07 Eylül 2015

Güneş Rengi Kadehlerle Sonbaharın Bizi Daldırdığı Rüya Geçici

Sonbaharın bizi daldırdığı rüya geçici...
Sararan dallarının çizdiği dünya geçici...
Ellerin böyle sokulgan, nefesin böyle yakın,
Bana dünyaları vadetse de içten bakışın,
O ışık kaynağı gözlerdeki mana geçici...

Yıkılıp fırtınadan bir gece altın sarayım,
Geçecek, belli ki, herşey.. Fakat, aldanmalıyım!
Görmeden aşkın, ümidin dağılıp gittiğini,
Kalbe ürperme veren, sarhoş eden gençliğini
Bu güneş rengi kadehlerle içip, kanmalıyım.

Bir bahar şarkısı ahengini vermiş sesine,
Saçların rüzgara baş kaldırıyor öylesine...
Taze göğsünde, açan son çiçeğin korkusu yok.
Hüznü bağlardan içen kalbime yaklaş daha çok,
Atalım kahkahalar mevsimin içlenmesine.

Sonbaharın bizi daldırdığı rüya geçici...
Sararan dallarının çizdiği dünya geçici...
Ellerin böyle sokulgan, nefesin böyle yakın,
Bana dünyaları vadetse de içten bakışın,
O ışık kaynağı gözlerdeki mana geçici...

Mehmet Çınarlı

Sorma

Sorma, eski tadı yok dalların, yaprakların;
Altında ilk baharım yabancı bayrakların.

Beyaz bir taş üstüne oturdum yapayalnız,
Uzak bir rüya gibi ellerin, dudakların.

Gözlerim yaşarmadan bakamam çocuklara
Ve sanki düşmanıyım bütün oyuncakların.

Hayalimden geçiyor terkedilmiş bağımız,
Beynimde uğultusu upuzun kavakların.

Önümden gelip geçen insan değil makine
Nerede sıcaklığı o bizim sokakların?

İçmek ne hoş olurdu hayatı gözlerinden
Böyle bir ilkbaharda, altında leylakların.

Muhakkak benimkidir, uykunda zaman zaman
Uzaktan bir hıçkırık duyarsa kulakların.

Mehmet Çınarlı

Yazlar Az Kaldı

Şimdi zor "bekle" demek gönlüme "bir başka yılı":
Yazlar az kaldı gülüm, bil ki baharlar sayılı.
Gayrı terketse keder, bitse şu binbir kaygı:
Yazlar az kaldı gülüm, bil ki baharlar sayılı.

Düşünüp olmayacak şeyleri hep dert ettim.
Her zaman dik başımın çizdiği yoldan gittim.
Kim ne isterse desin, gayrı değişmek niyetim:
Yazlar az kaldı gülüm, bil ki baharlar sayılı.

Çağırır cümbüşe yıllar yılı binlerce çiçek.
Neyleyim geçti geçen, pek kısa artık gelecek.
Şimdi olmazsa, bu Şair ne zaman keyfedecek?
Yazlar az kaldı gülüm, bil ki baharlar sayılı.

Mehmet Çınarlı

Değişiverdi Her Şey

Esmerdi, sarışındı, beyazdı, kumraldınız;
Sımsıcak mektuplarda, şiirlerde kaldınız.

Üç gün, üç mevsim süren mutluluklar getirip,
Bir ömür dinmeyecek özlemlere saldınız.

Ölümsüz bir dünyanın habercileri gibi
Heyecan yaratıcı, büyülü, kutsaldınız.

Gücümün güç olduğu sizinle anlaşıldı,
Yedi kat gökyüzüne çıkardı kanadınız.

Sizden sonra öğrendim tek'in eksikliğini;
Sizsiz yaşamak yavan, başarılar anlamsız.

İnanılmaz şekilde değişiverdi her şey.
Sanki hiç olmadınız, sanki bir masaldınız.

Bitmeyecek sevgiden bir sözaçan yok şimdi:
Sımsıcak mektuplarda, şiirlerde kaldınız.


Mehmet Çınarlı

Hız

Kişi diledi mi bir cayılmaz ediniyor kendine
Şimdilerde horozlanan bir umuda abanıp
Her gün bir ertesi ustalığa bürünüp
Sağınlar yolladı beni bu besine

Aşk mı? o en kesin yasam
Ne güzel kendimi bu hızda bilmek
Değil sana boşvermek
Tavuk bile kesemem.

Metin Eloğlu

Hazır Kasabaya İnmişken Bir de Resim Çektirelim Dedik

Nutuklarda kitaplarda öyle dedik,
Biraz efendi gibi durun;
Kurağı, sıtmayı, hasta öküzü
Bir an için unutun;
Karnınız tokmuş, sırtınız pekmiş gibi,
Şöyle güler yüzle bir resminizi çekelim;
Torunlarınıza yadigâr kalsın.
Gülün yahu,
Adamı sinirlendirmeyin!

Kusura kalma resimci bey,
Gülmesini bilmiyoruz ki...

Metin Eloğlu

üşüyorum … sesimi ört

(bir solukta okumak istemiyorum seni, sayfalarını çevirme)

uyku tutmadı, sen tut beni
en son koynunda unuttum günaydın dilimi
gözlerinde büyüdüm, yüreğim sende çocuk kaldı
hadi kalk gidelim, bizi görüp yazacaklar, az kaldı

en keyifli sabah kalvaltım! Sen,
göğsünde yürüdüğüm balıkçı kasabası
akşamdan kalsın öpüşlerin, yalpalasın dudaklarımda
susuyorum, özlemin gelincik tarlası
susatma

gözüm tutmadı sensizliği, bir daha yollatma

efkâr dağıttım, herkese biraz düştü
dalgalara gözlerimle yazdım şiirimi, ıslandı ama yırtılmadı
kalbim, içli şarkılar kuşağı. İçinden geçiyor
parmaklarım karanlıkta mum gibi,
sana yazıldıkça eriyor

ateşli çingene dansım! Sen,
uzağında kaldığım deniz ülkesi
tutamayacağın sözler ver bana, ben tutarım
nefes alsın yorgunluğun dağınık yatak akşamlarında
biliyorum, gözlerin bir İstanbul hatırası
kapatma

ellerim tutmadı vedada, yaşlandım
beni kendinde bağışla

Pelin Onay
-Nü Sızı-