Ana içeriğe atla

Beni kucakla izmir

beni kucakla izmir
bugün çocukluğum balonlar kadar renkli değil
kurşunu olmayan silahlarla,
intihar provaları yapıyorum
ve sancılarını çekiyorum,
ertelenen sevgilerin..

bir babanın kızım tadında kokan,
iyi geceler öpücüğü düşüyor fotoğraflardan
saçlarımın dağınıklığını rüzgardan biliyorum,
inkar ediyor
sebebi olmadığım acıların,
katili de değilim
boşuna arıyorsunuz hüznümün sahibini
kendimden başka kimseye,
borçlu değilim..

beni kucakla izmir
bugün ellerim beş yaş yumukluğunda değil
türkülerin saflığından utanıyor gözlerim
türküler susturuyor beni bugün
küçük bir çocuğun yardım çığlıklarını işitiyorum
dua eden ellerine hüzünden başka bir şey bırakamamak,
acıtıyor içimi
hüzün bir çocuğun acısını dindirebilir mi..?

beni kucakla izmir
bugün kahkahalarım bildiğin yerde değil
gitmez dediğin kaptan da terk etti gemiyi
korunaklı seyir defterleri sular altında
kızlığından sıyrılmış bir kadının,
gölgesi vuruyor sulara
kadının gözleri su yeşili
kadının gözleri ıslak
kadının gözleri uzaklarda..

beni kucakla izmir
bugün sabır taşım iyi yontulmuş değil
ağızdan çıkan her söz yaralıyor küçüklüğümü
buruk gülümsemelere ev sahipliği uzun sürdü
hasretle çalan telefonun sesi bir anlık
sevdam,
kilometrelere zincirlenmiş bir isyan
kalbim,
bu isyanda sıkışan küçük bir kuş
nerdesin diyebilmek bile zorlaşıyor gecelerde
seni seviyorum’lu bütün şarkılar eksik yazılmış
eksik yazılmış özlemin adresi rehberlerde
yolunu kaybeden yolcular,
kuytu köşelerde sızma endişesinde
sarhoşluğu hiç bu kadar sevmemiştim
hiç bu kadar korkmamıştım yalnız uyumaktan..

beni kucakla izmir
bugün gitmeler bana göre değil
bu gitmeler kadınlığımın harcı değil
ellerimde küçülüyor kavuşmalar
kavgaların en kanlısı gözlerde yaşanıyor
intihar mektuplarına rastlıyorum karanlık sokaklarda
en berbat ayrılıklar gece
en berbat yalanlar geceleri söyleniyor
seviştiğim ve sevdiğim adam,
geceleri bensiz uyuyor..

beni kucakla izmir
bugün sarhoşluğum çekilir gibi değil
dibini gördüğüm şişelerde başlıyor yalnızlığım
yirmi dört ayar değerinde değil sevinçlerim
kime satsan almaz
zenginliğim yüreğimden öte değil..

beni kucakla izmir
bugün düşlerim ulaşılır cinsten değil
bozukluk sevişmelerimin hepsini,
tek kollu dilenciye verdim
dilenci şaşkın
ben şaşkın
gece şaşkın
nasıl oluyor da anlatamıyorum garipliğimi
kustuğum şiirlerde,
konuştuğum ama duyamadığım bütün insanlarda aynı nakarat
aynı melodi tekrarlanan
şarkılarımın öksüzlüğüne isim koyamıyorum..

beni kucakla izmir
bugün şiirlerim sahibine yakın değil
özlediğim adam,
gecenin öteki yüzünde
özlediğim adam,
yatağında uykusuz
özlediğim adam,
ne çok sevildiğinden habersiz

beni kucakla izmir
beni kucakla izmir..!

bugün özlemim
bugün suskunluğum
bugün çaresizliğim
bildiğin gibi değil...

Pelin Onay

Bu blogdaki popüler yayınlar

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

sadece edip cansever kalsa şairlerden

                                                                          cansever'in "salıncak"ına hayranlıkla bu gerçekten böyle mi olur allahım gerçekten kaldıramaz mıyız ölümü bir süreliğine ikinci bir emre kadar vazgeçemez miyiz aklımızın çeperlerinden, suratımızın asıklığından bi yolu yok bi yolu yok bi yolu yok diye üç kez korkutarak bağırdığında meleklerin aziz petrusa, tebernuşa, ebuzere aliye soracaklarım bittiğinde, kapandığında defterim dönecek bir evim, uğrayacak bir arkadaşım, elini tutacak bir kadınım kalmadığında özlemediğimde şurup kokan, tütsü kokan bir çeşit şehvet, bir çeşit şiddet kokan özlemediğimde artık şair nedimin çıkmaz sokağındaki o küçücük pencereyi bu gerçekten böyle mi allahım, denizlerle karaların, mutsuz kadınlarla mutsuz adamların, batıyla doğunun yerlerini değ...

''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''

Fences 2016 Çitler ''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.'' Jim Bono (  Stephen McKinley Henderson  ) Fences  ( Çitler ),  August Wilson 'un Pulitzer ve Tony ödüllü aynı adlı oyunundan beyazperdeye uyarlanan,  August Wilson 'un senaristliğini yaptığı,  Denzel Washington 'un yönetmenliğini üstlendiği, kadrosunda: Troy Maxson rolüyle  Denzel Washington , Rose Maxson rolüyle  Viola Davis , Lyons rolüyle  Russell Hornsby , Cory rolüyle  Jovan Adepo , Gabriel rolüyle  Mykelti Williamson , Jim Bono rolüyle  Stephen McKinley Henderson , Raynell rolüyle  Saniyya Sydney , Deputy Commissioner rolüyle  Christopher Mele , Troy's Father (Troy'un Babası) rolüyle  Toussaint Raphael Abessolo , Troy's Boss (Troy'un Patronu) rolüyle  John W. Iwanonkiw , Evangelist Preacher (Evangelist Vaiz) rolüyle  Lesley Boone  ve Garbage...

Âdem’in Yalnızlığı

Yedi Gece Birinci Gece I. Ve ilk ayet indi. Ve gece Allah’ın katındadır artık. Ve taşlar Ejderhanın ağzından dökülerek Kurdular şehri. Karanlık insanın karanlığından öteydi. Lavların ve duanın bilgisi Açtı sokakları Ve binyılların acısı ve isteği Yaşanır oldu. Çocukların uzayından söz ettim ona Çocuklukta Allah’a ait olan yüzlerin Nasıl karıştığından. Hepimiz bir yüz oluştururuz kardeşlerimiz Ve arkadaşlarımızla Buna Allah ve melekler dahildir. Çocukluğun uzayı Sokaklarını şehrin Sadece tanıdık kılmaz Aşka yaklaştırır. Benim 1001 gecem Onun yüzü ve sonsuzluk arasında Gidip gelirken Kelimelerin olmadı sadece. Daha bin’e çok var dedi o Bu yüzden giderken Sonsuzluğun benden aldığı Bakışı tekrarladı. Dünyadaydık Bir avlunun Güllerin kıyısında. Bahçede bir kaplan gördüm Bütün gece uyutmadı beni o kaplan Dedi biri. Ağaçların gövdelerinden tırmanan bir ruh Burçları geçerek gösterdi bana Çizgileri karışmış yine. II. Ve ilk ayet indi. O gece olacak ve Tanrı’ya armağan Edilecek olan yarım bırakı...

Üçlükler

I Gülümse! gör ölümsüz karşılığını bunu İşte Lambalar, bardaklar, çiçekli güz sürahileri. II Günün ilk saatleri İyi biliyorum, ilk saatlerini günün Peki, nedir öyleyse bu sabah silintisi. III Hiçbir dilde söylenmemiş Hiçbir dilde yazılmamış Sözler ve şarkılar içindeyim. IV Neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki duruşun Hava soğudu -kasımın son günleri- Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum. V Bir gemi geçiyor, sessiz bir gemi Oysa yolcularla dolu içi Girince gemiye kimseler yok -dalgalardan başka- VI Bütün gün yağmur yağdı Ya da bir gün içinde bir yıldan fazla Günü ıslattı bu yağmur. VII Nedir mi yalnızlık -kendine sor önce- Bir sabah, erkenden, bir kır çiçeğinin üzerinde Görünce parladığını bir çiğ tanesinin. VIII Gölgen yok senin, ayak izlerin yok Neden mi? acılar barınmamış ki sende Mutluluk yok mutsuzluk yok Edip Cansever

Dalgınlık

Bir pencere açıldı kitabımın sayfasında El sallayarak sen göründün, Satırlar takım takım evinin önünde Ne güzel bu küçük askerler... Fakat kayboluyorsun pencereden Şimdi ağlıyor bütün harfler... Sonra birden beliriyorsun Elinde nakışlı mendilin, gülümsüyorsun Ve başlıyorsun konuşmağa Sesin ağlamaklı, Sesin yumuşak, Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları.. Nahit Ulvi Akgün

Aç Kollarını

       "Tutunamıyorum Tanrım affet,          Kadınların saçları dökülüyor." Bir şehrin ölümünü görüyorum Upuzun elbisesini giyinmiş ışıklar. Büyük reklam panolarında masallar Upuzun bir rüyaya dalıyorum. Ah Dünya! Uzak bir resim gibi karşımda karanlık, Sisli bir şehir. Yüzler... Ve yüzlerde gölgeler Bana bakan bir genç kız; Kim bilir hangi çılgın ihtirası saklıyor gülüşünde? Şeytan! İki adım ötesinde Eteklerini kaldırıyor kadının Karşımda ışıksız bir şehir... Çok değil... Daha uzaklarda Başka bir şehir... Oda biliyor beni Bu yüzden burada oturmuşum Alçak bir baş ağrısı arasında Tozlu hatıra katmanları Işıklar kaldırıyor bulutları. Gökyüzünde bir kuş Cebrail Kutsanmış bir tebessüm bırakıyor omuzlarıma Kutsa beni Nova! Bunu sende istiyorsun. Sabah, öğle ve akşam Şehirde ap-ayrı zaman Dudakların kapanık bir ah! Şimdi şehirlere veda... Dağ, dağ ardımda Bıraktım evimi Ve sevgilimi uzaklarda Kadere teslim...

Sincabın Sakladığı Sözcükler

yalnızca şiirin ayaklarıyla bulabilirim evin yolunu tek gerçek şiirsel duygu derin hüzündür onun içinde tomurcuklanır gülümseme gözyaşı olur damlar kahkaha sağduyu dedikleri yakıp yıkıyor her şeyi bir gün dönüp arkama baktım hiçbir şey yoktu görünürde tarihin yüreğidir eyleme geçen düşüncedir şiir ışık ile gölgeden ses ile sessizlikten doğmuş yaratıklardır şiirler gecenin imleridir sözcükler gölgeleridirler düşüncenin kağıttan bir kışlada kötülükten de kötüsü korkaklığın aldığı ürpertici öçtür kötülüğün kurbanlarından heyecanın acımasızlığı değil acının öfkeli yüreğidir karşıt yıldızlar gibi bizi alevlendiren boş sokaklardaki kimsesiz güzellikte dünya ile çakışması gerekmez sanatın ama dünyadan kaynaklanması gerekir yalın ve güzel bir şey söylemek isterdim nesnelerin ışığı kestiği yerde oluşan gölgeler üstüne otların nasıl büyüdüğünü rüzgarın nasıl estiğini bildiğim yerlerde oturuyorum en çok her şey yapılmış değildir daha ama olan her şe...

Sevda Peşinde

Kimsenin başına gelmemiştir Benim başıma gelenler. Hangi günüm sevinçli geçti? Elbette tadı var bu alemin Ağaçların çiçekleri var, Kadınların sıcak dudakları, Bin bir türlü hali var denizlerin. Evimdeyken bu saatte ben Çarşıya ekmek almaya giderdim, Şehirli bir kadın gibi kokardı Evlerin bahçeleri akşam serinliğinde. Vaktiyle İzmir'e gitmiştim Ömrümde ilk defa Aşıklık yüzünden. Şehre girerken ışıklar uçuşuyor Rüzgar okşuyordu saçımı tren penceresinde, Kalbim bir bayrak gibi çırpınıyordu. O gün bugündür başıma gelenler Kimsenin başına gelmemiştir Ekmek peşinde. Geçmişten söz etmek neye yarar. İşte şu anda naçar kaldım Koca bir şehrin ortasında. Karanlık caddeler uzayıp gidiyor, Kar yağıyor ışıkların üstüne Bir kadın çorabını çekiyor. Çok sallanma küçük hanım, Gönlüm gitmez peşinden Birisi var yolumu bekler. Ömrüm günüm yanlız geçiyor Bir tek sevda peşinde. Cahit Külebi

Hazan Gazeli

Hazan ki durmadan evrâk-ı sû-be-sû dökülür Hazînesinden eteklerle reng ü bû dökülür Ne inkırâz-ı bahâran ki hân-ı yağmâda Şerâb mahzeni Cem'den sebû sebû dökülür Nevâ-yı neydir esen bâd câm-ı meydir gül Çemende eşk ile sahbâ misâl-i cû dökülür Makaam-ı pîr-i mugandan akarken âb-ı hayât Cihanda tâli'e bîhûde âb-ı rû dökülür Hazan da erse Kemâl el çeker mi cânandan Lebinden ol mehe îmâ-yı ârzû dökülür Yahya Kemal Beyatlı