02 Nisan 2017

Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor

ellerine dokundum,
ayrılık döküldü yüzünden.

Necmettin Topçu


Hiç kimse senin kadar
alışkın değildir ayrılıklara
Ayrılıklar ki nişanlısıdır hasretin
acılar ve türkülerle çeyizlenir
bekleyişlerin sararan güzüne
Ve hasret kızıl bir güldür
ayrılıkların mendiline nakışlanmış
Biraz da şairlere özgüdür hasret

...

Ayrılıkların çanı vurduğunda
savrılır pişmanlığın kızgın külleri
Bütün sevdalar hasretin yalımıyla tutuşmuş
bir bozkır türküsüdür kerem’in kavruk bağrında
ve artık
yollara düşmenin zamanıdır
şen olasın halep şehri
Biraz da şairlere özgüdür ayrılıklar….

Ahmet Telli


kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

Nazım Hikmet Ran


her ayrılık bir hüzün bırakır yüzümde

Sunay Akın


Ayrılık dedim, kavuşma dedim
“İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi” dedim.

Şükrü Erbaş


Ayrılık burcum…
Parmaklarım birer mihrap çırası
Gövdem bitene kadar tüteceğim başında.

Şükrü Erbaş


Tutuldu mu ayrılık sevginin depremine
çekildi mi mağarasına inine
kayboldu mu ayrılık denilen yabanıl hayvan?

Süreyya Berfe


ve sonu ayrılıkla bitecek

Sunay Akın


Değil mi ki kavuşmalarımız topal
Ayrılıklarımız koşar adım

Cahit Zarifoğlu


Ayrılık vardı hep

Cahit Zarifoğlu


aşk, bir ayrılıktan geriye yalnız kendini bırakır

Adem Erdoğan


bir çocuğun annesinden ayrılık matemine ağlamakta
olduğunu
biliyorum şimdi
ancak ben yorgun ve perişan
arzu dolu yolu bırakıyorum
yarim şiir, arkadaşım şiir
onun huzurlu eline ulaşıncaya değin gideceğim

Furuğ Ferruhzad


ayrılık ki
anlatamam tekinsiz bir uykudur o
şüpheli bir yalnızlıktır
bir yankıdır kendine doğru

Emin Akdamar


Yazık! şu neş’emi tesmim ederdi hiss-i firak,
Düşerdi ruhuma her ayrılışta bir ahker;
Evet, bu his, bu merak
Verirdi aşkıma bir hadşe-i melalaver.

Tevfik Fikret


unutulmuş bir akşamdı, ruhum
acıyla bağırırdı, çığlık çığlığa
aşk fazladır bize, koşar hemen

gelir ayrılık.

Behçet Aysan


dönüp bakılır son kez
parmaklardaki şefkat azalır
anımsanmaz hangi kadaya gönül borcumuz kaldığı
anımsanmaz:
hâlâ kısa seyirdir dünyada insan
ağır iyiliğim, sevgilim
uzun ayrılık oldum, öyle farz et
yürüdüm, tükendim
‘her kayanın gediğinde ağladım’
gıyâbında yargılandı kalbim
anladım: buymuş bana kısmet

Kemal Varol


Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık

Nurullah Genç


Gökler yakın bir ayrılıkla dolu;

Ahmet Muhip Dıranas


“Ayrılık, sevdanın türbesidir” derler.
Derler ki, “Uzun ayrılıklarda ölür gidermiş sevdanın sıcaklığı”.
Madem öyle, neden azalmadı aşkımız, bir nebze bile?

Pierre Abeilard


bir keredir ayrılık ve kulağında küpe artık.

Birhan Keskin


yola heves edeni ayrılıklar uğurlar!

Haydar Ergülen


adın satır başlarında ayrılıkların
oysa ben bu geceyi bilmiyorum, yolları bilmiyorum
unutmayı hiç;

Yılmaz Odabaşı


Artık ayrılıkla çektirme azap bana

Ebu’l-Kâsım-i Lâhûtî


Yazık, vuslat günleri kısa; ayrılık günleri uzun!.
Yazık, ömür kısa; ayrılık geceleri uzun!
Yazık, aşk gazellerini, aşk hikayelerini kavuşma günlerinde okuduk.
Ancak vuslatın değerini bilemedik!

Ferîdûn-i Muşîrî


çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

Attila İlhan


Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.

Metin Altıok


Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm,

Melih Cevdet Anday


Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Roni Margulies


Ağır bir ayrılık düşüncesi,
Artık gölge gibi
Vurmaktaydı yüzüne.

Melisa Gürpınar


Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler

A. Kadir Bilgin


Ayrılalım Stepan, belki biz anlaşıyoruz ama
İlkemiz ayrı yaşamak
Ve ne varsa işte bu ayrılıkta.

Edip Cansever


Ayrılık derdindeyiz sevgili

Gassan Satar


Ne zaman başlar ayrılıklar

Murathan Mungan


Şimdi o anıyı arıyorum ve bir yanılsama olduğunu,
küçük bir elvedanın ardında, sonsuz bir ayrılık olduğunu düşünüyorum.

Jorge Luis Borges


Böyle sessiz ayrılıklarda,
her şey önceden belli olur.
en güzel zamanında, aşkın ve hayatın
insan deli olur…

Turgut Uyar


Ayrılık ne kadar acı bir şeymiş
Ateşten gömlekmiş, can onu giymiş
Derdin ki: Hakîkat acıklı neymiş
Gönlümün âhını sevdiğim! Bilsen

Tâhirü’l-Mevlevî


Olmadum Ya‘kûb-veş gam-hâne-i ‘âlemde şâd
Yûsuf’am hecrinde ‘âlem beytü’l-ahzândur baña

Sehâbî


Yâd eyledikçe vaslını cânım garîbsedim
Hecrin ile tükendi tüvânım garîbsedim
Geçdikçe âh ayrı zamânım garîbsedim
Sıktı beni muhît ü mekânım garîbsedim

Tâhirü’l-Mevlevî


Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir…

Mehmet Akif Ersoy


Bir tüy gibi düştü önümüze
Ayrılık!

Kadir Aydemir


Azalan ağzından öğrendim her şeyin bir ömrü olduğunu.
Beni sana bırakıp seni bana ekleyerek
Gittim, aşkı ayrılıkla emzire emzire…

Şükrü Erbaş


Kizlep tutar sevüglüg adrış günü belgürer
Başlığ gözüğ yapsama yaşı onung savrukar

Aşk ne kadar gizli tutulsa,
ayrılık gününde ortaya çıkar.
Yaralı yüreğinle gözünü yummaya çalışma,
gözyaşların etrafa saçılır.

Hüsrev Hatemi


Ayrılıkları ayrıntılar acıtır.

Murathan Mungan


Kalbim. Bir ayrılığı çalıyor kampana. Tren.

Ahmet Erhan


Şunu da yaz bedeli olsun
Sabırla titreyerek öyle yalın
Ve kimsesiz olmadan oturacağız
Kıyısında ayrılığın

Cahit Zarifoğlu


Vechi var kasdeylesem hicrinle ülfet etmeğe,
(Artık ayrılığına kendimi alıştırarak avunmağa çalışsam yeridir)

Cenânî


Kuşku beslermiş aşkı, laf, yalnız biliyorum ki uzun bir ayrılık küllendirir. Ve sükut ayrılığı koyulaştırır, katılaştırır, katilleştirir. Ateşim var ve öksürüyorum, seni çok sakin buldum mektubunda. Avunmağa başlamışsın, buna tahammülüm yok. Ben tam bir monogam’ım, daha doğrusu sen beni öyle yaptın. Öylesine doluyum ki seninle, başka bir hayale, başka bir teselliye, başka bir eğlenceye, başka bir ıstıraba tahammülüm yok.

Cemil Meriç


Bu tarifsiz ayrılığı güneşe kim
Yağmura kim kuşlara kim öğretecek?

Şükrü Erbaş


hüznü çoğalta çoğalta öğreniliyor hayat
ayrılığın acısı da alışana kadar zor
bir kaplumbağa gibi çekiliyorum kabuğuma
bağışla demeyeceğim, ama unutma da”

Selami Karabulut


Ve bir aşkı ayrılığa
Yakıştırabilir misiniz doktor

Kemal Sayar


Ayrılığın iki kıyısından
Birbirimizi çağırdık.
Ellerimiz ayrılıyor,
ruhlarımız,
derin bir bezginlik icinde.

Behruz Kia


boşadır ayrılığı anlatmaya çalışmak
anlarsa ancak yüreği anlar bir çocuğun
annesinden ayrılmışsa)

Akgün Akova


Her tanışmayı bir ayrılma say;
Her doğum bir ölüm habercisi
Kavuştuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
Her güne ayrılığın korkusu sindi

Hüsrev Hatemi


Bu ayrılığın beni hiç sarsmadığı söylenemez.

Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar


ayrılığı felaket, yanımdayken burnuma tüterdi

Mustafa İslamoğlu


unutmuştuk ayrılığı

Hasan Hüseyin Korkmazgil


Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bu gün de ölmedim anne.

Ahmet Erhan


Nasıl soğuk ayrılığın güneşi

Onat Kutlar


Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte

Ahmet Telli


Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini er geç unutmaya mahkum olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.

Emrah Serbes / Erken Kaybedenler


Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın

Gülten Akın


sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.

Behçet Aysan


Ve unutma sakın, artık vakti gelince ayrılığın
Rüzgarla uzaklara sürüklenir bakışların

Theo Angelopoulos


1027. Dünyada, ayrılıktan daha acı bir şey yoktur!

• Allahım; bu buluşmayı ayrılığa döndürme, aşkınla mest olanları ağlatma!..
• Can bahçesini tazeleştir, yemyeşil et; bu mest olanlara, bu bağa bahçeye acı onları perişan etme!..
• Gönül yapraklarını, sonbahar gelmişçesine dökme, gönül dallarını kırma; halkı perişan ve yoksul etme!…
• Üstünde, Sen’in aşk kuşunun yuvasının bulunduğu ağacın dallarını kırma kuşu uçurma!..
• Kendi topluluğunu, kendi mumunu birbirine vurma, kırma, dökme; düşmanları kör et, onları güldürme, neşelendirme!..
• Hırsızlar, parlak ve aydınlık gündüze düşmandır! Ama sen, onların gönüllerinin isteklerini yapma!..
• Devlet ve ikbal kabesi, ancak bu halkındır; onların ümit kabesini yıkma!..
• Dünyada, ayrılıktan daha acı bir şey yoktur; ne yaparsan yap, bizi ayrılıkla karşılaştırma!..

***

• Bana ayrılığını gösterme, ayrılığın pek taş yüreklidir. Ey güzelliği yüzünden taşın bile la’l olduğu sevgili, sen gitme.
• Zerre de kim oluyor ki; “Ey güneş gitme!” desin? Kul da kim oluyor ki; “Padişahım gitme!” demeğe cesaret edebilsin?
• Fakat sen ab-ı hayatsın. Bütün insanlar da o ab-ı hayatın içinde yüzen balıklardır. Keremin pek boldur. İhsanına son yoktur. Merhamet et, kerem buyur da gitme!

Mevlânâ Celâleddîn


ayrılığı ezberliyorum
kollarında.

Mario Wirtz


Ayrılığın pek yakın olmasından mı korkuyorsun?

Güvercin gerdanlığı / İbn Hazm


ey kimselere değişmediğim
ayrılığın neden bunca ağır?

Birhan Keskin


Kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü’yâ’dan.

Yahya Kemal Beyatlı


Birbirlerinden ayrılma zamanı gelmişti.

Cengiz Aytmatov


Şimdi adım kayıptır.
Bir çığlık atıyorum sensizliğin alfabesine.
...
Aşk senden ayrılmıştır artık,
Sensizlik benden….

Faysal Soysal


Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Roni Margulies


Ayrılmak mı istedik biz?
İyi, akıllıca olur mu sandık?
Öyleyse, ayrılınca, neden cinayet gibi sarstı bizi bu iş?
Ah! Biz kendimizi az tanırız,
Çünkü bir Tanrı buyurur içimizde.

Friedrich Hölderlin


İlk gün kolaydı
ikinci gün biraz zor
Üçüncü gün daha zor ikinciden

Günden güne daha zor:
Öylesine zordu ki yedinci gün
dayanılmayacakmış gibi neredeyse

Şimdiyse
özlemini çekerim
yedinci günün

Erich Fried


Ayrılık ölümün diğer ismidir

Cahit Sıtkı Tarancı


İlk önce kımıldar hafif bir sancı,
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş…

Bekir Sıtkı Erdoğan


sevgilim! bu ayrılık yazdığın en muhteşem şiirin..

Pelin Onay


  - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Kara, sıcak bir duman.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Boşalmış bir şehir.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Yuvalarına girmeyişi güvercinlerin.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Çığlığı bedenin.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Rüzgârsız havada yıkılması bir ağacın.

*
   - Nedir ayrılık delikanlı?
   - Bahçıvanı, çiçeksiz bir bahçenin.

*
   - Neydi ayrılık delikanlı?
   - Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının.

Süreyya Berfe


ayrılıklar gelir kapımıza dayanır-

Haydar Ergülen


ama en çok sevince kanardım ben
isterdim baş ucumda hep olsun
ayrılıklar için iyi bir anne.

Kemal Sayar


bazı ayrılıkların dönüşü olmaz
giden gider

Murathan Mungan


Aşkı ayrılıkla sınama gönül.
Kendine başka bir yol ara.

Süreyya Berfe


Keskin ağzından ayrılık kılıcının,
Yüreğimin yediği darbe,

Hüsrev Hatemi


kıldan ince kılıçtan keskin
ayrılık aramızda bir köprü
seninle diz dize otururken de

Nazım Hikmet


ayrılık demir çubuk gibi sallanıyor havada
çarpıyor yüzüme yüzüme
sersemledim

Nazım Hikmet


ayrılık taş duvar
ayrılık Çin Seddi aramızda
Çin Seddi ne kadar uzun, allah kahretsin

Akgün Akova


Beni ayrılık bekliyor.

Nazım Hikmet


Ayrılık şiiri ne kadar yalın

Onat Kutlar


Ayrılık yazılmış alnımıza

Sergey Yesenin


ayrılık girdi araya

Attila İlhan


‘Ayrılık’ diyeceğim,
Dilim varmıyor…

Tayfun Talipoğlu


Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Yavuz Bülent Bakiler


Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!

Pablo Neruda


İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Şükrü Erbaş


Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü

Ahmet Telli


Ayrılık vakti gelip çattığında koyu bir keder kapladı ikisini.
Ayrılmak istemiyorlardı; ama koşullar.
Hayat ikisinden birini uzak bir yere
Gitmeye zorluyordu- New York`a ya da Kanada`ya
Kuşkusuz eskisi gibi değildi aşkları;
Günden güne azalmıştı o çekicilik
Aşkın çekiciliğinden çok az şey kalmıştı.
Ayrılamıyorlardı bir türlü.
Ama koşullar- belki de yazgı
İkisini ayıran bir sanatçı olarak belirmişti
Duygularına gölge düşmeden, Zaman onları değiştirmeden;
Birbirlerini eskisi gibi bilsinler diye hep.
Yirmi dört yaşında, yakışıklı, genç bir adam.

Konstantinos Kavafis


sabahına ela bir ayrılıkla veda ettik..

konuştuklarımız değil
sustuklarımız doğruymuş o gece
unutma.

Kemal Varol


sen yenisin galiba; ezberinde hiç ayrılık yok

Sezai Sarıoğlu


ayrılık bir nokta mıdır?
uzun sevdaların sonunda,

Mehmet Emin Arı


Ama bir sevda sözkonusu olunca insan hiçbir yere yalnız gidemiyor, hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor.

Mario Levi


Duy feryad etmede her an bu ney,
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.

Mevlânâ Celâleddîn


Kırılgan bir hayatı taşır omuzlarında
Gün olur konuştukça kan damlar,
Dudaklardan
Her sözde ayrılık fark etmeden yeşerir
Ve öfkenin hasadı biçildiğinde
Söz biter, gönül susar
Felakettir…

Adige Batur


her ayrılıkta bizden de bir parça kopar

Hakan Savlı


Ne kadar sevişebildiysek sahici, sapasağlam
O, ayrılıktan tek anladığımızdır

Küçük İskender


Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi bize hicrân hicrân üstüne

Râsih


Ayrılık yaralarını sarılır sanmış,

Nihat Behram


ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

Birhan Keskin


Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi
Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara
Mutlu aşk yok ki dünyada

Louis Aragon


Hoşçakal, dostum benim, hoşçakal artık,
Can dostum, seninle dolu göğsüm
çok önceden belirlenen bu ayrılık
Buluşmayı vaadediyor ileride bir gün

Sergey Yesenin


böyle sessiz ayrılıklarda,
her şey önceden belli olur.
en güzel zamanında, aşkın ve hayatın
insan deli olur..

Turgut Uyar


Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!

Ingeborg Bachmann


Ah, şu ayrılık gecesi!
Ne derin bir uçurum! Nasıl bir sızı!

Goethe


Ayrıldık; kısa bir süre için, yaşam mutluluktu.
Kısacık bir süre için, güzelmiş gibi göründü; hepsi bu.

Yevgeny Abramovich Baratynsky


ve sonu ayrılıkla bitecek

Sunay Akın


Ayrılık kokusu var havada;
yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu.

Sohrab Sepehri


sana son kez sarılıp uyuduğum o son gecede tüller ve
silahlar gördüm düşümde.
bugün ayrılığın ilk günü. hiçbir şeyi hiçbir şeye yoramayacak
kadar kara bir kının içindeyim. kara bir kan içindeyim.
tüller ve silah nedir bilmiyorum.

Yaşlı doğuda her şey mümkündür diyorlar:

Sonsuz sevgi, sonsuz bağlılık
ani ışık, ani ayrılık.

Birhan Keskin


Ayrılıkla başım belada
Gözlerini çevir gözlerime
Yoksa sensiz bu sessizlikle
Deliler gibiyim
Sensiz bu sensizlikle…

Cahit Zarifoğlu


Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

Ahmet Telli


Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor

Şükrü Erbaş


Ben seni hep ayrılıkla anmışım.

Yılmaz Odabaşı


Her birleşen bir gün ayrılır, her yaklaşan bir gün uzaklaşır. Bu, Allah’ın kanunlarından biridir. Öyle büyük bir felakettir ki, kardeşi ölümdür. Çeşitleri vardır: İlki geçici ayrılıktır, sevgilinin dönüşüyle âşığın derdi biter. İkincisi, âşığın sevgilisini görmeyi yasaklayanın neden olduğu ayrılıktır. Üçüncüsü, dedikoducuların dedikodusundan kaçınmak amacıyla sevgilinin istediği ayrılıktır. Dördüncüsü, birtakım nedenlerden dolayı sevenin kendiliğinden sürüklendiği ayrılıktır. Beşincisi, yolculuğun veya evlerin uzak olmasının neden olduğu ayrılıktır.

Bu bölümde vedalaşmadan da bahsedilir. İki türlüdür: Birincisi, sadece bakışlarla ve göz işaretleriyle vedalaşılır. İkincisinde ise kucaklaşma ve birbirine sarılma mümkündür.

Altıncısı, iki sevgili arasında meydana gelen darılmalardan ötürü ayrılmadır ve en elem verici olanıdır ayrılığın. Son ayrılık ise, ölümden kaynaklanan ayrılıktır ki bu, tam anlamıyla ayrılıktır.

İbn Hazm / Güvercin Gerdanlığı


bir sır- çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni,
ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!

Haydar Ergülen


Kitapların en harika kitabı
Aşk kitabıdır;
Dikkatle okudum onu
Pek az sayfa sevinç
Formalar dolusu acı;
Bir bölüm sonudur ayrılık
Yeniden buluşma!
Küçük bir parçadır.
Yarım kalmış.
Ciltlerce dert.
Şerhlerle uzatılmış,
Sonsuzca, ölçüsüzce.

Goethe


Evlendik, diyelim karımsın,
Herkes kıskanır seni;
Zevkler, hazlar, güzelim,
Geçer günlerin sevinçli.
Diyelim şirret çıktın,
Sabırla katlanırım;
Ama şiirlerimi beğenmezsen,
Senden ayrılırım.

Heinrich Heine


Ne desem boşuna artık
Mademki ayrılacağız
Bu kaçınılmazmış aşkta
Onu ölüme bıraksak ya

Cevdet Karal 


Ayrılığımız için uğraşanlar var ya
Niyet yok bizde intikama
Geçtiler her taraftan saldırıya
Azdır beni savunan ama
Çarpıştın onlarla göz yaşlarımla
Canımla, kılıçla, ateşle, suyla

Hamdûne bint Ziyâd el-Mu’eddib


Hiç söylenmeyecek sandığım sözler
Bir bir kayıyor artık dudaklarımdan
Hiç ayrılınmayacak sandığım dostlar
Gülümsüyorlar şimdi kendi yollarından

Ahmet Erhan 


Günler nasıl geçsin ayrılık acısıyla
Kader korktuğum şeyi getirdi başıma
Ayrılık bitmiyor geceler aksa da
Sabrın da niyeti yok beni azada

Vellâde bint Mustekfî-Billâh

01 Nisan 2017

(Eski Ahit) Davud’un Oğlu, Kudüs Kralı Vaiz’in Sözleridir

Her Şey Bomboş

1
Bunlar Yeruşalim’de krallık yapan Davut oğlu Vaiz’in sözleridir:
 
2 Her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor Vaiz. 
 
3 Ne kazancı var insanın
Güneşin altında harcadığı onca emekten? 

 
4 Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,
Ama dünya sonsuza dek kalır.
 
5 Güneş doğar, güneş batar,
Hep doğduğu yere koşar.
 
6 Rüzgar güneye gider, kuzeye döner,
Döne döne eserek
Hep aynı yolu izler.
 
7 Bütün ırmaklar denize akar,
Yine de deniz dolmaz.
Irmaklar hep çıktıkları yere döner.

 
8 Her şey yorucu,
Sözcüklerle anlatılamayacak kadar.
Göz görmekle doymuyor,
Kulak işitmekle dolmuyor.

 
9 Önce ne olduysa, yine olacak. 
Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. 
Güneşin altında yeni bir şey yok
.
 
10 Var mı kimsenin, “Bak bu yeni!” diyebileceği bir şey?
Her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı.
 
11 Geçmiş kuşaklar anımsanmıyor,
Gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak.

Bilgelik Boştur

12  Ben Vaiz, Yeruşalim’de İsrail kralıyken 13 kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. Tanrı’nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu. 14 Güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır! 15 Eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz.
 
16 Kendi kendime, “İşte, bilgeliğimi benden önce Yeruşalim’de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “Alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.”17 Kendimi bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. Gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. 18 Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.


Zevklerin Anlamsızlığı

2Kendi kendime, “Gel, zevki tat. İyi mi, değil mi, gör” dedim. Ama gördüm ki, o da boş. 2 Gülmeye, “Delilik”, zevke, “Ne işe yarar?” dedim. 3 İnsanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum.
 
4 Büyük işlere girdim. Kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. 5 Bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. 6 Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım. 7 Kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. Ayrıca benden önce Yeruşalim’de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. 8 Altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım. Kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim. 9 Böylece büyük üne kavuştum, benden önce Yeruşalim’de yaşayanların hepsini aştım. Bilgeliğimden de bir şey yitirmedim.
 
10 Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim.
Gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım.
Yaptığım her işten zevk aldı gönlüm.
Bütün emeğimin ödülü bu oldu.

Bilgelik Akılsızlıktan Üstündür

11 Yaptığım bütün işlere,
Çektiğim bütün emeklere bakınca,
Gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. 

Güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş.



 
12 Sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım;
Çünkü kralın yerine geçecek kişi
Zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki
?
 
13 Işığın karanlıktan üstün olduğu gibi
Bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm.
 
14 Bilge nereye gittiğini görür,
Ama akılsız karanlıkta yürür.
İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.
 
15 “Akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek”
Dedim kendi kendime, “Öyleyse kazancım ne bilgelikten?”
“Bu da boş” dedim içimden.

Çalışmanın Anlamsızlığı

16 Çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz,
Gelecekte ikisi de unutulur.
Nitekim bilge de akılsız gibi ölür!

 
17 Böylece hayattan nefret ettim.
Çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence.
Her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. 
18 Güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. Çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım. 19 Kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? Güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. Bu da boş. 20 Bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım. 21 Çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. Bu da boş ve büyük bir hüsrandır. 22 Çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan? 23 Günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. Gece bile içi rahat etmez. Bu da boş.
 
24 İnsan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. Gördüm ki, bu da Tanrı’dandır. 25 O’nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir? 26 Çünkü Tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. Günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini Tanrı’nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. Bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.



Her Şeyin Zamanı Var

3
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.
 
2 Doğmanın zamanı var, ölmenin zamanı var.
Dikmenin zamanı var, sökmenin zamanı var.
 
3 Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var.
Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.
 
4 Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var.
Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.
 
5 Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var.
Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.
 
6 Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var.
Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.
 
7 Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var.
Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.
 
8 Sevmenin zamanı var, nefret etmenin zamanı var.
Savaşın zamanı var, barışın zamanı var. 
9 Çalışanın harcadığı emekten ne kazancı var? 10 Tanrı’nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği zahmeti gördüm. 11 O her şeyi zamanında güzel yaptı. İnsanların yüreğine sonsuzluk kavramını koydu. Yine de insan Tanrı’nın yaptığı işi başından sonuna dek anlayamaz. 12 İnsan için yaşamı boyunca mutlu olmaktan, iyi yaşamaktan daha iyi bir şey olmadığını biliyorum. 13 Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır. 14 Tanrı’nın yaptığı her şeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum. Ona ne bir şey eklenebilir ne de ondan bir şey çıkarılabilir. Tanrı insanların kendisine saygı duymaları için bunu yapıyor.
 
15 Şimdi ne oluyorsa, geçmişte de oldu,
Ne olacaksa, daha önce de olmuştur.
Tanrı geçmiş olayların hesabını soruyor.
 
16 Güneşin altında bir şey daha gördüm:
Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.
 
17 İçimden “Tanrı doğruyu da, kötüyü de yargılayacaktır” dedim,
“Çünkü her olayın, her eylemin zamanını belirledi.”
 
18 İnsanlara gelince, “Tanrı hayvan olduklarını görsünler diye insanları sınıyor” diye düşündüm. 19 Çünkü insanların başına gelen hayvanların da başına geliyor. Aynı sonu paylaşıyorlar. Biri nasıl ölüyorsa, öbürü de öyle ölüyor. Hepsi aynı soluğu taşıyor. İnsanın hayvandan üstünlüğü yoktur. Çünkü her şey boş. 20 İkisi de aynı yere gidiyor; topraktan gelmiş, toprağa dönüyor. 21 Kim biliyor insan ruhunun yukarıya çıktığını, hayvan ruhunun aşağıya, yeraltına indiğini?
 
22 Sonuçta insanın yaptığı işten zevk almasından daha iyi bir şey olmadığını gördüm. Çünkü onun payına düşen budur. Kendisinden sonra olacakları görmesi için kim onu geri getirebilir?



Dünyadaki Eziyetler

4
1Güneşin altında yapılan baskılara bir daha baktım,
Ezilenlerin gözyaşlarını gördüm;
Avutanları yok,
Güç ezenlerden yana,
Avutanları yok.
 
2 Çoktan ölmüş ölüleri,
Hâlâ sağ olan yaşayanlardan daha mutlu gördüm
.
 
3 Ama henüz doğmamış,
Güneşin altında yapılan kötülükleri görmemiş olan
İkisinden de mutludur. 
4 Harcanan her emeğin, yapılan her ustaca işin ardında kıskançlık olduğunu gördüm. Bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. 
 
5 Akılsız ellerini kavuşturup kendi kendini yer.

Yalnızlığın Anlamsızlığı

6 Rahat kazanılan bir avuç dolusu
Zahmetle, rüzgarı kovalamaya kalkışarak kazanılan
İki avuç dolusundan daha iyidir.


 
7 Güneşin altında bir boş şey daha gördüm:
 
8 Yalnız bir adam vardı,
Oğlu da kardeşi de yoktu.
Çabaları dinmek nedir bilmezdi,
Gözü zenginliğe doymazdı.
“Kimin için çalışıyorum,
Neden kendimi zevkten yoksun bırakıyorum?” diye sormazdı.
Bu da boş ve çetin bir zahmettir.
 
9 İki kişi bir kişiden iyidir,
Çünkü emeklerine iyi karşılık alırlar.
 
10 Biri düşerse, öteki kaldırır.
Ama yalnız olup da düşenin vay haline!
Onu kaldıran olmaz.
 
11 Ayrıca iki kişi birlikte yatarsa, birbirini ısıtır.
Ama tek başına yatan nasıl ısınabilir?
 
12 Yalnız biri yenik düşer,
Ama iki kişi direnebilir. 

Üç kat iplik kolay kolay kopmaz.

Yükselmenin Anlamsızlığı

13  Yoksul ama bilge bir genç artık öğüt almayı bilmeyen kocamış akılsız kraldan iyidir. 14 Çünkü genç, ülkesinde yoksulluk içinde doğsa bile cezaevinden krallığa yükselebilir. 15 Güneşin altında yaşayan herkesin kralın yerine geçen genci izlediğini gördüm. 16 Yeni kralın yönettiği halk sayısız olabilir. Yine de sonrakiler ondan hoşnut olmayabilir. Gerçekten bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır.



Tanrı’ya Karşı Tutumumuz

5Tanrı’nın evine gittiğinde davranışına dikkat et. Yaptıkları kötülüğün farkında olmayan akılsızlar gibi kurban sunmak için değil, dinlemek için yaklaş.
 
2 Ağzını çabuk açma,
Tanrı’nın önünde hemen konuya girme,
Çünkü Tanrı gökte, sen yerdesin,
Bu yüzden, az konuş.
 
3 Çok tasa kötü düş,
Çok söz akılsızlık doğurur.
 
4 Tanrı’ya adak adayınca, yerine getirmekte gecikme. Çünkü O akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını yerine getir! 5 Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir. 6 Ağzının seni günaha sürüklemesine izin verme. Ulağın önünde: “Adağım yanlıştı” deme. Tanrı niçin senin sözlerine öfkelensin, yaptığın işi yok etsin? 7 Çünkü çok düş kurmak hayalciliğe ve laf kalabalığına yol açar; Tanrı’ya saygı göster.


Zenginliğin Anlamsızlığı

8  Bir yerde yoksullara baskı yapıldığını, adaletin ve doğruluğun çiğnendiğini görürsen şaşma; çünkü üstü gözeten daha üst biri var, onların da üstleri var. 9 Tarlaların sürülmesini isteyen bir kral ülke için her bakımdan yararlıdır.
 
10 Parayı seven paraya doymaz,
Zenginliği seven kazancıyla yetinmez. 

Bu da boştur.
 
11 Mal çoğaldıkça yiyeni de çoğalır.
Sahibine ne yararı var, seyretmekten başka?
 
12 Az yesin, çok yesin işçi rahat uyur,
Ama zenginin malı zengini uyutmaz. 

 
13-14 Güneşin altında acı bir kötülük gördüm:
Sahibinin zararına biriktirilen
Ve bir talihsizlikle yok olup giden servet.
Böyle bir servet sahibi baba olsa bile,
Oğluna bir şey bırakamaz.
 
15 Annesinin rahminden çıplak çıkar insan.
Dünyaya nasıl geldiyse öyle gider,
Emeğinden hiçbir şey götürmez elinde.
 
16 Dünyaya nasıl geldiyse öyle gider insan. 
Bu da acı bir kötülüktür. 

Ne kazancı var yel için zahmet çekmekten?
 
17 Ömrü boyunca büyük üzüntü, hastalık, öfke içinde
Karanlıkta yiyor.
 
18 Gördüm ki, iyi ve güzel olan şu: Tanrı’nın insana verdiği birkaç günlük ömür boyunca yemek, içmek, güneşin altında harcadığı emekten zevk almak. Çünkü insanın payına düşen budur. 19 Üstelik Tanrı bir insana mal mülk veriyor, onu yemesi, ödülünü alması, yaptığı işten mutluluk duyması için ona güç veriyorsa, bu bir Tanrı armağanıdır. 20 Bu yüzden insan, geçen ömrünü pek düşünmez. Çünkü Tanrı onun yüreğini mutlulukla meşgul eder.



6Güneşin altında insana ağır gelen bir kötülük gördüm: 2 Adam vardır, Tanrı kendisine mal, mülk, saygınlık verir, yerine gelmeyecek isteği yoktur. Ama Tanrı yemesine izin vermez; bir yabancı yer. Bu da boş ve acı bir derttir.
 
3 Bir adam yüz çocuk babası olup uzun yıllar yaşamış, ama uzun ömrüne karşılık, zenginliğin tadını çıkaramamış, bir mezara bile gömülmemişse, düşük çocuk ondan iyidir derim. 4 Çünkü düşük çocuk boş yere doğuyor, karanlık içinde geçip gidiyor, adı karanlığa gömülüyor. 5-6 Ne güneş yüzü görüyor, ne de bir şey tanıyor. Öbür adam iki kez biner yıl yaşasa bile mutluluk duymaz, düşük çocuk ondan rahattır. Hepsi aynı yere gitmiyor mu?
 
7 İnsan hep boğazı için çalışır,
Yine de doymaz. 

 
8 Bilgenin akılsızdan ne üstünlüğü var?
Yoksul başkasına nasıl davranacağını bilmekle ne yarar sağlar?
 
9 Gözün gördüğü gönlün çektiğinden iyidir.
Bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır. 

 
10 Ne varsa, adı çoktan konmuştur,
İnsanın da ne olduğu biliniyor.
Kimse kendinden güçlü olanla çekişemez.
 
11 Söz çoğaldıkça anlam azalır, 
Bunun kime yararı olur?

 
12 Çünkü gölge gibi gelip geçen kısa ve boş ömründe insana neyin yararlı olduğunu kim bilebilir? Bir adama kendisinden sonra güneşin altında neler olacağını kim söyleyebilir?


İncil Vaiz (1-6)



29 Mart 2017

Koşma

Hicran kucağında tuttuğun sırdaş,
Çağlamış, bulanmış, durulmuş olsun,
Sözüne sazına güven de yanaş,
Kulağı ezelden burulmuş olsun.

Boş kafa gezdiren seyyahlar gibi
Keşkülünün delik çıkması dibi,
Ariften anlasın seçsin garibi,
Hakikat yolunda yorulmuş olsun.

Taban tepmiş olan gam kervanında,
Dostunu konuklar tatlı canında,
Koçlar gibi duran pîr meydanında,
Aslanlar yurdunda kurulmuş olsun.

Gel dese de bakma nâkes aşına,
Bir fırsat arar da kakar başına,
Dostun namert dehrin mihenk taşına,
Felaket pazarında vurulmuş olsun.

Duysun aşkın elindeki rebabı,
Okunsun alnında çile kitabı,
Neyzen gibi günahının hesabı,
Mezara girmeden sorulmuş olsun.

Neyzen Tevfik