Uzun zaman oldu okuduğum kitapların satırlarını çizmeyi bırakalı. Buna artık ihtiyac duymuyorum, zira gözlerim cümleyi çiziyor, kalbime nakşediyor. Kitabı bitirdiğimde not almak için o cümleyi dönüp bulmakta güçlük çekmiyorum. İnsanın kalbine d/okuduğu şeyler ise ebedi olarak kalıyor. Geçenlerde anı kitabı okumanın ağır geldiğinden bahsetmiştim hatırlarsan... Bunları anımsatan, okuttuğun B.nin mesajı oldu. B.nin hatıraları, acıları, hayal kırıklıkları orada birkaç cümlenin içinde duruyordu ve bir paratoner gibi onları kalbime çekip nakşettim. Şimdi kalbime nüfuz eden o hayal kırıklığının hüznüyle cebelleşiyorum. B. oldum ve o acıları tüm hücrelerimde hissedip, gözyaşı döküyorum. Halbuki o bunları yaşadı ve bedelini ödedi/ödüyor. Ben yine yeniden yaşıyorum. Geçiyor, biliyorum. Daha önce de geçti, ama bu beni çok yoruyor. Artık insanları dinlemek istemiyorum demiştim ya, bir nedeni de bu kuzum. Dinlediğim zaman da -kitapta olduğu gibi- cümlelerin altını çiziyorum. Belki de bu yüzden bir çocuk gibi, yaşadığım güzel an(ı)ları tekrar tekrar senden dinlemek istiyorum.
İntihar, bilinçli bir tercih sonucu uygulamaya konulduğunda, insanın mutlak anlamda "birey" olması, bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır. Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Yorumlar
Yorum Gönder