23 Ocak 2016

Ey gönül! Ey gönül! Vazgeç, vazgeç bu sevdadan ve bu kavgadan.

Ey gönül! Ey gönül! Vazgeç, vazgeç bu sevdadan ve bu kavgadan.
Akıllının nezdinde bir sivrisinek kanadı bile etmez dünya devleti.
Bu vadide şaşkın olma; çünkü ayakların izini apaçık
Bulursun; eğer bensem kafir, can ve gönülden uzaklaş.
Ey Allah'ın cezbesi! Sensin her zerreye nüfuz eden;
Gel, yukarıdaki âleme (gidişte) bize yardım et.
Ne dünyanın ikbalini isterim, ne de büyüklerin ihsanını.
Ben bu dünya şahını isterim ki tahtı ev ednâ'dır.
Ne güzel yakınlık, ne güzel yol, ne güzel güneş, ne güzel ay!
Eğer onu bilmek istersen illâ istisnasına bak.
Zirvesi ay olan gönül (için) gündüzleri, akşam vaktidir.
Allah'ın tecelli ettiği yerdir, gaflet gözünü aç.
Kilise ve cuma mescidi, hepsi tamahkar düşüncedir.
Ne güzel talih ve ne güzel baht! Kim görür her yerde onun yüzünü?
Ganimet bil sohbeti, onda bulursun sen devleti;
Ne devleti, bütün varlığın arzuladığı izz-i kurbeti.
Meydanın eşsiz Ferit'iyim; o sofranın döküntülerini topluyorum;
Gayri bir şey bilmiyorum Mevlâ'dan ve Mevlânâ'dan başka.

Ömer Ferid Kam

Eğer elimi denize vursam, her defasında İnci ve cevher yerine çerçöp geliyor.

Bazen bana bir tebessüm geliyor,
Bazen de menzilden bir zil sesi geliyor.
Kâr ve zarar meşgalesinden uzak olmak gerek;
Bilmiyorum ben, bu heves nereden geliyor.
Eğer elimi denize vursam, her defasında
İnci ve cevher yerine çerçöp geliyor.
Ey çaresiz gönül! Feleğin cevrinden feryat etme;
(Çünkü) melek dedi, senin için hâkim geliyor.
Nefesi, Rahman‟ın nefesinin kokusundan bir koku;
O kimsenin kokusu bana Yemen tarafından geliyor.
Ey gönül! Çabuk “Ben Allah‟ım”ışığına doğru yüzünü çevir;
(Çünkü) Tûr‟(a giden) Mûsâ ondan (elinde) bir ateşle geliyor.
Dikkat et ey perişan gönül, sır kapısını kapat;
Perde ve duvar arkasından bir kişi geliyor.
Eğer cahil eşekten bir çifte yersen (ey) Ferit!
Sabret; çünkü arkasından birçok hayır geliyor

Ömer Ferid Kam

Siper Sanatı

Alışmak geliyor, çıkmıştır yola
Bıkmadan ölmek yok, insanlarından.
Geçmiş aradan şu kadar zaman
Burada hayat var mıdır, vardır
Hiç kimse olmasa da.

Üzülürüm diye gitmediğin yer
Doğduğun sokak, büyüdüğün ev-
Göç alan şehirler gibi gözlerin
Yeşil bir harmandan dönersin her gün
Hep aynı sevinçle, pek bilmediğin.

Güneşi ezanla alıp bırakan
Senin tertemiz dilin ve dinin
Geçerken içinden dağ köylerinin
Dünya durdukça dönecek olan
Görürsün orada kalplerden derin

Şiirler yazıyorsun şimdi sadece
Kendinden habersiz akan ırmaklar.
Diyelim hayat, nasılsın edebiyat?
Güzeller ortadan yürüyüp gider
Dokunamazsın ona, merhaba keder.

İnsan insana anlatamaz derdini
Denedin, olmadı, değil mi?

İbrahim Tenekeci

22 Ocak 2016

Okurken

Okurken çizdiği bir satırı gördüm o elin
bir kitapta. O eli gördüm, o elin ışığını.
Sahipsiz bir karanlıktan çıkardı beni.
Kitap oradaydı ve bilmiyordum orada
olduğunu. Kitabı okuyan oradaydı ve
bilmiyordum, çizilmiş satırı görene değin.

Senin elindi o satırı çizen, bir sayfayı
çevirince incecik bir ışık düşüren geceme.
Elimden tutan senin elindi o ışığa doğru
yürürken. Bilmiyordum ve öğrendim
yıllar sonra yeniden okurken o kitabı.

Kemal Özer

Çıkalı göklere âhım şererî döne döne

Çıkalı göklere âhım şererî döne döne
Yandı kandil-i sipihrün cigeri döne döne

Ayagı yer mi basar zülfüne ber-dâr olanın
Zevk u şevkîle virür cân u seri döne döne

Sen turup raks idesin karşuna ben boynum egem
İne zülfün koca sen sîm-beri döne döne

Şâm-ı zülfünle gönül mısrı harâb oldı deyü
Sana iletdi kebûter haberi döne döne

Sen olasın deyü yer yer asılub âyîneler
Gelene gidene eyler nazarı döne döne

Ka‘be olmasa kapun ayla gün leyl ü nehâr
Eylemezlerdi tavâf ol güzerî döne döne

Ey necâtî yaraşur mutribî şeh meclisinün
Raks urub okıya bu şi‘r-i teri döne döne

Necâti Bey

21 Ocak 2016

Bir Çizgi Daha

Üstünü örttüler bir çocuğun. Anlamadılar
örtülen çocuk değildi. Boğulup kalan
bir dünyaya-geliş çığlığıydı, bir sessizlikti
fırlayıp çıkmak isteyen boğazından, gökyüzüne
bir bakış, rüzgârını aralayıp bulutların.

Üstünü bir şiirle örttüler. Görmediler
açılıp kapanan dudakları. Suskunluğun
oyup boşalttığı bir okyanusta, sularla
dibe inen ve bir daha yükselmeyen son ışıltıları.

Bilmediler onu nasıl çıkarmak istediğini
örtülen şiirin altında, nasıl soluk verdiğini
dudaklarına, yeniden su yüzüne çıksın diye ışıltılar
okyanusu nasıl doldurduğunu gözyaşlarınla.

Nasıl bir çizgi daha ekleneceğini görüntüne,
hiç karşılaşmadığın bir çocuk için bile
gözyaşı dökecek kadar yüreğindeyse yeryüzü.

Kemal Özer

Eskiden

Eskidendi
Kelimelerin kalbini açar bakardım.
Eskidendi
Uçar üzerinden bozkırın
Çocukluğa giderdim.

Yine giderim
Annenin yüzü hâlâ masum
Hâlâ acılı bakışları.

Ağlamak için
Kalbimi ağaçlara bağladığım zamanlar
Ormanların derinlerinde
Yaprakların açılması
Ve konuşması
Eskidendi.

Sonra kelimeler geldi
Ve oturdu karşısına kalbin
Gitmedi.

Bejan Matur