bir ağacın.
Hayatı bir gürültünün içinden yeniden yaratmaktır şiir,
Ve söz demlemek değildir mutluluğun kanatlarında.
Şair bazı okur da kitabını sevdiği bir şairin,
Doyar, şiirler düşünür, uyur bu kitabın yapraklarında.
Ben aslında bugün annemi yazacaktım,
Çatlak ellerini sevdiğim, telaşında bir bazlama ekmek,
Beni ve kardeşlerimi büyüttü mavi dumanlı bir ocaktan
Ve eğitti içimizde çınar gibi şiiri, eğitti Nazım Hikmet.
Ama öldürüyor bazı şeyler gür yetenekleri,
Umutsuzluk, pişmanlık, sevgisizlik gibi.
Şair! rakı iç, aman çok içme,
Öyle bulandırır ki, ağlatmaz bile güzelim şiiri.
Şair bu, kimi zaman kalabalık bir köşede
Yapayalnız ve gözüpek dizeler çiziktirir,
Ne de olsa şair bir kuyumcu değilse de,
Yüreğinin tellerinde som altın biriktirir.
Azer Yaran
Adım adım dizelerle içimde direncim, sevincim ve acım,
Çocuklaştım, aldım da gövdemi salladım dallarında
İlkgençlik suyunu yakmış gür bir ağacın.
Hayatı bir gürültünün içinden yeniden yaratmaktır şiir,
Ve söz demlemek değildir mutluluğun kanatlarında.
Şair bazı okur da kitabını sevdiği bir şairin,
Doyar, şiirler düşünür, uyur bu kitabın yapraklarında.
Ben aslında bugün annemi yazacaktım,
Çatlak ellerini sevdiğim, telaşında bir bazlama ekmek,
Beni ve kardeşlerimi büyüttü mavi dumanlı bir ocaktan
Ve eğitti içimizde çınar gibi şiiri, eğitti Nazım Hikmet.
Ama öldürüyor bazı şeyler gür yetenekleri,
Umutsuzluk, pişmanlık, sevgisizlik gibi.
Şair! rakı iç, aman çok içme,
Öyle bulandırır ki, ağlatmaz bile güzelim şiiri.
Şair bu, kimi zaman kalabalık bir köşede
Yapayalnız ve gözüpek dizeler çiziktirir,
Ne de olsa şair bir kuyumcu değilse de,
Yüreğinin tellerinde som altın biriktirir.
Azer Yaran
Anneme Mektup
Sağ mısın henüz ihtiyarcığım?
Ben de sağım. Selam, selam!
Döksün çatısından yuvacığının
O betimsiz aydınlığını akşam.
Duyuyorum özenip tasanı gizlemeye,
Kederleniyormuşsun benim güç yazgıma,
Sık sık çıkıyormuşsun yolumu gözlemeye
Bürünüp eski moda harap urbana.
Ve akşamın mavi karanlığında sana
Sık sık görünüyormuş bir acıklı düş:
Meyhane kavgasında birisi güya
Fin işi bıçağını yüreğime gömmüş.
Değil anacığım! Dinsin gözünde yaş.
Başka şey değil bu, acı bir karabasan.
Olmadım daha öyle sefil bir ayyaş,
Hiç ölür müyüm sana kavuşmadan.
Eskisi gibiyim yine, öyle sevecen ve sıcak
Ve yalnızca bir düşte yanıyor yüreğim,
İçimde başkaldıran özlemle çabucak
Alçacık evimize döneceğim.
Döneceğim, baharın ak bahçemizde
Salınınca dallar dört bir yandan.
Ancak sen uyandırma beni sekiz yıl önce
Uykumu böldüğün gibi gün ağarmadan.
Uyandırma o düşler içinde gideni,
Dalgalandırma o gerçekleşmeyeni,
Çok erken bir bitkinliği ve yitimi
Çekmek beklermiş yaşamda beni.
Dua etmeyi de öğretme bana. Eksik olsun!
Eskiye dönüş hiç yok artık.
Sensin tek dayanağım ve avuntum,
Tek sensin bana betimsiz aydınlık.
Unut, son ver artık tasanı gizlemeye,
Kederlenme benim güç yazgıma.
Öyle sık çıkma yolumu gözlemeye,
Bürünüp eski moda harap urbana.
Sergey Yesenin
Çeviri: Azer Yaran
Ben de sağım. Selam, selam!
Döksün çatısından yuvacığının
O betimsiz aydınlığını akşam.
Duyuyorum özenip tasanı gizlemeye,
Kederleniyormuşsun benim güç yazgıma,
Sık sık çıkıyormuşsun yolumu gözlemeye
Bürünüp eski moda harap urbana.
Ve akşamın mavi karanlığında sana
Sık sık görünüyormuş bir acıklı düş:
Meyhane kavgasında birisi güya
Fin işi bıçağını yüreğime gömmüş.
Değil anacığım! Dinsin gözünde yaş.
Başka şey değil bu, acı bir karabasan.
Olmadım daha öyle sefil bir ayyaş,
Hiç ölür müyüm sana kavuşmadan.
Eskisi gibiyim yine, öyle sevecen ve sıcak
Ve yalnızca bir düşte yanıyor yüreğim,
İçimde başkaldıran özlemle çabucak
Alçacık evimize döneceğim.
Döneceğim, baharın ak bahçemizde
Salınınca dallar dört bir yandan.
Ancak sen uyandırma beni sekiz yıl önce
Uykumu böldüğün gibi gün ağarmadan.
Uyandırma o düşler içinde gideni,
Dalgalandırma o gerçekleşmeyeni,
Çok erken bir bitkinliği ve yitimi
Çekmek beklermiş yaşamda beni.
Dua etmeyi de öğretme bana. Eksik olsun!
Eskiye dönüş hiç yok artık.
Sensin tek dayanağım ve avuntum,
Tek sensin bana betimsiz aydınlık.
Unut, son ver artık tasanı gizlemeye,
Kederlenme benim güç yazgıma.
Öyle sık çıkma yolumu gözlemeye,
Bürünüp eski moda harap urbana.
Sergey Yesenin
Çeviri: Azer Yaran
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






