29 Ekim 2016

Anı hoş tut garîbindir efendim işte biz gittik

Anı hoş tut garîbindir efendim işte biz gittik
Gönül derler ser-i kûyunda bir divânemiz kaldı

Hayâlî

Gidenlerden bir şairimiz de 16. yüzyıl şairlerinden Hayali'dir. Hayali sevdiğinden ayrılırken insanın içine işleyen bir beyitle vedalaşır: "Anı hoş tut garibindir Efendim, işte biz gittik / Gönül derler ser-i kûyunda bir dîvânemiz kaldı." (İşte biz gidiyoruz adına gönül denen delimiz, senin semtinden ayrılmadı / Onu hoş tut, senin ilgine muhtaç bir kimsesizdir.) Bence Divan edebiyatımızın en etkileyici ayrılış şiirlerinden biri, Hayali'nin bu gazelidir. 

Hüsrev Hatemi

Geçmiş zamân olur ki hayâli cihan değer

Geçmiş zamân olur ki hayâli cihan değer

Hayâlî

Harâb olupdur ol âbâd gördüğün gönlüm

Harâb olupdur ol âbâd gördüğün gönlüm
Gamınla dopdoludur şâd gördüğün gönlüm

Cihanda başına sultan iken benim servim
Kul oldu sen şehe âzâd gördüğün gönlüm

Cefâya öykünüben cevre can verir şimdi
Vefâ vü mihr ile mu’tâd gördüğün gönlüm

Karıştı kara yere kûhsâr-ı mihnette
Hayâlî şimdi o Ferhâd gördüğün gönlüm

Hayâlî

O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler

Cihân-ârâ cihân îçindedir ârâyı bilmezler
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler

Harâbât ehline dûzah azâbın anma iyi zâhid
Ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-ı ferdâyı bilmezler

Şafak-gûn kan içinde dâğını seyretse âşıklar
Güneşte zerre görmezler felekte âyı bilmezler

Hamîde kadlerîne rişte-i eşgi takub bunlar
Atarlar tîr-i maksûdû nendendir yâyı bilmezler

Hayâlî fakr şâlına çekenler cism-i uryânı
Anınlâ fahrederler atlas ü dîbâyı bilmezler

Hayâlî

Gazel

Hayâli ârızın bağı gönülde gülizarımdır
Açıldı dağlar kim sînede evvem beharımdır

Güli ümmidim açılmaz açıldı soldu hep güller
Bu gülşende figandan bihaber ancak nigârımdır

Hikâyettir sana şerhi derunumdan değil şevka
Senin aşkınla yanmak tabemahşer iftiharımdır

Neden küstün bilir hep cürmün inkâr eylemez âşık
Sebep bu infiale naleî bî ihtiyarımdır

Salın ey nahli nâzım gel nolur bir kerre serv âsa
Sarayındır bu gönlüm ande eşkim cuyibarımdır

Emanet eyledim bir tahfecik ol şahı hubane
Gönül derler anın adına Leylâ yadigârımdır

Leylâ Hanım

Bir bir çıkar ukbada ne derlerse desinler

Gam mı bugün eylerse ahibba beni ta'yi
Bir bir çıkar ukbada ne derlerse desinler

Bu kara yüzüm ağ ola'da rûz-i cezada
Şimdi bana dünyada ne derlerse desinler

Farkı nedir alemde bana medh ile zemmin
Sağ olsun ahibba da ne derlerse desinler.

Leylâ Hanım

"Evlendiği gün boşanan, babasının vefatından sonra maddi sıkıntılar içinde kıvranan şair kendisiyle ilgili dedikodulara "......ne derlerse desinler "redif gazeliyle cevap vermiştir."

Dostlar beni kınarsa üzülmem. / Öteki dünyada herkesin yapıp yapmadığı şeyler ortaya çıkacak
...
Bu dünyada benim için övülme ile kınanma farksızdır. / Dostlarım, ahbabım sağ olsun da benim için istediklerini söylesinler.

Sahaf'ın Söylediği

İnsanların okudukları kitapların sayfalarına karışıp kayboldukları günler çok geride kaldı.. Kitaplarına uğrayıp kahraman olarak dönenlerin zamanı çoktan geçti. Yazmakta olduğu kitabın içinde karşısına çıkan bir diğer kitabın içine girdikten sonra ve bir daha kendisinden haber alınamayan hayalkârlar da yok artık. Kelimeler âlemi kalmadı artık. Sayfadaki sihir söndü. Hayat ağır, acımasız bir hakikatle boşalmış ruhların uğultusunda ne şiiri ne sözcüğü ne yazıyı ne kitabı duyuyor. Yalnızca uğultu. Tohumu, ağacı yaradılış zamanlarına kadar giden en eski orman aynı vahşetle uğulduyor dünyada sanki.

Dükkânı kapatıyoruz bu uğultuda. Birkaç yıla kalmaz hiçbirimizin dükkânı kalmaz hayatta. Hayatta kalma pahasına kaptırdıklarınızın hesabını siz yapın, siz düşünün.

Yarın dükkânın mülk sahibine teslim edeceğimiz yalnızca anahtar değil, bir dünyadır efendiler. Kiminizin içinde yaşayıp hiç uğramadığı dünya..

Murathan Mungan