Başlarken
Saçsız dağların, engebeli örtüsünü geçip
arkasındaki o yeşil vadiye varırsınız. Bir dostun bir dost için
düşünebildiklerini düşünürsünüz o an, o vadide.
Ve günlerin nasıl akıp gittiğini görürsünüz.
O vadideki o akarsuda.
Belki bilim adamı gözüyle. Belki normal,
sade bir vatandaş gözüyle. Belki de bir dağ adamı gözüyle seyredersiniz. O
tertemiz görünümü.
Ve arkasından da dersiniz ki:”Mükemmel.”
İşte insanda bir dost için bu ruh haliyle
düşünüp adına tümcesine, o dostun varlığına ruh katıp ona sade gözle
bakabildiği oranda güzel bir dost kazanmış olur. İşte bu duygularla…”ESKİ BİR
DOST’A”:
Eski Bir Dosta
Dostlar…
Tomurcukta tanıştık,
asma katta
Irak’ta kalmıştı,
bilgi istedi. Aciz Faki’de
Uzun uzun anlattı o
kış gününde
Adı Ahmet’miş,
dostumun dostuydu.
Gırgır matrak bol,
neden? Yoktu.
Arkadaşlığımız kahkaha
ile gülümse arasındaki yoldu.
Ben anlattım, o
dinledi. Tartışmadan eser yoktu.
Evlerinin yolu
yokuştu.
Oturduğu apartman beyaz
mayhoştu.
Odası hazin nikotin
kokusuydu.
Kül tablası boş dahi
olsa izmarit doluydu.
Tanıdıkça tanımak
ister insan bu dostu.
Kafamız uyuşunca
arkadaş tütün gibidir, vazgeçilemez oldu.
Özgün müzik dinler.
Ahmet’den Leman’a
gider.
Lakin entel takılır
çevre âlemi deryasında
Kendisi emek işçisidir
ekmek kavgasında.
Ne olduğu belli
olmayan bu düzende
Gündüz kereste biçer,
gece ilimde
Gününü gün eder,
sekizden onikiye
Harmonik dizi gibidir
ruh âleminde
Kitaptan mana onda
dost kazanmaktır.
Nedeni açıktır, kitaba
yazmaktadır.
Felsefenin bağrında
psikoloji aramaktadır.
Ne büyük kayıptır ki
geç kalmıştır.
Ne de olsa uçan kuştan
hesap almamıştır.
Dosta düşman
diyemeyiz.
Geçen günü geri
getiremeyiz.
Bilsek dahi belki
düşünemeyiz.
Ufuk’la gün batımına
erişemeyiz.
Dostum, gelen gün için
geçen günü düşünmez.
İkibinden başka cıgara
içmez
O paket bitmiş dahi
olsa zulasından geçilmez.
Dost için hiçbir şeye
önem vermez.
Garantilidir yaşam
hikâyesi
Tahran’dan İstanbul’a
hayat serüveni.
Mazi kanımca gençlik
heyecanı.
Lakin bu günün yaş
bunalımı
Gözlerinde gizlidir
matem duvarı.
Beyninin
derinliklerinde ki hayal dünyası
İrdelemez onu dünya
kargaşası.
Sistematik, yaşam
dünyası bellidir.
Evde olmaz ise
Sıtmapınarı’nda kahvededir.
Genellikle hafta sonu
gezintidedir.
Normaldir, ne de olsa
kaos döngüdedir.
Belki biliyor belki
bilmiyor bu yanını
Çakmağının alevinin
ahengini
Sigarasının dumanının
kıvrım şeklini
Belki görüyor belki
görmüyor ayakkabı rengini
İşte bu onun değişik
hayat felsefesi.
Dudaklarında sade bir
gülümseme
Ara sıra içten olmayan
yüzeysel gülme
Nadiren de olsa kendi
duvarını aşmaya girişme.
Başarısızlıkla
sonuçlanır kendine erişince.
Daima dinler, bu
usulsüzde olsa.
Yaban atılmaz, öze
döner en sonunda
Kargaşaya meydan
vermez, irdelemeye mecbur da olsa.
“Git gel değil
midir?”şu yaşadığımız dünyada.
Özel’den Akif’e şiir
dünyası
Anlamaya çalışır
nafile şiir kafası
Gün batımı o yüzden
onda gece yarısı
Geziyor öz vatanında
ne yazık ki yabancı.
Kendini bulmaya gider
gündoğumunda
Tahminim öğle
paydosunda zulada yakar bir acı sigara.
Yorgun döner gün
batımında o yokuşa.
Kendinin türevini alır
ay sonunda.
Gülümseme ile girer
daima yeni aya.
Ş u gafil dünyaya
gözlüklerinin arkasından bakar
Uzakla yakın arasında
kıyaslama yapar
Benliğini bulduğu
halde benliğini arar.
Kendisinde değil de
zerreye bakar.
Bilmez ki güzellik
gönlünde yatar.
Siktir çekmelidir
zaten yaşama.
Ama bilinmesi lazımdır
Onunda kuralı vardır
hayatta.
“Siktir”dedin mi
dönemezsin bir daha.
Katlanman gerekir tüm
acılara.
Yanlışa meydan doğru
düşünmemektir.
Düşünmeyi etkileyen
faktörlerde vardır, o da yanılgıdır.
Benim son tümcem
sevgiye hasrettir.
Geçmişte hata yapılsa
da gerçek gerçektir.
Bu dosta ömür boyu
mutluluklar dilenmelidir.
