11 Kasım 2021

Çok Az

Bildiklerin çok az
bildiklerin
bana dair
bildiklerin
benim bulutlarım sadece
benim sessizliklerim
benim mimiklerim
bildiklerin
o hüzün işte
evime dışarıdan bakınca görünen
hüznümün kepenkleri
hüznümün kapı zili.

Yani çok bir şey
bilmiyorsun hakkımda ve sen de
belki bazen ne kadar az
olduğunu düşünüyorsun
bildiklerimin
sana dair
bildiklerimin
senin bulutların olduğunu sadece
senin sessizliklerin
senin mimiklerin
bildiklerimin o hüzün olduğunu
işte evine dışarıdan bakınca görülen
hüznünün kepenkleri
hüznünün kapı zili olduğunu.
Ama çalmıyorsun kapımı.
Ama çalmıyorum kapını.

Mario Benedetti
Çeviren: Bülent Kale

Olağanüstü Kadın



Güzel kadınlar öğrenmek ister giz neremde.

Sevimli değilim, yaratılmadım manken ölçülerinde
Ama başlayınca açıklamaya,
Kadınlar yalan söylüyorum sanır.
Derim ki,
Kollarımın arasında,
Genişliğinde kalçalarımın,
Adım atışımda,
Kıvrımında dudaklarımın.
Kadınım ben
Tepeden tırnağa.
Olağanüstü kadın,
Benim işte.

Girerim bir odaya
Dilediğiniz kadar soğukkanlı bir biçimde,
Bir erkeğe yönelirim,
Donar kalır arkadaşları
Ya da diz çökerler önümde.
Bir kovan dolusu balarısı,
Üşüşürler çevreme.
Derim ki,
Ateşinde gözlerimin,
Dişlerimin parıltısında,
Kıvrılışında belimin,
Ayaklarımın coşkusunda.
Kadınım ben
Tepeden tırnağa.
Olağanüstü kadın,
Benim işte.

Bilmek ister erkekler
Ne bulduklarını bende.
Çok çabalarlar
Ama dokunamazlar
İçimdeki gizeme.
Göstermeye çalışınca
Göremediklerini söylerler yine.
Derim ki,
Kavisinde sırtımın,
Gülüşümün güneşinde,
Salınışında göğüslerimin,
Tavrımın inceliğinde.
Kadınım ben
Tepeden tırnağa.
Olağanüstü kadın,
Benim işte.

Anlıyorsun şimdi
Niye eğilmez başım.
Bağırıp çağırmam, tepinip durmaz ayaklarım
Duymam yüksek sesle konuşma zorunluluğu.
Beni geçerken görmek
Okşamalı gururunu.
Derim ki,
Tıkırdayışında topuklarımın
Saçımın devrilişinde
İçinde avuçlarımın
İlgime duyulan gereksinimde.
Çünkü kadınım ben
Tepeden tırnağa.
Olağanüstü kadın,
Benim işte.

Maya Angelou
(Çeviri: Nezih Onur)
"Maya 8 yaşındayken annesinin erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğradı. Yaşadığı korkunç olayı erkek kardeşine anlatınca saldırgan yakalanıp bir günlüğüne cezaevine kondu. Salındıktan dört gün sonra ise ölesiye dövülerek öldürüldü. Bu olayın üzerine Maya beş sene boyunca hiç konuşmadı. O dönemki duygu dünyasını şu sözlerle anlatıyor: “Onu sesimin onu öldürdüğünü sandım. O adamı öldürmüştüm, çünkü adını söylemiştim. Ve sesimin herhangi birini öldüreceğini sandığım için bir daha hiç konuşamayacağımı düşündüm.”

Çevresindeki herkes konuşma yetisini kaybettiğini sanarak ona “budala” muamelesi yaparken annesi ona sarılır ve bir gün nasıl bir öğretmen olacağını anlatırmış. Belki de bu yüzden Maya bir yazar, bir hak savunucusu olduğu kadar öğretmenlik giysisini de benimsedi. Belki de yüzden, kendi yaralarını sararken, insanlara kendi seslerini bulabilmeleri için yol göstermeye çalıştı. Özellikle de kadınlara."  

Şiirlerim İçin

Hayatımda öyle erken, öyle erken yazıldı ki şiirlerim
Kendimin henüz bir şair olduğunu bilmiyordum daha.
Pınarın damlacıkları misali cebren ayrılırlar benden,
Bir roketin devinmesine benzer gene de.

Ansızın saldırır şiirler benden, işgal eder, uykunun ve tütsünün
Sarmaladığı tapınaktaki bazı minicik iblisler misali.
Gençlik ve ölümdür ele aldığı konular. Şiirlerim,
Her daim okunmadan kalan dizelerim!

Değişik kitapçıların tozu arasında fırlatılmış buraya ve oraya,
(Dokunulmamış şimdiye dek herhangi bir okurun parmaklarınca!)
Değil mi ki şiirlerim, değerli şaraplar gibi saklanır derinlerde,
Bilirim, zamanı gelir onların bir gün.

Marina İvanova Tsvetaeva 
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

10 Kasım 2021

Yalnızlık

Gül ve dünya seninle birlikte gülsün;
Ağla ve yalnız başına ağlarsın.
Çünkü hüzünlü yaşlı dünya neşeyi ödünç almak zorunda,
Ama kendi başına yeterince dert var.
Şarkı söyle, tepeler cevap verecek;
Ah, havada kaybolur.
Yankılar sevinçli bir sese bağlanır,
Ama özenli olmaktan kaçınır.

Sevinin, insanlar sizi arayacak;
Yas tut ve dönüp gidiyorlar.
Tüm zevkinizin tam ölçüsünü istiyorlar,
Ama kederinize ihtiyaçları yok.
Sevin ve arkadaşların çoktur;
Üzülürsen hepsini kaybedersin.
Nektar şarabınızı reddedecek hiçbir şey yok,
Ama tek başına hayatın saflığını içmelisiniz.

Bayram ve salonlarınız kalabalık;
Hızlı ve dünya akıp gidiyor.
Başarılı olun ve verin, bu yaşamanıza yardım eder,
Ama hiç kimse ölmenize yardım edemez.
Zevk salonlarında yer var
Uzun ve yüce bir tren için,
Ama teker teker hepimiz
acının dar koridorlarından geçmeliyiz.

Ella Wheeler Wilcox

Ölüme

Evet ölüme,
ama hayır ölümün saldırısına uğramaya!
En iyi yolculuk olduğuna inanarak
ölmek
böyle bir yolculuğun.
Ve son anda
her biri bir yüzyılmış gibi gelen
bir istasyon saatinin dakikalarını
sayar gibi
neşeli olmak.
Mademki ölüm
aldatan sevgilinin yerine geçen
bir gelindir kocasına bağlı
almak istemeyiz içeri onu
çağırılmamış bir konuk gibi
ne de kaçmaz birlikte.
İzinsiz
çok kez çıktık yola.
Zamanın tek bir anda
eşiğini aşmak üzereyken,
anısı bile bizlerin
uçup gidecekken,
bırak bizi ey Ölüm, elveda diyelim dünyaya,
bırak, gecikelim biraz daha!
Olmasın birdenbire
büyük adım.
Buz kesiyor kanun
düşününce apansız ölümü.
Ölüm, yakalama birdenbire beni,
haber et uzaktan,
alışkanlıklarımın en sonuncusuymuş gibi
dostça alırsın beni.

Vincenzo Cardarelli
Çeviri: Bedrettin Cömert

Büyü

Çok fazla hisseder yazan bir kadınbu kendinden geçişleri ve kehanetleri!
Bisikletler ve çocuklar ve adalar
yeterli değildiler sanki; yas tutanlar ve dedikoducular
ve sebzeler asla yeterli olmadılar sanki.
Yıldızları uyarabileceğini düşünür.
Bir yazar özellikle bir casustur.
Sevgili aşk, ben o kızım.

Çok fazla bilir yazan bir adam,
büyüleri ve fetişleri!
Ereksiyonlar ve kongreler ve üretimler
Yeterli olmadılar sanki; makineler ve kalyonlar
ve savaşlar hiçbir zaman yeterli olmadılar sanki.
Kullanılmış mobilyadan ağaç yapar.
Bir yazar özellikle düzenbazdır.
Sevgili aşk, sen o adamsın.

Kendi kendimizi hiçbir zaman sevmeden,
ayakkabı ve şapkalarımızdan bile nefret ederek,
birbirimizi severiz, yapmacıklı, yapmacıklı.
Ellerimiz açık mavi ve nazik.
Gözlerimiz berbat itiraflarla dolu.
Ama biz evlenince,
çocuklar nefret içinde terk ederler.
Çok fazla yiyecek var ve hiç kimse tamamen bırakmadı
tüm tuhaf bolluğu yiyip bitirmeyi.

Anne Sexton
Çeviri: Dilek Değerli

Sigaralar ve Viski ve Vahşi, Vahşi Kadınlar

Belki ben diz çökerek doğdum,
uzun kışta öksürerek doğdum,
merhamet öpücüğünü bekleyerek doğdum,
hız için bir tutkuyla doğdum
ve hala ilerleyen şeyler gibi,
şarampolü ya da lavmanın gazını çıkarmayı
erkenden öğrendim.
İki ya da üç kezden sonra öğrendim diz çökmemeyi,
umut etmemeyi, ateşlerimi yeraltına yerleştirmeyi
mükemmel ve korkunç olan bebeklerin dışında hiçbir şeyin olmadığı yere.
ölmeleri fısıldanmış ya da ölmeye bırakılmış olan.

Şimdi birçok sözcük yazdım,
ve birçok aşkın kaçmasına izin verdim, fazlasıyla
ve her zaman ne isem hepsiydim-
ben aşırılığın, isteğin ve açgözlülüğün kadını,
çabayı yararsız bulurum.
Aynaya bakmaz mıyım bu günlerde,
ve gözlerinin önünden geçen sarhoş fareyi görmez miyim?
Ölümün yüzüne bakmaktansa
ölmeyi seçmeye
ileri derecede özlem duymaz mıyım?

Bir kez daha diz çökerim,
merhamet gelirse diye
tam zamanında.

Anne Sexton
Çeviri: Dilek Değerli