Ana içeriğe atla

Yeniden Doğuş

Ağır, yorgun titreyişiyle 
bir başka yitik alevin, 
yavaşça çözülüp yok oluşuyla 
artık uzak aşkımın 
(gene de kanatlandırmıştı beni 
dünya üzerinde yükselmem için 
ve pek çok tatlı ve gizli şey 
söylemişti kulağıma, 
yo, daha derine, yaşayan yüreğime, 
tatlı, heyecanlı şeyler, 
kimsenin asla bilmeyeceği, 
bir daha asla söze dökemeyeceğim), 
bütün düşlerimin amansız çözülüşüyle, 
ölüşüyle başka bir yanılsamanın; 
geri döner ruhuma tekdüze ritmi bir zamanların, 
korkunç, hep aynı yaşam 
ve saldırısı yararsız düşüncelerin, 
bitimsiz külrengi arzulayışım 
ortasında dünya gösterisinin, 
hep aynı 
ama öyle gizemli ve korkunç ki 
sevinçleri ve acılarıyla, 
gözlerini yumdurup içine döndürür insanı, 
ani bir uğultuyla sanki 
beyinde yankılanan. 
   Ama böylesine boş ve hüzünlü yaşamda, 
çok önceleri dağılmışken o güzel, sakin hayal, 
yeniden yakalar beni kimi zaman, 
vahşice sökün ederek, 
arzulu kıvranışlar, 
delice boğuntular, 
yakıcı, birden 
açılan eski yaralar gibi 
şiddetli bir çarpışla, 
kesik ve öfkeli kanatları 
büyük bir düşün, yaşadığım 
ne olduğunu
tam anlamadan. 
   Arzulayış bütün kadınları, sokaktan geçen, 
bir yüzü, güzel bir bedeni, 
tensel bir ateş kanımda uğuldayan. 
   Dalgın, izlerim geçen kadınları 
ve her defasında bıraktığımı sanırım 
yolları üzerine, 
öylesine ılık ve güzel kokan, 
parçalanmış etim ve kanımdan canlı bir özlemi. 
   Hepsi geçiverir yanımdan ve sonra, 
yitip giderler sonsuza dek. 
   Kıskanışım görkemli aşk intiharlarını, 
son çılgın sarılmanın kanla kaplandığı, 
göz alıcı, kırmızı 
ve kana bulandığı yastıklar ve tabancanın 
ve her şeyin sanki yüceldiği, 
sarsılıp uğultuyla 
ve kararsız gözlerin öldüğü 
gözlerinde o kaygısız yüzün, şimdiden soğumakta olan, 
ağız umutsuzca 
o ağzı ararken, hâlâ taptığı. 
   Delice arzum kahramanca bir eylem için: 
Dünyanın üzerine yükselip onunla 
içime kapanabileyim, mağrur, 
en azından hareketlerimle yatışısın,
utkulu bir anda, 
o ateş, yüreğimi boğan 
ve sustuğunda benim için daha korkunç olan. 
   Benliğimi saran yüceliş karşısında her büyük eserin, 
her engin ve dev gösterinin, 
büyük bir istasyon karşısında, 
üzerinde denize uzanan bir rıhtımın, 
çok büyük gemilerin arasında 
ve belirgin gücü arasında bucurgatların, 
uğultuların, antenlerin, 
sonsuzluğa uzanan. 
   Ama bu zavallı, sancılı alevlerin ardından,
şiddetli kıskançlıkların ve aşk özlemlerinin, 
utkulu yücelmelerin ardından, 
çaresiz, her zaman, 
bir darbe gibi, olanca gücümü tüketen, 
ama korkunç bir acıyla 
beni ürperten; 
içimi yakıp yüreğimi sızlatır 
ani bilinci içimdeki illetin, 
bilinci ruhumdaki çaresizliğin, 
korkunç çaresizliğin, 
özü bezginlik ve bıkkınlık, 
ödlekçe acizlik 
ve umutsuzluk olan.
   Ve bazen ani bir düşünceyle bu dehşet çöker üzerime, 
ünlü bir kitapla,
yüceltirken kendimi yüce ruhunda 
bir şairin, 
o zaman birden ruhumu parçalar 
yüreğimi boğar 
her güzel meltem, 
buz keser içimdeki her alev 
ve ben pek yüce bir anda, çevreme bakarım, 
artık kanım çekilip damarlarımda, 
alev alev yanaklarımla solgun, 
gözyaşıyla yüklü hissederek kendimi, 
dayak yemiş bir çocuk gibi, 
ama büyük bir yalnızlık içinde, 
beni sessiz kılıp her isyanıma ket vuran, 
bir sancının uyuşukluğuyla sanki, 
dinsel bir durgunluğun, 
dile gelmez acıyla yüklü, 
acımasızca ruhumu ezen, 
ama derin bir sessizlik içinde. 
   Ama sonra hemen kalkarım ve bedenim kıvranır, 
ürperir, sarsılarak 
dizginsiz hareketlerle 
ve büyük haykırışlar dolar boğazıma,
göğsümü sarsar parçalarcasına,
sakınımsız ve acı çekerim 
korkunç acı çekerim, 
umudum olmadan, 
yiterek engin yıkımımda. 
   Ve intihar düşüncesi de, 
geçmişte bana gülümseyen, 
kaldıramaz artık o taşı yüreğimden, 
acı çekerim, korkunç acılar. 
   Sonra, daha tedirgin ve alçalmış, 
acı çekerek, 
uğultulu bir dinginlikle, 
eski tekdüze ritmime dönerim, 
korkunç hayata, hep aynı olan 
ve eziciliğine yararsız düşüncelerin, 
bitmek bilmez külrengi yanıp tutuşmalarıma, 
artık hiçbir şey görmeden, hiçbir şey duymadan, 
umutsuz yankısı dışında 
büyük yıkımımın. 
   Ve yollarda dolaşırım,
sessizce, 
yalnız 
ve artık hiçbir şey sarsmaz beni 
ve soğukluğumu duyarım ama hiç yararı olmaz 
çünkü yüreğimdeki tek şey özlemdir 
yitirdiklerime duyduğum, 
ruhumdaki çaresizlik yüzünden, 
korkunç çaresizlik, özü bezginlik ve bıkkınlık 
ve umutsuzluk olan. 
   Ve böyle dönerim seyretmeye dünya gösterisini, 
hep ama hep aynı gösteri.
   Yaşam, korkunç yaşam, 
sen ki yakıcı bir acıyla sarsardın beni 
ve altüst ederdin yüreğimde 
kanımın her damlasını, 
dile gelmez bir dolulukla, 
sen ki rengimi değiştirirdin, sesimi, hatta hareketlerimi 
her hafif belirişinde 
derin gözlerinin, 
koyu, karanlık,
dalgın 
solgun hüzünlü yüzde 
altında küçük sarı bulutun, 
bedeni gibi narin, 
uçucu yumuşak saçların: 
Yaşam, düşsel yaşam 
niçin söndün 
böyle yüreğimde? 

[17 Ağustos 1927]

Cesare Pevese
Çeviri: Kemal Atakay

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Francesco Petrarca AŞK HÜKMEDİYOR BURADA

124 Amor, Fortuna, et la mia mente, schiva Aşk, Talih ve zihnim, uzak duran gördüğü şeyden ve geçmişe dönen, öyle üzüyorlar ki beni, bazen kıskanıyorum öteki kıyıdakileri. Aşk parçalar yüreğimi, Talih yoksun bırakır her avuntudan, bu yüzden budala zihnim dertlenip ağlar; ve böyle sayısız dertle yaşamam gerek mücadele ederek. Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden, beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün, ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun. Ah, görüyorum kayıp düştüğünü elimden elmastan değil, camdan her umudun ve bütün düşüncelerimin kırıldığını orta yerinden. 125 Se 'I pensier che mi strugge Bu düşünce, bana elem veren, keskin ve yoğun olduğunca bürünseydi uygun bir renge,       belki de beni yakıp kaçan payını alırdı sıcaktan ve uyanırdı Aşk şimdi uyuduğu yerde;      daha az yalnız olurdu izleri bitkin ayaklarımın kırlar ve tepeler boyunca, daha az yaş olurdu gözlerimde, ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Edalı Zihin

             “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”                Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir Zihin kekre meyvedir kurtlar da yer onu insanlar da kuyumcular nakış işler bakmazlar kimin bileğine dar gelir kimin kalbi dar gelir ona Antikadır zihin kimi zaman açık artırmalara çıkar düşer kimi zaman ihtiyar-kadınlar bileğinden bit pazarlarına Zihin gönülsüzdür otuz dört yıl odun hamalı eğri arar doğru arar söze bulaşır on yıl dağda gezer geyikler ile sonra geyikleri köye taşır şehre taşır Uzaklaştırır zihin mesafeyi sever ölçüler alır denge bulur ağırlık hesap eder urganda derisini yüzer içlenmelerin köpürdüğünü söyler insanın bir damla kanda Zihin konuşmak ister inci takar boynuna ayağına halhal dolaşır çarşı pazar ev içlerinde perde bilmek ister deva nedir eski derde yeni derde Şaşıdır zihin iki testisi vardır hep su isteyene soru sorar cevabı saklar Tatlısından mı vereyim ekşisinden mi? “B...

Ölmeden Önce Bir Kez Olsun

Ömründe bir kez olsun, sokaklarda çığlıklar atarak koşabilmeli insan kaydıraktan kayarken, yuvarlanıp düşebilmeli Tahteravallinin tepesinde asılı kalıp, arkadaşına yalvarabilmeli Bir kez olsun, avuçlarının içine sığmayan bir papatya demetini uzatabilmeli annesine Arkadaşları için kavga edip ,dayak yiyebilmeli bir kez olsun, mahallenin oğlanlarından, sonra bir kez daha bu kez annesinden ama; kavga ettiği için.. İnsan , ömründe bir kez olsun, okulu kırıp, Heybeliada’ya gidebilmeli Vapurun güvertesinde, yüzünü rüzgara serebilmeli Hiç bir zaman itiraf edilmemiş aşkın muhatabıyla, göz göze gelebilmeli Sonra kaçırabilmeli gözlerini güneşi bahane edip.. Kopya çekmeli ya da kopya vermeli arka sıradaki arkadaşına, Sözlüye kalkıp, tek söz söylemeden oturabilmeli yerine İddiadan bir kola kazanabilmek için sadece.. Aşık oldum sanabilmeli bir kez olsun.. Öyle gecenin bir vakti, herşeye dönüp sırtını Bütün herşeye, herşeyi sandığı herşeye dönüp sırtını Peşine düşüp gidebilmeli, ...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Gidiyorum. Beni Affetme

Biliyorum sen kalbime düşen en güzel ateşsin.. Ben senin kalbinde aşka düştüm.. Günahını sevabını kabul ettim, sevdim.. Seni üzmeyi göze alamam. Sensiz ben iyi olmayacağımı bilirim. Ama zaten ben çok az zamanlar iyi olurum. Sensiz biraz daha az olacak..o kadar.. Ama seni değişemem. Seni, iyiliğime değişmem.. ve sen benimle iyi değilsin Bensiz sen de belki iyi olmayacaksın ama bu az sürecek. Sende güzel kalmak istiyorum. Seni tüketmek değil. Beni güzel hatırla dedim, sende tükettiklerimle değil.. Şimdi burda ayrılıyor ya yollarımız. Senden sonsuz kere özür dilerim. Bundan sonra tutamayacağım ellerinden özür diliyorum. Göğsümde uyutamayacağım başından özür diliyorum. Her telini aşk'la öpemeyeceğim saçlarının her bir telinden özür diliyorum. Seni Seviyorum.. Gidiyorum.. Beni affetme.. Günyeli

Monogami

Kalın bir sicim bulundururdu yanında Ne zaman asacağını bilemezdi insan kendini, Bir şişe viski de vardı çantasında, her an sarhoş olmak gerekebilirdi İki paket sigara da vardı, her zaman yeniden başlamak mümkün Diye düşünürdü, Tek gidiş bir de tren bileti vardı Gitmeyi düşündüğünden değil, ama kaçmak zorunda kalabilirdi Bunların dışında normal biriydi Her sabah işine gider, akşam evine dönerdi Hiç anahtar taşımamıştı yanında Mevsimler geçti Bir gün öldü karısı ve kapıda kaldı. Otele gitti o gece Sabah işe telefon etti, “ Karım vefat etti. Bugün beni beklemeyin.” Dedi, kapattı işitmeden yanıtı, sonra çilingir açtı kapıyı, karısı soğuk yüzüyle koltukta ölü duruyordu elbette kımıltısız bir sürahi su ve akşam yemeği sofrada hareketsiz parlak bıçaklar, iki çanakta toprak ve tabaklar işlemeli bardaklar coca-coladan, tuzluklar hiltondan aşırılmış ev düzgün ve ölü kadar sessiz... Polis geldi, savcı da ardısıra ve morga kaldırıldı ceset “ Otelde mi kaldınız dün gece?” s...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Dost Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Leopardi   Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar ...