BLOGDA GEÇMİŞE YOLCULUK: SON BEŞ YIL SÖYLE(N)DİKLERİM 2

"Ağlamaya başladı; ama hep yakında olan Tanrı,
Beyazlara bürünmüş, babası kılığında ortaya çıktı."
William Blake 

MART 2023

Bir insana öldürücü bir söz ediyoruz ve doğal olarak o anda ona öldürücü bir söz ettiğimizin farkına varmıyoruz.
*
Depreme maruz kalan kardeşlerimizin gönülleri naz makamıdır. Onların gönülleri Rabbe karşı kırık, develete karşı buruk, hatta biraz da öfkeli olabilir.
*
Sözleri vefasız bir karakter hakkında olan Arya'ya benim adımı uyarladığı için Dostoyevski'ye darılmış gibi yaptım. Ona ayran gönüllü olmadığımı, eğer onu bir kere sevmişsem bunun bir ömür süreceğini belirttim.

-Bunu göreceğiz sevgili Anna, dedi gülerek...
*
İşte buna imar şebekesi denir. Hiçbir parti de bundan vareste değildir. Açık açık konuşalım. En çabuk uzlaşılan yerler imar komisyonlarıdır. Hiç orada hır gür olmaz. İnşaat Türkiye'de yağma ve talan kaynağıdır.
*
Yer sarsıldıkça sarsılsın ki süresiz
“Buna ne oluyor?” desin insan, çaresiz
*
göz ardı edilmemesi gerekir gizlice yapılan kötülüğün de 
kesilen ağaç sanırsınız ki kârlı kereste
kader, âşık olacağınız kişiyle karşılaşmak demektir 
hastalık, bütün istemelerinden vazgeçirir insanı
*

ŞUBAT 2023

Hiç kızı olmayıp dört oğlu da enkaz altında kalan, ama hiç birisine ulaşmadığımızda babanın gözümüzün içine bakıp ağlayarak “en azından bir oğlumu kurtarın” diye yalvardığını ama bizim de aciz olduğumuz anları gördüm.
*
Bugün gözlerimin içine bakıp hadi baba, kar topu oynamaya çıkalım diyen oğluma elbette biraz hava alalım, eğlenilecek zaman değil, insanlar çok zor durumda diyeceğim. Depremi, yıkımı, zorluğu anlatacağım. Yüzümdeki mutsuzluğu görecek, ben ne yapabilirim diyecek, haline şükredecek.

Şu fotoğraftaki baba, vefat eden kızının elini bırakamıyor hani, hepimiz onun elinin üstüne elimizi koyduk. Böyle gördük çünkü çocukken de
*
İnsan ne olmak ister?
Hiç kepçe olmak ister mi?
Şu an olsam keşke.
Tek tek enkazların üzerini açsam.
*
Bereket versin ki menekşeler açtığında, 
Güle oynaya koşacağımız nisan çayırlarında 
Rastlamayacağız artık o narin iskeletlerine 
Kuşlar ölmek için bir yere mi gizleniyor ne?
*
Bir kadın izliyor beni, gölgem benim, kaderim 
Ve bu akşam güvercinlerin son uçuşları
*
Çekip giden sonbaharı hatırla 
Bir daha görmeyeceğiz birbirimizi
Havanın kokusu ve çalı demeti 
Ve seni beklediğimi unutma
*
Az önce denize düşen bir 
Yağmur damlasını arıyorum. 
*
Git, küçüğüm, bırak beni,
Yoksa buluşmalarımızın bitmesini 
İstemezdim hiçbir zaman. 
*
Ve bir gün hep aynı sözcükleri 
Kendi kendine sayıklamaya 
Başladıysan, Tanrı'm ! Anla ki, 
Çoktan boyun eğmişsin Aşka.
*
İki söğüt, yalağın üstünde 
Salınır beşik gibi. Susmuşuz
Hiçbir şey söylemesen de 
Biliyorum, bu son gecemiz.
*
Oyun oynadığım bir yerin yakınına gömülmek istiyorum ama mezarlığa değil. 
*
Gereği var mı?
Şefkat barındırıyor mu?
Kimseyi incitebilir mi?
*
Ne bir laf edecek ne düşüneceğim, 
Ve sonsuz bir aşk dolduracak içimi; 
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim, 
Mutlu, bir kadınla birlikteymiş gibi.
*
Ah, adın kalbimden hiç çıkmayacak, 
Bir mezar taşına kazınmışçasına.
*
Yalnızlık şu derin gölün 
En tatlı, en sadık misafiri : 
Ne o güzel söğüdü ne kendisini
Bir an olsun terk etmiyor hüzün.
*
Şöyle yazın mezar taşıma 
"Burda, bahtsızların piri yatıyor, 
Şu kara yerde ne güzel uyuyor 
Şimdi, oysa ne acılar çekmişti, 
Hayattayken ölmekti tek isteği; 
*
Her daim biraz daha Musiki ! 
Kanatlanan bir şey olmalı mısran, 
*
Ah, yaşamak mı! Güzelim, ne çare,
Düştü canıma soğuk ölüm...
*
Bir dolap, rengi benzi solmuş, 
Büyük halalarımın sesini duymuş, 
Büyük babama kulak kesilmiş, 
Babamın konuşmasını dinlemiş, 
*
Sana bakmaya cesaret edemiyorum
Ah, seni görünce, inan yolumu değiştiriyorum !
*
Ve sonra, serip altımıza yosunları, 
Öldük bir başımıza, çok uzakta, o mırıltılı 
Dost ormanın serin gölgesinde.
*
Ey dar günde yanımda olanlarım, 
Ey biricik coşku ve sevinçlerim, 
Düşmüş ardınıza, ah güzel yaşlarım, 
Akıp geliyor işte, bütün mazim.
*
Endişe duyunca hayatın buruk mutluluğundan,
Cennet kapısında şaşakalan Âdem ile Havva'yı,
Boynu bükük ve hüzünlü görünce, dergâhından
Kovmadan önce onları, hüzünlendi birazcık Tanrı.
*
Ve o hüzün kokulu saçların, artık 
Gölge yapmayacak hayallerime 
*
Ölümü belki de bu şekilde
Yeneceğiz, bir tek öpücükle!
*
Gideceğim! Ey vapur, hadi, salla direklerini 
Ve demir al, gayrı uzak diyarlara gitme vakti !
Acımasız umutların perişan ettiği bir Keder,
Elveda mendillerinin sallanacağı anı bekler 
*
Şu mine çiçeğinin solduğu vazo
Bir yelpaze darbesiyle çatladı; 
Ne de hafif bir çarpmaymış o 
Ne tıkırtısı geldi ne ses çıkardı.
*
Ve alınca ikimizi de kanadının altına; 
Uyuyacak mıyız seninle aynı mezarda ! 
*
Ey Ölüm, koca kaptan, demir alma zamanı şimdi !
Huzur yok bu diyarda, ey Ölüm! Başlasın seferimiz 
*
Bir kuleye benziyor benim ruhum, 
Yorulmaz ağır koçbaşıların yere serdiği.
*
çünki yokdur aşık-ı bi-zerle bāzāruŋ senin 
oluban bizār senden väz geldüm sevmezin
*
İyi kalpte yer yok şüpheye, yokluğa, 
Tertemiz mazisidir tüm sermayes!! 
Güneş, donan kanında boğulup gitti... 
*
Ah yürek saflığı, nasıl da uçup gitti! 
Mutluluk ve aşk hayalleri, tatlı düşler, 
Hayatın baharına dair bin bir beklenti, 
Akşamı görmeden nasıl sönüp gider?
*
Gidiyor güneşim, batmak üzere, 
Birazdan ufukta kaybolacak, 
Ve şu iç karartıcı tepede 
Gördüğüm, ebedi evim olacak.
*
Söyleyin, ışıl ışıl nazlı güzeller, 
Benim mavi yolculuğum ne zaman?
*
Tanrı, şu hayat Çölünde dinlenmeniz için, 
Size uçsuz bucaksız mezarlıklar hazırladı:
Yorgun yolcular, hadi girin ve uyuyun.
*
Dünya Fundalıklarında şair de öyledir işte;
Yara almadığı sürece hazinesini saklar 
Derin bir yara olmalı kalbinde, 
Dökmek için mısralarını, ilahi altın yaşlar !
*
Şu hayattan, düşünce belası ve insan olma
Külfetinden kurtulup huzur dolu mezarında
Yatmanı nasıl kıskanıyorum, ah bir bilsen!
*
*

OCAK 2023

Ama işler zamanla duruldu. Görece normal bir hayata başladık. Bir çeşit..
-Sevgisizlik. O şekilde yaşayamıyorsun.
-Şu an bile, onu görünce ya da hayatımı düşününce korkunç bir hata yaptım gibi geliyor. Onu suçluyorum, kendimi suçluyorum. Sadece mutlu olmak istiyorum.
*
Ve kar hüzünlüdür, hüznün bir parçasıdır. Zamanın geçtiğini, ömrün yavaş yavaş tükendiğini ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını, insanın geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini hatırlatır
*
Bir de şu var Halil. Bir müddet sonra saadetiniz manasız bir sebeple gölgelenebilir, sen onun kalbini kırabilirsin. O sana 'bu kapıdan çıkarsam bir daha dönmeyecem Halil' diyebilir. Sen de ona ne halin varsa gör diyebilirsin... O lafı etme Halil.
*
Eskiden çocuklar suçlu bir vicdana sahip olarak yetiştirilirdi. Ben de öyle yetiştirildim. Ne var ki bir gün bu yükü daha fazla taşıyamayacağıma karar verdim ve suçluluk duymaktan vazgeçtim.
*
İşgal devrinde Eskişehir’deyken, Hiç’i yazmıştım. Bunu üstat Ahmet Halit Bey basmak lütufkârlığında bulundu. Müteşekkirim. Kaç nüsha basıldı? Bunu sormak cüretini kabul edemem. 
İşte bu ilk perişannamenin kârından Ahmet Halit Yaşaroğlu, Sirkeci’de Manto denilmekle maruf olan meyhaneciye beş lira olan borcumu verdi. Bana da zannedersem bir miktar kitap vermişti. 
*
Dervişler, bir sonra tekkelerini başlarına yıkacak olan adamın ordusunu karşılamaya gidiyorlar. 
*
Öyle bir durum ki, o anda ne istersem kesinlikle yapılacaktır. Bir salkım üzüm istiyorum. Babam çardağa uzanıyor, asmadan koca bir salkım koparıp veriyor. 
*
Dünyada tek bağışladığı ben,
Tek bağışladığım odur.
Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma,
Bitürlü ölemiyorum der senin yüzünden,
Çocuklar ortada kalacak,
Ölemez kahrımdan benim,
Yaşamak zorunda benim yüzümden.
*
Değerli şiir dostları, sevinçleri kadar çileleri de yere göğe sığmayan ozanların gönlünden katre katre akıp gelen şiirleri başka bir dile çevirmenin ne denli ağır bir yük, belki de vebal olduğunu takdir edersiniz! Şayet bu hoş avazlıların gülistanından derdiğimiz güller solmuş, o mest eden kokuları kalmamışsa acemi bülbül oluşumuzdandır... affola !
*
Ne de ağlayabiliyorum dizlerinde, işitemiyorum
Tatlı sesini ve okçu yayını, ne de görebiliyorum gözlerini 
Ve neşesini, işitemiyorum adımlarını ki
Kalbim yerinden çıkar, duyduğumda o tatlı sesi! 
*
Bizim edebiyat ve şiir alemimiz de Kirkor ile Sıtkı'nın muhaverelerine benziyor: "Senin şiirin güzel, ama bir de benimkini dinle, benimki nasıl?" 
*
Bilinmez, bir beklediği var mıydı
o uzun yolculuğun kimsesiz bir durağında.
Yolda kalmış hurda bir kamyonun sönük
farları gibiydi gözleri.
*
Sen son kokladığım gül: adın zambak
(Sen başladın artık, her şey geçsin gitsin)

Sen incelikler antolojisi, uyut beni
(Sesin bir cibinlik gibi soluğumu kessin)
*
Şimdi sen gideceksin, ben kalacağım
Her defasında yeniden kaybeder gibi
Ya bir iskele kahvesinde
Ya bir tramvay durağında
Uzaklaşan adımlarına bakacağım.
*
Ne rüzgârlar yapacağını yapmış ki bana
Kırık değirmenler gibiyim, dönemiyorum işte.
*
Attar’ın öldüğü yaşa geldim
yorgun, öfkeli; içimde belli belirsiz
bir hızla sönen mum: Fitil bitti
bitecek, yağ sürüyorum boşuna:
Belki de yarın olmayacak, diyorum.
*
Bundan başka bir şey değildi aşkımız;
gider, dönerdi gene ve bize
gözleri kapalı, uzak, çok uzak
mermerleşmiş bir gülümseme getirirdi
*
Başkasının aynasında görüp sevsem de kendimi, yine girdim
dikenlerden ibaret terkedilmiş bahçeme.
Kim varsa kapımı kapattığım rüyamdan sızdı içeri gece.
*
Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım
*
Geleceğe güvenilmez. Gerçek olan an şimdidir. Ve bu gerçeği gitgide daha yoğun bir şekilde soğuran şey düzyazıdan çok şiir olacaktır. Düzyazı şiirden daha çok güven verir, ama şiir kanayan yaraya seslenir
*
Kendisini gereksiz, güçsüz, şaşkın, istenmeyen,
Herkesin yoluna dikilen biri olarak hissetmiş miydi?
*
Ve düşün sevgilim,
mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün 
Ne kadar acı bunlar 
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar 
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak 
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir 
Birazdan akşam olacak sevgilim 
Bütün heybetiyle akşam olacak 
Sevgilim, diyorum,
oysa kimsecikler yok yanımda 
*
babamdan bir tokat yemeden büyüdüm ben
*
okunmuş kitapların acısı anımsansın yeniden 
her harften bir yara doğuran gece bilinsin
*
"öyle mutluyum ki seninle bi yağmurumuz eksik
sustuğumuzda şöyle inceden çiseleyen"
*
Ey Hatâyî ondan özge kimseye yohdır ümid
Nâle-i zarım menem ol yâre göndermek gerek
*
İster idim kurtulam geldikçe bir bir gussadan
Gün-be-gün derdüm müsennâ kılduğun ya’ni ki ne
*
Çok kabristan gezdim ama böyle minyatür bir hobi bahçesi gibi dizayn edilmişine ilk defa şahit oldum. Ahşap parmaklıklarla çevrilmiş, iki yanına oturulacak mini banklar yapılmış, bir köşesine rüzgâr gülü konulmuş ve zemin çakıllarla kaplanmış. 
*

ARALIK 2022

Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar, ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. Hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu. 
*
En son nerde karşılaştık seninle?
Kırık aşk öyküsünde, bir kitap kapağında 
Ok terk etmiş yayını, dile düşmüşüz artık 
Sana Leylâ diyorlar, Abdülkadir Budak bana
*
Güzel şeyler oluyor anlatsam anlatamam
Diyelim su doluyor çöldeyken matarama
*
Ey evlerini gemi sananlar!
Fırtınalar atlayıp bir limanda batanlar!
*
İlk kim anar adımı yas günlerinden
Çıktıktan hemen sonra ve de lanetle
Üçten fazla düşmanım olmadı benim
Uğraştım, indiremedim sayıyı bire
*
Benim için şiir bir evdir, "Eve gitmek istiyorum" 
*
Her yıl aynı şeyi yazacağım
Yazacağım ve yayınlayacağım
Okuduğum her şey den aynı şeyi anlıyorum
*
bunları affettirmem -senden özür dilemem- de, artık, anlamlı değil.
bunların ne kadarı benim özel -öznel- budalalığımdan kaynaklanıyor, ne kadarı da ilişki denen şu garip şeyin kendi genel -nesnel- niteliklerinden çıkıyor, bilmiyorum.
*
Bir insanı sevdiğinizde, onu hayal etmek için her zaman gitmesini istersiniz.
*
Kim bilirse zamanın kalleşliğini ve değişkenliğini
Belâlara sabreder, açığa vurmaz şikayetini.
*
Onun hâlâ yaklaştığını sanıyorum
Onu bulduğumdaysa, eriyor
Sönüyor ve yok oluyor
*
Sık sık geri dön ve alıp götür beni.
*
bilirim yollanımı gözetleyedururda 
otururken köşesinde yalnızlığın iğreti 
yüreğin ezik ezik olmasın anne.
*
Şarkılar vardır unutulan 
Birden hatırlarsınız
Sesi, kulaklarımda böyle bir şarkı.
*
Ah göz bebeğim… Oradaki hayatı nasıl buldun?
Bizi biraz da olsa düşünecek misin?
Seni görebilelim diye yazın sonunda geri dönecek misin?
Tevfik’im…
Senin üzüntün karşısında korkak birisiyim,
Babana merhamet et.
*
İki sevgili arasındaki nefret -eğer oluşursa- husumet sırasında oluşabilen bir çok nefretten daha şiddetlidir. Çünkü bu, iki ruhun, karışmış olan parçalarını ayrıştırmak için yaptığı bir savaştır. Ruhlar dünyasındaki en şiddetli düşmanlar, birbirlerinden nefret etmeye başlayan sevgililerdir.
*
Evet büyüktü, çok büyüktü günahlarım 
Fakat rabbim onları affınla kıyasladım
Affın daha büyüktü
Sen affedensin tüm günahları
Cömertsin, lütfeder, bağışlarsın.
*
Al bu sözcüğü - benim gözlerim seninkilere
anlatmakta! 
Al ve tekrar et arkamdan, ağır ağır tekrar et,
geciktir geciktirebildiğin kadar söylemeyi,
gözlerini ise - açık tut, tutabildiğince!
*
Burada-kiraz çiçeğinin oradakinden daha koyu
      olmak istediği yerde. 
Burada - o çiçeklere öyle olabilmeleri için yardım 
     eden el.
*
Duyguların kakmasını taşıyan güzel bir sandal bu tabut.
Daha gençken senin gözlerinden, onunla bırakmıştım
       kendimi kanın akıntılarına.
*
İnsanlar bir gülü bir senetle
Değiştirmeye alıştılar
*
ben kendi kendime kendi kendime
hasretinle söyleşmeyi öğrendim
*
Hüznümle vedalaşmayı
*
Keşke yaşamım boyu girdiğim bütün haikai işlerini unutabilseydim.
*
Aşk benim için ne idi? Kelebekleri kovalıyan, bir hendeğe yuvarlanıncıya kadar soluk soluğa koşan akılsız, budala bir küçük çocuk.
*
Birkaç kısa gün.. Ve ben ne kadar çok yaşadım! Aynaya bakmağa pek cesaretim yok; saçlarımın ağarmış olmasından korkuyorum.... Ve bu kalb, ah, bu o kadar ihtiyar ki.
*
Ve ölüm, sonbahardaki tabiat üzerine nasıl yavaş yavaş, hissedilmeden inerse, bana da öyle gelsin. Ancak yanıma oturduğu zaman farkına varayım.
*
Aşkın esaret olduğunu söyliyen, hiçbir zaman sevmemiş olandır. O kanat verir, kelepçe değil...
*
Şimdi de aynıyım, ev de aynı, şehir de aynı,
Bana “Neden mutluluk yasa dönüştü” demezsin?
*
Sözcüklere gerek kalmadan beni anlayacaklarını sandım.
*
Ancak, yaşamın veremeyeceğini anladığı birtakım şeyleri beklememeyi öğrenmiş oluyor kişi, üstelik her geçen gün daha iyi kavrıyor ki yaşam yalnızca bir ekme dönemidir, hasat mevsimi yoktur burada.
*
Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
Göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
Güldü mü o, görünce eserini?
Kuzu’yu yaratan mı yarattı seni?
*

KASIM 2022

İster sevgili, ister dost olsun,
Ayrılmak saati gelip çattı mı, sakın gizleme;
Sen omuzdan kesilmiş bir çaresiz kolsun.
Eskiye de boş ver onu da eşeleme;
Ne iyiydik'ler, yine görüşürüz'ler
Dikenli tel gibi takılmasın boğazına.
*
Yerleşik Yabancı adını ‘Meteque’ sözcüğünden alır, bu kelimenin manası bir kente yerleşip orada ticaret yapan yabancı kişidir. Altıok dünya denen bir yere yabancı olarak yerleşmiş ve hayatla alışverişini devam ettirmiştir.
*
Allah’ım…
gönlümü, davranışlarımı, sözlerimi
sıraya koymama yardım et
günahkarım, başım önümde, mahcubum
cennetinden
ayakta duracak kadar bir yer istiyorum.
*
Gitti ama bilseniz kimse görmedi gidişini
Koca bir günah gibi yürürdü, öyle durdu
Öldü bir suç olarak bir itiraz olarak öldü
Çıktığı bütün yollara yüreği dağıldı
*

EKİM 2022

Üstüne çıktığın sandalyeden inmen, ipi kirişe doğru geri atman için tek bir seslenme, kapını çalan tek bir el yetecekti; kendini başka bir sefer asacaktın, zira bu söz sürekli dilindeydi, ölüme kendi seçtiğin tarihi kabul ettirmeye kararlıydın hep. Ölümün önüne geçmeye.
*
dünya ve dünyaya ait bildiği ne varsa,
artık duyularından koptuğundan bu yana,
hepsi de umursamaz bir zamanda yitirilmiş.
*
Ölüm uykusu için
Kimse yaşlı sayılmaz!
*
Yoldum tüm gelinciklerini bahçenin

Tıpkı öyle, bir gün, bir kurak
Yaz günü, kıyısında bir tarlanın
Koparıp alacak başımı ölüm
Kayıtsız ve dalgın
*
İşte bir hanımeli,
İşte avuç avuçmuş,
İşte dökülmüş gitmiş.
*
Koparırlar hayattan
Çekerler hayata gene
Ellerinde oyuncağız.
*
Hasretim uykuya ruhum sana hasret kalalı;
Gözlerim görmüyor artık seni rüyada bile.
*
ne mutlu bize
koynunda olacağız senin
*
biz neden
aynı kalmadık sevgilim
el olduk birbirimize
*
Cehennem evimiz oğul
*

EYLÜL 2022

Sevdim, sevildim, güneş yüzümü okşadı. Yaşam, bana hiçbir şey borçlu değilsin! Yaşam, küs değiliz!
*
*

AĞUSTOS 2022

Bu devran böyle kalmaz
İmam kayığı yanaştı mı iskeleye
Gözünün yaşına bakan olmaz
*

HAZİRAN 2022

Memnuniyetsizlik bir huy olarak tezahür ettiği zaman, dünyayı ayaklarına serseniz dahi memnun edemezsiniz. Lakin bazı kimseler küçücük şeylerden bile memnun olabiliyor, çevresine zahmet vermiyor. Zahmet vermeyen, iki dünyada berhudar olsun.
*
Gördüm ki, ben ihtiyarlandım, gündüz de ihtiyarlanmış, sene de ihtiyarlanmış, dünya da ihtiyarlanmış. Bu ihtiyarlıklar içinde dünyadan firak ve sevdiklerimden iftirak zamanı yakınlaştığından, ihtiyarlık beni ziyade sarstı.
*
Geçmiyor gülmekle hüznüm, belki ağlarsam geçer.
*
İstanbul gittikçe ağaçsız kalıyor. Bu hâl aramızdan şu veya bu âdetin, geleneğin kaybolmasına benzemez. Gelenekler arkasından başkaları geldiği için veya kendilerine ihtiyaç kalmadığı için giderler. Fakat asırlık bir ağacın gitmesi başka şeydir.
*
Bu yazıyı yazmak için biraz bekledim. İstedim ki içimde çağlayan duygularım yerli yerine otursun.  Ruhumda silinmez izleri olan o güzel insanla azar azar vedalaşayım. Gözlerimiz nemli ama ağlayan bir yazı yazmak istemedim.
*
Babamın yüzü gözümün önüne geliyor. Anılarımda hep başımı kaldırıp onun yüzüne bakıyorum. Küçük elimi kavrayan elinin ne kadar büyük ve kuvvetli gördüğünü hatırlıyorum. 
*
Oturaksız bir kayık gibi bulutlu gecede, karanlık denizde 
Son girdaba doğru yol alıyorum 
Selam umudu yok
*
Yalnız bir adam
*
bu tünelden çıkmaya sanki nefesim yetmeyecek
*
seher vakti, annemin Kur'an okuma vakti 
Kur'an okumak, kendini temize çekmek demekti, Allah'ın içimizdeki sesiyle
Kur'an okumak, ilk-bahçeye gitmek demekti seher vakti 
sabahın gözyaşıdır ağaçların yapraklarındaki çiğ tanesi 
*
Şairler mutsuz insanlardır. Mutlu insanlar şiir yazamaz.
*
İstanbulum Anadolum sevdiğim toprak
Ne kadar yakınım sana
Ve ne kadar uzak
*
Her ölüm dünyada bir çatlak açar - bir boşluk bırakıp 
öyle gider her kişi: öteki kişiler de, şimdi, o çatlağı 
kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş 
    hissederler kendilerini.
*
Daha zor günler geliyor.
*

MAYIS 2022

yaşarken
dans ettiğimi bilmeyen ahali
dualarla uğurlarken beni 
bir sevinç anını paylaşacağım seninle 
*
oğlumun büyüyüşünü izliyorum hâlâ
zihnimin gizli odalarında
her birinin içinde bir başka an,
özenle saklanmış zaman
bana bakıyor oradan
*
Mektubumu yanıtlarsanız sevinirim, çünkü şu sıralar çok acı ve zor günler geçirmekteyim ve mezarında yatan biri gibi yalnızım, bir sürü acı ve azap veren düşünce ve hiç bitmeyecek olan bir hüzünle. Şimdilik sizi memnun edemiyorum, belki bir gün gelir siz de bana hak verirsiniz ve bana küsmezsiniz, benimle de diğer çocuklarla olduğunuz gibi sevecen olursunuz. Uzaktan sizi öpüyorum.
*
Sâni’-i Kerîm, Fâtır-ı Rahîm, her bir taifenin resmigeçit nöbeti bittikten ve o resmigeçitten maksud olan neticeler alındıktan sonra, ekseriyet itibarıyla dünyadan merhametkârane bir tarz ile tenfir edip usandırıyor. İstirahate bir meyil ve başka bir âleme göçmeye bir şevk ihsan ediyor. 
*
Bu âhirzaman fitnesinde açlık, ehemmiyetli bir rol oynayacak. Onunla ehl-i dalâlet, biçâre aç ehl-i imanı, derd-i maişet içinde boğdurup, hissiyat-ı diniyeyi ya unutturup ya ikinci, üçüncü derecede bırakmaya çalışacak.
*
Yordu bütün yıl bizi işler
ve ilişkiler: Buraya ondan geldik.
Korkmuştuk korkularımızdan,
coşkularımızdan bıkmıştık,
ne yavaşlıyor ne de hızlanıyordu
çarklar, kimseye rastlamıyorduk,
kendimize bile: Buraya ondan
gelmiştik.
*
Bir kötülük edince, bir günah işleyince, ondan kork; çünkü kötülük ekilen bir tohumdur. Allâh onu yeşertir, meydana çıkarır.
*
Gelemez kâfile-i şevk-ü ferâh semtimize
Şâh-ı gam mülk-i dili leşker-i hasretle korur
...
“Bir iş, kendisini üzdüğünde, Rasûlullah namaz kılmaya sığınırdı.”
*
Seni seviyorum da diyemem 
Sonunda gurur beni hasta edecek 
Çünkü şu gerçeği biliyorum 
Artık beni sevmiyorsun… 
*
Elbiselerim paramparça oldu, peki ayın sonu nerede? 
Yeni ve güzel elbiseler nerede?” 
Utanarak ve yavaşça dedim: 
Sabret çocuğum, gelecek aya kadar.”
*
Bunlardan önce yer gök yeşildi 
Şimdi karanlıktan başka bir şey yok, onun gökyüzünü kim götürdü? 
*
O gidiyor, ama nereye? Bir dostun semtine mi? 
Bir misafirhaneye mi? Ya da akrabalarının yanına mı? 
*
Ekmek hasretiyle uyudum 
Hasır üstünde cami avlusunda! … 
*
Gözlerinde ışıltıyla bize bakmakta olan kişinin bu sevgisini ne kadar alıyoruz içeri? Onun bizi sevmesine izin verebiliyor muyuz? Bu dünyada insanın uğrayacağı en büyük kötülüklerden biri, kayıtsız kalınmaktır. 
*
Çiçek açamama korkusuyla erguvan, 
Yiten ümitlerinden yorgun düşer 
*
Ve eğer beni ihtiyar köylü bir kadın 
İnsanların kaçtığı bir dev gibi görüyorsa, 
Cihanın ıstırabının oğluyumdur da ondan
*
Ben seni, ey memleket, olduğun gibi seviyorum. 
*
*
Başlar yakaların içinde, 
Selam alıp dostları görmek için başını kaldıran yok. 
*
Hırsızlık ve haramdandır; varlıklı ile yoksulun ayrımı, 
İhtişamlı saraylar helal para ile hâsıl olmaz.
*
Ve tepenin üzerinden,
Çırpınır birden
Acılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden,
Gelip geçen kuşların, anlamını bilmediği.
*
Kalmak
    -evet!-
Ve kendi hüznünü
      akşamları
Terkedilmiş kuyulara bırakmak,
*
"Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür.
*
Çocuklarınızı korumanın en iyi yolu, çocuklarınızla kaliteli vakit geçirmektir.
*
Şairler Allah'la neden samimi mısralarda 
neye göre yaşanıyor sabır 
hangi yıkımdan sonra hatırlanır 
okumadan büyüdüğün anlaşma
*
Ne sen varsın, ne ben 
Sarıldığımızda, 
Ilık bir soluk eser ufka.
*
Gülümsüyor çocuk yıkıntılar içinde.
*
Nasıl tutsam incinir
bir kuşun kırık kanadıdır sevmek 
*

NİSAN 2022

İşte yastığı kara toprak olan
Edebiyat âleminin yıldızı Pervîn’dir
Gerçi felekten acıdan başka bir şey görmedi
*
Yan âteşe pervâne-veş itme yine efgân  
Ey ‛âşık-ı miskîn budur âdâb-ı mahabbet 
*
Ne çıkar sanki sardıysam sizi kollarımla
Unutmak, belki de unutmak olsun diye mi
Onu da tatmak gibi
Ama gitmenin saati geldi
*
yarısında izin alıp gideceğiniz bir hikayedir burası
burası
dünya bizi nasıl kırdıysa öyle de gönlümüzü almamayı bildiği
yerdir.
*
İşte ben bütün bu gereksiz
sebeplerden sıkılırken yaşamaktan
sabah kalkınca intihar etmeyi
unutacak kadar dalgın,
kötü yola düşen; şiire düştüğü için
Ne cesaret eden, ne giden
*
Yaram var diye konuşmaya başlarsanız bir kısmı yaranıza bakmaya gelir, bir kısmı yaranızı taşlamaya. Ama yara aynı yerde kalır.
*
Çocukluğumdan beri İsrail çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden öldürmeye devam ediyor. Çocukluğumdan beri biz İsrail’i kınamaya devam ediyoruz.
*
Has şiir bize hissedip de adını koyamadığımız şeyi anlamlandırabilmekte yardımcı olur. Bizi sarsar, kendimizle karşılaştırır. Bu açıdan şiiri iç dökmekten ya da kendiyle hasbıhalden ziyade terapi odasının sözlü süreçlerine daha yakın buluyorum. 
*
Beni anlayanlar bana yabancı
beni anlamayanlar benden davacı
ne yapmalıyım o zaman
*
geceyi vuran kurşun değil sessizlik
bir gün alçak sesle söyler
duymak zorundasınız
*
Anlamadığın bir dille beni yalanladılar!
*
Orada bir erkek usulca bir kadından ayrılır
Orada kendi gövdesine sığınır bir çocuk
*
mesele dostum
yenilirken yenmiş gibi durabilmekte
yenerken de yenilmiş gibi olabilmekte
*
Size bir şey söyleyeyim mi, bu itirafım ilk olacak ve de size olacak. O kitabı okuduktan sonra babama haksızlık ettiğim kanısına da vardım. Fazlaca yüklenmişim, öyle tuhaf bir duygu yaşadım.
*
Erken öleceğim göreceksiniz 
İçimden uzaklaştı bir atın kişnemesi
Gül soldurdum, dışlandım bir bahçeden 
Duvar sandım bileğime çaktım çiviyi 
*
Bilmiyorum ne kadar sürecek kırgınlığım
Yama tutar mı bilemem yüreğimdeki yırtık
Arada bir giderdim çocukluğumu bulmaya
Gitmek gelmiyor içimden büyüdüm artık
*
Babam limandı belki, yanaşmayan gemi ben
Aynı suların açığı, kıyısıydık ikimiz
Susmak ona özgüydü eşlik etmekse bana
*
kuşun yeni karılmış zifte konması gibidir
kefeni yeğlemesi bir kışın kar yerine
*
O eski huyudur, bırakamadı 
Hep yaralı imgelere rastlar da 
Tutar ellerinden eve getirir 
*
Yazdıklarımın özeti: kuğuda boğulan havuz 
Avcıların yanında poz verdiği ölü ceylan 
...
Bu anlamda sözümde duramadım, hemen döndüm şiire. Hızla kirlendiğimi fark etmiştim, intihar ediyordum sanki yazmadığım zamanlarda.
*
Değmez demiyorum değer
Bir gül gelip içimizde açsa iyidir
Sonra yok olmak fark edilmektir biraz
*
Ben didişmekden usandım savlet-i ağyar ile
Cây edindim külbe-i ahzânı kalb-i zâr ile
*
Dil-i ser-pençe-i çeşminde göstersün muşavvirler
Ol ahu beçceye her dem şikarı şir yazsunlar
*
Tutkuyla bağlandığın herkes gider.
Hiçbir yara iyileşmez aslında.
Bir gün bir köşe başında yorulursun.
*
Ve ben seviyorum o uzak şeyleri
buğulu gözlerindeki.
Uzak manzaralardaki
buğulu gölleri sevdiğim gibi.
*
Artık aşk
İçimizdeki soğukluğa
alev coşkusu değil
yaramızın sızısına uyuşturucu bir merhem
*
Erkekler yaşlanırken
Umutsuz ve yorgun.
*
Karanlık'ta savaşmaya
gidiyorum
yorgunluk beşikleri bırakmış
*
Göğsümde hançer yarası
süsen gibi açsa da.
akasyaların rüyasında ölmek istiyorum
*
Çiçek açtı, kışın bittiğini müjdeledi ve
gitti ...
*
Elindeki kalın bastona dayanarak yokuşaşağı ağır ağır iniyordu. Renginin uçukluğu, harekâ­tının bataeti, halsizliği, mecalsizliği ile beraber simasının keder-âlûdeliği, siyahlara müstağrak kıyafetinin perişanlığı kendisinin hastalığından ziyade musibet-zedeliğini hatıra getiriyordu.
*
Ey yerlerin, göklerin ışığı işit iniltilerimi!
Gör nasıl çırpınıyorum
Kötü rüzgârda kalmış bir deniz gibi.
Yardımıma gel, uzaklaştır benden
kötülüğümü isteyenleri.
*

MART 2022

Sabâhın sinlere vardum gördüm cümle ölmiş yatur
Her biri bî-çâre olup ‘ömrin yavı kılmış yatur
*
Düşen onunla gömülmekti bir zamânda bana,
Yazık şu acze ki yârây-ı intihârım yok!
*
Rihletinden anladım ki hâtırın gafil değil 
Cismin âfil olsa da rûhun senin âfil değil 
*
Yine pür cûş-û hurûş oldu derûnum bu gece
Döndü bir fırtınaya sabr-ü sükûnum bu gece
*
Bir gün zayıflamadı kederimiz
Bir gün unutmadık kendimizi
Sen en bahtsızı şehirlerin
*
Hoşa gidecek seslerin peşinden koşar oldun 
Ama bulduklarını da birer ağıda çevirdin hünerle
*
İnanıp inanmadığımı bilemiyorum. Müslümanım, Müslüman bir çevrede doğdum. Ancak ne kadar inanıp inanmadığımın cevabını mahşer günü bilebileceğim.
*
Yorgunum; yaşamaktan yoruldum, diyorum. Hakkın var, diye başımı okşayacağın yerde, koşup, bu durmak vakti yaklaşan hayat zembereğini kendi elinle yeniden kuruyorsun.
*
Ölüler bir zamanlar seni seven kalplerdi:
Uçup giden meleğin, baban, yahut da annen!
Gönülleri kırılır bu acı sözlerinden,
Rüya içinden gibi duyarlar sesimizi.
*
Oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte öyle allahım bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
Bizim köydeki gibi.
*
Aylarca sustun. Aylarca yüzün açılmadı. Gülmedin, gülümsemedin. Yemedin, içmedin. “Ben artık yaşamıyorum,” diye yazdın mektubunu. Ben de eridim seninle. Ben de öldüm. Ama inancımı hiç mi hiç yitirmedim.
*
Bir yarım umuttur elimizde kalan,
Göğüslemek için karanlık yarınları.
*
Çaresiz bir adamım
Adını bile kekeleyen.
Bilmemem gereken
Şeyler öğrendim.
Sorular sordum
Sormamam gereken.
*
Gerçekten, karanlık günlerde yaşıyorum!
Saflık sayılıyor dürüst söz. Kırışıksız bir alın
Duygusuzluğa yoruluyor. 
*
Erik ağacı olduğuna inanmak zor
Hiç erik vermez çünkü
Ama yine de erik ağacı işte
Yapraklarından belli.
*
Kalp bu ekmek gibi kırdığımız
Sığırcık kuşları onu gagalayan
*
Ve içim sevdanla pır pır etse de
Dilediğin istediğin sürece
Bir yastıkta olacağız seninle
*
Biliyor musun
Her nefes faciaya dönüştüğü zaman
Günün renkleri bir gülüşün sonucu olduğu zaman
*
Ne anlamı var yarının ve dünün anlamı ne
Diken değiştiriyor işte yüreği
Her şey anlamsız ve acımasız değil mi
*
Hiçbir şey değil sanıldığı kadar öyle değerli
Başkaları gelir Onların kalbi benimkisi gibidir
Hepsi de ota dokunmasını ve seni seviyorum demesini bilir
*
Ya da ayrıldıkları vakit sonunda sevgililer
Geçirmek için yüzüğü başkalarının parmağına
Bir an bile durmasın gerçekleşmeyecek düşler
*
Bağıracağım bağıracağım toplardan daha yüksek bir sesle
Yaralılardan ve sarhoşlardan yüksek hem de
*
Elleriyse soğuktan bembeyaz olmuş
Damların üstündeki karlar gibi
*
Kıskanırım bir şarkıyı bir sitemi
Bir nefesi ve bir sızlanmayı
*
Bir Ekim ezgisi hüzün veren bir ezgi
Mayıs ayından çok daha tatlı
*
Hatırlarım bir zindanı
Hiçbir şeye benzemeyen
Bir mezarlık hatırlarım
Farkı yoktur memleketten
*
İnsan boş yere galip sayar kendini
Burası Elsa'nın kenti
Ve o kırık köprünün altından
Rhone nehri ile yüreğim geçer
*
Kalbimin şekli kentin şekline benzer
Orda yönü belirsiz bir rüzgâr eser
*
Hep bizim aşkımız var ağlayan her bir gözde
Hep bizim aşkımızdır yolu şaşırılmış sokak
*
Çocuk akıllı uslu dursun diye
Nasıl yığarlarsa önüne değersiz eşyaları
*
Ey aşkım ey sevgilim var olan bir tek sensin
Bu hüzünlü saatinde batan güneşin
Orda yitirmekteyim şiirimin ipini
Yaşamımın ipini ve sevinci ve sesi
Çünkü sana tekrarlamak istiyordum Seni sevdiğimi
Ama bu söz acı veriyor bana sensiz söylendi mi
*
Muhtemelen hayatını kaybedecek. Hastayla konuşup durumu anlatıyorsunuz, biraz dinlenmesi gerektiğini yoksa kalbinin duracağını. Kendisi de çok yorulduğu için size yardım isteyen gözlerle bakıyor. Çok zor da olsa o hastaya gülümseyip, hadi bakalım, güzelce dinlen, iyileş de seni çıkaralım yoğun bakımdan teyzecim, amcacım diyorsunuz. 
*
Yaşlandıkça daha güzelleşiyorum 
Çünkü atlıyorum, sekiyorum en 
korkunç darbelerin üzerinden 
Yarısını sana, yarısını kendime 
teslim ediyorum onurumun 
Senin hep yanımda olacağını 
bilseydim 
Çıkış yok ki, onurumuzun hepsini kendimize alalım 
*
Bir tek sen bir şeyler vadediyorsun gibi 
Bir beklenti birdenbire gerçekten 
             gerçekleşebilir mi? 
*
Bana masum bir yüz ver Tanrım masum bir yürek 
*
Elleriyle kalbini kapatıyor birden 
Her şeyi yakalayan kalbiyle yakalıyor 
         kalplerini 
*
Ama ancak O, henüz tanımadığım 
O gömebilir bu kendimi.
*
Hiç kimsenin biriyim ben, hiç 
         kimsesizin teki 
*
Her şey buz gibi bir mermerin 
   üstünde pelteleşip kalmayacak mı? 
*
Biliyorum hiç kimseyi çok sevmiyorsun
Hatta kendinle biraz oynuyorsun
Ama aşk çok uzaktadır bundan
*
Sen ve ben bir şey diyemiyoruz 
Ne zaman ne zaman
Bu uzaklık oluştu? 
*
Senin için ne düşüneceğimi şaşırıyorum
*
biri kaba davranınca
camlar bile sarsılıyor
*
Çırpınan bir ruhum artık
Bin hasretle delik deşik
Uzak hayret burçlarında
Nevânın, ferahfezânın.
*
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.
*
Düşümdün, gülüşümdün, gökyüzünü öpüşüm 
*
Artık gözyaşımız kalmadığında, gözyaşları duygusal hayatımızın arka planı olmayı kestiğinde, sevdiğimiz kişinin içimizde açtığı yalnızlığı, kaybı ve yokluğu gözyaşlarına akıtamadığımızda, acı daha da keskinleşir ve geleceğe ilişkin umut ufuklarımız kararır.
*
O sırada gördüm ki, içlerinden biri yalan söylemiyordu,
çaresizliğime alıştım, diyerek.
Tıpkı senin yalnızlık fırtınan gibi,
o da başardı enginlere yayılan
bir sessizliği.
*
Zehrin çiçek açtığını görüyorum.
Her sözcükte ve her kalıpta.
*
Hafiften ürküyor yüzün,
birdenbire lamba gibi aydınlandığında
iç dünyamda, tam da
en acıtıcı aslanın söylendiği noktada.

ŞUBAT 2022

BLOGDA GEÇMİŞE YOLCULUK: SON BEŞ YIL SÖYLE(N)DİKLERİM 3

söyleyebileceğim her şeyi söyledim. O kadar da çok değilmiş.
Louis-Ferdinand Céline

ŞUBAT 2022


Sizi özleyeceğiz.
Kaygılanmayın, başkası çıkar.
*
Hiç kimse terk etmez ülkesini ta ki ülke yorgun sesiyle
Şunları diyene dek sana:
Terk et beni.
Kaç benden şimdi.
Ne hale geldiğimi bilmiyorum şimdi.
Fakat biliyorum ki herhangi bir yer
benden daha güvenlidir.

*
"Sayısız günahlarımızı affeden Allâh’ın bir kulu olarak, neden bir suçu bağışlamayayım?"
*
Kuzugölü vadisinde çiçeklerle sohbet ederken, nerden bilecektim, sessizce derdini kuşlara ve kelebeklere anlattığını… Nerden bilecektim bu ceylan koşulu yiğidin, içinde onulmaz bir yara, tükenmez bir hüznün yer ettiğini… Habis tümörün sincice içine yerleşip sessizce Hasan’ımı kuşattığını… 
*
Akıllı telefonlarımız ile neredeyse obsesif bir ilişki içinde bulunduğumuzu ifade eden Han, insanların bu cihazlar aracılığıyla gerçek dünyadan bir kopuş yaşadığını ve sanal dünyanın içerisindeki sahte gerçekliğe kitlenip kaldığını ve böylece köreldiğini belirtiyor.
*
Biraz önce dışarı çıktım, yürüdüm, denize baktım. Pek o kadar hüzün vermedi bana, artık çıkıp gideceğim bu dünya. 
*
Bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra, 
Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanarak geçirdik.
*
Hayat, günler geçtikçe sessizce biter. Günlük rutininizi yaptığınızı sanırsınız, ama öyle değildir. Her gün biraz daha yaşlanırsınız, her gün biraz daha farklılaşırsınız ve bu günlük küçük farklılıklarla o noktaya çok daha fazla yaklaşmış olursunuz. Hiç gürültü çıkmaz, hiçbir şey olmaz. Öylece olup biter. Şimdi, bununla nasıl baş edeceksiniz peki? Bununla nasıl başa çıkacaksınız? Yeni bir film daha mı yapmalıyım? Ne hakkında? Yapamam. Yapmam için bir sebep yok. Sonra ne olacak ki?
*
Yolculuğun sonunda Aşk’ın vardığı yer Hayret’tir ve şöyle der Galib Dede: “Bundan ötesi değil nümâyân” (sonrası göze görünmüyor). Aşk Hayret’e varır, susulur. Her aşk yolculuğunun mumdan kayıklarla ateş denizlerini geçmek olduğunu bir kere daha anlarız…
*

OCAK 2022

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar
*
Zaman şöyle dedi bana: “Öfkene yenilme sakın;
Ayağına bağ vurulur diline bağ vurmayanın.”
*
Ayrılığı bir sözcük gibi andığın her an, geleceği bilme yeteneğimi elimden alıyorsun. Dönebileceğim bir kapı yoksa, gitmeyi öğrenmeliyim.
*
Divan Şiirinde Hande
*
Bu yaşama severek katlanıyorum. Yakınlarımı, karımı, çocuklarımı, güler yüzlü görebilmek için çırpınıyorum... Ama o da olmuyor. Bütün bu yorgunluğumun onlardan birer güleryüz görmek için olduğunu anlamıyorlar, anlamak istemiyorlar, anlayamayacaklar da... 
*
Bir önceki mektubunda şunları yazıyorsun Alevci: "Bir gün belki de çok üzüleceksin." "Belki de fena oldu beni tanıdığın Edipçi."
*
Oysa ne telgrafı var hüznün ne telefon numarası 
Ve bilmezler hulahup yapan kızlar 
Hangi yolu yürürsenizdir Kudüs, o ateş dansı. 

*
tanrım 
biz neyiz ki bir acûzeden başka 
yol göster bize, aşka 
hoş kıl yüzümüzü
evimizde kalalım 
*
sana geliyorum putları kırarak ellerimle
saklamıyorum varsın aksın gözyaşlarım
görüyorsun sana geldim ağlasam da gülüyorum.

*
Yoruldum sana geldim 
Sen olmasan ne yapardım Allah’ım! 
*
Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,
büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü;
kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın.
*
Hem bak artık kazmayacağım 
Yoruldum güzelim kendime mezar 
*
omuzdan kavrar bir el, sakince razı olduğunuz sonu
değiştirir

*
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
*
Adına diyorlar
''Hoşgeldin bebek"


Bir göl uykusu gözlerinde
Melekler geçiyor sularından gülümseyerek
*
Çünkü kadınlar dua etmediler bizim için
*
Ve intihar düşüncesi de, 
geçmişte bana gülümseyen, 
kaldıramaz artık o taşı yüreğimden, 
acı çekerim, korkunç acılar. 
*
Dargınlık/Küslük Şiirleri Bercestem
*

ARALIK 2021

Veda Şiirleri Bercestem
*
Şimdi sen ey ölüm, yaklaş bana
*

KASIM 2021

Bütün kadınların içinde bir büyücü olduğu geçti aklımdan, ben gördüğümü anlamazken, onlar görmediklerini biliyorlar, sırları çözüyorlar ve bunu hemen söylemiyorlardı.
*
Aşık bir erkeğe dikkatle bakın. Söylediklerine aldırmadan bakın. O kırılganlığı, kıvranmayı, ifadelerinde ve ses tonlarında hissedeceksiniz. Bir kadın, bir erkeği tahmininden çok daha kolay yaralayabilir. Tek bir sözcük, tek bir bakış, tek bir alaycı küçümseme yeter buna. 
*
yoruldum
değiştirmekten kanını yüreğimin
ne zaman bitecek
bu hüzün.
*
Ben böyle sabah-akşam
her an
seni düşünüyorum ya,
solgun bir yapraktan say beni.
Savrulmuşum nicedir rüzgarlarla.
*
İşte o geceyi ağlatan sesin var ya,
çiçek çiçek olur ve düşer suya.
Sürüklenir sonra, bilinmezliğe...
*
Erkeğimin sevgisi
bana kendini teslim etmekten utanmamalı
ve korkmamalı kalabalık bir alanda
aşkın büyülü pençesinde kendini görmekten.

*
işte evine dışarıdan bakınca görülen
hüznünün kepenkleri
hüznünün kapı zili olduğunu.
Ama çalmıyorsun kapımı.
*
Bağırıp çağırmam, tepinip durmaz ayaklarım
Duymam yüksek sesle konuşma zorunluluğu.

*
Gençlik ve ölümdür ele aldığı konular. Şiirlerim,
Her daim okunmadan kalan dizelerim!
*
Ama hiç kimse ölmenize yardım edemez.
*
Ölüm, yakalama birdenbire beni,
haber et uzaktan,
alışkanlıklarımın en sonuncusuymuş gibi
dostça alırsın beni.
*
Çok fazla hisseder yazan bir kadın bu kendinden geçişleri ve kehanetleri!
*
Ölümün yüzüne bakmaktansa
ölmeyi seçmeye
ileri derecede özlem duymaz mıyım?
*

EKİM 2021

Yakup Cemil'in
Kurşuna dizilmeden hemen önce
Üst üste içtiği
Ömründeki ilk üç sigara.

*
Ve yenildim ve sustum.
*
Ne zorluklarla götürmüştü aşk oyununa beni
Ne gariptir ki çok kolaylıkla oyundan çıkardı beni

*
Burası devam edecek bir kent değil, yaşanacak yer değil burası.
*
Ağlamaya başladı; ama hep yakında olan Tanrı,
Beyazlara bürünmüş, babası kılığında ortaya çıktı.
*
Her cümlecik ve her cümle bir son ve başlangıçtır,
Her şiir bir yazıt. Ve herhangi bir eylem
Bir adımdır idam kütüğüne, ateşe, denizin gırtlağına
Ya da okunamayan bir taşa: ve bu, çıkış yerimizdir.
Biz ölürüz ölenlerle:
*
Usandım kendi hayatımdan ve benden sonrakilerin hayatlarından,
Ölüyorum kendi ölümümde ve benden sonrakilerin ölümlerinde.

*
Yüreğine yakın olan ben uzaklaştırıldım oradan
*
Böylece bırakabilirdi adam
Ruhun yarılmış ve yaralanmış bedeni bırakışı gibi,
Zihnin kullandığı bedeni bırakıp gitmesi gibi.
*
Garip gölgelerde sandallar dolaşır,
Ve bir nedamete bağlar dalgalar, kalbi.
*
Hafızayı sarsar gece yarısı
Nasıl sarsarsa bir deli ölü bir sardunyayı.

*
Gözlemlerimden çıkardığım sonuca göre, ateşli faaliyet başlangıçlarınıza ve iyi niyetinize rağmen, tabiat olarak çalışkan değilsiniz. Bu şartlar dahilinde, kızımla birlikte hayat gemisine binebilmeniz için size dışarıdan destek gerekecek.
*
Tam sınırdayız,
Nerdeyse tükendi dayanma gücümüz

*
Bilmiyordum ölümün bu kadar garip olduğunu.
*
Cennet nasıl bilebilir
Umudu ve inancı, acıma ve sevgiyi
Gömülü kalmışsa hep
Bellek buluncaya dek kendi definesini?

*
Bir evi ve o evin güzel bir sıcaklıkla ısınan havasını düşündüm;
Sevgi ve özlem dolu canların sıcaklığını,
Bir çocuğun doğumunu bekleyen o eve egemen gülümseyen kaygıyı.
*
Şiir, ey mutlu fosil. Yırtık hayal
kalyonu. Süslü batık

*
Yani, demek istiyorum ki, bu kadını hiç olmazsa bir hafta filan aramayacak kadar küçük bir uğraşım olsaydı. Çünkü, efendim, anladı sonunda kendisinden başka ilgilenecek bir şeyim olmadığını.
*

EYLÜL 2021

Ey sevgili bulutlar, gök, yer ve ağaçlar 
gidiyor sevgilim: Acıyın bana, âşıklar 
için merhamet varsa bu dünyada. 

*
Bir sürgün yeridir şiir…
*
Sanki neşeliymişim gibi eve döndüm.
Kapının zilini çaldım birkaç kez ve bekledim…
Belki gecikmiştim. Kimse açmadı kapıyı.

*
Bir Kadın: “Benim de
Hiçbir şey hoşuma gitmiyor. Oğluma kabrimi gösterdim.
Hoşuna gitti ve uyudu (öldü) benimle vedalaşmadan” der.
*
Çıkıyorum
Kapı kapanıyor
Gölgem çıkıyor ardımdan •
Madem ki yabancısıyım artık anılarımın ve evimin
Neden, “Elveda” diyeyim?

*
Dil uzatana söylemedim acımı,
(Zaten) acı çektiren yetti bana.
*
Leyla el-Ahyeliyye üzerimde küçük ve büyük mezar taşları olduğu (ölü olduğum) zaman bile bana selam verse, yine gülümseyerek onun selamını alırım. Yahud kabrim tarafından bir baykuş kendisine ses verir.
*
Yapıştırıyorum tebessümler hüzünlü yüzüme,
Sevinsin diye müşteri.
*
Bu kalp, bir süre yolunu kaybetti, geri dönmeden önce. Sordum
sevdiğime: Hangi kalpte vuruldum?
Eğildi kalbimin üstüne ve
gözyaşlarıyla cevapladı beni…

*
Hiç kimse istemiyor unutmak. Daha doğrusu, hiç kimse istemez unutulmak. …

Yeterli unutkanlık yok mu onlar için unutmaya?...
*
Bir sürgün yeridir gönül
bizi kendi gönlümüzden uzaklaştırıp yabancıya götüren…

*
İki olmaya dönmek ihtiyacındayız,
böylece sürdürebiliriz kucaklamayı birbirimizi.
*
Ben yabancıyım. Saman Yol’u boyunca sevgilime
yürümekten yorgun. Sıfatlarımdan yorgun

*
“Ben ve Kadınım, sonsuza dek”
Böyle başlar aşk. Fakat
bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile
“Ben ve O kadın”
*
Günümüzde şiir ciddi, kaçınılmaz olan değişimlere uğradı. Çağdaş edebiyatta “kahramanlar” önemli bir değişime uğradı. Çağdaş “kahramanlar” sıradan insanlardır artık. Şair, artık bir “kurtarıcı”, Mesih yada peygamber değil. O da sıradan, normal bir bireye evrildi.
*
Bundan daha büyük bir saadet olamaz; insanlar mısralarımı hakiki ev belleyip içinde oturuyorlar, zira şiirdeki beyit ev demektir. Vatanı elinden alınmış Filistinliler de şiirlerimin beyitlerine sığındılar.
*

AĞUSTOS 2021

Uyku Şiirleri Bercestem
*
Boyuneğmez ufak bir soluk içimde savaş vermekte, mutluluğu, yorgunluğu ve ölümü yenmeye. 
*
Ben şiiri görüyorum, okumuyorum.
*
Günün aydınlığında
Kimsenin aklına gelmiyor
Ateşböceği
*
Sen yokken
Seninle
Konuşuyorum
Sen varken
Kendimle

*
Dertsiz okuyucu, çoban kadar rahat,
Az’la yetinen, açık yürekli insan,
İçkiye düşkün ve hüzün kokan,
Bu kederli kitabı fırlat, at.
*
her insan bir eşek sabrıyla sırtına yüklenmiş olanı taşır, çünkü yükünden birazcık daha güçlü olan eşek, mutlu bir eşektir. 
*
Bunalıyorum çocuk, büyük bir ızdırap içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya her gittiğimiz yerde durmadan dert ve şikayet dinliyoruz.

Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz. Maalesef, memleketin gerçek durumu bu işte.
*
Sen biricik kadınımsın mavi deniz
Bir başka oluyorum her koynuna girdiğim zaman.
Serin sularında can verip can alırken
*
Gideceksin buralardan gün gelecek,
...
Ağlamayacak kimse ardından, gülmeyecek!

*
Ölümden sonra zaten ölmüş insanları görme şansımız olacağından emin olsaydım, son aylar çok daha kolay olurdu. En iyi arkadaşım 1972'de ölen ve o günden beri her gün özlediğim babamla el sıkışmak istiyorum. Ona bir özür borçluyum. 
*
Ateşten, dumandan yol mu şaşırdın?
İs ile kapandı yolu Şahin’in

*

TEMMUZ 2021


Sonra sıra ormanlara geldi,
Yüz binlerce dönüm ateş yaktık,
*
Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen

*
Ben bağlıyımdır nasıl bağlıysa
Köpek efendisine sarmaşık gövdeye
*
İştahla söylediğim aşkın sarkışıydı
Sevincin sarkışıydı toz kondurmadığım

*
Kızgınlık sırasında kendine, sertliğine, elinin saldırısına ve dilinin keskinliğine hakim ol. Bütün bunlardan, öfken sakinleşip iradene hakim oluncaya kadar, diline ilk gelen sözleri tutmak ve saldırıyı ertelemek suretiyle korun. Rabbine dönüşünü hatırlayarak gayretlerini artırmadığın sürece, bu konuda nefsine asla hakim olamayacaksın. 
*
Siz...
Hiç yer değiştirmediniz, sınırları gizlice geçmediniz, delik botlarla denizlere açılmadınız ama yine de kendi ülkenizde nicedir mültecisiniz.

*
Geçer gider hacegân ve ahûlar ve zaman
acır bir şey içimde bu göğsüme ne kattın
*
hayat bir gül yarasıdır
her şeyde seni görürüm
ve dünyanın bir yerde öbür ucunda
git dersin…
gidemem derim

*
/Siz de biliyorsunuz
'hüzün' bu yıl yine moda çocuklar/
*
Doğrusu, hayatı çok sevdiğimi söyleyemem, hayır. Canlı olduğum için, sorumluluklarım olduğu için hayata katlanıyorum.
*
Şairi şiirinden bilmek en iyisidir. Fazlası okur için hayal kırıklığı da olabilir, şiirle okur arasına girip şiirini de gölgeleyebilir. 
*
Ağlayarak yürüyor bu adam 
kimse bilmiyor neden ağladığını 

*
Neyi arıyor böyle yolculuklarda ruhlarımız 
çürük teknelerde 
dolaşarak bir limandan öteki limana? 
*
Ruhlarımızı kaybetmişiz de
(Yürüdüğümüz sokaklarda, gecelediğimiz evlerde)
Onları arıyoruz sanki...
*
İçinde bir kuşku yalnız, kaybettiğin şey seni görüyor da,
sen onu göremiyorsun diye.
*
Anne Şiirleri Bercestem
*
çocuk olamayacaksın artık
allâsmarladık
*

HAZİRAN 2021

Eğer oturmak ve unutmak sanatını öğrenmemiş olsaydım.
Bu sonsuz yalnızlığa nasıl dayanabilirdim ?

*
Nehri geçiyor, nilüfer çiçeği topluyorum,
Orkide tarlasında çeşit çeşit kokulu otlar var.
Onları topluyorum, fakat kime götüreceğim?
*
Ziyafet ve eğlence içinde bile kederliyim.
*
İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
Yalnızlık bir başına kalmıştır.
*
Kalbim daima seni takibedecek ve asla unutmıyacak.
Şimdi sen Batıya doğru giderken.
Sana iyilikler temenni ediyorum.

*
eziyetle yürüdüğün yeter
dökünüyorum yorgunluğunu bedenime
sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
anne, gül et beni kederine
*
İyi günler tekrar gelmiyecek;
Bir an sonra ayrılmış olacağız.
Yol ağzında üzüntü ile durakladık.
Tarlada el ele durduk.

*
Gece yarısı rüyamda,
Sizi gördüm, sizinle konuştum uzun uzun.
*
Kim söylüyor ki, istiyormuşum.
Senden böyle uzaklarda yaşamak, ayrı kalmak.
Elbiselerim hâlâ senin taşıdığın koku ile dolu.

*
Mesut olanlar günün kısalığından şikâyetçi.
Üzüntülü olanlar yılın tenbelliğinden usanç getirir.
Fakat kalbleri neşe ve kederden uzak olanlar,
Kısalığa, uzunluğa dikkat etmeden yaşayıp gider.
*
Kapıdan çıkıyorum, doğuya bakıyorum.
Gözlerimden yaşlar akıyor, elbisemi ıslatıyor.
*
Çevirilerini yayımlamaya devam eden yayınevlerinin ona layık gördüğü iki satırlık baştan savma biyografilerde doğum ve ölüm yılları bile net değildi. Ama değişmez kapanış cümlesi, üzüntümü de merakımı da arttırmıştı: “1970 yılı civarında intihar etti.”
*
Kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgâr
alçak damlı evlerin yüksek, küçük pencerelerinden.

*
Ve ben kafiyelerin ağır taşlarını omuzumda taşıyorum 
Ve şiir zindanına 
Hapsediyorum kendimi 
Çerçevesinin zindanında 
Hapsolmuş resim gibi
*
her söz incitir.
*
öyle ya, 
sessizlik de bir cevaptır, 
*
o geride kalan
benim kalbimdir.
oraya tüneyip uzaklara bakan
geçmişle gelecek arasında çizilmiş bir hat olan o telde 
durup evi hisseden.

*
elbette gül bahçeleri gömülü kalbimizde. 
*
Aç kalan kurtçuklar en sonunda birbirlerini yemeğe başlarlar. Nihayet onlar da biter ve kuyu tertemiz olur.
*
Gururlu bir çocuksun,
İster bir fırtına ol, .. istersen yağmurlu bir hava ..
Her zaman kalbim bağışlayandır
Öç alması olur mu hiç,
Kuşların küçücük yavrularından?
Bir çocuk gibi şefkatime ihtiyaç duyduğunda
Ne zaman istersen dön kalbime
*
yanlışları onların 
yanlışa sürüklüyor beni de
onur kırıcı sözleri acı veriyor bana 
kan sızıyor acımın derinlerinden! 

*
Nasıl da güzel senin gülümseyişlerin
*
Sözler ve isimler tuzaklar gibidir
Tatlı söz ömür suyumuzun çakıl taşıdır.
*
sahilde, ama yine de kaygılıdır kayıkçı
feryat eder daha büyük bir huzursuzlukla:
"n'olur, bir daha düşse yolum, engin denize!"
*
Bir esinti bu haberi getirip geçti
“İki taraflı olunca ne hoştur sevgi”
Genç adam hayıflanıp iç geçirdi
“Tek taraflı sevmek bir baş ağrısı”

*
Gizlenmiş bir acıya sahipti
Mehtabın soğuk ve yorgun ışığında, dağlık
Uzak kalmış bir arzu gibi
Ümit halesi gibi
Ya da ipekte zarif ve hevesli bir ten gibi
Görünüşte uyuyordu
*
Dalgıç kuşları da fırtınanın önünde inliyorlar
Denizin üzerinde sakinlik için kanat çırpıyorlar

*
İçimdeki hüzne karşın oldum sabırla yaşar,
Ne yazık ki elimde olmadan üzüntüm dışarı taşar.
*
Kınamaya gelmez sevgilim
Terkedince onu, kaybederim
Bana der, yok benim benzerim

*
Ayrılığımız için uğraşanlar var ya
Niyet yok bizde intikama
Geçtiler her taraftan saldırıya
Azdır beni savunan ama
*
Kader korktuğum şeyi getirdi başıma 
Ayrılık bitmiyor geceler aksa da
Sabrın da niyeti yok beni azada

*
Bana sevdiğim yeter de artar
Ayrılınca kalbim peşinden koşar
*
Bana yeter rızası ve mutluluğu 
Uğraşırım kazanmak için tutkusunu

*
Serseri diyorsunuz, çünkü kıskanıyorsunuz. Siz haklı olduğunuzu kendinize ispatlamak zorundasınız. Karanlık bir delikte günlerinizi hareketsiz geçirmeye, yaşamak diyorsunuz. Geçiminizi kazanacaksınız. Peki ne zaman yaşayacaksınız
*
Ağlamak bayağıdır, inleyip yalvarmak da.
Alın yazısının seni çağırdığı tek yolda
Yap olanca gücünle uzun, ağır işini,
Sonra acı çek ve öl, sessizce, benim gibi."

*
Elden gidiyordu vakit.
*
Sordu çocuk hüznün içinden:
Ne kadar yol var bebeğin gurûbuna?

*
Yeni çekilmiş bir dişin
Yadırganan boşluğu
Dilimin ucunda ismin.
*
Bakın etrafına:
Gör, nasıl da canlı, çepeçevre -
Ölüm aşkına! Canlı!
Hakikattir gölgeden söz edenin söylediği.

*
Süngüsüdür şiir bugün halkın!
*
Ahşap çiçekler ekiyorum, hırsımız kurusun
telaşımı gömüyorum uykuya
ömrümün ikindisi.
Ama şöyle düşün
ikimiz birden üzülebiliyoruz.
buna da şükür.

*
Ana oğul, baba oğul, baba kız, karı koca, abla kardeş… Hepsinin arasında giderek uçurumlaşan boşluklar her birini yalnız, tehditkâr, giderek tekinsizleşen, anakaraya varışın neredeyse imkânsız olduğu birer adaya çevirecektir.
*

MAYIS 2021

Her yazdığım şiiri bir kez okuyup, sonra yakmak isterim
Ya da son bir şiir yazıp, bırakıp gitmek
Beynimde yaralı bir cırcır böceği var
Tek dileği, bir türkü daha söyleyip ölmek.

*
Ben bütün yenilgileri yaşadım
Kalmadı sana hiçbir şey
Oğlum, biricik muradım
Bir su damlasıdır kapıyı gözler
*
Kalemim üşüyor, parmaklarım köz 
Ve sürek avlarında yorgun düşmüş... 
Gazetenin en derin köşelerinde insanlar ölüyo
*
Bağışlayın beni
Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım...
*
Ardımdan ilk sen ağlayacaksın 
Ben ölüme güldükten sonra...

*
Şair, dünya sana küsmüş diyorlar
Sen barışamazken kendinle bile
*
Şair, bir taşı oyup da içine girmenin zamanı geçti!
Bir kez daha gülümseyerek yanıtlıyorum onu:
Ağladım. Biraz rahatladım. İyiyim şimdi.

*
Hayata da ölüme de öylesine uzağım ki
Yüreğim eski bir duvar gibi delik deşik
Bir sevda mı onaracak şimdi onu
*
Doyum içinde ayrılacağımı sandığım bu yaşamdan, zaman zaman algılıyorsun ki, hiç de doyumla ayrılamayacaksın. Hiç yaşamamış gibi.
*
Aşı konusunda vatandaşı zorlayamazsınız. Bu bir zorbalıktır. Haysiyetli hukukçular bu konuda gereğini yapar, benim ümidim bu yöndedir. Ben mesleğim gereği neyin ne olduğunu biliyorum. Hiç kimse bizi kedi köpek gibi aşılayamaz.
*
Allahım! Gamlar üzerime askerlerini salacak olursa, tek silahım sensin. Herkesten ve her şeyden mahrum kalacak olursam, umudum sadece sanadır. Olaylar ve zorluklar üzerime saldıracak olursa yardım çağrım yalnızca sanadır.
*
“Ya Rabbî, beni nefsime öyle hâkim kıl ki gerek bana, gerek ebeveynime ihsan ettiğin nimetlere şükredebileyim. Seni razı edecek güzel ve makbul işler yapabileyim. Bir de lütfedip beni hayırlı kulların arasına dâhil eyle!"
*
Yaraya tütün, kalbe hüzün adamım, ömre ölüm yakışır
Bul karıştır, tak takıştır, sonra bir de kaşın üstüne
Bütün cinnetlerine tamah ettiğim Hayat
Babamı ne kadar severmişim ah, oğlum beni sevmiyor

*
Normal şartlar altında sevdiğini kaybeden kişi merhumun o süreçteki her haline tanık olur; hastane yatağında, gasilhanede, tabutta, musallada, kefenli haline ve en sonunda da toprağın içinde. Her basamak bizim sevdiğimizle vedalaşmamız için bir fırsattır fakat bu basamaklar pandemi sürecinde sekteye uğradı.
*
Zamanında yapılmamış, vakit bulunmamış, ertelenmiş, yüzüne söylenilmeye cesaret edilmediği için yutulmuş tüm sözler bir gecikmişlik duygusuyla şiirde yer bulur. Baba, yerilmesine yerilir ama bir süre sonra olumsuz aktarım yapılan tüm özelliklerin önemsizleştirildiği ve babanın anlaşılmaya çalışıldığı, tüm hatalarına karşın bağışlandığı bir yüceltim mekanizması devreye girer.
*
Ne kadar uzağa giderse gitsin herkes eve dönmeliydi sonuçta. Eve dönmenin belirli bir tarihi olmalıydı ona göre. Ev, kendisinden fazlaca uzağa gideni affetmeyebilirdi çünkü.
*
Seni dünya üzerinde tek başına yankılanan boş bir ev gibi bırakıp gittiğimi unutmadım.
*
Yoruldum, Enis, durmadan kendim olmaktan, kendimdeki başkalarından da.
*
Yazmadan edemedim...
*
Şiir, halet-i ruhiyenize ve hayat evrenize göre her okumada farklı gösterir kendisini. Sizinle beraber hatta belki de sizin içinizde büyür ve değişir.
*
Başarısızlık korkusu insanı durdurabiliyor bu yüzden de en az endişeleri olan ve harekete geçme konusunda en güçlü olanlar, katılımcılar arasındaki en deneyimsizler oluyor. Dışarı çıkıp işe koyulmayı daha kolay buluyorlar. Belki de bu hafta onlara öykünmeliyiz, deneyimli olanlar yeni başlayanları örnek almalı.
*
İntihar ihtimali, tek gerçek özgürlüğümüz, bu dünyadan kaçışımızdır. Bu özgürlüğü gerçekleştirmiyorsak eğer bütün güçlüklere rağmen hayatta kalmaya karar verdiğimiz içindir. Yaşamayı seçtiğimiz gerçeğini kabullendiğimizde, bu özgürlükle mutabakata vardığımızda çok daha neşeli bir hayat süreriz.
*
Araba, güvenlik hissi uyandırır. Bakmak ve yansıtmak, kendimle olan bitmek bilmeyen sohbetleri ve süregiden içsel diyalogları hafifletmek için bildiğim en iyi yer.
*
Aşk dayanak sağlıyor. Her şeyi canlandırabilir ve hızlandırabilir. Güzel hatta sarhoş edici olabilir. Belki birini sevmenin hakiki değeri kendinden vazgeçmene izin vermesidir. Aşk aynı zamanda yıkıcı bir kuvveti de taşır yanında. Tutku acı çekmek anlamına gelir. Gideceğimiz yere kısa sürede varırız ama tabii ki sürüklenme ihtimalimiz daha fazladır.
*
Aslında Hz.Yusuf (a.s.)’ın kıssası bir çerçeve olup, bu vesile ile çok sayıda dinî prensip zihinlere yerleştirilir. Bu sûrenin, Hz. Peygamber (a.s.)’ın, dünyadaki en büyük iki desteğini, yani hanımı Hz. Hatice (r.a) ile amcası Ebû Talib’i kaybedip büyük bir üzüntü içine girdiği bir dönemde gelmesi, ona tam bir teselli olmuştur.
*
"Onlar iman etmiyor diye üzüntüden nerdeyse kendini yiyip tüketeceksin."
*

NİSAN 2021

Oğul Şiirleri Bercestem Babalar ve Oğulları
*
Dün sabah işe giderken
      ölümü gördüm
           ölümü
*
Ah! Ne mutlu kalbi yumuşayanlara
Ve sonunda bağışlananlara!
İnsan başka türlü nasıl yolunu bulabilir.
Ve ruhunu Günah'tan arındırabilir?
Efendimiz nasıl girebilir ruha.
Kırık kalplerin çatlaklarından başka?

*
Kişi, geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları aklında, hatırında, hafızasında sıcak tutarak, var olan sabrı geçmişe yöneltirse, bugüne lazım olan sabır gücü eksilir, barutu biter, șimdi yaşadığı musibet ona olduğundan daha büyük, mevcut dayanma gücü ise var olduğundan daha eksik görünür.
*
Hatırladım ki birden,
Bu kent benim sürgün yerim
Kendimi buraya süren mi? O da ben.

*
-insan bir yorgunluktur sevgili babacığım-
bunu sen söylemedin
ben yazdım duvarlarıma külden avuçlarımla
kapandım yazılara
ellerini aradım.
*
Yaşamak bıraksa beni sımsıkı tutacağına
Ve kırılsa içimde bir ayna gibi yarın!.

*
Çocuk uykusunda gülüyor
Yılların acı çığlığından habersiz
Elleriyle oynuyor karanlıklar
Sessiz sessiz.
*
Ölümü arayarak geçti
Bunca yılım.
...annem
Beni komşunun oğlu kadar seven,
Yok olan babamdı belki
Ölüm tutkumu pekiştiren.

*
Ben şiirlerimdeki adam değilim
Benim değil şiirlerimdeki yüz
Söyledimse de bazı şeyleri, 
Bazılarını gizledim
*
Yavaşça uzaklaşacaksın benden
Katlanılmaz bulacaksın, biliyorum
O çok iyi dediğin yönlerimi
Susuyorsam, konuş diyeceksin

*
Merak edenler çıkacak
Geride bıraktığım kelimeyi
Bir anlamını söyleyeyim
Sadece bir kez yaşananların hepsi
Seni yaralamışsa
Dönüp değiştiremezsin ki
*
Evime gelirseniz, lütfen bana bir lamba ve içinden kalabalık mutluluk sokağını görebileceğim bir pencere getirin.
*
Geceleriniz çok karanlık mıydı derlerse ses vermeyin
O karanlık geceleri onlar yaşamadılar
Karanlıktan korktuğunuz büyük geceleri unutmayınız
*
Ne zaman bir olmazı anlatsan
Okyanuslar çöle döner içimde

*
Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
*
"Sakın geri çevirme ateş ve su isteyeni.
Sakın yanıltayım deme, senden yolunu soranı.
Sakın mezarsız koma, can verip
ölmüş kişiyi. Ve kesmeye kalkma
sabana koştuğun boğayı."

*
şiirin son birleşimiydi bu. Kimseyi aldatmak istememişti. Son yakındı. Bir daha sordu:
"Acaba minnet duygusu mu, yoksa minnet duyulması isteği mi?"
*
Gözlerinden iki yaş düştü... O akşam Nesrin,
Yeni bir âşıkı reddeyledi; bir leyi-i huzûr
Çekti mazisine bir sütre-i nisyân, pür-nûr.

*
Bu rûh için bir hak
Biraz da kendini sevmek değil midir, yaşamak?.
*
-Ama sizi böyle ezip geçmeleri canınızı sıkmıyor mu?
-Hayır... İnsanlardan nefret etmekle uğraşamam. Buna zamanım yok...

*
Varlık; evet o dalga, o girdabı anmanın
İnsan için nedir?.. Evet insan ki doğmadan
Ölmekle uğraşır, ve bu kör bahta katlanır,
Geçmişte durmasında gerek var mıdır?.. Hayır.
*
Menekşeyi
koparmayın -
Zayıf yüreğidir o
               İlkyazın

*
Koparsam bir türlü
Koparmasam bir türlü
          Ah şu menekşe!
*
Yalnızlık bir ateşböceği
"Bak! Bak şurada!" diyecekken
yanımda kimseyi göremiyorum.

*
Gizliyorum babamdan
Kırlaşmış saçlarımı!
*
Akşam sisi -
Düşünüyorum da geçmişi
Ne kadar uzakta!

*
Sıçrayan sudan mı
İrkilip dökülüyor
Sarıgülün yaprakları?
*
Issız ortalık -
Bir yaprak burada düşer
Bir yaprak orada

*
Kokusu
Tedirgin eder beni
              Balta yemiş ağacın
*
Bu dağlar da
Babamın gözleri önündeydi
                Kış yalnızlığında


MART 2021

Bercestelerim