06 Eylül 2015

Çamur

sıkıntı basıyor yolcuları
yanaşamıyor gemi
kıyı az ötede
yanaşamıyor

azapların en elimi
kıyı yanındayken yanaşamamak
kaptan çabuk tut elini
kaptan elini

gemi dokununca iskeleye
kanatları dökülecek kuşların
iskeleye dokununca gemi

birer birer düşecekler denize

yanaşamıyor gemi, gemi yanaşamıyor
nefessiz kalıyor yaşlı bir kuğu
ah çamur!
toprakla suyun çocuğu

A. Ali Ural / Körün Parmak Uçları

05 Eylül 2015

İlinti

Her gün yüzleştiğimiz gerçeklerle
Bu kaçıncı göz göze geliş gözden düşen
Bir ilinti var hepimizin bir kenarında
Her rövanşı baştan kaybettik farkında değiliz
Arz ve talep dengesi çok mühim
Artık daha da serbest piyasa
Hırsızlar galebe çalıyor
Katillerin katline ferman siyasa
Cumhuriyet meydanına iniyorum
Göğsümde iman
İniyorum dediysem yükseklik benden değil
Hiçbir şey daha iyi olmayacak
Müjdelenen elbet bu değil
Beni temin etmenize gerek yok
Zaten bu devre fazlayım, bu devirde zelil
Keşke beni de alsalar filoya
Ardı sıra ummana dalayım
Melale aşinalık varlık sebebi
İnanıyoruz, üstünüz hatırlatayım
Bu ne kibir, ne telaş
Değecekse eğer bana değsin
Atılacak ilk taş

Murat Özel

Kâhir Ekseriyet

Prerequiem
İnanılmaz sanılan şeyler
Beklemek çıkıyor lügatlerden bir bir
"Bir teselli ver" diyemem mesela birine İngilizce
Mutluluğun esrarı diye bir şey var ve bu kanunlara aykırı
-Yerçekimi Kanunu: Beton çeker-
Yağmur mazereti olabilir pek çok şeyin
Mesela yağmuru görmeden şehre inanmıyorum
Şiir geldi, içerilere koşuştuk
Çocuklar oyuna daldığı vakit
Sıradan bir cinayet kadar sıradan yaşıyoruz
Sorsaydınız söylerdim, dinleseydiniz anlatırdım
Bunu biz istediniz, bunu siz istedik


Relief
Aldandıysak da şair sözüne aldandık, ne gam
Birbirimizin yerine kameraların gözlerinin içine bakıyoruz
Ne kadar mesuduz
Faturalar, abonelikler, rezidansta bir daire
Köy suyu içiyorum ve bu bir nebze acılarımı hafifletiyor
Sensiz harfler birbirine benziyor
Overlok makinesi ayağına gelmeyen kadınlar
Ölümden bahsediyor
Cebime bir avuç şeker daha koyuyorum
Tuhaf bir ayna bu, nereye tutsam bir tuhaf
Gökdelenin gölgesinde bir çoban
Yazı da ölüm tura da. Her yol ölüme çıkıyor burada
Üzgünüm, hepsi bu kadar.

Murat Özel

İlk İntiba

İmtihan dediler, eyvallah dedim
İyileşmiş kekemelerden fetvalar aldım
Bunlar mevsimlerin değil
İnsanların insanlara yaptığı fenalıklardı
Her gün daha çok bilememek
Bazen iyi gelmiyordu bünyeye
Karar vereyim derken zarar vermek mesela.
Azalarak çoğalanın hükmü
Yok denecek kadar az iken
Üzerine tül perdeler çekili güneşin
Ve güneş perdeleri çekili ayın şavkında
Gündüze alışmak her gün daha zor
Söylerken hatta yazarken bile
"Onlara dayanıyorum yürekli savaşçılara"
Yaşamak başlı başına bir dert daima
Öyleyse ben de göğe sırtını dönenlere
Henüz belirlenemeyen
ve belki de hiç belirlenemeyecek nedenlerle
Hakkımı helal etmeme hakkını
Susma hakkımın yanına
Asr suresiyle beraber asıyorum.
Bir gün fazla yaşamak, bir fazla tahammül
insan suretleri aslına rücu etmiyor
Hüznü, kibre tercih ederken bu noktaya
nasıl geldiysek,
Hâl bu ki eğersiz atlardık
Yolumuzda tereddütten eser yoktu
Yine zannediyorduk
İnsan en çok kendini bilmezmiş artık öğrendim
Yanlış anlaşılmaktan her gün daha fazla korkarken
Bunca şiirden geçip buralara geldim.

Murat Özel

Esbab-ı Mucibe

Ben yaptım.
Aklınıza ne geliyorsa kötü,
Başınızdan ne geçmişse tarumar,
Ben yaptım.
Benim tüm faili meçhullerin faili,
Meçhule giden geminin kaptanı.
Mevsim soğuksa, üşüyorsanız
bendendir.
Dermansız dertler,şifasız kederler
benden.
Ayağınıza batan diken,
Yolunuzu kesen tipi
benim yüzümden.
Her ne varsa hayatınızda
can sıkan
Hasılı bendendir,
benim yüzümden…

Murat Özel
Kaynak: http://celladimibeklerken.blogspot.com.tr/

Ge-Hinnom

Küstün; we have a problem
O silahına davranınca ben de koynumdaki güle
Tomurcuklandı bir çocuğun gamzesi
Kılıcımı kırdım, kapımı kilitledim
Sûr'dan duvarlara yaslanarak
Yolumuzun bundan sonrasına hatıralarla

Küstün; we have a problem
Ah-u figan ağlayarak misilleme, muhafaza ve defans
Teşhiste hata olmaz; olur mu: Herkesin kaderi iki dudak arasında
Ben ise 'oy'umu nedamete vereceğim yine
Arada bir görünüp kaybolan bulutların aşkı için
"Oy ben öleyim" diyen bir anayla

Küstün; we have a problem
Olmasa iyiydi ama oldu, hesap cüzlerinden bir netame : DAN
Borsa tahtalarına vur, tabelaları kurşunla
İnsan bile birikmezken zamanede bir hal
Gelirse başa, hangi günü gördün;
Kalbini yanına almayı unutma!
Yangında ilk o işe yarayacak unutma

Göğsün ve karnın aşkla, kalbin ölümle bir ilgisi
'Oy' un ise kahırla, bıkkınlıkla, ünlemle

Murat Özel

Meryem

Yine de son şansımı kullanmak
istemezdim saçlarının uğultulu hançeri
karşısında.. Sokaklarının tuzunu
kalbimin şaşkın ve sitemkâr
ipine bulamazdım..
Belki de dilimi felç
etmez, çehremden bu kadar
ürpermez, sesimde tozlanan bütün
şüphe belirtilerini ateşli ihtimal
seanslarına yormazdım..

Şehirde senin adın şiddetlense, şâyla
büyüse, kimsenin bilmediği puslu
haberlere koyu bir gül
süsü vermezdim..

Sen yine de bu soğuk, bu
yaban, bu çiğnenmiş çaresizliği iki
dudağının arasından sızdır
ma! Ve günün birinde yanılıp
da, mâzînin o me'yus yaralarına sakın kucak aç
ma!. Hem nasıl olsa, yıllar sonra
her mâsum hatırlayışın
rûhunu sıyıran içli, buruk
bir tadı kalacaktır aynalarda..

Hançerendeki tufan
işaretini biraz ertelesen oy
sa, takvimleri rendele
sen, hayat bir süre
hüsrana uğrasa... ve ellerine üşüşen meçhûl
hakikatı benim yitirişlerim
için perdelesen.. Sancılı
bahçelerde dilek-şart
kipiyle serinlemez, camların uçuk
eczasıyla meczup suların yatağından
uyanmaz, ve yalnız bana
zaptedilmiş senfonik susuşunu siyahın emanet
köpüğüne banmazdım..
Olsun. Yine de sen başlat, nâdim
olmuş bu sefil sözlere târizlerin ilk
âni hücumunu... Hor ve hakîr
gör, dünyaya bulaşan ay
gibi masun
bir hicâb meleğinin muhayyelât
rindinde yaptığı tahribatı..
Ama sana gözlerim
kadar yakın
bir bulutun hecesi olmayı
becerebilecek provaya geç
kalışımı bağışla! Bu yüzden gece
savaşlarıyla yüzüm
arasında ıslanan mesafeyi
kalbinle buluşturmam
i m k â n s ı z . . .

Sen bana unutulmuş
adaların o masmavi mührünü
vaadet! Parmaklarını dalgın
hâline beni inandır..
Benzim borç
lanıyor, bak:
Beniçocuket!.

B a h t s ı z ı m işte,
ömrüm

k ı r ı l a c a k . .


İhsan Deniz