07 Temmuz 2017

Hafifletmek ister gibi

87
İki de baba vardı bu korkunç tayfa arasında,
Yanlarında oğulları da vardı, birinin oğlu
Daha sağlam ve güçlü görünüyordu ya,
Daha önce öldü ve yanındaki
Sofra arkadaşı bildirdi bunu babasına,
"Tanrı acı çektirmesin, elimden bir şey gelmez." dedi babası
Bir an bakarak oğluna ve cesedin denize atıldığını
Gördüğünde ne bir gözyaşı döktü, ne de bir ah dedi.


88
Öteki babanın oğluysa
Ana baba kuzusuydu ve ,
İyi dayandı ancak, ılımlılık ve sabırla,
Geciktirdi onu izleyen alınyazısını,
Gülümsedi arada sırada,
Babasının yüreğinde büyüdüğünü gördüğü
Ölümün onları ayıracağı duygusunu
Hafifletmek ister gibi.


89
Ve babası eğildi oğlunun üstüne,
Yüzünden ayırmadı gözlerini ve solgun dudaklarındaki
Köpükleri silerek uzun uzun baktı ona,
Ve sonunda diledikleri yağmur geldi,
Parladı oğlunun gözlerindeki donuk tabaka
Bir an için kımıldar gibi oldu,
Babası sıktı paçavrayı, azıcık su damlattı
Ölmekte olan çocuğunun ağzına - ne ki boşunaydı.


90
Can verdi oğlan, babası tuttu onu
Baktı bir süre, ölüm kesinleşinceye
Kalp atışı dininceye kadar ve nabzı
Ve umutları sönüp gidince,
Sevgiyle izledi oğlunu
Gömülünceye dek azgın dalgalara,
Sonra çöktü, donuk ve ürpererek, ve göstermedi
Elinin ayağının titreyişinden başka yaşam belirtisi.

Lord Byron
Kanto II

Üstüne titrediklerimizin ölümü

Kalbin o soğuk ağırlığını, yoksa mide
Mi demeli, duydu da yazık! Böylesi şeylere
Çare bulamaz en iyi eczacı,
Aşkın yitirilmesine, dostların ihanetine,
Üstüne titrediklerimizin ölümüne ki,
Onlarla bizim de bir parçamız ölür çılgın umutlar bitince:
Kuşkusuz ki daha da acıklı olabilirdi Juan'ın durumu,
Ancak güçlü bir ilaç gibi yatıştırdı deniz onun bulantısını.

Lorde Byron
Kanto II / 21

Şurası kesin ki yaşama isteği uzatır yaşamı

Şurası kesin ki yaşama isteği uzatır yaşamı,
Hekimlerce bilinen bir şeydir açıkça,
Hastalar atlatır en umutsuz durumları,
Başlarının etini yiyen karıları ya da dostları yoksa,
Umutlarını yitirmemişlerdir daha çünkü,
Ne cerrahın neşteri, ne Atropos'un makası görünür onlara,
İyileşmekten umut kesmek kısaltır ömrü,
Ve kısa yoldan sona erdirir insanın acılarını

Lord Byron
Çeviren: Halil Köksel / YKY
Kanto II/64

Ancak şimdilik, ey kibar okuyucu!

221
Ancak şimdilik, ey kibar okuyucu! Ve
Kitabımı satın alan daha da kibar kişi!
Şair -yani ben- elinizi sıkar izninizle
Ve kulunuz köleniz olarak hoşçakal! der ki
Birbirimizi anladıysak eğer karşılaşırız yine,
Yoksa denemeyeceğim sabrınızı,
Bu kısa örnekten sonra bir daha,
Başkaları beni örnek alsalar da.


222
"Çık, küçük kitap, bu yalnızlığımdan!
Seni sulara bıraktım, git yoluna!
Ve eğer inandığım gibi, iyiyse damarın
Bulacak dünya seni günler sonra."
Southey okunursa, Wordsworth anlaşılırsa bir gün,
Elimde değil bu iddiamı sunmamak övgüye-
İlk dörtlik Southey'indir tamı tamına,
Tanrı aşkına ey okuyucu! Benim olduğunu sanma.

Lırd Byron
Çeviren: Halil Köksel

Geçti benden, geçti ah!

214
Geçti benden, geçti ah! Bir daha üstüme
Düşemez çiy gibi serinliği kalbin,
Gördüğümüz bütün sevgili şeylerden de
Güzel ve yeni duygular özümseyen,
Arı kovanı gibi vızıldayan, göğsümüzün içinde:
Bu nesnelerden mi çıkıyor bal dersin?
Yazık! Onlarda değildi bal, gücündeydi senin
Tatlılığına tatlılık katmak için bir çiçeğin.


215
Geçti benden, geçti ah! Bir daha artık
Tek dünyam, evrenim olamazsın kalbim!
Her şeyimdin bir zamanlar, şimdi başkasın ancak,
Ne esirgenişim, ne de lanetim olamazsın:
Hayaller bitti sonsuza dek,
Duygusuzsun, ancak kötü değil bu inanıyorum
Çok yargılara vardım senin yerine
Tanrı bilir nasıl yerleştiklerini içime.


216
Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı
Alamaz eskisi gibi başımdan
Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği,
Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım,
İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti,
Geçti aşırı şarap kullanmalarım,
Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için
Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim.

Lord Byron

Erkeğin yaşamı bir yandadır, aşkı bir yanda

192
"Duydum ki karar verilmiş yola çıkmana:
Akıllıca - güzel, yine de acı,
Geçmez artık sözüm genç kalbine,
Kalbimdi kurban, yeni baştan da olurdu,
Kullandığım tek hüner çok sevmekti - işte
Aceleyle yazıyorum bunları, bir leke görürsen kâğıtta ki
Gözyaşı değildir göründüğü gibi, çünkü gözyaşlarım
Yok artık, yansa da zonklasa da gözbebeklerim.


193
Sevdim, seviyorum seni, çünkü yitirdi bu sevda
Görkemi, yerini, cenneti, insanlığın saygısını
Ve saygınlığımı, pişman değilim bana kaça patladığına,
Öylesine aziz ki daha o rüyanın hatırası,
Ancak övünmek için değil suçumu alışım ağzıma ,
Hiç kimse bana kendimden sert davranamaz ki:
Yerimde duramayışımdan bu sözleri şu kâğıda çiziktirişim,
Yoksa ne sitem ettiğim var, ne de bir dileğim.


194
Erkeğin yaşamı bir yandadır, aşkı bir yanda,
Kadının tüm varlığıdır aşk. Erkek nasılsa uğraşır
Sarayla, siyasetle, kiliseyle, denizcilik ve ticaretle,
Kılıcı, cüppesi, kazancı ya da görkemidir,
Ki gurur, ün, yükselme tutkusu sunar kalbine,
Ve bunlar olmadan çok az erkek yaşayabilir,
Böylesine çok olanakları vardır erkeklerin, bizimse tek,
Yine sevmek ve yine yıkılmak.


197
Diyeceğim kalmadıysa da, oyalanıyorum şimdi
Ve bu kâğıda damgamı basmayı göze alamıyorum
Sonuna dek götürsem bile bu işi
Daha da çok artacak mutsuzluğum:
Yaşamazdım şimdiye dek, öldürseydi acı insanı,
Ölüm kaçınıyor kendini vurmasını dileyen alçaktan,
Bu son vedalaşmayı da ölmeden atlatmalıyım,
Seni sevmek, sana dua etmek için hayata katlanmalıyım.


198
Seyretti Haidée sevgilisini,
Aşk'ın, gece'nin, Okyanus'un o yalnızlık anında
Bir araya gelen güçleriyle dolup taştı ruhu,
Kıraç kumsal ve kayalar arasında
İki sevgili yaptı yuvalarını
Tutkularıyla kalmak için baş başa,
Gökyüzündeki yıldızların tümü
Haidée'nin parıldayan yüzünden mutlusunu görmedi

199
Yazık! kadınların aşkı! sevgili
Ve korkulur bir şey olduğu bilinir ya
Çünkü bu kumara sokarlar varlarını yoklarını
Ve yitirdiklerinde onlara anımsatmaktan başka
Bir işe yaramaz yaşam geçmişin acılarını,
Bir kaplan sıçrayışı gibidir öç almaları da
Ölümcül, çabuk ve yırtıcıdır, ancak çektikleri işkenceyi
Unutamadıkları için, duyarlar içlerinde, verdikleri cezayı."

Lord Byron

Kızarır bozarır hanımlar, inanırız onlara biz de,

179
Kızarır bozarır hanımlar, inanırız onlara biz de,
En azından inandım ben hep ve yararsızdır
N'olursa olsun, çabalamak yanıt vermeye,
Çünkü o an ağızlarından belagat akar,
Ve sonunda soluk soluğa kaldıkları anda,
İç çeker telaşsız gözlerini yere dikerler,
Birkaç gözyaşı döker ve derken barışırız:
Ve sonra - sonra - sonra yemeğe otururuz.

Lord Byron