04 Şubat 2023

YEMEK ODASI

La salle à manger

Bir dolap, rengi benzi solmuş, 
Büyük halalarımın sesini duymuş, 
Büyük babama kulak kesilmiş, 
Babamın konuşmasını dinlemiş, 
Dolap pek de sadık o anılara; 
Güya hep susuyormuş, kim demiş, 
Ben onunla konuşuyorum ya !

Duvarda bir ahşap saat, guguklu, 
Çoktandır çıkmıyor sesi soluğu; 
Ona soracak değilim ya sebebini, 
Çalışmıyor işte, kırılmış belli ki; 
Eskiden çıkardığı sesi duysanız, 
Ölüler aramıza döndü sanırdınız !

Bir de yiyecek dolabı, epey eski, 
Mum kokuyor, içinde reçel, et ve 
Ekmek, bal armutlardan bir de; 
Evde ne var ne yok, ikram etmeyi 
Seven eli açık bir hizmetçi sanki.

Nice bay bayan geldi evime ve hiçbiri 
Şu küçük canlara inanıp güvenmedi. 
Ve bir misafir içeri girerken beni yalnız 
Sanıp: "Bay Jammes, nasılsınız ?" 
Diye sorunca, bir gülme tutuyor beni.

1898

Francis Jammes
Çeviren: Yakup Yaşa 

ÖYLE GÜZELSİN Kİ!

Que tu es belle !

Ne tatlısın! Eğilip kalkman ne güzel !
Güzel kız, servi boylu sarışın, hadi gel !
Menekşeleri örten şebnem gibi berrak !
Usulca dokunsan tenime, çırıl çıplak
Acı çekiyorum. Öyle hoş öyle tatlısın !
Ah, o bembeyaz, o güzelim kalçaların 
Kimin nasibi? Yazık, düşüp bayılmasın!
Uçurumlarda açan yabani menekşe gibisin
Alev saçan kızıl kan çiçeğisin
Tere kokulu dereler gibi çağlıyorsun
Sana bakmaya cesaret edemiyorum
Ah, seni görünce, inan yolumu değiştiriyorum !

1948

Francis Jammes
Çeviren: Yakup Yaşa 

DOST ORMAN

Le Bois amical

Güzel hayaller kurduk seninle, 
Uzayıp giden yollarda. 
El ele, sessizce... yan yana, 
O gizemli çiçekler içinde;

Baş başa yürüyorduk 
Çayır çimen gecede, nişanlılar gibi, 
Divane dostu Ay'ı, o masallardaki 
Meyveyi aramızda paylaşıyorduk.

Ve sonra, serip altımıza yosunları, 
Öldük bir başımıza, çok uzakta, o mırıltılı 
Dost ormanın serin gölgesinde.

Ve ona nurlu gökte rastladım 
Yeniden sarıldık yaşlı gözlerle, 
Ah sevgili yalnızlık yoldaşım !

Paul Valery
Çeviren: Yakup Yaşa 

GÖZYAŞLARI

Larmes

Bir damla gözyaşı, işte bir tane daha, 
Yaralı yüreğimden birer birer 
Süzülüp geliyorsunuz âdeta 
Tatlı yaşlar, ey gözde açan çiçekler!

Pek de haşinsiniz, pek aceleci, 
Ve geliyor işte ardınızdan 
Bütün anılarım bir sel gibi, 
Gümbür gümbür homurdanan.

Uzaklardan duyuluyor sesleri, 
Anılarım yola düşmüş geliyor, 
Ve itiverince biri diğerini, 
Düşüp damla damla yüreğimi yakıyor.

Siz de akın birikmiş gözyaşlarım, 
Gözlerimi bile kırpmam, korkmayın !
Son acılarım, sahte mutluluklanım, 
Ve ölümler, hadi akın, durmayın!

Şu sevecen hayalperestin 
Sizden gayrı kimi kaldı, 
Şu harap bedeni siz de terk edin, 
Geç kaldınız hüzün çığırtkanları

Ey dar günde yanımda olanlarım, 
Ey biricik coşku ve sevinçlerim, 
Düşmüş ardınıza, ah güzel yaşlarım, 
Akıp geliyor işte, bütün mazim.

Andre Rivoire
Çeviren: Yakup Yaşa 

TANRI'NIN HÜZNÜ

Tristesse de Dieu

Endişe duyunca hayatın buruk mutluluğundan,
Cennet kapısında şaşakalan Âdem ile Hava'yı,
Boynu bükük ve hüzünlü görünce, dergâhından
Kovmadan önce onları, hüzünlendi birazcık Tanrı.

Ve yazıp yüce katından kaderlerine,
Boş bir umut ve o dayanılmaz acıyı,
Onlar için bir de, şu sessiz sedasız gökyüzüne
Çoban Yıldızı'nın o acı tebessümünü çıkardı

Joachim Gasquet
Çeviren: Yakup Yaşa 

ELVEDA

Adieu

Dizinin dibinde kaybedip kendimi, 
Çıplak kollarına yasladım başımı, 
Ey bana karanlık gecelerin acısını
Tathran, elveda, şimdi ayrılık vakti !

Ah, benzim atardı adını anınca !
Artık ne hevesim kaldı ne korkum; 
Bir daha yaslanmak istemiyorum, 
Cehennem azabı o zalim bağrına

Kumsalin tatlı yeli akıyor içime, 
Ben çok mutluyum senden uzak !
Ve o hüzün kokulu saçların, artık 
Gölge yapmayacak hayallerime 

1803

Villers de L'lsle-Adam
Çeviren: Yakup Yaşa 

SEVİŞELİM VE UYUYALIM

Sevişelim ve uyuyalım,
Boş verelim dünyaya ! 
Biz seviştikçe canım,
Ne denizde dalga ne dağda fırtına,
O güzel başını eğemeyecek asla, 
Zira aşk güçlü, kuvvetlidir,
Tanrıları ve Ölümü dize getirir !

O beyazlığın karşısında
Güneş olsa duramaz 
Ağaca boyun eğdiren rüzgar, 
Yanında yörende gezer tozar, 
Ama saçının teline dokunamaz, 
Sen başını sakladıkça
Kollarımın arasına !

Ve kalplerimiz el ele,
Gözyaşımızla kutsal zambakların
Açtığı o huzurlu diyarlara gidince, 
İki çiçek gibi, keyfine
Değmeyin aşık dudaklarımızın; 
Ölümü belki de bu şekilde
Yeneceğiz, bir tek öpücükle!

Ocak 1846 

Theodore de Banville
Çeviren: Yakup Yaşa