Gerekliydi uzaklarda bunalınca
İkinci ev!
Hatırla ilk girmeni
Bir otel, bir park, hatta sokaklarda
İkinci ev!
Yeterdi izbe oysa
İkinci ev!
Behçet Necatigil
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
26 Aralık 2016
25 Aralık 2016
İkinci Kişi
Bazı karşıma çıkıyorsun,
Tanıyacak gibiyim seni.
-Gel biraz konuşalım, diyorum.
Cevap vermiyorsun.
-Ellerin titrer miydi eskiden?
Dumanlı mı görüyordu gözlerin?
Padişahlar gibi hayal mi kurardın?
De bana, diyorum, susuyorsun.
-Kitap okumayı severdin,
Kırlarda dolaşmayı, bahçeler
Bilmediğin kadınlar gibi miydi?
Söyle, diyorum,duruyorsun.
-Atlarla, insanlardan daha çok
Yoldaş mıydın çocukluğunda?
Neyledin hepsinin yokluğunda?
Diyorum, ağız dil vermiyorsun.
-Nasıldı ilk gurbete çıkışın?
Kıyısına ilk vardığın deniz?
Koynuna ilk girdiğin kadın?
Ağzına ilk sürdüğün kadeh?
Nasıldı delice çalıştığın,
Delice eğlendiğin geceler?
Bir tutam yonca gibi tertemiz,
O kıza aşık olduğun günler
Nasıldı, diyorum, gülüyorsun..
-Yorgunum şimdi, yorgunum çok!
Birde sen cevap vermiyorsun.
Kolundan tutmak istiyorum, fayda yok;
Bırakıp beni gidiyorsun.
Cahit Külebi
Tanıyacak gibiyim seni.
-Gel biraz konuşalım, diyorum.
Cevap vermiyorsun.
-Ellerin titrer miydi eskiden?
Dumanlı mı görüyordu gözlerin?
Padişahlar gibi hayal mi kurardın?
De bana, diyorum, susuyorsun.
-Kitap okumayı severdin,
Kırlarda dolaşmayı, bahçeler
Bilmediğin kadınlar gibi miydi?
Söyle, diyorum,duruyorsun.
-Atlarla, insanlardan daha çok
Yoldaş mıydın çocukluğunda?
Neyledin hepsinin yokluğunda?
Diyorum, ağız dil vermiyorsun.
-Nasıldı ilk gurbete çıkışın?
Kıyısına ilk vardığın deniz?
Koynuna ilk girdiğin kadın?
Ağzına ilk sürdüğün kadeh?
Nasıldı delice çalıştığın,
Delice eğlendiğin geceler?
Bir tutam yonca gibi tertemiz,
O kıza aşık olduğun günler
Nasıldı, diyorum, gülüyorsun..
-Yorgunum şimdi, yorgunum çok!
Birde sen cevap vermiyorsun.
Kolundan tutmak istiyorum, fayda yok;
Bırakıp beni gidiyorsun.
Cahit Külebi
O Eski Bir Güvercindi
O eski bir güvercindi gittikçe hatırlanan,
O eski bir güvercindi, uçması da iyiydi bana kalırsa
O eski bir güvercindi, çünkü tenhaydı şehirler,
Benim saçlarıma saklanırdı, benim saçlarım çalılara;
Onu görürdüm göllere girdiğimde, bıldırcın avladığımda akşama,
Gelir ateşime sokulurdu, o eski bir güvercindi,
Başka kimsecikler de yoktu galiba.
Bir başıma sevişen adam mıydım, ben neydim?
Silâhlarımı da severdim, güvercini de,
İnsanları da severdim, hiç görmemiştim oysa,
Ama ben insandım ya, o eski bir güvercindi,
O eski bir güvercindi her şeyi anlamaya.
Nasıl olduysa oldu, sardılar beni birden:
Kadınlar ve erkekler, kemikleri de ortada,
Anlamadım bir türlü, durmadan yürüdüler,
Durmadan toprak kazdılar, şapka giydiler;
Hürlük vardı, verdiler onu, istemek için yeniden,
Belki aldılar geri, beni bağladılar ama;
O eski bir güvercindi, şaşırdı olanlara.
O eski bir güvercindi, bıraktı beni onlara,
Götürmedi kanatlarından bir başka yalnız suya,
Geçti çocuk gölgelerinden, dönmedi artık,
Yapacak işleri vardı utanmaktan başka.
Ülkü Tamer
O eski bir güvercindi, uçması da iyiydi bana kalırsa
O eski bir güvercindi, çünkü tenhaydı şehirler,
Benim saçlarıma saklanırdı, benim saçlarım çalılara;
Onu görürdüm göllere girdiğimde, bıldırcın avladığımda akşama,
Gelir ateşime sokulurdu, o eski bir güvercindi,
Başka kimsecikler de yoktu galiba.
Bir başıma sevişen adam mıydım, ben neydim?
Silâhlarımı da severdim, güvercini de,
İnsanları da severdim, hiç görmemiştim oysa,
Ama ben insandım ya, o eski bir güvercindi,
O eski bir güvercindi her şeyi anlamaya.
Nasıl olduysa oldu, sardılar beni birden:
Kadınlar ve erkekler, kemikleri de ortada,
Anlamadım bir türlü, durmadan yürüdüler,
Durmadan toprak kazdılar, şapka giydiler;
Hürlük vardı, verdiler onu, istemek için yeniden,
Belki aldılar geri, beni bağladılar ama;
O eski bir güvercindi, şaşırdı olanlara.
O eski bir güvercindi, bıraktı beni onlara,
Götürmedi kanatlarından bir başka yalnız suya,
Geçti çocuk gölgelerinden, dönmedi artık,
Yapacak işleri vardı utanmaktan başka.
Ülkü Tamer
Kendimce
Yorgunsam yorgunluğum benim
Size ne benim yorgunluğumdan?
Üç beş yıl yaşadım şu dünyada
Bir gün koyup giderim.
Hastaysam hastalığım benim
Size ne benim hastalığımdan?
Başım ağırıyor zindan gibi
Çok sigara içerim.
Mahzunsam mahzunluğum benim
Size ne benim mahzunluğumdan?
Geceler boyu denizlerim var
Kapkara akan çeşmelerim
Aşıksam aşıklığım benim
Size ne benim sevdamdan?
Uzaktan kırları,denizleri
Kadınları severim.
İyisem iyiliğim benim.
Size ne benim iyiliğimden?
Bilmeyin hikayemi işte
Öyle yaşar giderim.
Cahit Külebi
Size ne benim yorgunluğumdan?
Üç beş yıl yaşadım şu dünyada
Bir gün koyup giderim.
Hastaysam hastalığım benim
Size ne benim hastalığımdan?
Başım ağırıyor zindan gibi
Çok sigara içerim.
Mahzunsam mahzunluğum benim
Size ne benim mahzunluğumdan?
Geceler boyu denizlerim var
Kapkara akan çeşmelerim
Aşıksam aşıklığım benim
Size ne benim sevdamdan?
Uzaktan kırları,denizleri
Kadınları severim.
İyisem iyiliğim benim.
Size ne benim iyiliğimden?
Bilmeyin hikayemi işte
Öyle yaşar giderim.
Cahit Külebi
Cehennemde
Ölüm ara sıra yokluyor beni
Oturuyor geçip karşıma
Daha diyor, daha vaktin gelmedi
Sonra dönüp gidiyor başkasına
Ama herzaman bu böyle olmaz
Çocuklar, ihtiyarlar, tazeler
Görüyorum gider arasıra bekleşir
Hacıbayram önünde cenazeler
Birgün beni de alıp gidecek
Ne işine yararım bilmem
Tanrı katında utangaç beceriksiz
Zayıfım cehenneme giremem
Tanrı görünce beni
Azraile kızacak
-Niye getirdin bu çocuğu, diyecek
Daha gün görmemiş, cahil, habersiz
Çok vakti varmış yaşayıp sevişecek
Azrail kızarıp bozararak
- Efendimiz bir yanlışlık oldu, diyecek
Yeniden dünyaya getirecek değil ya
Alıp cehenneme girecek
Zebaniler de beni görünce şaşarlar birden
- Bre azrail getirilir mi buraya, derler
Böylesi, kırlarda gezip tozmalı
Gül koklamalı
Okşamalı güzel kadınları birer birer
Akşamları seyretmeli gün batarken
Pencereye vuran yağmuru geceleri
Sırtüstü uzanıp kitap okumalı
Sağmalı ak koyunlar gibi düşünceleri
Denize karşı durmalı mahzun
Kır atlar üstünde kuş gibi uçmalı
Kederlenirse sevinirse
Keyfince kendinden geçmeli
- Al götür getirdiğin yere bırak, derler
Şaşırır azrail mahçup
Geri getirse, adet değil
Bir yana gizleyemez korkusundan
Elimden tutar öyle
O benden utanır, ben ondan
Cahit Külebi
Oturuyor geçip karşıma
Daha diyor, daha vaktin gelmedi
Sonra dönüp gidiyor başkasına
Ama herzaman bu böyle olmaz
Çocuklar, ihtiyarlar, tazeler
Görüyorum gider arasıra bekleşir
Hacıbayram önünde cenazeler
Birgün beni de alıp gidecek
Ne işine yararım bilmem
Tanrı katında utangaç beceriksiz
Zayıfım cehenneme giremem
Tanrı görünce beni
Azraile kızacak
-Niye getirdin bu çocuğu, diyecek
Daha gün görmemiş, cahil, habersiz
Çok vakti varmış yaşayıp sevişecek
Azrail kızarıp bozararak
- Efendimiz bir yanlışlık oldu, diyecek
Yeniden dünyaya getirecek değil ya
Alıp cehenneme girecek
Zebaniler de beni görünce şaşarlar birden
- Bre azrail getirilir mi buraya, derler
Böylesi, kırlarda gezip tozmalı
Gül koklamalı
Okşamalı güzel kadınları birer birer
Akşamları seyretmeli gün batarken
Pencereye vuran yağmuru geceleri
Sırtüstü uzanıp kitap okumalı
Sağmalı ak koyunlar gibi düşünceleri
Denize karşı durmalı mahzun
Kır atlar üstünde kuş gibi uçmalı
Kederlenirse sevinirse
Keyfince kendinden geçmeli
- Al götür getirdiğin yere bırak, derler
Şaşırır azrail mahçup
Geri getirse, adet değil
Bir yana gizleyemez korkusundan
Elimden tutar öyle
O benden utanır, ben ondan
Cahit Külebi
Müzmin Bir Şaire
Bir Beyaz Rustan kapmış
Bir Tepebaşı otelinde Şiiri
Gayrı ne permanganat ne antibiyotik
Bir akıntıdır gidiyor sittin senedir
Gözünden yaş geliyor su dökerken bile
Belini doğrultmak için Türk Şiirinin
Çekiyormuş bu çekilmez çileyi,
Yoksa çaldığı gibi başından büyük bir taşa
Kırarmış çoktan
Pelikan marka dolma kalemini
Bakarak bu Çağdaş ve de Cardaş Şaire
Hiç de zührevi değilmiş meğer Zühre!
Can Yücel
Bir Tepebaşı otelinde Şiiri
Gayrı ne permanganat ne antibiyotik
Bir akıntıdır gidiyor sittin senedir
Gözünden yaş geliyor su dökerken bile
Belini doğrultmak için Türk Şiirinin
Çekiyormuş bu çekilmez çileyi,
Yoksa çaldığı gibi başından büyük bir taşa
Kırarmış çoktan
Pelikan marka dolma kalemini
Bakarak bu Çağdaş ve de Cardaş Şaire
Hiç de zührevi değilmiş meğer Zühre!
Can Yücel
Aşklar Aşklar İçinde
(yüzündengölgesigeçiyorbüyükbirkuşun)
i.
ırmak
1. sen bir sorusun bir yaprağın sorduğu.
(biri bu , ötekisi yüzün)
2. bir ırmağa bakıyoruz bir ırmaklara çıkıyoruz.
(yüzün, kalan bir yaz gibi anlatıyor kendini)
3. dün bazı sulara eğildim, bazı aşklara
(fırtınanın içinden gelen bir ses midir şiir)
4. ben ki kapanık, solgun bir kış günüyüm.
(düşünde denizler, çan sesleri)
ii.
yaprak
1. nesneleri mi düşünür bilge epikuros
(pusatsız, yalın, som aşkı)
2. hem yaprak da yaşar yalnızlığı
(harlı bir aşk da)
3. de ki; böyle böyle öğrendik ama
(damımıza vuran bir akşamüstü güzelliği)
4. hem aşk da gölge ister.
(sık sık sorgulamak için -o da- kendini)
iii.
yüz
1. sabahları gri şiirler mi yazılır
(dedim ya, bende bir ırmağın yüzüdür yüzün)
2. böyle hep yüzüne getirip bırakıyorum işte
(olur olmaz bütün sözcükleri)
3. bu ben zayıfın sen tut elinden, sen katlan ona
(onu sen götür)
4. sen ki bir çiçeğin sesisin şimdi
(ben aşkla çılgına dönmüş bir kumaşçıyım)
iv.
(gelecek'tiraşkondanötetarihyoktur)
aşkta ve acıda
1. bu senin vaktin onu uzatıyorsun bana
(aşkta ve acıda)
2. ben ki savrula savrula yaşadım
(anka ki, bütün yaşları yaşadım)
3. şimdi sen galata'da bir sinagogdasın işte
(ve tüylü bir şeftali gibi ağzın)
4. aşklar ki deniz resimleri gibidir.
(yaşarken bilinmek ister)
v.
akşamım ben
1. akşamım ben
(kirpiğinden tam öperken)
2. senin gövden yeni süren çayırlar mıdır
(eğildim öyle buldum)
3. bakardım su altındaki ovalardır göğsün
(bakardım suyun sağ eli)
4. akşamım ben.
(ağzının ipek terkisinde)
vi.
sürgün
1. benim zamanım bir ikindi zamanıdır
(kitaplarda, akşamlarda)
2. pis bir kış geçirdim ağzından uzak
(ağzının gönderine çek beni)
3. aşklar da sürülmüş müdür
(sordumdu bir zaman)
4. bunlar senin uyandığın saatler içindir
(de ki; gelecek'tir aşk.)
vii.
(karanlığımdabiralatgibiboynun)
sesler
1. günün eli elimizde yürüyoruz.
(saatleri, atları, kırlangıçları geöiyoruz)
2. mutsuz zamanlarda buluştuk.
(zaman, onu unutma)
3. sesler de yaşamış mıdır?
(sözlüklere baktım geçmiyor)
4. anımsa, anımsamamak için vardır bu dünya.
(zamana bizden bir ses gelir düşer)
viii.
ben gelirdim
1. biliyor musun sen bir şiire girmek gibisin.
(eflatun bir şiire)
2. ben gelirdim.
(bir yağmur sesinin yanı sıra yağardı)
3. sanki çin'li bilge fuke'ydim
(gecede çan çala çala giden)
4. gelirdim senin kara saçların, kırmızı yüzünde
(isli çıplaklığının düğümünde dönerdim)
ix.
ölümlerde aşklarda
1. sevgilim çekilen bir deniz hüznüyüz biz
(ilk batıklarla geçmiş yaşamı)
2. bizim değil, homeros'undur bu dünya
(mı diyordu ölü yorgo seferis)
3. sanki bu dünyada yaşamamışız gibi biz bu aşkı
(sanki bir anıdır o artık)
4. bunlar bir hüzne götürmek için değildir seni
(ölümlerde, aşklarda)
x.
(biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı)
ben ki
1. bir sürgünlüktür aşk
(sevgilim, birden böyle dedim)
2. buğulu sesin, kirpiklerin
geceme düştü durdu
3. ben ki hala eskisi kadar yaralıyım
ben ki günlerimde aşklarla büyüdüm
4. bir sürgünlüktür aşk
(bütün kitaplarda)
xi.
iyi gül
1. gözlerini düşündüm
gözlerini, gözlerini, gözlerini
2. gördüm oradaydı hep o iyi gül
(aşkın eğdiği)
3. oradaydı sonra orada
gördüm gök bahtiyar
4. böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde
kuruttum böyle bir uzak rüzgarda kendimi
xii.
yaşamış olan
1. burda kapanıyor işte
yüzünle başlayan bir med zamanı
2. taşlar demirler yosunlarız şimdi
rüzgarın denizin getirip yıktıkları
3. ey sası çağ!
"yaşamış olan ölüdür şimdi"
4. biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı
(gelecek'iz şimdi)
İlhan Berk
i.
ırmak
1. sen bir sorusun bir yaprağın sorduğu.
(biri bu , ötekisi yüzün)
2. bir ırmağa bakıyoruz bir ırmaklara çıkıyoruz.
(yüzün, kalan bir yaz gibi anlatıyor kendini)
3. dün bazı sulara eğildim, bazı aşklara
(fırtınanın içinden gelen bir ses midir şiir)
4. ben ki kapanık, solgun bir kış günüyüm.
(düşünde denizler, çan sesleri)
ii.
yaprak
1. nesneleri mi düşünür bilge epikuros
(pusatsız, yalın, som aşkı)
2. hem yaprak da yaşar yalnızlığı
(harlı bir aşk da)
3. de ki; böyle böyle öğrendik ama
(damımıza vuran bir akşamüstü güzelliği)
4. hem aşk da gölge ister.
(sık sık sorgulamak için -o da- kendini)
iii.
yüz
1. sabahları gri şiirler mi yazılır
(dedim ya, bende bir ırmağın yüzüdür yüzün)
2. böyle hep yüzüne getirip bırakıyorum işte
(olur olmaz bütün sözcükleri)
3. bu ben zayıfın sen tut elinden, sen katlan ona
(onu sen götür)
4. sen ki bir çiçeğin sesisin şimdi
(ben aşkla çılgına dönmüş bir kumaşçıyım)
iv.
(gelecek'tiraşkondanötetarihyoktur)
aşkta ve acıda
1. bu senin vaktin onu uzatıyorsun bana
(aşkta ve acıda)
2. ben ki savrula savrula yaşadım
(anka ki, bütün yaşları yaşadım)
3. şimdi sen galata'da bir sinagogdasın işte
(ve tüylü bir şeftali gibi ağzın)
4. aşklar ki deniz resimleri gibidir.
(yaşarken bilinmek ister)
v.
akşamım ben
1. akşamım ben
(kirpiğinden tam öperken)
2. senin gövden yeni süren çayırlar mıdır
(eğildim öyle buldum)
3. bakardım su altındaki ovalardır göğsün
(bakardım suyun sağ eli)
4. akşamım ben.
(ağzının ipek terkisinde)
vi.
sürgün
1. benim zamanım bir ikindi zamanıdır
(kitaplarda, akşamlarda)
2. pis bir kış geçirdim ağzından uzak
(ağzının gönderine çek beni)
3. aşklar da sürülmüş müdür
(sordumdu bir zaman)
4. bunlar senin uyandığın saatler içindir
(de ki; gelecek'tir aşk.)
vii.
(karanlığımdabiralatgibiboynun)
sesler
1. günün eli elimizde yürüyoruz.
(saatleri, atları, kırlangıçları geöiyoruz)
2. mutsuz zamanlarda buluştuk.
(zaman, onu unutma)
3. sesler de yaşamış mıdır?
(sözlüklere baktım geçmiyor)
4. anımsa, anımsamamak için vardır bu dünya.
(zamana bizden bir ses gelir düşer)
viii.
ben gelirdim
1. biliyor musun sen bir şiire girmek gibisin.
(eflatun bir şiire)
2. ben gelirdim.
(bir yağmur sesinin yanı sıra yağardı)
3. sanki çin'li bilge fuke'ydim
(gecede çan çala çala giden)
4. gelirdim senin kara saçların, kırmızı yüzünde
(isli çıplaklığının düğümünde dönerdim)
ix.
ölümlerde aşklarda
1. sevgilim çekilen bir deniz hüznüyüz biz
(ilk batıklarla geçmiş yaşamı)
2. bizim değil, homeros'undur bu dünya
(mı diyordu ölü yorgo seferis)
3. sanki bu dünyada yaşamamışız gibi biz bu aşkı
(sanki bir anıdır o artık)
4. bunlar bir hüzne götürmek için değildir seni
(ölümlerde, aşklarda)
x.
(biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı)
ben ki
1. bir sürgünlüktür aşk
(sevgilim, birden böyle dedim)
2. buğulu sesin, kirpiklerin
geceme düştü durdu
3. ben ki hala eskisi kadar yaralıyım
ben ki günlerimde aşklarla büyüdüm
4. bir sürgünlüktür aşk
(bütün kitaplarda)
xi.
iyi gül
1. gözlerini düşündüm
gözlerini, gözlerini, gözlerini
2. gördüm oradaydı hep o iyi gül
(aşkın eğdiği)
3. oradaydı sonra orada
gördüm gök bahtiyar
4. böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde
kuruttum böyle bir uzak rüzgarda kendimi
xii.
yaşamış olan
1. burda kapanıyor işte
yüzünle başlayan bir med zamanı
2. taşlar demirler yosunlarız şimdi
rüzgarın denizin getirip yıktıkları
3. ey sası çağ!
"yaşamış olan ölüdür şimdi"
4. biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı
(gelecek'iz şimdi)
İlhan Berk
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






