Ana içeriğe atla

Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor

ellerine dokundum,
ayrılık döküldü yüzünden.

Necmettin Topçu


Hiç kimse senin kadar
alışkın değildir ayrılıklara
Ayrılıklar ki nişanlısıdır hasretin
acılar ve türkülerle çeyizlenir
bekleyişlerin sararan güzüne
Ve hasret kızıl bir güldür
ayrılıkların mendiline nakışlanmış
Biraz da şairlere özgüdür hasret

...

Ayrılıkların çanı vurduğunda
savrılır pişmanlığın kızgın külleri
Bütün sevdalar hasretin yalımıyla tutuşmuş
bir bozkır türküsüdür kerem’in kavruk bağrında
ve artık
yollara düşmenin zamanıdır
şen olasın halep şehri
Biraz da şairlere özgüdür ayrılıklar….

Ahmet Telli


kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

Nazım Hikmet Ran


her ayrılık bir hüzün bırakır yüzümde

Sunay Akın


Ayrılık dedim, kavuşma dedim
“İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi” dedim.

Şükrü Erbaş


Ayrılık burcum…
Parmaklarım birer mihrap çırası
Gövdem bitene kadar tüteceğim başında.

Şükrü Erbaş


Tutuldu mu ayrılık sevginin depremine
çekildi mi mağarasına inine
kayboldu mu ayrılık denilen yabanıl hayvan?

Süreyya Berfe


ve sonu ayrılıkla bitecek

Sunay Akın


Değil mi ki kavuşmalarımız topal
Ayrılıklarımız koşar adım

Cahit Zarifoğlu


Ayrılık vardı hep

Cahit Zarifoğlu


aşk, bir ayrılıktan geriye yalnız kendini bırakır

Adem Erdoğan


bir çocuğun annesinden ayrılık matemine ağlamakta
olduğunu
biliyorum şimdi
ancak ben yorgun ve perişan
arzu dolu yolu bırakıyorum
yarim şiir, arkadaşım şiir
onun huzurlu eline ulaşıncaya değin gideceğim

Furuğ Ferruhzad


ayrılık ki
anlatamam tekinsiz bir uykudur o
şüpheli bir yalnızlıktır
bir yankıdır kendine doğru

Emin Akdamar


Yazık! şu neş’emi tesmim ederdi hiss-i firak,
Düşerdi ruhuma her ayrılışta bir ahker;
Evet, bu his, bu merak
Verirdi aşkıma bir hadşe-i melalaver.

Tevfik Fikret


unutulmuş bir akşamdı, ruhum
acıyla bağırırdı, çığlık çığlığa
aşk fazladır bize, koşar hemen

gelir ayrılık.

Behçet Aysan


dönüp bakılır son kez
parmaklardaki şefkat azalır
anımsanmaz hangi kadaya gönül borcumuz kaldığı
anımsanmaz:
hâlâ kısa seyirdir dünyada insan
ağır iyiliğim, sevgilim
uzun ayrılık oldum, öyle farz et
yürüdüm, tükendim
‘her kayanın gediğinde ağladım’
gıyâbında yargılandı kalbim
anladım: buymuş bana kısmet

Kemal Varol


Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık

Nurullah Genç


Gökler yakın bir ayrılıkla dolu;

Ahmet Muhip Dıranas


“Ayrılık, sevdanın türbesidir” derler.
Derler ki, “Uzun ayrılıklarda ölür gidermiş sevdanın sıcaklığı”.
Madem öyle, neden azalmadı aşkımız, bir nebze bile?

Pierre Abeilard


bir keredir ayrılık ve kulağında küpe artık.

Birhan Keskin


yola heves edeni ayrılıklar uğurlar!

Haydar Ergülen


adın satır başlarında ayrılıkların
oysa ben bu geceyi bilmiyorum, yolları bilmiyorum
unutmayı hiç;

Yılmaz Odabaşı


Artık ayrılıkla çektirme azap bana

Ebu’l-Kâsım-i Lâhûtî


Yazık, vuslat günleri kısa; ayrılık günleri uzun!.
Yazık, ömür kısa; ayrılık geceleri uzun!
Yazık, aşk gazellerini, aşk hikayelerini kavuşma günlerinde okuduk.
Ancak vuslatın değerini bilemedik!

Ferîdûn-i Muşîrî


çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

Attila İlhan


Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.

Metin Altıok


Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm,

Melih Cevdet Anday


Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Roni Margulies


Ağır bir ayrılık düşüncesi,
Artık gölge gibi
Vurmaktaydı yüzüne.

Melisa Gürpınar


Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler

A. Kadir Bilgin


Ayrılalım Stepan, belki biz anlaşıyoruz ama
İlkemiz ayrı yaşamak
Ve ne varsa işte bu ayrılıkta.

Edip Cansever


Ayrılık derdindeyiz sevgili

Gassan Satar


Ne zaman başlar ayrılıklar

Murathan Mungan


Şimdi o anıyı arıyorum ve bir yanılsama olduğunu,
küçük bir elvedanın ardında, sonsuz bir ayrılık olduğunu düşünüyorum.

Jorge Luis Borges


Böyle sessiz ayrılıklarda,
her şey önceden belli olur.
en güzel zamanında, aşkın ve hayatın
insan deli olur…

Turgut Uyar


Ayrılık ne kadar acı bir şeymiş
Ateşten gömlekmiş, can onu giymiş
Derdin ki: Hakîkat acıklı neymiş
Gönlümün âhını sevdiğim! Bilsen

Tâhirü’l-Mevlevî


Olmadum Ya‘kûb-veş gam-hâne-i ‘âlemde şâd
Yûsuf’am hecrinde ‘âlem beytü’l-ahzândur baña

Sehâbî


Yâd eyledikçe vaslını cânım garîbsedim
Hecrin ile tükendi tüvânım garîbsedim
Geçdikçe âh ayrı zamânım garîbsedim
Sıktı beni muhît ü mekânım garîbsedim

Tâhirü’l-Mevlevî


Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir…

Mehmet Akif Ersoy


Bir tüy gibi düştü önümüze
Ayrılık!

Kadir Aydemir


Azalan ağzından öğrendim her şeyin bir ömrü olduğunu.
Beni sana bırakıp seni bana ekleyerek
Gittim, aşkı ayrılıkla emzire emzire…

Şükrü Erbaş


Kizlep tutar sevüglüg adrış günü belgürer
Başlığ gözüğ yapsama yaşı onung savrukar

Aşk ne kadar gizli tutulsa,
ayrılık gününde ortaya çıkar.
Yaralı yüreğinle gözünü yummaya çalışma,
gözyaşların etrafa saçılır.

Hüsrev Hatemi


Ayrılıkları ayrıntılar acıtır.

Murathan Mungan


Kalbim. Bir ayrılığı çalıyor kampana. Tren.

Ahmet Erhan


Şunu da yaz bedeli olsun
Sabırla titreyerek öyle yalın
Ve kimsesiz olmadan oturacağız
Kıyısında ayrılığın

Cahit Zarifoğlu


Vechi var kasdeylesem hicrinle ülfet etmeğe,
(Artık ayrılığına kendimi alıştırarak avunmağa çalışsam yeridir)

Cenânî


Kuşku beslermiş aşkı, laf, yalnız biliyorum ki uzun bir ayrılık küllendirir. Ve sükut ayrılığı koyulaştırır, katılaştırır, katilleştirir. Ateşim var ve öksürüyorum, seni çok sakin buldum mektubunda. Avunmağa başlamışsın, buna tahammülüm yok. Ben tam bir monogam’ım, daha doğrusu sen beni öyle yaptın. Öylesine doluyum ki seninle, başka bir hayale, başka bir teselliye, başka bir eğlenceye, başka bir ıstıraba tahammülüm yok.

Cemil Meriç


Bu tarifsiz ayrılığı güneşe kim
Yağmura kim kuşlara kim öğretecek?

Şükrü Erbaş


hüznü çoğalta çoğalta öğreniliyor hayat
ayrılığın acısı da alışana kadar zor
bir kaplumbağa gibi çekiliyorum kabuğuma
bağışla demeyeceğim, ama unutma da”

Selami Karabulut


Ve bir aşkı ayrılığa
Yakıştırabilir misiniz doktor

Kemal Sayar


Ayrılığın iki kıyısından
Birbirimizi çağırdık.
Ellerimiz ayrılıyor,
ruhlarımız,
derin bir bezginlik icinde.

Behruz Kia


boşadır ayrılığı anlatmaya çalışmak
anlarsa ancak yüreği anlar bir çocuğun
annesinden ayrılmışsa)

Akgün Akova


Her tanışmayı bir ayrılma say;
Her doğum bir ölüm habercisi
Kavuştuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
Her güne ayrılığın korkusu sindi

Hüsrev Hatemi


Bu ayrılığın beni hiç sarsmadığı söylenemez.

Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar


ayrılığı felaket, yanımdayken burnuma tüterdi

Mustafa İslamoğlu


unutmuştuk ayrılığı

Hasan Hüseyin Korkmazgil


Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bu gün de ölmedim anne.

Ahmet Erhan


Nasıl soğuk ayrılığın güneşi

Onat Kutlar


Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte

Ahmet Telli


Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini er geç unutmaya mahkum olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.

Emrah Serbes / Erken Kaybedenler


Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın

Gülten Akın


sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.

Behçet Aysan


Ve unutma sakın, artık vakti gelince ayrılığın
Rüzgarla uzaklara sürüklenir bakışların

Theo Angelopoulos


1027. Dünyada, ayrılıktan daha acı bir şey yoktur!

• Allahım; bu buluşmayı ayrılığa döndürme, aşkınla mest olanları ağlatma!..
• Can bahçesini tazeleştir, yemyeşil et; bu mest olanlara, bu bağa bahçeye acı onları perişan etme!..
• Gönül yapraklarını, sonbahar gelmişçesine dökme, gönül dallarını kırma; halkı perişan ve yoksul etme!…
• Üstünde, Sen’in aşk kuşunun yuvasının bulunduğu ağacın dallarını kırma kuşu uçurma!..
• Kendi topluluğunu, kendi mumunu birbirine vurma, kırma, dökme; düşmanları kör et, onları güldürme, neşelendirme!..
• Hırsızlar, parlak ve aydınlık gündüze düşmandır! Ama sen, onların gönüllerinin isteklerini yapma!..
• Devlet ve ikbal kabesi, ancak bu halkındır; onların ümit kabesini yıkma!..
• Dünyada, ayrılıktan daha acı bir şey yoktur; ne yaparsan yap, bizi ayrılıkla karşılaştırma!..

***

• Bana ayrılığını gösterme, ayrılığın pek taş yüreklidir. Ey güzelliği yüzünden taşın bile la’l olduğu sevgili, sen gitme.
• Zerre de kim oluyor ki; “Ey güneş gitme!” desin? Kul da kim oluyor ki; “Padişahım gitme!” demeğe cesaret edebilsin?
• Fakat sen ab-ı hayatsın. Bütün insanlar da o ab-ı hayatın içinde yüzen balıklardır. Keremin pek boldur. İhsanına son yoktur. Merhamet et, kerem buyur da gitme!

Mevlânâ Celâleddîn


ayrılığı ezberliyorum
kollarında.

Mario Wirtz


Ayrılığın pek yakın olmasından mı korkuyorsun?

Güvercin gerdanlığı / İbn Hazm


ey kimselere değişmediğim
ayrılığın neden bunca ağır?

Birhan Keskin


Kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü’yâ’dan.

Yahya Kemal Beyatlı


Birbirlerinden ayrılma zamanı gelmişti.

Cengiz Aytmatov


Şimdi adım kayıptır.
Bir çığlık atıyorum sensizliğin alfabesine.
...
Aşk senden ayrılmıştır artık,
Sensizlik benden….

Faysal Soysal


Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Roni Margulies


Ayrılmak mı istedik biz?
İyi, akıllıca olur mu sandık?
Öyleyse, ayrılınca, neden cinayet gibi sarstı bizi bu iş?
Ah! Biz kendimizi az tanırız,
Çünkü bir Tanrı buyurur içimizde.

Friedrich Hölderlin


İlk gün kolaydı
ikinci gün biraz zor
Üçüncü gün daha zor ikinciden

Günden güne daha zor:
Öylesine zordu ki yedinci gün
dayanılmayacakmış gibi neredeyse

Şimdiyse
özlemini çekerim
yedinci günün

Erich Fried


Ayrılık ölümün diğer ismidir

Cahit Sıtkı Tarancı


İlk önce kımıldar hafif bir sancı,
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş…

Bekir Sıtkı Erdoğan


sevgilim! bu ayrılık yazdığın en muhteşem şiirin..

Pelin Onay


  - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Kara, sıcak bir duman.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Boşalmış bir şehir.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Yuvalarına girmeyişi güvercinlerin.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Çığlığı bedenin.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Rüzgârsız havada yıkılması bir ağacın.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Bahçıvanı, çiçeksiz bir bahçenin.

*
   - Neydi ayrılık delikanlı?
   - Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının.

Süreyya Berfe


ayrılıklar gelir kapımıza dayanır-

Haydar Ergülen


ama en çok sevince kanardım ben
isterdim baş ucumda hep olsun
ayrılıklar için iyi bir anne.

Kemal Sayar


bazı ayrılıkların dönüşü olmaz
giden gider

Murathan Mungan


Aşkı ayrılıkla sınama gönül.
Kendine başka bir yol ara.

Süreyya Berfe


Keskin ağzından ayrılık kılıcının,
Yüreğimin yediği darbe,

Hüsrev Hatemi


kıldan ince kılıçtan keskin
ayrılık aramızda bir köprü
seninle diz dize otururken de

Nazım Hikmet


ayrılık demir çubuk gibi sallanıyor havada
çarpıyor yüzüme yüzüme
sersemledim

Nazım Hikmet


ayrılık taş duvar
ayrılık Çin Seddi aramızda
Çin Seddi ne kadar uzun, allah kahretsin

Akgün Akova


Beni ayrılık bekliyor.

Nazım Hikmet


Ayrılık şiiri ne kadar yalın

Onat Kutlar


Ayrılık yazılmış alnımıza

Sergey Yesenin


ayrılık girdi araya

Attila İlhan


‘Ayrılık’ diyeceğim,
Dilim varmıyor…

Tayfun Talipoğlu


Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Yavuz Bülent Bakiler


Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!

Pablo Neruda


İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Şükrü Erbaş


Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü

Ahmet Telli


Ayrılık vakti gelip çattığında koyu bir keder kapladı ikisini.
Ayrılmak istemiyorlardı; ama koşullar.
Hayat ikisinden birini uzak bir yere
Gitmeye zorluyordu- New York`a ya da Kanada`ya
Kuşkusuz eskisi gibi değildi aşkları;
Günden güne azalmıştı o çekicilik
Aşkın çekiciliğinden çok az şey kalmıştı.
Ayrılamıyorlardı bir türlü.
Ama koşullar- belki de yazgı
İkisini ayıran bir sanatçı olarak belirmişti
Duygularına gölge düşmeden, Zaman onları değiştirmeden;
Birbirlerini eskisi gibi bilsinler diye hep.
Yirmi dört yaşında, yakışıklı, genç bir adam.

Konstantinos Kavafis


sabahına ela bir ayrılıkla veda ettik..

konuştuklarımız değil
sustuklarımız doğruymuş o gece
unutma.

Kemal Varol


sen yenisin galiba; ezberinde hiç ayrılık yok

Sezai Sarıoğlu


ayrılık bir nokta mıdır?
uzun sevdaların sonunda,

Mehmet Emin Arı


Ama bir sevda sözkonusu olunca insan hiçbir yere yalnız gidemiyor, hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor.

Mario Levi


Duy feryad etmede her an bu ney,
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.

Mevlânâ Celâleddîn


Kırılgan bir hayatı taşır omuzlarında
Gün olur konuştukça kan damlar,
Dudaklardan
Her sözde ayrılık fark etmeden yeşerir
Ve öfkenin hasadı biçildiğinde
Söz biter, gönül susar
Felakettir…

Adige Batur


her ayrılıkta bizden de bir parça kopar

Hakan Savlı


Ne kadar sevişebildiysek sahici, sapasağlam
O, ayrılıktan tek anladığımızdır

Küçük İskender


Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi bize hicrân hicrân üstüne

Râsih


Ayrılık yaralarını sarılır sanmış,

Nihat Behram


ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

Birhan Keskin


Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi
Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara
Mutlu aşk yok ki dünyada

Louis Aragon


Hoşçakal, dostum benim, hoşçakal artık,
Can dostum, seninle dolu göğsüm
çok önceden belirlenen bu ayrılık
Buluşmayı vaadediyor ileride bir gün

Sergey Yesenin


böyle sessiz ayrılıklarda,
her şey önceden belli olur.
en güzel zamanında, aşkın ve hayatın
insan deli olur..

Turgut Uyar


Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!

Ingeborg Bachmann


Ah, şu ayrılık gecesi!
Ne derin bir uçurum! Nasıl bir sızı!

Goethe


Ayrıldık; kısa bir süre için, yaşam mutluluktu.
Kısacık bir süre için, güzelmiş gibi göründü; hepsi bu.

Yevgeny Abramovich Baratynsky


ve sonu ayrılıkla bitecek

Sunay Akın


Ayrılık kokusu var havada;
yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu.

Sohrab Sepehri


sana son kez sarılıp uyuduğum o son gecede tüller ve
silahlar gördüm düşümde.
bugün ayrılığın ilk günü. hiçbir şeyi hiçbir şeye yoramayacak
kadar kara bir kının içindeyim. kara bir kan içindeyim.
tüller ve silah nedir bilmiyorum.

Yaşlı doğuda her şey mümkündür diyorlar:

Sonsuz sevgi, sonsuz bağlılık
ani ışık, ani ayrılık.

Birhan Keskin


Ayrılıkla başım belada
Gözlerini çevir gözlerime
Yoksa sensiz bu sessizlikle
Deliler gibiyim
Sensiz bu sensizlikle…

Cahit Zarifoğlu


Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

Ahmet Telli


Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor

Şükrü Erbaş


Ben seni hep ayrılıkla anmışım.

Yılmaz Odabaşı


Her birleşen bir gün ayrılır, her yaklaşan bir gün uzaklaşır. Bu, Allah’ın kanunlarından biridir. Öyle büyük bir felakettir ki, kardeşi ölümdür. Çeşitleri vardır: İlki geçici ayrılıktır, sevgilinin dönüşüyle âşığın derdi biter. İkincisi, âşığın sevgilisini görmeyi yasaklayanın neden olduğu ayrılıktır. Üçüncüsü, dedikoducuların dedikodusundan kaçınmak amacıyla sevgilinin istediği ayrılıktır. Dördüncüsü, birtakım nedenlerden dolayı sevenin kendiliğinden sürüklendiği ayrılıktır. Beşincisi, yolculuğun veya evlerin uzak olmasının neden olduğu ayrılıktır.

Bu bölümde vedalaşmadan da bahsedilir. İki türlüdür: Birincisi, sadece bakışlarla ve göz işaretleriyle vedalaşılır. İkincisinde ise kucaklaşma ve birbirine sarılma mümkündür.

Altıncısı, iki sevgili arasında meydana gelen darılmalardan ötürü ayrılmadır ve en elem verici olanıdır ayrılığın. Son ayrılık ise, ölümden kaynaklanan ayrılıktır ki bu, tam anlamıyla ayrılıktır.

İbn Hazm / Güvercin Gerdanlığı


bir sır- çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni,
ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!

Haydar Ergülen


Kitapların en harika kitabı
Aşk kitabıdır;
Dikkatle okudum onu
Pek az sayfa sevinç
Formalar dolusu acı;
Bir bölüm sonudur ayrılık
Yeniden buluşma!
Küçük bir parçadır.
Yarım kalmış.
Ciltlerce dert.
Şerhlerle uzatılmış,
Sonsuzca, ölçüsüzce.

Goethe


Evlendik, diyelim karımsın,
Herkes kıskanır seni;
Zevkler, hazlar, güzelim,
Geçer günlerin sevinçli.
Diyelim şirret çıktın,
Sabırla katlanırım;
Ama şiirlerimi beğenmezsen,
Senden ayrılırım.

Heinrich Heine


Ne desem boşuna artık
Mademki ayrılacağız
Bu kaçınılmazmış aşkta
Onu ölüme bıraksak ya

Cevdet Karal 


Ayrılığımız için uğraşanlar var ya
Niyet yok bizde intikama
Geçtiler her taraftan saldırıya
Azdır beni savunan ama
Çarpıştın onlarla göz yaşlarımla
Canımla, kılıçla, ateşle, suyla

Hamdûne bint Ziyâd el-Mu’eddib


Hiç söylenmeyecek sandığım sözler
Bir bir kayıyor artık dudaklarımdan
Hiç ayrılınmayacak sandığım dostlar
Gülümsüyorlar şimdi kendi yollarından

Ahmet Erhan 


Günler nasıl geçsin ayrılık acısıyla
Kader korktuğum şeyi getirdi başıma
Ayrılık bitmiyor geceler aksa da
Sabrın da niyeti yok beni azada

Vellâde bint Mustekfî-Billâh

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Hatırla desem neydi hatırlanacak olan

Hatırasında yer aldıklarıma Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, Çünkü sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden sana bir ayna getirdim. Kendine bak ve beni hatırla!… Mevlâna Celâleddin-i Rûmî Hatırladıkça kalbimi yırtan bir söz duyarım da Tebessüm ederim bu sözün sahibine İmam-ı Şafiî Kâküllerini şâneye çektikçe seherler Yadına getür, kalb-i dil-efgârı unutma Esrâr Dede kırılırsam şiddetine yutulursam bakışın yaralı benlik; yaralanabilirlik yüzü hatırlamak yetmez bana karşılaşma gerek ... ara bölgede, askıda incinebilirliğimiz yüz hep hatırlatır öldürmeyeceksin! yüzün hatıra sandığımdır. Asuman Susam tavanı kırmızı, duvarları beyaz badanalı bir odada bir arada bir ara olmalıyız, hatırladınız bıçak sapı gibi gülümsememe de izin vermelisiniz – babam bana küstü, döv onu babaanne Küçük İskender İnanmasına inanırım dostlarım İnanırım, Rakı sofrasında bile olsa, Beni zaman zaman hatırlayacağınıza ... Kırıldım sanmayın birinizden birinize; Dersem ki size: – Sahiden öldüğüme olursa cevaz, Ba...

ZAMAN KIRINTILARI

Biz, zaman kırıntıları, Zaman sinekleri, Tozlu camlarında günlerin sessiz kanat çırpanlar Ve lüzumsuz görenler artık Bu aydınlıkta kendi gölgelerini! Sanki siyah, simsiyah taşlar içinde Siyah, simsiyah kovuklarda yaşadık biz, Sanki hiç görmedik birbirimizi, Sanki hiç tanışmadık! Dünya bize öyle kapattı kendisini… Neye yarar hatırlamak, Neye yarar bu cılız ışıklı bahçelerde Hatırlamak geçmiş şeyleri, Bu beyhude akşam bahçesinde Kapanırken üstümüze böyle Zaman çemberi Hatırlıyor yetmez mi Güneşe uzanan ellerimiz! Aynalar sonsuz boşluğa  Çoktan salıverdi çehremizi, Yüzüyoruz, İpi kopmuş uçurtmalar gibi. Biz uzak seyircisi bu aydınlık oyunun, Birdenbire bulanlar içlerinde Gülüncün sırrını, Ne kadar benziyoruz şimdi, Aynı tezgâhtan çıkmış testilere Bir şey, bir şey kaldırdı bütün ayrılıkları! Baksak aynalara Tanır mıyız kendimizi, Tanır mıyız bu kaskatı Bu zalim inkârın arasından Sevdiklerimizi. Ben zamanı gördüm, İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu, Bir mezar böyle kazılırdı ancak, Yı...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

Kargo

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun! Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun. Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun. Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın. Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun. Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun. Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun. Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai s...

TEHLİKELİ OYUNLAR

Öfkelerimi unuturum. Yaşantımın size iyi gelmeyen yanlarını kendime saklarım. Çünkü sizi seviyorum Bilge. Bütün hayatımı, hayır bütün hayatımın sadece güzel oyunlarını, yerdeki terliklere doğru çekingen hareketler yapan ayaklarınızın dibine seriyorum. Oysa, birikmiş alacaklarım vardı bu dünyadan. Çünkü kötü bir yaşantıydı. Bilge'nin varlığı ve içinde yaşadığı dünya unutulmuştu. Bu yaşantının sonu kötü bitecekti. Kitaplar da öyle yazıyordu. Bu yaşantının da sonu kötü bitecek albayım. Bizim gibilerin hayatında güzellikler, kısa süren aydınlıklardır. Bizim gibiler, başkalarının yaşantılarına kısa bir süre için girerler. Uşak rolünde sahneye çıkarlar. Kötü bir yaşantı, fakat iyi bir oyun. Ben de benden önce gelmişlerin ve geçmişlerin bütün tecrübelerini hiçe sayarak sahneye çıkıyorum işte Bilge! Tarz-ı selefe tekaddüm ettim, bir başka lugat tekellüm ettim. Yeni sözlere güveniyorum Evet, ben geldim Bilge. Ey kalem! Bu eser senin değildir. Ey gece! bu seher senin değildir." *** kurt...

Bunalıyorum çocuk, büyük bir ızdırap içinde bunalıyorum... Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz.

6 Mart 1930 günü halkın tezahüratları arasında ikametine ayrılan eve geldik. Sofrada buluşmak üzere refakatinde bulunanlardan ayrıldı ve beni yanına alarak yatak odasına girdi. Bir koltuğa oturdu ve eliyle işaret ederek, beni de oturttu. Yorgun, düşünceli ve sinirli görünüyordu, bir sigara yaktı ve konuşmaya başladı: “ Bunalıyorum çocuk, büyük bir ızdırap içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya her gittiğimiz yerde durmadan dert ve şikayet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz. Maalesef, memleketin gerçek durumu bu işte. Bunda bizim günahımız yoktur. Uzun yıllar, hatta asırlarca dünyanın gidişinden habersiz, bir takım şuursuz yöneticilerin elinde kalan bu cennet memleket, düşe düşe şu acınacak hale düşmüş. Memurlarımız henüz istenilen seviyede ve kalitede değil; çoğu görgüsüz, kifayetsiz ve şaşkın. Büyük istidatlara sahip olan değerli halkımız ise, kendisine mukaddes akideler (inanlar) şeklinde telkin edilen bir sürü ba...

YALAVAÇ ALEYHİ’S-SELÂM ÖGDİSİN AYUR

Yalavaç Aleyhi’S-Selâm Ögdisin Ayur sewüg sawçı ıdtı bağırsak idi bodunda talusı kişide kedi yula erdi halkka karañku tüni yaruklukı yadtı yaruttı séni okıçı ol erdi bayattın saña sen ötrü köni yolka kirdiñ toña atasın anasın yuluğ kıldı ol tilek ümmet erdi ayu bérdi yol künün yémedi kör tünün yatmadı séni koldı rabda adın kolmadı séni koldı tün kün bu emgek bile anı ög sen emdi sewinçin tile kamuğ kadğusı erdi ümmet üçün kutulmak tiler erdi râhat üçün atada anada bağırsak bolup tiler erdi tutçı bayattın kolup bayat rahmeti erdi halkı öze kılınçı silig erdi kılkı tüze tüzün erdi alçak kılınçı silig uwutluğ bağırsak akı kéñ elig yağız yér yaşıl kökte erdi küsüş añar bérdi teñri ağırlık üküş başı erdi öñdün kamuğ başçıka kédin boldı tamğa kamuğ sawçıka köñül badım emdi anıñ yolıña sewip sözi tuttum bütüp kavlıña ilâhî küdezgil meniñ köñlümi sewüg sawçı birle kopur kopğumı kıyâmette körkit tolun teg yüzin elig tuttaçı kıl ilâhî özin Yusuf Has Hacib  Peygamber Aleyhi's-Selâ...

SONSUZLUK VE BİR GÜN

Gülümsüyorsun ama üzgün olduğunu biliyorum.  ... İki kitap arasında seni çalmaya çalışıyorum. Hayatın yakınlarımızda geçiyor kızınla benim yakınımızda ama asla bizimle değil. Biliyorum, bir gün gideceksin. Gözlerinde uzak rüzgarlar esiyor. Ama bugün, bu günü bana ver sanki son günmüş gibi. ... Neden anne, neden hiçbir şey beklendiği gibi olmadı? Neden çürüyüp gider insan, sessizce, acıyla ihtiras arasında parçalanarak? Ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Neden yalnızca o nadir anlarda kendimi evimde hissettim, dilimi konuşma lütfu nasip olunca? Kayıp kelimeleri henüz telafi edebiliyorken ya da sessizlikte unutulmuş kelimeleri bulup çıkarabiliyorken. Neden yalnızca o zaman ayak seslerini duyabildim yeniden evimin içinde yankılanan? Neden? Söyle anne, neden sevmeyi bilmiyoruz?” ... Bana bugünü hediye et, bugünü hatırla ve bu mektubu unutma.  Ona gözlerim değdi, ona ellerim değdi.   ... İnsan ne zaman ölür? Artık hatırlamadığı zaman. Başka? Artık hatırlanmadı...

AY-RI I

Kirli ve kopuk sesler var aramızda suç bu. …gecenin ortasından bir garson geçiyor, bir bardak bölüyor karanlığı… Bak, bir kağıtta notlar var, sana yazılan “ben şimdi uzaklarda bir fırtınayım gece geçen tren seslerine karışan.” Uzak ve kirli sesler var aramızda suç bu. …baharı ve kışı özlüyorum aynı anda sonra yaşlanıyorum giderek sandalyeleri çağrıştırıyor bu müzik bana… Bak, şiirin ortasından bir garson geçiyor, lavanta kokuları ve ilk günler geçiyor ayrılığın ortasından bardaklar ve çaylar geçiyor hatta. Kirli ve üzgün sesler var aramızda salon ışıklı, bazen gölgeli… garson fraklı, piyanist yelkenli, sen eskiden… sen eskiden… kırılganlığım geçiyor odalardan suç bunun da adı. Bak, bütün tınılar isyan bütün kemanlar gece duysana, kopuk ve uzak bir şeyler var aramızda ya beni bırak, ya sarıl bana. Birhan Keskin