Ana içeriğe atla

Mavi Kar

Tan oldum yerinde tanıdım sabahları.
Sanı oldum
insanları denedim hayallerimle.
Sin oldum yüreğimde yatırdım sevdiklerimi.
Şeytan beni affetsin
hiç beceremedim kin olmayı.

Bu mevsim kar olacağım;
ama mavi.
Dağlara yağacağım
ovaya
tane tane
mavi mavi.
Düşeceğim küçük bir köy meydanına.
Çocuklar avuçluyacak beni,
mor ellerde sıkılacağım
kartopu olacağım;
ama mavi.

Atılacağım küçük kızın başına
tam konarken dağınık saçına
dağılacağım;
ama mavi kalacağım.
Koşacaklar üstümde
oynayıp
yuvarlanacaklar,
ayak izleri kalacak bende.

Bir genç kızın koynuna gireceğim
eriyeceğim;
ama mavi olduğumu bileceğim.

Toplayacaklar beni kucak kucak,
kucaklayıp yuvarlayacaklar.
Adam olacağım köy meydanında;
biri başımı
biri gözlerimi
biri burnumu koyacak.
Biri ağzımı çizecek istediği gibi;
ama mavi.

Akşam bırakıp gidecekler,
biliyorum
küçük pencerelerinden gizlice seyredecekler.
Benim küçük tanrılarım,
belki de ay ışığında tanrıları gibi görecekler.

Zamanı geldiğinde eriyeceğim,
tane tane gelmiştim
yığınla gideceğim;
ama mavi olduğumu hep söyleyeceğim.

Önümüzdeki bahar yağmur olacağım,
her tanem ayrı bir renk;
bir ahenk getireceğim yağdığımda,
aslında
yaşam budur diyeceğim.

Ömer Nazmi


Bu blogdaki popüler yayınlar

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

Aç Kollarını

       "Tutunamıyorum Tanrım affet,          Kadınların saçları dökülüyor." Bir şehrin ölümünü görüyorum Upuzun elbisesini giyinmiş ışıklar. Büyük reklam panolarında masallar Upuzun bir rüyaya dalıyorum. Ah Dünya! Uzak bir resim gibi karşımda karanlık, Sisli bir şehir. Yüzler... Ve yüzlerde gölgeler Bana bakan bir genç kız; Kim bilir hangi çılgın ihtirası saklıyor gülüşünde? Şeytan! İki adım ötesinde Eteklerini kaldırıyor kadının Karşımda ışıksız bir şehir... Çok değil... Daha uzaklarda Başka bir şehir... Oda biliyor beni Bu yüzden burada oturmuşum Alçak bir baş ağrısı arasında Tozlu hatıra katmanları Işıklar kaldırıyor bulutları. Gökyüzünde bir kuş Cebrail Kutsanmış bir tebessüm bırakıyor omuzlarıma Kutsa beni Nova! Bunu sende istiyorsun. Sabah, öğle ve akşam Şehirde ap-ayrı zaman Dudakların kapanık bir ah! Şimdi şehirlere veda... Dağ, dağ ardımda Bıraktım evimi Ve sevgilimi uzaklarda Kadere teslim...

EĞER UZAKTAN

Eğer uzaktan, artık ayrıldığımıza göre,  Hâlâ tanıyabiliyorsan beni, ve geçmiş,  Sen, ey acılarımın ortağı! Bugün de Anlatabiliyorsa sana benden iyi bir şeyler, Söyle, nasıl bekliyor olabilir seni sevgilin? Korkunç ve karanlık zamanların ardından  Birbirimizi bulduğumuz o bahçelerde,  Burada, kutsal bir ilkülkenin nehirlerinde? Söylemeliyim, iyi bir şeyler vardı  Bakışlarında, uzaklarda bir kez daha Neşeyle etrafına bakındığında, gittikçe İçine kapanan insan, karanlık Görünüşlü. Nasıl akıp gitmişti saatler,  Ne sessizdi ruhum, böylesine  Ayrı oluşum karşısında! Evet!  Senindim, itiraf etmiştim sonunda. Evet! Nasıl bilinen her şeyi  Bana hatırlatıp yazmak istiyorsan  Mektuplarda, benim de aynıdır dileğim, Hepsini söylemek, geçmiş ne varsa İlkbahar mıydı? Yoksa yaz mı? Bülbül  Tatlı şarkısıyla yaşıyordu uzak olmayan  Çalılıklardaki kuşlarla birlikte  Ve kuşatılmıştık ağaçların kokularıyla. Işıklı patikalar, kısa otlar, üstün...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Fırtına Habercisinin Türküsü

Rüzgâr, beyaz denizin geniş düzlüğü üzerinde kara bulutları topluyor Deniz ve bulutlar arasında, gururla açılmış bir kanat uçuyor Fırtına habercisi sanki siyah bir şimşek gibi Bazen bir kanadı dalgalara değmiş, bazen de bulutlara doğru atılmış bir ok gibi Fırtına habercisi haykırıyor Bulut ise mutlulukla kuşun korkusuz çığlığını dinliyor Bu sesin içerisinde, fırtınanın sesi, gazabın gücü ve hevesin kıvılcımı vardır Bulutlar bu çığlığın içindeki galibiyete olan tam inancın sesini dinliyorlardır Dalgıç kuşları da fırtınanın önünde inliyorlar Denizin üzerinde sakinlik için kanat çırpıyorlar Kendi korkularını ise suyun derinliklerine gizlemeye hazırdırlar Yaşamın tadından habersiz inliyor [bu] dalgıç kuşları Gök gürültüsünün gümbürtüsü korkutuyor onları Aptal penguense semirmiş vücudunu korkarak gizliyor kayalıklarda Sadece gururlu fırtına habercisidir Özgürce ve cesaretle uçar kabarmış denizin yukarısında Daha da kararmış ve ağırlaşmış bulutlar alçalıyor denize doğru Dalgalarsa şarkı söyl...

''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''

Fences 2016 Çitler ''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.'' Jim Bono (  Stephen McKinley Henderson  ) Fences  ( Çitler ),  August Wilson 'un Pulitzer ve Tony ödüllü aynı adlı oyunundan beyazperdeye uyarlanan,  August Wilson 'un senaristliğini yaptığı,  Denzel Washington 'un yönetmenliğini üstlendiği, kadrosunda: Troy Maxson rolüyle  Denzel Washington , Rose Maxson rolüyle  Viola Davis , Lyons rolüyle  Russell Hornsby , Cory rolüyle  Jovan Adepo , Gabriel rolüyle  Mykelti Williamson , Jim Bono rolüyle  Stephen McKinley Henderson , Raynell rolüyle  Saniyya Sydney , Deputy Commissioner rolüyle  Christopher Mele , Troy's Father (Troy'un Babası) rolüyle  Toussaint Raphael Abessolo , Troy's Boss (Troy'un Patronu) rolüyle  John W. Iwanonkiw , Evangelist Preacher (Evangelist Vaiz) rolüyle  Lesley Boone  ve Garbage...

Fener Taşıyan Kör

Bir kapı açıldığında kapanmıyorsa bir kapı, açılan kapıdan kovulmuş olarak girer insan. Susmaya talip olan akıl anahtarıyla kilitlemiyorsa dilini, düşünce penceresinde ışık ne arar! Yolcu atını bağlasın o halde, alınacak çok mesafe var. Dinlenen bir atın yol almadığını kim söylemiş! Kim söylemiş elinde fenerle bir gece vakti yürüyen körün hikâyesini? Değerli bir malı alacak kadar paran varsa kulak kesil. Zira pahalı malı ucuza satmaz Molla Câmî: “Körün biri simsiyah bir gecede elinde fener ve omzunda testi yürürken, boşboğazın biri yanına yaklaştı ve şöyle dedi: ‘Ey nâdân! Senin için geceyle gündüz birdir. Karanlıkla aydınlık arasında bir fark yoktur gözünde. Fenerin ne faydası olur sana o halde!’ Bu söz üzerine güldü kör ve sonra: ‘ Bu fener kendim için değildir! Senin gibi kör kalpli sersemler içindir ki, bana çarpıp da testimi kırmasınlar’ dedi.” Peki sonra? Sonra şiirini üç cam testiye koydu Câmî. Üç dîvan kurdu da yargıladı şiiri: “Fâtihât eş-Şebâb”, “Vâsitât el-İkd”, “Hâtimât ...

Şiir ile Ankara

İstanbul'un kapısı hala Haydarpaşa'dır. Bir şehir nereye kapı açar, bir şehrin neresinde kapı açılır diye aklınıza getiriyorsanız, Haydarpaşa'da akrar kılmanız kaçınılmaz olacaktır. Trenden inersiniz, gar binasından geçersiniz ve merdivenlerde bir an durup bakarsınız, işte o an kapıda geçtiğiniz andır, size uzaktan baka biri, bu şehre kaçıncı kez geldiğinizi, kaçıncı kez o kapının hayatınızın bir sınırı olarak ardınızdan kapandığını anlayabilir. O kapının ardında birçok şehir duruyorsa da, onların arasında biri var ki, bu şehre kaptırdıklarınızı kolay kolay geri alamaz. Fakat kahrından da yıkılmaz, bir anne gibi kızlarını ve oğullarını gurbete göndererek yaşayacağını bilir, bağrına taş basar, oturur. Ankara Ankara Güzel Ankara dedikleri o anne şehridir, şehirlerin annesidir. İstanbul'la yarışı baştan kaybetmiştir demek ona haksızlık olur. Ankara, yerini bilen şehirlerin başında gelir. Ankara'nın İstanbul'la bilinen hiçbir mes'elesi yoktur, mes...

Eyyûb'un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi?

Yağdım Allah! Yağdım Allah! Kandım Allah! Kandım Allah! Çektim Allah! Çektim Allah! Yandım Allah!  Sen benimsin, ben senin, gördüm Allah! Gördüm Allah! Damladın, kördün,  seni çektim Allah! Çektim Allah!  Çektim Allah! Ağdım Allah! Ağladım Allah! Eyyûb'um, kaldım, sende kaldım. Kaldım Allah! Kaldım Allah! Seyhan Erözçelik

Şiir-fotograf ilişkisi(zliği)

Geçenlerde Bodrum'da İlhan Berk'le yapılan bir söyleşide, mimarlığın şiir ile olan ilişkisi sorgulanıyordu. Söyleşiyi dinlerken ben de fotografın şiir ile olan (ya da olmayan) ilişkisi üzerine bir şeyler yazılabilir mi diye düşünüyordum. Yazıya başladığıma göre olduğuna karar vermiş olduğumu varsayıyorum. Kurmaya çalıştığım ilişkiyi (ya da ilişkisizliği) ekte göreceğiniz dört adet fotograf ile anlatmaya çalışacağım, inşallah uygun örnekler seçmişimdir. Niye fotograf çekiyoruz, fotograf nedir gibi cevabı çok önem taşıyan sorular var ve bu soruların varlığı fotograf üzerine genelleme yapmayı anlamsız kılıyor tabii. Ama gene de, affınıza sığınarak, arada genel ifadelerde bulunacağım. Şiirden başlayalım. Sırf kafiye olsun diye yazılmış şiirler vardır ya hani; burada anlatılmak istenen ön planda değildir, kafiye ile arzulanan fonetik uyum, biraz da zorlamayla, içeriğin önüne geçer. Kelimelerin birbirleri ile tutması kelimelerin ne ifade etmek istediklerinden daha çok önem taşır,...