Ana içeriğe atla

Halk Albümü: Ceyhun Atuf Kansu

Saatini güneşe, işe, çocuklara, ışığa kurmus, şiirimizin "sevgi öğretmeni"nden gecikmeli bir armağan...

Halk Albümü: Ceyhun Atuf Kansu

Şiirimizin ozan atası Ceyhun Atuf Kansu'nun yüreği 17 Mart 1978'de sustu ama, insanı, doğası ve tarihiyle Türkiye coğrafyasının yüreği bütün coşkusu, bütün hüznü ve iyimserliği ile şiirlerinde atmaya devam ediyor. C.A. Kansu'nun 1952'den 1978'e kadar çeşitli dergilerde yayınlanmış, ancak kitaplarına girmemiş şiirleri "Halk Albümü" adı altında, "Bütün Eserleri"nin 3. cildi olarak Bilgi Yayınevi tarafından yayınlandı.

Tepeden tırnağa insan sevgisi, tepeden tırnağa yurt ve doğa sevgisi ile dolu bu güzel yürek, yaşadığı, tanık olduğu tüm acılara, yoksulluk ve yoksunluklara karşın umudunu ve iyimserliğini yitirmez. Tersine, bütün gücüyle bir iyiliği, bir güzelliği dokur durıır şiirlerinde sözcük sözcük. Vecihi Timuroğlu, C.A. Kansu için "doğayı insanlaştırmış bir büyük şair" diyor. Gerçekten de hangi kitabını, hangi şiirini açar sanız açın, daha ilk dizelerde doğa, kuşları, ağaçları, dağları, tarlaları, suları ve çiçekleriyle bir çığlık çağlayanı gibi çıkar karşınıza. Gördüğü, dokunduğu, yaşadığı olumluolumsuz tüm doğa olayları O'nu şiire yöneltir. Kansu için bir arınmadır doğa. Ancak bu, insandan kopuk bir doğa sevgisi değildir. Içinde insan yüreği atan, insan emeğiyle üretkenlik ve devingenlik kazanmış, insanla bütünlenmiş bir doğadır.

"Gökyüzü kızım benim / Güneş topuyla oynayan / Yorulunca uyuyan / Dağ yatağında gecenin" "Gökyüzü sevgilim benim / lnen çardağından yanıbaşıma / Kiraz ağacı altına / Öpüşü soluğunda çimenlerin" (...) (Sh.59)

Kansu şiirinin temel ızleklerinin başında insan sevgisi gelir. Şiirinin tüm özünü bu sevgi oluşturur. İnsan sevgisi Kansu'da, ete kemiğe bürünmüş bir halk sevgisidir. O büyük bir Anadolu tutkunudur. Adnan Binyazar'ın ifadesiyle; " Halk, hem düşüncesinin, hem şiirinin başlangıcıdır." Düşünce ve duygu dünyası Cumhuriyetle biçimlenmiş gerçek bir Atatürkçü, katıksız bir kuvayi milliyeci olan Kansu'da insan ve doğa sevgisi, yurt sevgisinin, Anadolu sevgisinin öteki adıdır.

 "Şimdi bir trende olsam / Kar yağsa istasyona / Bir çocuktan yumurta alsam" "Uzun ince saat kuleleri / Küçük kentlerin sokaklarına varsam / Akşam vaktinde ışıtsam evleri" "Ben bir masal bulutuyum, kar ozanı / Öyle düşlerle örtsem ki / Değişse toprağın düzeni" "Islıkla söylerim hep şarkınızı / Çtçeklerime bakın kar altından / Hazırlıyorum bahar bahçenizi" (Sh.58)

Bu ana izlekler çerçevesinde O'nun şiirine baktığımızda, çok geniş bir şiir coğrafyasıyla karşılaşırız. Hemen herşey, doğa-insan-tarih-yurt-dünya olayları, şiire girmek için hazır bekliyordur. Kansu şiirinin bu temel izlekleri ve özellikleri Halk Albümü'nde de ısrarla ve özenle sürüyor.

Amasya Boğazı'nda bir tren sesinden, Meksikaİı at yetiştiricisi Alverez'in oğlu Alverez'e; dut kurusu satan Eğinli çerçiden, dudaklarıyla azize, kalçalarıyla yosma Bizanslı kadına; parmaklan dut kırmızısı Ayaş'tan, Elazığ'ın güz çarşısı üzüm pazarına; gökyüzünün yününden gözlerini eğiren mavi kızdan, şapkasında kır yağmuru ile mavi kızın gecesine düşen genç korucuya; Baba İshak'tan Kerem ile Aslı'ya; Ankara'nın ortasındaki yaşlı armut ağacından Ergani bakırına, bir geniş, bir büyük coğrafyada bütün yollar insana çıkar Kansu'da.

"Ben ailenin ozanıyım / Yanan ocağın ozanı / Ben çalının çırpının / Yumuşak kardaki yüreğin ozanı" (Sh.lll) Bu, insan yüreğini çatlatacak kadar sevgi dolu, bu "yumuşak kardaki yürek" zaman zaman bir sitemle yanıt verir karşılaştığı ilgisizliğe, duyarsızlığa:

"Ben ne söyledimse iyi söyledim / Ne söyledimse yanlış anladınız / Promete gibi beni dağ başlarında çıplak / Kartallara bıraktınız" Ancak yine kinli, öfkeli değildir. Yalnızca bir serzenış, bir sızlanıştır bu:

 "Uğraşlarım, bunca çabalarım, akıttığım kan / Beraber olalım diyedir yaşadığımızda / Kendimce bakmışım ne çıkar gökyüzüne/Dağların hür bahçesinde açmış seher yıldızını / Bir benim görmem neye yarar"(32/33)

Ve bir gün bu dünyayı bırakıp gitmek... Hemen her insanın ama özellikle de böyle bir doğa tutkunu, insan aşığı şaırın, sanırız en büyük, en gizli yarası olmalı. Ölüm gerçeği ve korkusunun yaşamla, yaşamın sevinciyle açıklanması, Kansu'ca ancak böyle olur: "Koyup gitmek var ya şu dünyayı / Kahveleri, tavşan kanı çayları / Kitapları, dergileri, ozanlan / Çatılardan dökülen mavi şarabı / Bedava meyhanesinde gökyüzünün" (...) "Biliyorum başka dünya yok / Varsa yoksa bu dünya / Biliyorum demir, kalsiyum, azot / Hepsi var yattığım yerde / Ama ben yokum gül türküsü söyleyecek / Hayat yok, en güzel biçimi örgütlenmenin" (Sh.75)

Sevgili Ceyhun Atuf Kansu... Sen hala gül türküsü söylüyorsun bizim için...


Şükrü Erbaş
Cumhuriyet Kitap, 25 Ağostos 1994

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan