28 Eylül 2014

İkinci Yada

Ey su! Yâ su! Taş ma, taş!
Aka dur gök ten, göz ler i m den,
çile m ne? Dağ ı na var dum,
ayna n ı gör düm. Ağaç tan
yürü düm,  san a bürün ü yor um. Sâk!

Ey su! Yâ su! Yağ dur  su!

Ak du i göz ler i m den, çile m var,
dayan a mı yor um, taş dun
iç i m den, ayna kırık. Ben ban a
bürün düm. Sâk! Ak ı ver göğ. Sâk! 

Yağ dur su!
Yağ dur su!

Sâk!




Seyhan Erözçelik

Rüyâ Gibi Her Hâtıra

Şimdi bur'da oturduğumda, gözlerimi kapıyorum,
Aklıma, Dünyânın en büyük taşı geliyor: Ayers.

Rüyâ, ne zaman gelecek? Aklıma mı, gelecek?

Rüyâmda, ner'deyim ben?

(Evde mi, Ana?)

Hâtıralar, rüyâdan rüyâya, taşınıyor.
Rüyâlarsa, insandan insana.

Ben, şimdi sendeyim.
Atıyorum yüreğinde.


Seyhan Erözçelik

Erken Öten Bir Garip Olarak Tırsî

Zûr-ı kürekle geçdi bütün birden âşinâ
Bu rûzgârda olmadı hiç yelken âşinâ

*

Şitâda Tırsîyâ irler gibi kapu dolaşmakdan
Olup bir külkedisi evde hayrân olmamuz yeğdür

*

Bir tulum peynir yapayum diyü çok sa'y eyledüm
Süd suluymuş Tırsîyâ yayıkda ayran oldı hep

*

Şitânun ortasına irmedi kömür bitdi
Soğuk edâlara bir dalya kardur bâ'is
Gelmedin bu kara kış kar ile yağmur yağdı 
Hânemün her tarafı akdı tavanum diyerek
Hen heva yağmurlı vü yollar çamur
Ördeğe döndüm ne siyâset bana


İbrahim Tırsî


Kaniçiciler Taşlaşabilir mi?

Bir meyhane buldum,
mezarın karşısında.
Beni ararsan,
ya or'dayım,
ya tam karşında.

Aşkım, aşkın cânım,
ben içerdim, or'da
ben aşkını.

İçerdim Dünyâmı, Anamı.

Taşın suyu yok.

Sıktım,

biliyorum.


Seyhan Erözçelik

KEŞKE,

her şey, olduğu gibi, kalsaydı.

Fal, açıldı.

Söz, bozuldu.


Yağmur taşı!
Yağmur taşı!
Yağmur taşı!


Taşı . . .
Taşı . . .
Taşı . . .



Seyhan Erözçelik

Rüzgârda Kayıp

Düşen yapraklar gibi
rüzgârla savruldum.
Ve
dans ettim meltemle.
Sessizlikte
yapraktan yaprağa savruldum
çimlerin yanına ekili
başaklarla dans ettim.
Kuşlar karnavallarına
davet ettiler beni.
Yollarda yürüdüm,
bulutlarla uçtum
ve düştüm
gelinciklerin yanı başına
mezarlıkta.


Behruz Kia
neşideler / şiirden yayıncılık
Türkçeleştiren : Volkan Hacıoğlu

Kırmızı Bahçe

Üzümler halen dallarda,
ulaşılamayacak kadar yüksekte.
Kaybettik
bahçedeki müziği.
Kendimizi arıyoruz fakat
bulamıyoruz ruhumuzu.
Güneş batmak üzere.
Gece ilk defa inecek.
Bütün sokak lambaları çalınmış.
Karanlıkta
bahçe gökyüzünden sarkan
bir ipte asılı.

Bulutsuz, karsız gökyüzü.
Bahçeye geri döndük.
Belki
sabah geri dönecek.
Hırsızlar sokak lambalarını geri getirdiler
gece bir daha asla gelmeyecek.
Kapı açıktı,
bahçeye girdik,
birer üzüm kopardık.
Ellerimiz kırmızı.
Gençliğimiz bahçeyi ebediyen terk etti.


Behruz Kia
Çeviri: Volkan Hacıoğlu