Ana içeriğe atla

Dinle Azize

Azize geldi

Hüznünü eteklerinden döktü önüme
“Ben yaralıyım” dedi

Yaralarımı sakladım gizlice…

“Dostum olduğuna yemin et” dedi
Etmedim , kırıldı!
Gerçek dostlar yemin etmezler azize…
Gerçek dostlar ne diyorsa o’dur.
Gerçek sevgililer yemin etmezler.

Bana sarılarak ölür müsün? dedi azize
Sana ölene kadar da sarılırım dedim
Ama istersen sana
Kollarını kullanmadan sarılmasını da öğretirim.
.
.
.
.
.
1)

Bak azize!
Senin dikenlerin var
Kim yaklaşsa yaralanıyor
Uzaklaşsa sen üşüyorsun
Sen aslında kırmak istemiyorsun
Ama onlar seni bunaltıyorlar.
Sevgileri ile…
Özlemleri ile…
Üzerine geliyorlar…
Kendisi olamayanların sen olmak istemeleri…
Kendisine sahip olamayanların seni sahiplenmeleri yoruyor seni
Sonra kızıyorlar sana
Bencil olmakla suçluyorlar
Benliğini bize ver diyorlar…
Benim benden başka kimim var diyorsun
Kimse yok azize..
Senden başka kimse yok…
O yüzden mezarlar hep tek kişiliktir…


2)
Azize
Göğüs kafesime başını koyup ağlayan bir kalbim var benim
Ne mutlu yaslısın
Teselli edecekler seni…

ben hayatın tadı tuzuydum
ama tuz ya tadını yitirirse?
Bütün diller sana sabrı anlatır,müjdelenirsin…
Bana dokunan bir dil bir daha döner mi sanıyorsun?
Beni düşün ve tuz azize…
Beni düşün ve sus...


3)
Doğruları dininde arama…
Dinini doğrularda ara azize..

Çünkü beni yargılayanlar seni de yargılayacaklar
Kitabını sana karşı haykıracaklar
O zaman anlayacaksın sürülmek nedir kendi Tanrından…

Sen tanrını her zaman kendinle götür
Unutma İnsan iki tanrıya birden kulluk edemez..
Ve iki kere yaratılmaz insan…

4)
Bazılarının üzerine doğar güneş
Bazılar ise doğmak için güneşi bekler

Sabah olunca uyananlar
Biraz da akşam olunca uyuyanlardır

Ben geceleri ayakta
Gündüzleri karanlıktayım…

Çünkü ışık içime giren değil
İçimden gözlerime vurandır…

Gündüzleri baktığın gözler neden karanlık anlıyor musun?
Çünkü onlar güneşi dışarıda arayanlardır..

Ah azize
Gözler mi kör olur yoksa kör olan kalpler midir?

Ağzını değil yüreğini tut azize
Çünkü insan ağıza girenle değil…
ağızdan çıkanla kirlenir…


5)

Seni bu şehrin ortasında neden sevdim biliyor musun?
Ve bunu sana neden söylemedim?
Boşver azize...
Seninle aynı cennete gitmek yeterdi bana…

Bak ellerime..
İyi bak
Köprü altlarına tinercilere ve evsizlere bıraktığım bu elleri
Sanma ki sana uzatmadım
Ben sana ellerimi uzatmadan da tutunurum azize…
Ben sana gözlerimi çevirmeden de bakarım
Ben sana ıslanmadan da ağlarım…

Ben bir yaprağın düşmesinden öğrendim azize
Bir suya düşüp te dalgalandırmamayı…


Ben yere basarken bile utanıyorum
İncitir miyim diye toprağın başını…

Sana bakmaktan vazgeçişimi ne sanıyorsun?
Gözlerine bir kez baktığımda kör olmayı seçtim

Kızma bana
Bak insanlara
Her gün baktıkları onca şeye nasıl körler?
İnsanın bakarken görmemesi mi acıdır?
Gözleri olmadığı için görmemesi mi?
Ben acı olanı değil, sabır dolu olanı seçtim…

Ben gözyaşlarımı sildiğimde, avuçlarıma gülümseyen yüzün çıkıyor!
Ben sana daha ne diyeyim azize?...


6)

Kaybolanları soruyorsun bana, ah!
Bulamadıkları için değil ama azize.
Bulduklarında aradıkları şeyin çoktan başkası olduğunu anladıklarında..


Sen yola kendin için çıktığında
Kendin diye karşına niye başkaları çıktı biliyor musun azize?
Çünkü sen kendin diye başkalarına sarılmıştın…

Bu yüzden başkaları seni sevmediği için üzüldün
Beni bıraktılar dedin
Beni kandırdılar
Hayır azize
Onlar seni sana bıraktılar
Kaldın mı bir başına?
Bu bir yalnızlık sanma...
Bu bir kavuşmadır…
Bütün terk edilişler insanı kendine bırakır..

Gidenin peşinden delice koşanlar
Aslında kendinden deliler gibi kaçanlardır…

Ben bu yüzden seninle değil kendimle kaldım azize..
Ben seni, sevdim çünkü!
Senin üzerinden kendimi değil…

Mutlu musun azize?
Her nerede ve her kimle olursa olsun?
Mutlu musun?

Bu bana yeter azizim…

Kadir Bal

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan