Ana içeriğe atla

Bağlar

Solmamıştık daha çağla zamanlardı
siz ikiniz getirdiniz kücük kızlar
birinizin iri mavi komik bakışları
öteki sessiz edilgen

mavi, taklidini yapardı dünyanın
dönülmez yerlerden Ulvi Uraz esintisi
abla kabuğum içine
sığdıramadığım neşe
müzik odasında kaçak dakikalar
pencerede diz boyu çayırla
arka bahçe

o günlerden bu günlere
siz neyi taşıdınız
ben neyi taşıdım?

vardı bir şeyler elbette
o zaman da vardı
ama Afgan şehirleri
masal olmamıştı daha
Iraklı çocuklar, anneleri...
Irak kül, Irak yıkıntı
Ortadoğu yara dünya

Şimdi gündüz sanki yokmuş
atlayıp geçiyor gökyüzü
geceler düş düş düş
yuvarlağın bir yerinde
durmadan büyüyen kara leke
Leke haşindir, bakanı incitir
yaralar göreni
körlüğü yarattı ilkin
o yüzden medya

o günlerden bu günlere
siz neyi taşıdınız
ben neyi taşıdım?

Ziverbey köşküne bitişik duran
bir evdi Istanbul
güllerle çığlıklar arasında
körmüşüm, kördüm ben o zaman
güneş dışımızdan geçip gidiyordu

Sıcak yapı soğudu mu
ziyadesiyle soğur
ağız sımsıkı kapanır
göz artık göz değildir

o günlerden bu günlere
siz neyi taşıdınız
ben neyi taşıdım?

Çölden toz da yağdı
üstümüze sonunda
denizler çekildi, ırmaklar soldu
toprak çürüdü

siz neyi taşıdınız
ben neyi taşıdım?

yaşlı bir şairin gösterdiği uçlar
kilise müziği, siren sesli küçük oğlan
kır menekşeleri, Halep asması
kavaklar, zeytinler, rüzgâr
hindiba toplayan çingene kızı
puhu kuşu
ağır taşlardan geçirilen su
henüz duruyorken...

bende bir gülten kaldı
hangi bağa diksem yabancı


Gülten Akın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Şiirim

Bir veda havasında bu gece gökyüzü yere değecek gibi yıldızlar, kulaktan dolma korkularla deprem bekler gibi ketum kaldırımlar. … Upuzun gecemin sabah içtimasında güneşe tekmili kaytarmışım senden belli namlusu paslı bir uykuda.. Sanki yitirmişim seni sol yanımda sağlam bir sancı. Birkaç kaburgam, seni korumak için feda etmiş kendini. Şiirim.. İncinmişliğim.. Sen düştüğünde aklıma Kepenk kapıyor hüzünler. Pervasız bir çocuk erik çalıyor bahçemden. Cemre düşüyor ayazıma, salkım salkım sözler topluyorum gönül bağımda; tomurcuk gülücükler çiçek açıyor hırkamda. Şiirim.. Eril halim.. Bedeninin kuytularında doğup göğsümü kundaklayan acz yangınım.. Şiirim.. Lal kalbim.. Boşa yanan cümlelerim. 1-3 nöbetlerinde öykündüğüm, huzurlu uykum. En üst rafta kurulmayı bekleyen, çocukluk düşüm.. Sessiz kalma haklarına sığınıyor mevsimler. Oysa hep sulhtan bahsediyor gülüşün. Şiirim.. Esaretim.. Bağımlılık halim. Senden başka herşeyi görme zorundalıklarında, ...

Gül İçin İlahi

İnsanlar bir gülü bir senetle Değiştirmeye alıştılar İnsanlar başka insanların hayatını Bir hezaren sandalye midir hayat Dizip kaldırmaya alıştılar İnsanlar yüreği ve onuru, alıştılar Yelin üflediği yaprak mıdır onur Yürek arsız otlar gibi ayak altında Tanımıyor kimde kimseyi Ve kendini tanımak istemiyor İnsan tanımazsa kendini insan Nasıl varolabilir Bu yüzden dünya hey koca dünya Dönüyor bir ölüler ülkesine Susanlar şimdilik Oyunun dışına düşenler Yalnız onlar doğrulup kalkacaklar Gün kıyamete erdiğinde Gülten Akın

Su

Set çek seline yavaş yavaş ilerle damla damla birik. Ak geç ıslattığın kayalardan: duraksama - uçurur güneş seni. Atla takıldığın çavlanlardan: duraksama - savurur rüzgar seni. Aldırma kumlara, çakıllara: çöker onlar dibe nasılsa - ilerle yavaş yavaş birik damla damla set çek seline. Oruç Aruoba

Sevgilinin elleri bir çift kuğu

Sevgilinin elleri bir çift kuğu, Saçlarımın altınında yüzüyor. Bu dünyada her insanoğlu Kendi aşk şarkısını söylüyor. Bir zamanlar uzaklarda ben de söylerdim Ve aynı şarkı şimdi dilimde, Bu yüzden soluklanıyor derin, Yumuşacık söz, ince esrikliğiyle. Bütün sevgiyi akıtırsa ruhun pınarı Yürek olur bir külçe altın, Ancak şimdi ısıtmıyor şarkıları Ayışığı, sıcaklığıyla Tahran'ın. Bilmem, nasıl geçeyim yaşam yolunu, Kül mü olayım okşayışlarında Şahanenin, Yoksa yaşlılığın eşiğinde bir gün ruhumu Gereyim mi anısıyla şarkılı yiğitliğin. Herkesin bir kendi yürüyüşü var Kimi göze, kimi kulağa iyidir. Bir İranlı besteliyorsa kötü şarkılar, Demek asla Şirazlı değildir. Bu şarkılar içinse benden söz açınca, Şöyle deyin, duysun her insanoğlu: Daha ince ve güzel şarkı söylerdi ama, Kıydı ona bir çift kuğu. Sergey Yesenin Çeviri: Azer Yaran

Bir Göl Nasıl Uyandırılır

bir göl nasıl uyandırılır bilmem neresine dokunulur bir taş atsam korkup sıçrar mı bilmem bir göl nasıl uyandırılır düş mü görür kabus mu acaba saati mi belki derindir uykusu balıkları kırılır bir göl nasıl uyandırılır bilmem beni karşısında görmek istermi rüzgar eğmişse kaşlarını kapısı mı vurulur yorgunsa nasıl kıyılır bir göl nasıl uyandırılır Ali Ural

gri siyanür

Az önce ayrıldık Bir koy ilkokuluna çığ düşer gibi ansızın; Gırtlakları kesen kelimelerle veda ettin yasadığın bedenime ne A Rh pozitif bir 'kal' bulabildim ne de 0 grubu negatif bir 'burukluk', donakaldığım evin içinde! Kanım, orman basan cinlerin sabahın ilk ışıklarıyla geri çekilmesine benzedi dudaklarından uzağa; Yasaklara kenetlenmiş sevişmelerle geçiştirilen hayatlar masumiyeti zedeleyen o kiraz tatlısı, o siyah renkteki buruk şarap lekelenmiş fotoğraflardaki kıyasıya gülüştüğümüz hırpani atlar onlar da gittiler, onların da nalları koptu, benimkiler de; dilsiz ıstırap! Ne A Rh pozitif bir 'niçin' bulabildim ne de 0 grubu negatif bir 'elveda', sona kaldığım alevin içinde! Az önce ayrıldık Çığ düşmüş bir koy ilkokuluna kayıt yaptırır gibi ansızın; Morgta çocuğunun cesedini teşhis etmeye mecbur kalan biriyim sanki hüzün müptelası bir infilak, mükemmeliyet tiryakisi bir sindirim sistemi bambaşka bir kıtada stüdyo tipi bir sığınağın ...

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...