Ana içeriğe atla

Meral Okay'ın Şarkıları Kalbimizde Kaldı

Bazen bir sözden yola çıktı, bazen bir hikayeden. Ama asıl kaybettiği erkeğe özlemle yazdı bütün o sözleri... Geçen hafta vefat eden Meral Okay, Masum Değiliz, Adı Bende Saklı gibi şarkılar dinlendikçe hatırlanacak.

"Bu yaz güneş biraz daha eksik, el ele verin azaldık..." diye başlıyordu, Sezen Aksu'nun çok yakın dostu Yaman Okay için yazdığı şarkı. 'Adamların adamı' Yaman Okay'ın gidişinin arkasından yazılmış bu şarkı, şimdi onun 19 yıl önce arkasında bıraktığı hayat arkadaşı, aşkı Meral Okay için çalıyor. Gidişiyle ilgili "Vefat etti," ya da "Bir süredir savaştığı hastalığına yenik düştü," tarzı cümleler kurmak, onun varlığına da yokluğuna da yakışmıyor. Gittiği gün evinin önüne konmuş bir çift ayakkabasının fotoğrafı anlatıyor sanki her şeyi... Söyleyecek daha çok sözü olsa da; canlandırdığı karakterler, yazdığı hikayeler, şarkılar hepimize bir ömür yetecek şüphesiz. Ve Meral Okay yazdığı şarkılarla, hayatın öbür kıyısından elimizi tutmaya devam edecek. İşte o şarkılardan bazıları...

Masum Değiliz: Şarkı sözü yazarı olarak Meral Okay'ın ismiyle karşılaştığımız ilk şarkı. Sezen Aksu, Meral Okay'a çok sevdiği eşi Yaman Okay'ın ardından hayata tutunması için bu şarkının yer aldığı Deli Kızın Türküsü albümünde birlikte çalışmayı teklif eder. Böylece Meral Okay'ın şarkı sözü yazma macerası başlar. Birlikte yazdıkları Masum Değiliz, kalbini bir mektup gibi buruşturup fırlatılmış hissedenlere içindeki çocuğa sarılmalarını söylerken, çığlık çığlığa hiç kimsenin masum olmadığını da dile getirdi. Şarkının bestecilerinden Uzay Heparı da, bu şarkının yazılmasından bir süre sonra aramızdan ayrıldı ne yazık ki. 

Masal: Meral Okay'ın Sezen Aksu ile birlikte yazdığı Masal, Sertab Erener'in sesinden L'âl albümünde hayat buldu. Bu şarkı "Bir varmış bir yokmuş, dünya masalmış..." diye hayatı özetler kısaca. Bütün hırslarımıza, öfkelerimize, çabalarımıza karşılık, hayatta herkesin payına düşen elmayı almaktan öteye gidemediğini ve her yolcudan geriye sadece hoş bir seda kaldığını hatırlatır usulca. 

Adı Menekşe: Levent Yüksel'in seslendirdiği Adı Menekşe, Meral Okay ve Sezen Aksu'nun birlikte ürettiği en özel şarkılardan biri. Aksu bu şarkıyı kendi albümünde de okuyarak, dostuna bir sürpriz yapmıştı. "Bu şehrin meydanlarında, garında, rıhtımında sensizlik bir türlü yakamı bırakmıyor..." sözleriyle büyük bir yalnızlığı anlatan şarkı, Meral Okay'ın, yokluğuna bir türlü alışamadığı eşine seslenişi gibi. 

Valiz: Sezen Aksu'nun yıllar önce keşfettiği Yeşim'in aynı adlı albümünün çıkış şarkısı olan Valiz, Sezen Aksu-Meral Okay imzalı çok özel şarkılardan biri. İzmir'den İstanbul'a göç edişi anlatır. Valizini toplayıp, kaderinin koluna girenlerin şarkısıdır. 

Son İstanbul'da: Levent Yüksel'in bazı kişilerin başucu olmuş şarkısıdır. Meral Okay, "Bu ev, bu avlu, terk edilmiş bu bahçe neydi, ne hale geldi?" derken, Yaman Okay'ın ardından uzun bir süre gidemediği Türkbükü'ndeki evlerini anlatır belki... Minik Serçe ise o sırada, Kanlıca camlarından batan günü seyreder. Hasrete alışmış bu iki kadın, "Dokunma, 40'lı yaşlarımdayım son İstanbul'da..." diyerek, yalnızlıklarıyla baş başa kalmayı tercih ederler. 

Ruhun Duymaz: Hayat sadece acıdan ibaret değildir elbette. Sezen Aksu ve Meral Okay'ın gözyaşları kadar, kahkaları da vardır; hayatı ciddiye aldıkları kadar, ti ye almasını da bilirler. Dolap çevirenleri, hiçbir şey yapmadan komşuda pişenin kendilerine düşmesini bekleyenleri anlattıkları Ruhun Duymaz, keyifli bir Emel Müftüoğlu şarkısı olarak yerini alır. 

Var Git Turnam: Sezen Aksu'nun Işık Doğudan Yükselir albümünde yer alan bu şarkı, Meral Okay'ın dediği gibi aşk ve mutluluk yerine, ayrılık ve acının kutsandığı toprakların türküsüdür. Okay ve Aksu yerinden, yurdundan ayrı olanları selamlamış, gidişlere anlam veremedikleri için "Bu ayrılık kanun mudur?" sorusunu hayatın yüzüne fırlatmışlardır. 

Gül: Meral Okay ve Sezen Aksu, Goran Bregoviç'in müziği üzerine yazdılar Gül'ü. Bir kadın sevdiği erkeği, başka bir kadın yüzünden kaybettiğinde, zamansız koparılmış bir gül gibi solar. 

Adı Bende Saklı: Türk Pop Müziği'nin en sevilen şarkılarından biri olduğu kadar, uykuları geçmişle bölünenlerin içini en çok acıtan şarkı sözlerindendir. Meral Okay ve Sezen Aksu'nun 15 dakikada yazdığı bu şarkı, aradan 15 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen hâlâ dinleyenleri ağlatabilecek kadar etkilidir. Özellikle "Uzak diyarlarda evli barklı, mutluluk en çok onun hakkı..." kısmıyla derinden sarsan şarkının kırık dökük hikayesi de, Okay ve Aksu'da saklı... 

Şimal Yıldızı: Önce Yaman Okay'ı, ardından Onno Tunç'u uğurladılar birlikte. Yol arkadaşını kaybetmiş bu iki kadının, yürek yüreğe verip yaralarını sardıkları şarkılardan biridir Şimal Yıldızı. Kalplerinin zarif efendilerine "Şimal yıldızım neredesin?" diye sorarlar. Onlar hasar almadan havalanırken bu tufandan, kendilerinin nasıl yaralandıklarını anlatırlar. 

Yine Mi Çiçek?: Meral Okay, Çiçek Bar'ın işletmecisi Arif Keskiner'in Yine Mi Çiçek? sözünden yola çıkarak yazar bu şarkıyı. Müzeyyen Abla'nın eşliğinde, dostlarla geçirilecek güzel bir gece için Madam Despina'dan masayı kurmasını ister. Ne biten topik dert edilir bu sofrada, ne de başka bir şey. Yeter ki canlar sağolsun, yeter ki çiçek gibi güzel olunsun. Ara Dinkjian'ın insanın içini titreten müziği, Cihan Okan'ın yürek burkan yorumu ve Sezen Aksu'nun eşsiz vokaliyle çoğumuzun sofrasına konuk olan bu şarkı, Fatih Okan'ın ödüllü filmi Duvara Karşı'nın da unutulmaz sahnelerinden birine imzasını attı.

Çağlar Yerlikaya

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Su

Set çek seline yavaş yavaş ilerle damla damla birik. Ak geç ıslattığın kayalardan: duraksama - uçurur güneş seni. Atla takıldığın çavlanlardan: duraksama - savurur rüzgar seni. Aldırma kumlara, çakıllara: çöker onlar dibe nasılsa - ilerle yavaş yavaş birik damla damla set çek seline. Oruç Aruoba

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

Gül İçin İlahi

İnsanlar bir gülü bir senetle Değiştirmeye alıştılar İnsanlar başka insanların hayatını Bir hezaren sandalye midir hayat Dizip kaldırmaya alıştılar İnsanlar yüreği ve onuru, alıştılar Yelin üflediği yaprak mıdır onur Yürek arsız otlar gibi ayak altında Tanımıyor kimde kimseyi Ve kendini tanımak istemiyor İnsan tanımazsa kendini insan Nasıl varolabilir Bu yüzden dünya hey koca dünya Dönüyor bir ölüler ülkesine Susanlar şimdilik Oyunun dışına düşenler Yalnız onlar doğrulup kalkacaklar Gün kıyamete erdiğinde Gülten Akın

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...

Şiirim

Bir veda havasında bu gece gökyüzü yere değecek gibi yıldızlar, kulaktan dolma korkularla deprem bekler gibi ketum kaldırımlar. … Upuzun gecemin sabah içtimasında güneşe tekmili kaytarmışım senden belli namlusu paslı bir uykuda.. Sanki yitirmişim seni sol yanımda sağlam bir sancı. Birkaç kaburgam, seni korumak için feda etmiş kendini. Şiirim.. İncinmişliğim.. Sen düştüğünde aklıma Kepenk kapıyor hüzünler. Pervasız bir çocuk erik çalıyor bahçemden. Cemre düşüyor ayazıma, salkım salkım sözler topluyorum gönül bağımda; tomurcuk gülücükler çiçek açıyor hırkamda. Şiirim.. Eril halim.. Bedeninin kuytularında doğup göğsümü kundaklayan acz yangınım.. Şiirim.. Lal kalbim.. Boşa yanan cümlelerim. 1-3 nöbetlerinde öykündüğüm, huzurlu uykum. En üst rafta kurulmayı bekleyen, çocukluk düşüm.. Sessiz kalma haklarına sığınıyor mevsimler. Oysa hep sulhtan bahsediyor gülüşün. Şiirim.. Esaretim.. Bağımlılık halim. Senden başka herşeyi görme zorundalıklarında, ...

Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

Hayat hikayem mi? Tarlaların kıyısındaki gelincikler. Süreyya Berfe sandınız ki haz içindeydim şiirlerle, kitaplarla, dergilerle esrik tasasız yaşayıp gidiyordum; dağ eteğinde mavi çiçekli hayıtların uzun saplı gelinciklerin donattığı yaz ırmağı kıyılarında yalıncak! Ahmet Uysal Bir sap gelincik iki taş arasında Bulmuş da boyunu uzatan hızı, Sallanır durur çiçeğiyle rüzgarda; Bütün gelinciklerden daha kırmızı… Metin Altıok Senin resmini yaparken Parlak kırmızıyla laciverti Birbirine karıştırıyorum. Söyle bana ey gelincik Toprakta ne al, ne lacivert, Ne kırmızı, ne de sarı varken Sen nasıl boyuyorsun böyle Çiçeğinin yapraklarını?.. Nakagawa Kazumasa gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda işi iş kasabanın su yüzlü çocuğun işi iş bir de poyraza döndü mü hava başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından faytonların turuncu tekerlekleri yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider gelin...

Bir Göl Nasıl Uyandırılır

bir göl nasıl uyandırılır bilmem neresine dokunulur bir taş atsam korkup sıçrar mı bilmem bir göl nasıl uyandırılır düş mü görür kabus mu acaba saati mi belki derindir uykusu balıkları kırılır bir göl nasıl uyandırılır bilmem beni karşısında görmek istermi rüzgar eğmişse kaşlarını kapısı mı vurulur yorgunsa nasıl kıyılır bir göl nasıl uyandırılır Ali Ural